30 yıldır tanış olduğum biri var. Ne zaman kendisiyle görüşsem aynı soruları sorar, aynı cevapları veririm. Ne o sormaktan bıktı, ne de ben cevap vermekten. İstikrar abidesi desem yeridir. Laf olsun diye soran biri değil. Sorduğu her soruda samimi. İşin garibi sürekli aynı soruları sorduğunun farkında değil. Sorduğu soruları dert edinen o değil, maalesef benim.
Hal-hatır sormasından bahsetmiyorum. Ki bu doğaldır. İsterseniz bıkıp usanmadan sorduklarını soru-cevap şeklinde bahsedeyim.
-Senin evin şu köşesine bir kamelya olur, niye bir kamelya yapmıyorsun?
-Orada ağaç var, ağacı kesmek lazım.
-O zaman şuraya da olur?
-Kim oturacak? Gerek yok.
-Olsun iyi gider.
-Burası sadece bana ait değil, apartman sakinlerinin kararı gerekir. Sonra kimse razı olmaz.
On bir sene oturduğum eve her gelişinde girerken bu konuyu açtı, uğurlarken bu konuyu açtı. Konuşma hep bu minval üzere geçti.
*
-Senin çocuk kaça gidiyor bu sene, dokuz mu on mu?
-On.
-On, yani lise 2?
-Evet, lise 2
Bir başka görüşmemizde çocuğun sınıfını sorunca,
-Lise 2
-Lise 2. Yani 10.
-Evet.
*
-Her gün okula giden mi?
-Giderim.
-Sabah kaçta gidersin?
-07.30'da.
-Ben? 06.30'da otobüse biniyorum.
-Evden kaçta çıkarsın ya?
-07.20'de
-10 dakikada varabiliyor musun?
-Evet.
-O zaman çok hızlı yürüyorsun.
-Normal adım.
-Ara sokaklardan geçiyorum.
-Şimdi oldu. 10.03.2018
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder