22 Mayıs 2026 Cuma

Muhit Nefes Alsın

Aziziye Camisini soluna alarak Karatay Terminaline doğru yürürken solunda Kadınlar Pazarı, Pazarın karşısında ise ömrünü tamamlamış çarşı ve dükkanlar var. Daha doğrusu vardı. Şimdi o dükkan ve çarşılar boydan boya yıkıldı. 

Bu yolu takip ederken yolun sağlı, sollu kaldırımlarından yürümen pek mümkün değil. Birer, ikişer kişi yürürken karşıdan gelen olursa içlerinden centilmen olanı yola inmek zorunda. Yoldan ise ağırlıklı olarak tek şerit toplu taşıma aracı dolmuşlar geçmekte. Kadınlar Pazarının önüne ise diklemesine ve yanlamasına araçlar düzensiz bir şekilde park ettiği için yayanın buradan da geçmesi mümkün değil. Park edilmiş araçların görüntüsü de hoş değil. 

Ömrünü tamamlamış olmalı ki Kadınlar Pazarının batısındaki dükkan ve çarşıları belediye yıktı. Buralar yıkılınca muhitin çehresi değişivermiş. Kızılay Hastanesi ve özellikle Tarihi Buğday Pazarının doğusu açılıvermiş. Buğday Pazarı uzaktan daha hoş görünür olmuş. 

Yıkılan yerlere yeni dükkan ve bina dikilecek mi bilmiyorum. Gönül ister ki bu yıkılan yerin altı otopark, üstü de yeşil alan olarak değerlendirilsin. 

Böylece insan ve bina/beton yığınından ibaret olan bu bölge derin bir nefes almış olur. 

Eğer yıkılan yerin yerine yeniden binalar yükseltilecekse çok bir anlamı kalmayacak. Çünkü bölge yine nefessiz kalmaya devam edecek. Eski hamam eski tas olacak. Muhit yine nefessiz kalacak. 

Siyaset Yeniden Karılıyor

Görünen o ki ülkede kartlar yeniden karılıyor. Siyaset dizayn ediliyor. Boza da Türkiye’nin müzmin muhalifi, her seçimin ikincisi ve alternatif iktidar adayı CHP üzerinde pişiriliyor.

Sağ partiler ve İslamcı partiler yatsın kalksın CHP’ye dua etsin. Çünkü CHP bu ülkede kendine çorak olsa da rakipleri için hep bitek topraktır. CHP siyaset arenasında olduğu müddetçe sağcı ve İslamcı partiler en kuvvetli potansiyel iktidar adayıdır.

CHP öyle bitek toprak ki dibine ışık vermese de çaktığı şimşekle hep etrafını aydınlatıyor. Çünkü seçmenin çoğunun gözünde bu parti din düşmanıdır. Dini değerlere düşmandır. Yolsuzluklar ve akçeli işlere meyillidir hatta tam göbeğindedir. Başı ezilmesi gereken bir zihniyettir. Her kötülüğün anasıdır. Sadece korku salar. Korkan da korkudan emin olduğu yere/zihniyete sığınır.

Dışarıdan görüntüsü böyle CHP’nin. İçi de pek tekin değil. Parti içinde birbirine üstünlük sağlamak için yarışan hizipleri var. İçinde birlik sağlayamayan bu parti olağan ve olağanüstü kongre rekorunu elinde bulunduruyor. Bu yüzden kongre/kurultay partisi denir. Tüm millet haydi anlaşın, iktidara hazır olun dese birbirlerinin ayağından aşağıya çekerler. İktidar olmamak için her yolu denerler. Çünkü iktidar olma gibi bir dert, tasa, amaç ve niyetleri yoktur. Söz ve eylemleriyle korku salmada üstlerine yoktur. Rakiplerine al da at diye gollük pas hatta asist verirler. Bu yüzden CHP’nin karşısında siyaset yapanlar her maça daima 1-0 önde başlarlar.

CHP hep savunmada kalır. Rakipleri de gol atmak için tek kale oynar. Maça 1-0 önde başlayan partiler, zorlansa da bir şekilde gol atıp galibiyetini taçlandırıyor ve zafere doymuyor. Adeta ne yenilen güreşçi güreşe doyuyor ne de hep nakavt eden.

Nedense bir demokrasi oyunudur gidiyor bu ülkede siyaset. Seçime kadar olgularla algılar harmanlanıyor. Sonra seçmene haydi bizi oyla deniyor. Bu demokrasi oyununa CHP alet olduğu ya da alet edildiği gibi seçmen de alet ediliyor.

Oyun o kadar büyük ve planlı ki CHP hep var olacak. Hep iktidar alternatifi olarak siyaset arenasında olacak. Görevi iktidar olmak olmayacak, başkasını iktidara taşımak olacak. Yani kendisi onmayacak, başkasını onduracak. Kısaca sırt vererek başkasını iktidar koltuğuna oturtacak.

Mutlak butlan kararı bana bunları düşündürdü. Siyaset, bu şekilde gerekirse yargı eliyle dizayn edilecekse ülkede seçim yapmanın bir anlamı yok. En iyisi seçimsiz demokrasi. Çünkü her seçim aynı hamam aynı tas olacaksa en azından ülkede seçim masrafı yapılmamış olur.

Not: Bu yazı siyasi kaygılarla yazılmış bir yazı değil. Partili değilim. Her partiye ve siyasete hiç olmayacak kadar uzağım. Siyasetten bir beklediğim yok. Mutlak butlan kararı çıktı diye karalar bağlamış biri de değilim. Madem ki bu ülkede siyaset oyunu oynanıyor. Bu oyun da kurallara ve etik değerlere göre oynansın istiyorum. CHP’nin iktidar alternatifi olmak gibi bir derdi zaten yok. CHP iktidar olsun da istemiyorum. Demokrasinin bu ülkeye yerleşmesi için CHP siyaset sahnesinden çekilmeli. CHP ben iktidar alternatifi olamıyorum. Bari başkası alternatif olsun diyebilmelidir. Ne ihsanını isterim ne de gölgesini. CHP siyaset sahnesinden çekilsin ki bu demokrasi oyununu birileri çalsın ve oynasın. 

Ne demek istiyorum? Şu parti, bu parti, şu zihniyet kazansın derdinde değilim. Tek istediğim, iktidar olanın en az hata yapabilmesi için bu ülkede güçlü iktidar alternatifine ihtiyaç var. İktidar olan, alternatifin nefesini ensesinde hissederse hata ve yanlışlar en aza indirgeneceği için bundan ülke yarar görür.

21 Mayıs 2026 Perşembe

Duba Canavarları *

Sokağı dar bir sitede oturuyorum. Yolun bir tarafına araçlar park ediyor. Geriye tek şeritli bir yol kalıyor.

Sokağın iki ucundan araç gelirse bir tanesi gerisin geri giderek öbürüne yok açmak zorunda.

Yol ne kadar tenha olsa da yaptığın alışverişi eve çekmek için kapının önüne aracı park eder etmez arkadan bir aracın gelmesi eksik olmaz. Arkadaki ya bekleyecek ya da eşyayı indirmeden aracı çekmek zorundasın. Çünkü park edilmiş araçlardan dolayı aracı sağa yanaştırman mümkün değil.

Sokakta park yeri bulma sorunu olsa da muhitin en büyük avantajı, sokak dar olduğu için muhitte oturanın ve misafirliğe gelenin dışında sokaktan başka bir aracın geçmesi neredeyse yok gibi. Bu da muhiti araç gürültüsünden koruyor. Muhit egzoz zehri ile zehirlenmiyor.

Park sorunu dolayısıyla apartman girişine de aracını park edenler eksik olmuyor. Haliyle sakinlerin dairesine girmesi de problem oluyor.
Girişin önüne araç parkının önüne geçmek amacıyla site yöneticimiz, plastik duba temin ederek giriş kapılarının iki tarafına "Buraya park etmek yasak” anlamında birer tane duba vidaladı. Dubaların faydası oldu. Artık kimse aracını giriş kapılarının önüne park etmiyor.

Giriş kapılarının önü açık kalsa da ceremesini plastik dubalar çekmeye devam ediyor. Çünkü duanın plastik olduğunu bilen sürücü hem park ederken hem de parktan çıkarken dubaları çiğneyip geçip gidiyor. Kimisi de aracını park etmek için dubayı çiğnemekle yetinmiyor. Duba ya tekerin altında kalıyor ya da çamurluğun altında iki büklüm oluyor.

Plastik dubaların monte edilmesinin üzerinden fazla geçmedi. O yepyeni dubalar savaştan çıkmış gibi oldu. Duba demeye bin şahit lazım. Çünkü çoğunun beli büküldü. Teker izi ve isi dubaların rengini değiştirdi. Üzerinden geçe geçe yakındır dubaların alttan ve üstten yırtılması.

Dubaları hor kullanılması sadece bizim site önüne park eden araç sahiplerine ait değil. Hemen hemen her yerde vidalanmış plastik dubaların akıbeti bu şekil.

Normal şartlarda site önlerinde, cadde ve sokaklarda, kapı önlerinde, kaldırım kenarlarında ve çöp konteynerlerinin önünde demir ya da plastik dubaya bile gerek yok. Çünkü aracın nereye, ne şekil park edileceğini, nereye park edilmeyeceğini, duba konmuşsa dubaya çarpılmaması gerektiğini en iyi sürücüler bilir. Çünkü her biri ehliyet alırken bunun eğitimini aldı. Direksiyon sınavında park ederken dubaya vurmanın ve sürtmenin; kaldırıma, insana, duvara çarpmak olduğunu, bu kusurun sınavdan kalmak olduğunu her sürücü adayı bilir. Yalnız bizde bilmek başka, uygulamak başka.

Böyle kendine Müslüman insanların araba sürdüğü bu ülkede gönül ister ki plastik duba değil, demir duba olsun. O zaman dubaları çiğneyip geçer mi? Geçemez. Çünkü arabası berelenir. Bu bedeli de hiç kimse göze alamaz. Çünkü arabası canından daha kıymetlidir.

Bir diğer husus, dubayı arabasının altına alanların çoğu, iki adım yürümeyi göze almazlar. Mutlaka evinin önüne ya da misafir geldiği evin tam karşısına park edecek. Öyle ya arabası varken niye aracını uzağa park edip iki adım yürüsün. Çünkü özene bezene büyüttükleri göbeklerine zarar vermiş olurlar.

Hasılı bu ülkede dubaya vuran, çiğneyen o kadar insanımız var ki her biri duba canavarıdır. Her biri de işinin olduğuna bakan kendine Müslüman usta şofördür. Sözüm dubaya yanlışlıkla sürtenlere değil.

*11.06.2026 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.