13 Eylül 2026 Pazar

Karanlık Sistemler Üzerine Düşünür Sözleri

"İktidarın en tehlikeli hali, kendisini sorgulanamaz ilan ettiği andır". (Karl Popper)

"İnsanlara gerçeği unutturmanın en kolay yolu, onların önüne sürekli yeni görüntüler ve yeni düşmanlar koymaktır." (Guy Debord)

"İktidarın karanlık yüzü, kendisini korumak için hukuku araç haline getirdiğinde ortaya çıkar." (Montesquieu) 

"Bir düzen halkı yalnız korkuyla değil, gerçeğin ne olduğuna karar vererek de yönetebilir." (George Orwell) 

"Bir toplumda korku yaygınlaştığında, insanlar yalnız konuşmaktan değil, düşünmekten de çekinmeye başlar." (Vaclaw Hovel) 

"İnsanlar özgürlüklerini bir anda kaybetmezler; çoğu zaman küçük tavizlerle onu parça parça teslim ederler". (Ethenne De La Boetie) 

"Gerçeğin yerine sürekli tekrar edilen yalanlar aldığında, insanlar sonunda neye inanacaklarını değil, niye itaat edeceklerini öğrenir." (Aleksandr Soljenitsin) 

"Bir sistem, insanları birbirine düşman ederek ayakta kalıyorsa gücünü birlikten değil, korkudan alıyordur." (Erich Fromm) 

Not: Akın Gözükan'a ait Youtube videosundan yazıya geçirilmiştir. 

Beni Kendilerinden Kabul Etmeyen Bizimkiler

İnsanoğlu vücut yönünden nasıl ki değişiyor ve kemale doğru gelişme gösteriyorsa; dinen, fikren, zikren, siyaseten de değişikliğe uğrar ve gelişir. Kısaca insan hem bedenen hem de zihnen sürekli değişim halindedir.

Vücut ve bedenin dışındaki değişim ve gelişmelerde; kişinin bulunduğu ortam, gezip dolaşması, farklı kesimlerle teşriki mesaisi, okudukları, yaşadığı tecrübe ve gözlemler etkilidir.

İnsanın zihnen değişimi aynı fikrin üzerine koyarak gelişirse aynı düşüncede olanlar nezdinde tasvip edilir. Mesela aynı takımı tutması, aynı siyasi partiye oy vermeye devam etmesi, aynı dini yaşayışı ve aynı dini düşünceyi savunması böyledir. 

Zihnen değişim üzerine koyarak değil de farklı yönde değişme söz konusu ise "yoldan çıktı, kafayı tırlattı, mahalleden gitti, kendine yazık etti, kafayı yedi, cins biri olup çıktı..." denerek ayıplanır.

İsteyen tasvip etsin isteyen ayıplasın. Ben de vücuduma paralel olarak bedenim kemale doğru giderken zihnen de değişim ve gelişim halindeyim. Zihnen değişim hem dini hem siyasi hem toplumsal hem bakışaçısı yönünden değişip gelişiyorum. Bunda sorgulamamın, düşünmemin, gözlemlemenin, içime sinmeyeni ifade etmemin, dinen ve siyasette örnek olması gerekenlerin fiiliyatta su koyvermesinin, siyasetteki çelişkilerin, farklı kesimlerle iletişimimin, kimseye ön yargıyla yaklaşmamanın, herkesi anlamaya çalışmamın, herkese empati yapmamın, dinin ve dini değerlerin süfli emellere alet edilmesinin, ne olursa olsun benim gibi düşünenleri savunmayı bırakmamın, eleştiri oklarını ilk önce evime, sokağıma, mahalleme çevirmemin, yanlışa her daim yanlış dememin, kutuplaşmanın esiri olmamamın ve yaşadığım hayal kırıklığının payı büyük. Kısaca herkes kendi penceresinden bakarken objektif olma ve anlama adına zaman zaman başkasının da penceresinden baktım. 

Geldiğim nokta itibariyle küçüklükten beri bize öğretilen dini anlayış ve tarihimizin çoğunun slogan türünden ezberler olduğunu anladım. Devlette söz sahibi olursak asla hak yemeyiz, yetim malına dokunmayız teorisinin fiiliyatta yerinin olmadığını bizzat gördüm. Kısaca ezberleri bırakıp sadede geldim. Geldiğim sadet değişme zamanı dedi. Haliyle mahalleme yabancılaştım. 

Her ne kadar değişip gelişsem de içinde yaşadığım mahallemde yaşamaya devam ediyorum. Eleştiri oklarını mahalleme döndürürken zaman zaman bizimkiler derim. Öyle ya eleştirsem de içinden çıktığım yer burası. Başka mahallem de yok. Yine otururken bir gün her zamanki gibi ağzımdan bizimkiler dedim. Dediğime değil, bizimkiler dediğime takıldı mahallem. İki tanesi, "Abi, bizimkiler mi dedin" demez mi? Bu sözden anladım ki bizimkiler beni kendilerinden kabul etmiyor. Tüm suçum herkes kendi sokağını temizlerse tüm mahalle tertemiz olur mantığıyla hareket ederek kendi mahalleme dair eleştiri getirmek ve düzelme yönünde öneri sunmak. Görüyorum ki bizimkiler dediklerim beni içlerinden atmış da benim haberim yok. Beni biz ve onlar dedikleri onlar safına göndermişler de yine benim haberim yok. Çok da tın. 

Konyaspor Bildiğiniz Gibi

2026-2027 Süper Lig sezonunun ilk dört haftasında Rize, Fener, Kocaeli ve Erzurumspor'a yenilere sıfır puan çeken Konyaspor, puan sıralamasının en altında yer buldu.

Sezona iyi başlamadı, arka arkaya mağlubiyetler aldı, yenebileceği dengi takımlardan bile puan alamadı. 

Ne olacak bu Konyaspor'un içler acısı durumu derken, nihayet Konyaspor, 5.hafta dört büyüklerden Trabzonspor’u sahasında yenerek şeytanın bacağını kırdı ve puan sıralamasında iki basamak yukarı çıktı.

Kısaca Konyaspor dört hafta yattı, herkesi uyuttu. 5.hafta sağ gösterip sol vurdu. Yani Konyaspor bildiğiniz Konya. Geçen sezon dört büyükleri yenen Konyaspor bu sezon da Trabzon'u yenerek ben bildiğiniz Konya'yım, benim işim dengim veya altımdaki takımlar değil, büyükleri yenmektir, ben ancak büyük takımlarda kendime gelir, kendimi gösteririm diyor. Yani ben düz yolda şaşırır ama karşıma büyükler çıkarsa kendime gelirim mesajı veriyor. 

Konyaspor'un büyükleri yenmesi hoşumuza gitse de isteriz ki büyük, küçük tüm kulüplerin çekindiği, hepsinden puan ya da puanlar aldığı istikrarlı bir takım olsun.

İsteriz ki üzüp üzüp sonra sevindirmesin, başta işi gevşek tutup sonra kendine gelmesin. Dengeli bir takım olsun. Konya insanını endişeli bir şekilde hop oturup hop kaldırmasın. Konyalılar olarak büyüklere kükreyen, dengi ya da küçüklerde kayıplara karışan bir takım olmasın. Kısaca Konyaspor’da denge istiyoruz.

Konyaspor'un bu durumu, zeki öğrencilere benziyor. Zeki öğrenciler kendine çok güvenir. Zeki öğrenciler, ben başarılıyım, çoğu arkadaşımdan daha iyiyim, çok çalışmama gerek yok derler. Bu şekil kendine güvenen zeki öğrencilerin çoğu, kendisi gibi zeki olmayan ama düzenli ve tertipli çalışan arkadaşlarının gerisinde kalır. Bizim zeki Konyaspor'a değil, ne yaptığını bilen, çalışma temposunu yakalayan düzenli ve tertipli takıma ihtiyacımız var. Çünkü istikrar ve başarı, düzen ve tertiptedir.

Hasılı, Konyaspor'dan öncelikle beklediğimiz alt sıraları değil, orta ve üst sıraları mesken edinmesi, sonra da zirveye gözünü dikmesidir. 

Temenni ederim ki Trabzonspor galibiyeti Konyaspor’u kendisine getirir, galibiyetlerin arkası gelir.