Toplumda
ne zaman bir doğal afet olsa veya suç işlense, insanımızın yolu cezaevine düşse
olayın niçin olduğunu incelemeden hemen “kader…kader kurbanı…kader
mahkumu…demek ki kaderi böyleymiş…insan kaderini değiştiremiyor…Allah böyle
yazmış…ne kötü kaderin varmış…” sözlerini çokça duyarız. Bu bakış açısı suçu
kadere yıkmak ve insanı temize çıkarmaktır. Yani bu işte benim suçum yok, eğer
suçlu arıyorsanız suç kaderimdedir, beni değil; kaderimi suçlayın demektir.
İnsanın yaptıklarına kılıf bulmasıdır.
Allah
evreni yaratırken üç çeşit yasa yaratmıştır. Bunlar: Fiziksel, biyolojik ve
toplumsal yasalardır. Gece ve gündüzün meydana gelmesi, yağmurun yağması, doğa
olayları, mevsimlerin oluşması, Güneş’in doğup batması vs birer fiziksel
yasadır. Bunlar yaratılırken kendisine ne görev verilmişse aynıyla vuku bulur,
insanın dahli yoktur. Canlıların doğumu, gelişmesi ve ölümü ise biyolojik
yasalara örnektir. Bu yasa da Allah’ın evreni yaratırken koyduğu ölçü
çerçevesinde meydana gelir. Toplumsal yasa ise toplumun oluşum, gelişim,
değişim ve çözülmesiyle ilgilidir. İnsanı ve hayatı ele alır. Buna da örnek
verecek olursak: Gelir dağılımının adil olmadığı toplumlarda toplumsal barış
bozulur, işsizlik ve kuraklığın olduğu yerde göç başlar…gibi. Yine Allah
Kur’an’da eski kavimlerin yaptıklarını misal olarak verir: Onlar böyle böyle
yapmışlar ve başlarına şunlar gelmiştir. Eğer siz de onlar gibi yaparsanız aynı
akıbet sizi bekliyor, demek suretiyle toplumsal yasaya işaret etmektedir.
Her
üç yasada da sebep-sonuç ilişkisi vardır ve evrenseldir. Fiziksel yasalarda
insanın dahli yoktur. Fakat insanın çevreye verdiği zararlardan dolayı iklim
değişiklikleri, küresel ısınma, ozon tabakasının incelmesi ve delinmesi gibi
durumlar ortaya çıkabilmektedir. Canlıların GDO’su ile oynamak suretiyle elde
edilen ürünler, insanın veya canlıların gelişimine olumsuz katkı sağlaması
biyolojik yasalarda da bir değişikliğe sebebiyet verebilir. İnsanın özgür
iradesiyle yaptığı şeylerle oluşan toplumsal yasalar da değişmezdir. Mesela
Allah, “Bir toplum kendini değiştirmediği müddetçe Allah hiçbir toplumu
değiştirmez” buyurarak Allah’ın kanununda bir değişiklik bulamazsınız
demektedir.
Kader;
ölçü, plan, düzen, denge ve program demektir. Yani kaderden anlamamız gereken
“Allah’ın evreni yaratırken bir plan ve ölçü çerçevesinde koyduğu kurallar
bütünü” diyebiliriz. Yani yukarıda anlatmaya çalıştığım üç yasa kaderin ta
kendisidir. Allah, “Ben evreni yaratırken bir ölçü koydum, bu düzen demektir.
Siz de hayatınızı bir düzene koyun, bir plan ve program çerçevesinde hareket
edin” demek istiyor. Yine Allah, “İnsanoğlunun başına gelenler kendi yapıp
ettiklerinden demektedir. Kaderden anlamamız gereken budur. Durum bu iken
depremde binamız yıkılır; kader deriz, maden ocağında göçük meydana gelir;
kaderden kaçılmaz deriz, hız kurallarına uymadan ölümüne araç sürer, kaza
yaparız; kader deriz. Evet depremlerin olması, maden ocaklarında göçüğün
meydana gelmesi bir doğa olayı yani fiziksel yasanın bir gereğidir. Binanın yıkılması
ve altında insanların kalması depreme dayanıklı ev yapmayışımızdandır. Yani
insan eli değiyor burada. Öldüren deprem değil, çürük binalarımızdır. Allah,
“Sağlam bina yapmazsanız o yaptığınız binanın altında kalırsınız” ölçüsünü
koyuyor.
İnsanoğlu
adam öldürür, hırsızlık yapar, cinsel istismarda bulunur, terör eylemlerine vs katılır…Bunların
hepsi insanın özgür iradesiyle yaptıkları şeylerdir. Bu ve benzeri suçlarla
hapishaneleri dolduran insanlara anlaşmışçasına kader mahkumu, kader kurbanı
diyoruz. Allah’tan korkalım böyle derken. Suçu kadere yükleyen kader inancımız
öbür dünyada yakamıza yapışır. Kimse yaptığı veya işlediği suçun cezasını
kadere yüklemesin. Böyle diyenlere kader kadar başınıza taş düşsün diyesim
geliyor. Hele kader kurbanı diye suç işleyen insanları hapisten kurtarmak için
genel af ilan etmek veya bunu dillendirmek hakkaniyete uymaz. Suçlu mutlaka
cezasını çekmelidir. Eğer suçlu affedilecek ise mağdur tarafların izni olmadan
devletin affetme yetkisi yoktur, Meclisin de buna alet olmaması gerekir. Özellikle
sorumluluk makamında olanların genel af veya kısmi af gibi sözleri ağzına bile
almamalıdır.
Bazıları
“Kaderimiz değişir mi” şeklinde soru sorar. Mübarek kaderini biliyor musun ki
değişir mi diye soruyorsun. Kader dediğimiz şey, kendi yapıp ettiklerimizdir. Lütfen
yaptığımız şeylerden dolayı kaderin arkasına sığınmayalım. İşe ilk önce
günümüzde yaygın olan yanlış kader anlayışımızı düzeltmekle başlarsak taşlar
yerli yerine oturur; hayatımız düzene girer, yaptığımız ve yapacağımız şeyler
için tedbirler alırız.
* 14/05/2018 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.
* 14/05/2018 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder