13 Ağustos 2026 Perşembe

Suç ve Suçluyla Mücadele Kriterimiz

Öğretmenin sınav esnasında sınavı usulüne uygun yapması esastır. Öğrencilerin içinde de mutlaka kopyaya yeltenen çıkar. Öğretmen ne kadar tedbir alırsa alsın sınıfta kopya çekmeye çalışan hatta kopya çeken çıkar. Kimi yakalanır kimi de yakalanmaz.

Bazı öğretmenler vardır. Sınav esnasında sağa, sola bakmaya çalışan, kopyaya yeltenen öğrenciyi görür görmez öğrenciyi uyarır, gerekirse yerini değiştirir, sıranın gözündeki defter, kitap ne varsa alır. Elindeki kopyayı alarak kendisine yeni bir kağıt verir. Haydi şimdi yap der. Öğretmen bu tip öğrencinin sınav kağıdını okurken kopya muamelesi yapmaz. Öğrencinin yazdığına puan verir. 

Bazı öğretmenler de vardır ki öğrencisinin kopya çektiğini gördüğü halde müdahale etmez. Yanından gelir geçer. Öğrencinin ne kağıdını ne de kopyasını alır ne de uyarır. Bekler ki öğrenci sınav kağıdını kopyayla bir güzel doldursun. Sınavın bitmesine yakın öğretmen harekete geçer, kopya çeken öğrencinin kopyasını alır. Yeni kağıt vermez. Verse de zaman kalmadığından öğrencinin bildiği cevapları yazmaya vakti kalmaz. Bu durumda öğrenci boş kağıt vererek zayıf alacaktır ya da kopya muamelesi görecektir.

Şimdilerde kaldı mı, durum nedir bilmiyorum. Bir zamanlar böyle iki tip öğretmen vardı. Böyle davranan öğretmenlerin niyetini bilmemekle beraber sınavın başında kopyaya yeltenen öğrenciye müdahale eden öğretmeni iyi niyetli görürüm. Sınavın bitimine yakın kopyaya müdahale eden ikinci tip öğretmeni ise kötü niyetli görürüm.

İlkinde üzüm yemek varken ikincide bağcıyı dövmek vardır. İlkinde suça yeltenmeden öğrenciyi uyarmak ve öğrenciyi kazanmak varken ikincide öğrencinin göz göre göre suça belenmesini istemek vardır. İlki suçu önlemeyi murat ederken ikincide suçun işlenmesi izlenerek suçluyu yakalayıp had bildirme vardır. İlkinde telafi imkanı varken ikincide telafi de yok af da yok.

Elbette kimsenin iyi niyetini sorgulama imkanım yok. Yalnız kopya çeken öğrencisini sınavın bitimine kadar izleyip öğrencisi kağıdını doldurduktan sonra müdahale ettiğini ballandıra ballandıra anlatanları görmüşlüğüm var.

İlk kategoriye giren öğretmen sayısı fazla olmakla beraber az da olsa ikinci tip öğretmenin olduğunu söylemeliyim.

Buradan devletin suç ve suçlularla mücadelesine gelmek istiyorum. Çünkü devletin bir görevi de suç ve suçlularla mücadele etmektir. Teşbihte hata olmasın, gözlemlerime ve olup bitenlerden anladığıma göre bizim devlet işleyişimiz suç ve suçluyu zamanında uyarmama ve müdahale etmeme üzerine kurulu. Hep izliyor ama sesini çıkarmıyor, suç ve suçlulara dair kamuoyunda serzenişler ayyuka çıkıyor, bunu sağır sultan bile duyuyor ama suç ve suçlularla mücadele birim ve birimleri harekete geçmiyor. Suç ve deliller toplanıp istifleniyor. Bir zaman sonra operasyon emri verilerek suçlular tek tek toplanıyor. Suç örgütünün ipi çekiliyor. 

Kopyayla irtibatlandırdığım böyle bu yazı, sabah saatlerinde kamuoyunda Süleymancılar olarak bilinen gruba yapılan operasyonu okuyunca aklıma geldi. Bu ülkede Süleymancıların da bir zamanlar hizmet hareketi denen sonraları FETÖ adı verilen grup gibi yapılanması vardı. Önceleri cemaat denen bu gruplar yıllar yıllar sonra örgüt, suç örgütü kapsamına alınıyor. 

Sadece Fethullahçılar değil, bu ülkede irili, ufaklı, güçlü, güçsüz ne kadar oluşum, yapı, cemaat varsa hepsi birer kapalı kutu. Gizemini koruyor. Hepsi de okul kurmuş, kurs açmış, üniversiteye hazırlık merkezleri açmış, yurtları olan, toplantıları olan, yardım dernekleri olan, yardım toplayan, aynı zamanda akçeli işlere girerek holdingleşen, bürokrasiye yetiştirdiği talebeleri girdirmeye çalışan, bürokraside etkin olmayı amaç edinen dini görünümlü yapılar. 

