Geçmişte siyasetle bu ülkede birçok şeyin değişeceğini, kendi düşünceme uygun siyasi partilerin iktidar olmasıyla bunun gerçekleşebileceğine kendimi inandırmış biri idim. Benim düşüncem iktidar olursa birçok sorun çözülür, adaletsizlik olmaz, ülkeye huzur gelir diye düşünürdüm.
Bu düşüncem ve inancım düşünce safhasında kalmadı. Düşüncem basbayağı iktidar oldu. İktidardan da öte muktedir oldu.
Gel zaman git zaman evdeki hesap çarşıya uymaz misali benim dereyi görmeden paça sıvamam, gelin güvey olmaktan ibaretmiş. Bunu öğrendiğim zaman iş işten geçtiği gibi yaşadığım hayal kırıklığından ötürü siyasetten soğudum. Hiç olmadığı kadar siyasetten uzağım şimdi.
Çünkü nazarımda siyaset kirli bir alandır. Alan kirli olunca siyasete giren ne kadar temiz olursa olsun bu kirden az veya çok nasiplenir. Siyasete girmesiyle bir müddet sonra siyasetten uzaklaşanlar belki de bu kirlilikten çabuk kurtulanlardır. Siyaseti bir meslek gibi ölene kadar yapanların ne kadar temiz kaldıkları tartışılır. Şayet temiz kalan varsa kocaman bir tebriği hak eder.
Siyasetten uzak olunca gündemden de uzak kaldım. Tek yaptığım sosyal medya aracılığıyla gündeme üstünkörü bakmaktan ibaret. Dikkatimi çeken gündem, belediyelere yönelik operasyonlar ve belediye başkanlarına parti rozetinin takılması.
Gün geçmiyor ki bir belediyeye dair operasyon yapılmış olmasın. Her operasyonda belediye başkanı başta olmak üzere belediyede ne kadar üst düzey yönetici varsa demir parmaklıklar arkasına gönderiliyor. Beratı zimmet asıldır sözü gereği yargılama bitinceye kadar kişiler masum kabul edilse de havada uçuşan iddialar yenilir yutulur cinsten değil. Her operasyonda gizli tanık ve itirafçı da fazlasıyla var.
Bir diğer gündem yine belediye başkanları üzerine. Bu seçimde hiç olmadığı kadar belediye başkanı parti değiştiriyor.
Belediye başkanı partisini değiştiremez mi? Belediye başkanı partisiyle anlaşamaz, çalışma imkanı bulamaz, partisi baskı yapar, partisi hizmet yapmasını engeller, partisindeki akçeli işleri görür ya da belediye başkanı iken hizmetten hizmete koşarken zihniyet değişimi yaşar, yani hidayete eder. Bu durumda eh dersin. Gerçi her ne sebep ve neden olursa başka partiye geçmesi seçmenine saygısızlıktır. Bu duruma düşen belediye başkanının belki de yapacağı en doğru hareket, başka partiye geçmeyecek şekilde partisinden istifa ederek bağımsız bir belediye başkanı olarak süresini tamamlamaktır. Hele partisiyle özdeşleşmiş, daha önce rakiplerine ağır eleştiriler getirmiş vekil ve belediye başkanlarının taban tabana zıt olduğu siyasi görüşe gitmesi olacak şey değil.
Kamuoyunda parti değiştiren belediye bazı başkanlarıyla ilgili "baskı yapmışlar, değilse operasyon yapacaklarmış, şunu vadetmişler" türünden yazılıp çizilenlere ihtimal vermek istemiyorum. Şayet belediye başkanı, partisinden veya yaptıklarından dolayı baskı, şiddet, tehdit ediliyor, şantaja maruz kalıyorsa bunu kamuoyuna açıklamalıdır ya da parti değiştirmesi için vaat veriliyorsa bunu da kamuoyuna açıklamalıdır. Kısaca belediye başkanı belediye hizmetlerine odaklanmalı. Herhangi baskı ve şantaja boyun eğmemeli.
Parti değiştirmesi için vekil ve belediye başkanlarına baskı, şantaj, vaat var mı bilmiyorum ama halk arasında şu iddialardan geçilmiyor: "Vekil ve belediye başkanı borsası kurulmuş, baskı yapılmış, partisinden istifa edip kendi partilerine geçtiği takdirde operasyon yapmama sözü almış" gibi.
Parti değiştiren vekil veya belediye başkanı hangi sebep ve nedene bağlı olarak parti değiştirirse değiştirsin, bu şekil geçiş ve zikzak, siyasetimiz adına güzel bir görüntü değil. Seçmenini yarı yolda bırakma anlamına gelen bu tür geçişler siyasete güveni azaltmaktadır.
Tüm bu gelişmelerden benim anladığım, vekil ve belediye başkanı olmak, imkan ve şöhretin yanında aynı zamanda ateşten gömlek giymek demektir. Aynı zamanda kişiyi test eden bir sınav yeri. Kimi düşüncesi uğruna bedel ödüyor kimi ihya oluyor kimi zikzak çizerek gözden düşüyor kimi şöhret oluyor kimi gündem oluyor kimi gündemden düşüyor. Hasılı siyaset çoğu siyasinin kendini kaybettiği bir alan.
Son olarak şunu söyleyeyim. Parti değiştiren vekil ya da belediye başkanı amme adına iş yapıyor. Seçmenin oyu kendisine bir emanettir. Aldığı emanete ihanet etmemeli, kendini seçenlere saygıyı her şeyin üstünde tutmalı. Parti değiştirerek siyasetin itibarını ayaklar altına almamalı. Çünkü kimse kimseye itibar elbisesi giydirmez. Herkes kendi itibarını kendi korur, kendi yerle bir eder. Çünkü amme işi yapan siyasiler itibar kaybına uğrarsa bundan siyaset kurumu zarar görür. Anketlerde kararsızların ve hiçbir partiye oy vermeyeceğim diyenlerin oranının her geçen gün artması da bu itibar kaybıyla alakalıdır. Aman dikkat...