İnsanlar huy, tabiat ve
fizik açısından farklı farklıdır. "Yaratılanı severiz, Yaratandan
ötürü" sözü gereğince Rabbimizin her yarattığı kabulümüzdür. Bazı insanlar
vardır ki çok kibirlidir. Kibir ve gurur yürüyüşlerine bile yansır.
Toplum her tip insanı
olduğu gibi kabul eder. Fakat kibirli insana asla tahammül etmez. "Burnu
havada, gubuz gidi, sanki dünyayı o yaratmış, burnundan kıl aldırmıyor"
gibi sözlerle eleştirisini de dile getirir. Kur'an-ı Kerim'de de kibirli
insanlarla ilgili Allah Teala; " Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü sen
yeri asla yaramazsın, boyca da dağlara asla erişemezsin." (İsra 37)
buyurmaktadır. Peygamberimiz bu konuda, "Kalbinde zerre miktar kibir
bulunan kimse asla cennete girmeyecektir!" buyurmuştur.
Bu tür insanlar kolay
kolay hatalarını kabul etmezler. Özür de dilemezler. Burnundan kıl aldırmayan
bu insan tipiyle ilgili aşağıdaki hikayeyi paylaşmak isterim:
"Zengin yaşlı bir
adam bir sabah müthiş bir baş ağrısıyla uyanır, İlaç alır, geçmez. Bir iki gün
bekler, ağrı devam eder. Doktor çağrılır. Doktor muayene eder, ağrının sebebini
anlayamaz sadece ağrı kesiciler verip, gider. Fakat adamın baş ağrısı
geçeceğine daha da artarak sürer. Baş ağrısının yanında gözleri de yaşarmaya
başlar. Başka doktorlar çağrılır. Adam ağrıyı kesene servet vaat eder. Ama
doktorların hiçbiri ağrıyı kesemediği gibi sebebini de bulamaz.
Baş ağrısından geceleri
de uyuyamayan adam iyice kötüleşmiştir. Baş ağrısı ve devamlı gözyaşları hayatı
çekilmez kılmıştır. Tedavi için yurtdışına da giderler, hastanede uzun bir süre
kalır, çeşitli testler yaparlar bir türlü doktorlar teşhis koyamaz. Memleketine
evine dönmesini orda dinlenmesini daha doğrusu son günlerini evinde geçirmesi
tavsiye edilir. Zengin adam ne yapalım kaderimiz böyleymiş deyip çaresiz evine
döner.
Bir gün, yaşlı adam
kendini iyi hissetsin diye eski berberi çağrılır. Berber yataktan kalkamayan
yaşlı adamı tıraş ederken, adamcağız derdini anlatır ve ölümü beklediğini
söyler. Berber bir an düşünür ve der ki;
– Sakın sizin burnunuzda
kıl dönmüş olmasın.
Adamın burnunu kontrol
eder;
– "Hah işte! Kıl
dönmüş. Sorun değil, ben hallederim." deyip yaşlı adamın şaşkın
bakışlarına aldırmaksızın çantasından cımbızı kaptığı gibi kılı çeker. Ev halkı
yaşlı adamın müthiş çığlığıyla odaya koşar. Berber canı çok yanmış olan yaşlı
adamın elinden zor alınır ve cımbızın ucunda tuttuğu yirmi santimlik kılla
evden kovulur.
Adamın burnu kanlar
içindedir. Pansumanlar yapılır, adam yatıştırılıp tekrar yatağına yatırılır.
Ertesi sabah yaşlı adam aylardır ilk defa rahat bir uykudan uyanır. Gözlerinin
yaşarması geçmiştir.
Baş ağrısından ise eser
kalmamıştır. Dönen kılın sinire değip gittikçe uzayarak dayanılmaz ıstıraplara
yol açtığını doktorlar ancak o zaman keşfeder. Çözümün bu kadar basit
olabileceği kimsenin aklına gelmemiştir. Sapasağlam ayağa kalkan yaşlı adam,
vaadini yerine getir. Berberi çağırtır ve ona bir servet bağışlar…"
"Görüldüğü gibi
burnundan kıl aldırmayanların başı çok ağrır…
Büyük sorunların çok
basit çözümleri olabilir.
Bu çözümlere ulaşmak
için herkesi dinlemeyi bilmek, herkesin fikirlerine açık olmak gerekir."
(alıntı)
Rabbim hepimizi tevazu
sahibi insanlardan eylesin. Kibirden de berî kılsın. 15/11/2015
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder