20 Ocak 2026 Salı

Örnek Bir Üst Düzey Profili

Uzun yıllar bir kurumda daire başkanlığı yaptıktan sonra şimdilerde bir başka birimde müdürlük yapan bir tanıdığımın yanına uğradım.

Çaylarımızı yudumlarken sağdan soldan konu açıldı. Başladı anlatmaya:

“Bir banka ile promosyon anlaşması yaptık. Anlaşmanın ardından dört kişi birden ziyaretime geldiler. Her birinin elinde de poşetler vardı.

Görüşmenin ardından müsaade alıp çıktılar. Giderlerken koltukların arkasına konan poşetler dikkatimi çekti. Poşetlerinizi unuttunuz dedim. “Unutmadık. Bunları size hediye getirdik” dedi banka müdürü. İyi de ben bu kurumda yıllardır görev yapıyorum. Bugüne kadar bana böyle bir hediye getirmediniz. Neden şimdi diye sordum. “Efendim, promosyon anlaşması için bizi tercih ettiğinizden dolayı bu hediyeyi getirdik. Sadece size değil, diğer üst düzey yöneticilere de aynı tür hediye teslim ettik” demişler. Ne var bu poşetlerin içinde diye sordum. “Pierre Cardin takım elbise, gömlek, kravatı, kravat iğnesi, ayakkabı, kemer, cüzdan var”. Ben bu hediyeyi kabul edemem. Lütfen hediyelerinizi alır mısınız dedim. Moralleri bozuldu. Müdürleri, “Ne biçim birisiniz. Sizden önce aynı hediyelerden diğer birim amirlerine de götürdük. Aldıkları gibi bir tane daha kemer, cüzdan verebilir misiniz, diyenler oldu. Siz ise baştan hiçbirini kabul etmediniz” dedi. Ben böyleyim deyip hediyeleriyle birlikte uğurladım.

Hediyeyi kabul etmediğimi duyan üst düzey bir yönetici gelip beni tebrik etti”.

Tanıdığım konuşmasına devam etti. “Bir gün amirim, ... Bey, denetlemekle yükümlü olduğun kişiler senden şikayetçi. Onların çayını içmiyormuşsun. Onlardan alışveriş yapmıyormuşsun” dedi. Evet çaylarını da içmiyorum. Alavere de yapmıyorum dedim. Çünkü ben onlardan çay içsem, alışveriş yapsam, onların benden istekleri bitmez. Şu koyduğumuz kuralı çiğnerler. Biz de içtiğimiz çay ve yaptığımız alışverişin hatırına yasağı çiğnemeye göz yummak zorunda kalırız” dedim.

Sebep bu mudur bilmiyorum. Arkadaşın görev yeri ve görev unvanı değişti. Değişikliğin sebebini de sormadım. Büyük ihtimalle gelen şikayetler üzerine amiri böyle bir değişiklik yoluna gitti.

Yerine gelen ise üç yıl içinde evini, arabasını almış, yükünü tutmuş, başka bir göreve geçmiş.

Çocukluğundan beri tanıdığım bu arkadaş görgü ve nezaket nedir bilen, işine vakıf, işinin ehli, görevine bağlı, çok okuyan, unvanından dolayı hava atmayan; plan, program, tertip ve düzen denince akla gelen; güler yüzünü, ilgi ve alakasını eksik etmeyen, harama el uzatmayan, bulunduğu görevin imkanlarından faydalanma yoluna gitmeyen, gelen imkanları da elinin tersiyle iten biri. Yıllardır üst düzey çalışmasına rağmen belki bir iki evi vardır. Altında arabası bile yok. İşine gelip giderken toplu taşıma kullanır.

Makamların bozmadığı, makamından faydalanma yoluna gitmeyen, marka olan giyim ve kuşamı elinin tersiyle iten bu tip kişilerin sayısının artması dileğimle.

19 Ocak 2026 Pazartesi

Çayın Adresi

Halihazırda çalıştığım okulda ders zili 8.00'de çalar. Çıkış zili ise 16.15'te sona erer.

İlk saatlerde hep dersim olur.

İlk derse yetişmek için evimden 20 dakika önce çıkmış olmalıyım ki derse zamanında yetişeyim.

Nöbetçi olduğum gün en az bir 20 dakika önce okulda olurum.

Nöbet defterini imzaladıktan sonra nöbet yerine geçmeden önce sabah çayını içmek için çay ocağına uğrarım. Her seferinde de çayımı bardağıma doldurur, nöbet yerime geçerim. Hiç elimin boş döndüğünü hatırlamıyorum.

Çay setinin üzerinde üç demlik çay hazır olur. Hangi demlik biterse, yerine yenisi demlenir.

Önceki çay işine bakan kimseye günde kaç demlik çay demleniyor diye sorduğumda, yanlış hatırlamıyorsam, 17 demlik diye söylemişti.

Çay işine bakanın bir işi olsa okulun emektar memurları devreye girer. Daha olmadı, öğretmenler çayı demler.

16.15'ten sonra eve gitmeden soluklanıp bir bardak çay içeyim desen, çay yine olur.

Çalıştığım onca okul ve kurumda bu kadar çok çay içildiğini, sabahtan akşama günün her saatinde çay olduğunu ilk burada gördüm.

Dersten çıkan soluğu çay ocağında alır.

Çay hem taze hem de nefis. İçtikçe içesi geliyor insanın.

Sabahtan akşama içimiz dışımız çay olur. Çaya doyarız.

Yaz böyle kış böyle.

Sabah çayını demleyen genci okula giriş yaparken okulun önünde çayını yudumlar görürüm.

Güneşin daha doğmadığı, havanın kapkaranlık olduğu gündüzün kısa olduğu kış günlerinde bile ders başlamadan bir yarım saat önce bir demliğin bittiğini görürüm.

Bir gün, ne ara demledin de bir demlik bitti dedim görevliye sabah sabah. "Yediye on kala çay hazır olur hocam" dedi. Sen okula ne zaman gelirsin dedim. "Saat 06.00'da evden çıkarım. İlk işim çayı hazır etmek olur. Erken gelen hocalarım var. İçiliyor" dedi.

Bu okula çayın adresi dense yeridir.

Bugüne kadar o kadar okulda çalıştım. Hiçbir okulda hatta çoğu işyeri ve kurumlarda çay bu kadar erken hazır olmaz. Çoğu yerde çalışanlar çayın hazır olmasını bekler. Bu okul ise çay içecek personeli bekler. Burada sabah yedi olmadan çayı hazır eden arkadaş bir teşekkürü hak ediyor.

18 Ocak 2026 Pazar

Konya Merkeze Kar Niye Yağmıyor? *

Konya'nın civar ilçelerine ve merkeze yakın kırsal yerlere kar yağsa da merkez bu kardan yararlanamıyor. Her kış bir önceki kışı aratır oldu. Eski yağan karlar yağmaz oldu.

Konya merkeze karın yağmamasını Meteoroloji Yüksek Mühendisi Sayın Namık Ceyhan, şu nedenlere bağlıyor:

*"Konya'nın kapalı havza oluşu,

*Kentteki yüksek binaların ısı etkisi,

*Sistemlerin geçiş güzergâhında yeterince soğuma olmaması, yeşil alan azlığı ve nem çekememesi",

Tespitlerinin ardından Sayın Ceyhan karın yağmasını şöyle açıklar: "Normal olarak atmosferdeki bulutlardan düşen yağışlar kar yağışı olarak inmeye başlar, aşağı seviyenin sıcaklığı ve coğrafik koşullarına göre yoğunlaşarak yağmura döner. Konya’nın üzerinden geçen sistem incelendiğinde, normal olarak kar da yağması lazımdı. Ancak yağan kar, şehrin yüksek binalarından çıkan gazların etkisiyle yoğunlaşarak yağmura dönüştü ve su olarak yere indi. Yağmur yağması için bulut, bulut için nem; nem için yeşil örtü gerekir. Konya’nın orman varlığı Türkiye ortalamasının yarısı kadar. Karadeniz neden çok yağış alıyor, açık değil mi?".

Şehrin ve merkezin yağış alması için şu önerilere yer verir:

*Uzun vade de de şehir planlarken yüksek mimari değil yatay mimariye ağırlık vermek.

*İmar planlarında meteorolojik faktörleri ciddiye alıp ona göre davranmak.

*Yeşil alanlarımızı çoğaltmak.

Sayın Ceyhan işinin uzmanı. Uzmanı varken bize iş düşmez. Uzmanın dediklerine de kulak vermek lazım. Şehir planlaması yapılırken iklim ve meteoroloji uzmanlarının görüşlerine başvurmak ve dikkate almak lazım.

Burada efendim, İstanbul'da da yüksek binalar ve doğal gaz var. Oralara yağıyor denebilir. İstanbul ile Konya'yı aynı kefeye koymak yanlış. Konya kapalı havza. İstanbul ise hem Balkanlara daha yakın hem yedi tepe üzerine kurulu hem de denizler vasıtasıyla hava sirkülasyonu sağlanıyor. Konya'nın hava sirkülasyonu Ankara tarafından gelir. Selçuklu tarafından girer. Daha doğrusu girerdi bir zamanlar. Selçuklu tarafına yapılan yüksek katlı binalar bu hava sirkülasyonunu engelliyor. Selçuklu ve Meram'a göre daha çukur olan Karatay'ı da yüksek katlı binalarla donattık. Haliyle Konya'nın sirkülasyonu Dokuzun Beli denilen mevkide kalıyor. Bu mevkii bilenler bilir. Burası Konya ikliminden farklıdır. Bu yönüyle yatay mimari Konya merkezin önceliği olmalı. Başka şehirler için belki yüksek kat olabilir ama bu kadar geniş bir şehri yüksek kata heba etmemek lazım. Yüksek kat yapılacaksa da hava sirkülasyonunu bozmayacak bir planlama sonucu bazı yerlere yapılmalı.

Şu durumda öncelikli olarak yapılması gereken, Konya’yı ağaçla bir uçtan diğer uca yeşillendirmektir. Çünkü Konya çölleşiyor. Yeşil yağışı çeker. Bunun için seferberlik gerek. Balta belediyeler olmak üzere ilgili kurumlar harekete geçmeli. Mevkie, toprağına uygun ağaçlar ekilmeli. Ekilen bu ağaçlar kendi kendini koruyacak seviyeye gelinceye kadar koruma altına alınmalı.

*19.01.2026 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.