Gizemli yapılar olsa da bu yapıların ne tür işler yaptığı kamuoyunda az buçuk bilinir. Kamuoyunu bildiğini devletin bilmemesi mümkün değil. Hatta Mehmet Görmez DİB başkanlığını bırakmadan önce "diğer yapı ve oluşumların da FETÖ'den farklı olmadığına" dair bir rapor hazırlatmıştı. Belki de hazırlattığı bu rapor Görmez'in gitmesine bile sebep olmuş olabilir. 

Burada yazdıklarımdan, devlet suça göz yumuyor, suçluyu koruyor anlamı çıkmasın. Suç ve suçluyla zamanında müdahale etmediğini düşünüyorum. Sanki "ba'de harab'il Basra", (Basra harap olduktan sonra) harekete geçiyor. 
Yine yazımdan tüm yapı, oluşum ve cemaatlerin hepsi aynı ve suça bölenmiş anlamı da çıkarılmasın. 

Yazımdan, haklarında operasyon başlatılan Süleymancılar suçlu anlamı çıkarılmasın. Halihazırda şüpheli. Beratı zimmet asıldır. Ne zaman yargılama biter. Haklarında hüküm verilir. O zaman suçlu ya da suçsuz oldukları ortaya çıkar. 

İnsanın olduğu yerde suç ve suçlu olur. Bunun önüne geçmek çok zordur. Devlet de bunlarla mücadele eder. Yalnız isterim ki tıpkı kopyaya hemen müdahale eden öğretmen gibi devlet de suç ve suçluyla işin başında mücadele etsin. Suç başlamadan bitsin. Sınavın bitimine kadar kopyaya müdahale etmeyen öğretmen gibi olmasın. 

Bir de suç ve suçluyla mücadele ederken toptancı anlayıştan, bir cemaate veya yapıya mensup herkesi aynı kapsama almaktan kaçınmak lazım. Bir arkeoluğun, yeraltında kalmış, tarihi özelliği olan şeyleri zarar vermeden gün yüzüne çıkarmak için iğneyle kuyu kazar gibi uğraşıyorsa, suçluyla mücadele ederken de aynı yöntem izlenmeli. Baltayla kazıp küreğe ne gelirse atmamak lazım. 

Çürümenin İşaretleri

Bir toplumun çürümesini gösteren yedi işaret:

1. Bir toplumun hırsızlığa kızmayı bırakıp hırsıza hayran olmaya başladığında çürür. 

2. Liyakat değersizleşip sadakat ödüllendirildiğinde, çürüme devletin damarlarına yayılır. 

3. İnsanlar haksızlığa yalnızca kendi başlarına geldiğinde ses çıkarıyorsa, adalet çoktan kaybedilmiştir. 

4. Yalan sürekli tekrarlandığında ve gerçeği söyleyenler susturulduğunda, toplum hakikate yabancılaşır.

5. Utanması gerekenler gururla dolaşıp dürüst insanlar kendini yalnız hissetmeye başladığında, ahlak tersine dönmüştür.

6. Eğitim düşünmeyi değil, itaati öğretiyor. İnsanlar sorgulamaktan korkuyorsa gelecek çürümeye başlamıştır.

7. Ve bir toplum kötülüğe alışıp "Böyle gelmiş böyle gider" dediği gün çürüme tamamlanır.

Not: Çürümenin yedi işareti Akın Gözükan isimli kişinin videosundan yazıya geçirilmiştir. 

12 Ağustos 2026 Çarşamba

Mutfak Lavabonuz Tıkanmayı Görsün

Bir pazar günü bir arkadaş grubuyla bir etkinliğiniz var. Tam arkadaşlarla muhabbete dalıp yılların hasretini gideriyorsunuz. Gelen telefon muhabbetinizi bölüyor. 

Muhabbeti bölse de açmamazlık olmaz. Çünkü arayan içişleri bakanı. İçişleri bakanı sen dışarıda iken niye arar? Herhalde hal hatır sormak için aramaz. Gelirken şunu getir diyecektir. Belki  de önemli bir durum söz konusudur. 

Neyse belli olur şimdi. Mutfak lavabosu tıkanmış haberini alır. Pek belli etmese de kan beynine sıçramıştır. Öyle ya lavabo tıkanmasının zamanı mıydı? Ama lavabo bu. Senin arkadaş toplantını dinlemez. Tıkandı mı? Senin gelmeni de beklemez. Su koyverir. Fazlasını dışa verir. 

Lavabo açıcı getirmesi istenir kendinden. Şu saat ancak gelebilirim olur mu? Çünkü her şey bekler ama gider beklemez. 

Sonunda eşi gider, lavabo açıcı alır. Bir ya da birkaç mı aldı. En iyisinden her çeşidinden mi aldı, kaç para verdi bilinmez. Çünkü kadının sadece yaşı değil, yaptığı harcama da sorulmaz. 

Alınan lavabo açıcıları kullanım kılavuzuna göre kullanılır fakat bana mısın demez. Gidere giden pis su mutfak lavabosunun altına dolar. 

Bu lavabo açıcı markaları işe yaramadığına göre demek ki daha kuvvetli lavabo açıcı markalarına ihtiyaç var. 

Kaçıncı telefonun ardından ağzının tadı kaçan arkadaş, yaptığı muhabbetlere ara vererek en iyi ve en kuvvetli lavabo açıcısının hangisi olduğunu gruba sorar. Gruptan farklı marka isimleri önerilir. 

Pazar pazar muhabbetin içine eden bu lavabo tıkanıklığı arkadaşın huzurunu kaçırır. Müsaade alır, çıkar. İlk işi en iyi lavabo açıcısını bulmaktır. Şu iyi, bu iyi, şu da kuvvetli denen lavabo açıcılarından 600 liralık alır. 

İçişleri bakanının daha önce denediği lavabo açma işine kollarını duvar. 600 liralık en iyisi ve farklı farklısı işe yaramaz. Hepsini lavabonun altına verir. 

Bu kadar kuvvetli lavabo açıcısı işe yaramadığına göre tıkanıklık büyük olmalıydı. Bunu da ancak çeşmeci yapardı. 

Arar bir çeşmeciyi. Üçten önce gelemem der. İyi de üçe kadar kim bekleyecek? Şehirdeki tek çeşmeci olmadığına göre bir başka tesisatçıyı arar. 12.00'de gelebilirim der. İyi bildin, bekliyorum denir. Ama çeşmeci bu. Verdiği saatte gelir mi? 

12.00'de gelirim diyen çeşmeci, 15.00'te gelir. Gelmiş ya geldiğine şükretmek lazım. Çünkü esnafların çoğunu tenzih etmekle birlikte esnafın verdiği söze güvenilir mi? Söz verip gelmeyeni de pek çok. 

Tesisatçı hemen işe girişir. İlk işi aynı gidere bağlı çamaşır makinesi ile bulaşık makinesinin gider hortumuna bakar. Çamaşır makinesinin giderini az çeker. Onca lavabo suyunu içine çeker. Su şarıl şarıl akmaya başlar. Suyla dolu lavabonun suyu boşalır. 

Tesisatçının işi bitmiştir. Ama gelmişken bir şey yapması gerekir. Çamaşır makinesi giderinin hortumunu çıkarır. Azıcık keser. Bulaşık makinesi ile çamaşır makinesi arasına bir tel koyar. Gider borusunu tekrar takar. 

Gider normale dönünce haliyle ev sahibinin yüzü güler. Çünkü basit olsa da sorun çözülmüştür. 

Tüm stres ve gerginlik biter. Ev sakinlerinin yüzü güldüğüne göre sırada çeşmecinin yüzünü güldürmek lazım. Çünkü geldi, hortumu çekip biraz keserek araya tel takarak emek sarf etti. 

Borcumuz ne kadar denir. 2000 lira der. Yaptığı iş bu olsa da istenen tamir ve servis parasını paşa paşa verir. 

Çeşmeci gittikten sonra evde bu hortumu içeri kim girdirdi tartışması oldu mu bilmiyoruz. Bildiğim, bu lavabo tıkanıklığı arkadaşa çok pahalıya patlamış. Eşinin lavabo açıcısına ne kadar harcadığını bilmiyoruz. Arkadaş 600 lavabo açıcısına, 2000 de çeşmeciye vermiş. Sonrasında, yenge hanım, dışa veren gideri temizlemek için ne kadar temizlik malzemesi kullandı? Bu işten dolayı akşama yemek yendi mi? Yendi ise evde mi yendi, dışarıda mı bilinmez. Çünkü iş güç arasında yemek yapmaya zaman kalmamış olabilir. Öyle zannediyorum, bu lavabo tıkanıklığı arkadaşa epey pahalıya patlamıştır. 

Ne diyelim, gelip geçmiş olsun. Allah başka dert ve keder vermesin. Lavabo tıkanıklığından dolayı kimseyi çeşmecinin eline düşürmesin. Allah arkadaşa güç, kuvvet versin. Daha fazla çalışarak bu tür servis parasını fazlasıyla kazansın. 

Merak ettiğim, bu arkadaş çeşmeciye verdiği bu servis parasını kazanmak için kaç saat çalışması gerekir? İnşallah arkadaş mevcut işini bırakıp çeşmeci olmaya karar vermez. Çünkü bu yaştan sonra olmaz. 

Sadede gelirsem, lavabonuzun tıkanmasını hiç tavsiye etmem. İnsanlık ve ev hali bazen böyle tıkanma olursa ne yapacağım diye kara kara düşünmeyin. Çünkü önünüzde bir tecrübe duruyor. Bu tecrübe öyle kolay kazanılmaz. 

Siz siz olun, arkadaşın izlediği yolu izlemeyin. Kısa yoldan sonuca gitmeye çalışın. Panik yapmadan, önce gider borusunu hafifçe çekin. Tıkanıklık gitmişse fazla deşelemeyin. İşinize bakın. Garanti olsun derseniz, giderin içi temizlensin diye bir lavabo açıcı kullanın. Ne yaparsanız yapın, eliniz telefona ve çeşmeciye gitmesin. Çünkü bu durumda sizi ben bile kurtaramam.