Daha
önce ABD büyükelçiliğini Kudüs’e taşıyan ve Golan Tepeleri’ndeki İsrail
egemenliğini tanıyan ABD Başkanı Trump, İsrail Başbakanı Netanyahu ile birlikte
düzenlediği basın toplantısında, “Yüzyılın Anlaşmasını” açıkladı. Adına barış
planı dedikleri bu projeye göre;
-Kudüs
İsrail’in bölünmez başkenti olacak.
-İsrail’in
güvenliğinden ödün verilmeyecek.
-Batı
Şeria gibi yerlerdeki İsrail yerleşimcileri kalıcı olacak ve bu yerleşim
yerleri İsrail tarafından ilhak edilecek.
-İsrail’in
güvenliği için Ürdün Vadisi ilhak edilecek.
-Filistinliler
bu anlaşmayı kabul ederlerse bağımsız devlet kurmalarının önü açılacak.
-1948’den
beri yerlerinden olan Filistinliler geri dönemeyecek.
-Filistinliler
terörü reddedecek, silahlı direnişi terk edecek…
Açıklanan
bu barış planına İslam dünyası ve dünya, beklendiği gibi tepki gösterdi:
Filistin Devlet Başkanı Abbas “Bin kere hayır” dedi. Hamas, “safsata” olarak
değerlendirdi. İran, “ihanet” açıklamasını yaptı ve Filistin’de bir intifada
beklediklerini sözlerine ekledi. Türkiye, “Kudüs kırmızı çizgimizdir” dedi.
Ürdün, bu sözde planın tehlikeli sonuçlara yol açacağını duyurdu. AB, iki
devletli çözüme bağlılığa vurgu yaptı. BM, bu konuyla ilgili tutumun daha önceki
alınan kararlarda gösterildiğine atıf yaptı. Filistinliler, açıklamanın
ardından Ramallah’da sokağa döküldü. İstanbul’daki ABD konsolosluğu önünde
protesto gösterisi yapıldı.
Sözde
“barış projesine” tepki gösterenlerin yanında destek açıklaması yapanlar da
oldu. Bunların başını Birleşik Arap Emirliği çekti. Bahreyn ve Umman da
açıklanan barış toplantısına büyükelçileri vasıtasıyla katılarak destek verdi. (ABD
ve İsrail bir olup Filistinlileri kökünden kuruttuğu zaman bu Arap ülkeleri
şükür kurtulduk diye göbek atarlar. Çünkü Filistin Arapların önünde bir ayak
bağı.)
Bize
göre safsata ve bir deli saçması olan bu sözde “barış planı” konusunda ABD ve
İsrail ciddi mi ciddi… Daha önce “olmaz, olamaz, İsrail buna cesaret edemez”
dediklerimizi, bu muhteşem(!) ikili, (Trump-Netanyahu) bir plan dahilinde
dünyaya rağmen hayata geçirdiklerine göre, açıkladıkları bu projeyi de
yürürlüğe koymalarının önünde hiçbir engel yok. Başta İslam dünyası ve dünya
istediği kadar tepki göstersin, BM Genel Kurulunda ABD ve İsrail yalnız kalırsa
kalsın, ABD ve İsrail yollarına emin adımlarla ilerliyor ve İsrail’in “Arzı
Mev’ûd” adını verdiği topraklar üzerinde Büyük İsrail’i kurma planları tıkır
tıkır işliyor. Biz bu durumda bu iki ülkeye niye kızıyoruz ki? Adamlar
inandıkları değerlerinin gereğini yapıyorlar.
Görünen
o ki Filistin ve Kudüs meselesinde en açık tepkiyi hep Türkiye veriyor ve
vermeye de devam edecek. Belki de Türkiye’nin son yıllarda başına gelenler,
İsrail’i karşısına almasından ve İsrail’i devlet terörü yapıyor demesinden
kaynaklanıyor. Türkiye, Filistin meselesinde BM’de öncü rol üstlense de en üst
seviyede tepki gösterse de hep birlikte gördüğümüz gibi Türkiye’nin bu
çırpınışları tek başına yeterli değil. Çünkü Türkiye’nin eti belli, budu belli.
Elinden başkası da gelmiyor. Dünyanın sessizliği ve İslam dünyasının
parçalanmışlığı devam ettiği müddetçe Ortadoğu’da ABD ve İsrail’in borusu
ötmeye devam edecek görünüyor. Çünkü dünyada gücün kadar söz sahibisin, gücün
kadar etkili olursun. Bu demektir ki Ortadoğu’da kan ve gözyaşı akmaya devam
edecek.
***30/01/2020 tarihinde Pusula Haber gazetesinde Barbaros ULU adıyla yayımlanmıştır.
***30/01/2020 tarihinde Pusula Haber gazetesinde Barbaros ULU adıyla yayımlanmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder