25 Eylül 2025 Perşembe

Sağlıklı Yaşamanın Yolu

Göbek bu toplumun özellikle erkeklerin en büyük problemi. Her göbek ağır kilo demektir.

Göbek bu çağın bir sorunu. Çünkü bedenen çalışıldığı eski dönemlerde insan ne yer ne içerse eritirdi. Haliyle özel bir durum yoksa göbek diye bir sorun olmazdı.

Göbeğin çıkması; yememiz, içmemiz ve hareketsizliğimizin bir sonucu. Çünkü çoğumuz masabaşı ya da buna benzer iş yapıyoruz.

Göbeklileri görürüm. Çoğunun göbeğinden yana bir şikayeti yok. Göbeğinden ve kilosundan şikayetçi olan da göbeği eritmenin yollarını bilse de bazı gerekçeler öne sürerek uygulamıyor.

Fazla kilo ve göbek her şeyden önce ayaklara zarar. Çünkü kilo ve göbek arttıkça ayakların vücudu taşıması zorlaşıyor. Kişi yürürken hışmış kalıyor. Öyle zannediyorum, tuvalet ve taharet ihtiyacını da rahat halledemez. Banyo yaparken eller sırtına ulaşmadığı için düzgün bir şekilde sürtünemez.

Yol yakınken bir çözüm bulmak gerek. Sözüm kilo ve göbeğini dert edinenlere elbet. Diğerleri varsın göbekleriyle baş başa yaşamaya devam etsinler. Belki faydası olur diye göbeği eritmeye ve kilo vermeye dair tecrübelerimi paylaşmak istiyorum.

Günlük en az yarım saat hızlı ve aynı tempoda yürümek. Kısaca ter atmak.

Ekmek, poğaça, simit türü yiyeceklerden mümkün olduğunca uzak durmak. Çünkü bunların mideyi doyurma özelliği olsa da mideyi büyütmekten başka işe yaramaz. Ne kadar ekmek o derece erken acıkmak demektir. Ekmeksiz yeme içme daha geç acıktırır.

Yemek yerken hızlı yememek. Lokmaları iyice çiğneyerek ve hazmede hazmede yemek. Bu şekil yenen yemek hazmı kolaylaştırır. Hazmetmeden ve iyice çiğnemeden yenen her yemek göbeği çıkarır. Kişiye çabuk kilo aldırır.

Bol su içmek. 

Akşam yemeklerini 5-6-7 gibi mümkün olan en erken vakitte yemek. Gecenin geç vaktine kadar meyve, pasta, börek türü yiyecekleri yemekten uzak durmak. Mide acıkmaya yüz tuttuğu zaman uyumak. Çünkü akşam ve gece yenen her şey kilo aldırmada bire bir. Mide, hareketsizlikte eritmede zorlanır. Tok uyku bol bol kabus gördürür. Kişiye enfes uyku çektirmez.

Hareketsizlikten mümkün olduğunca uzak durmak. Arabaya binmeyi en aza ve zorunlu hallere indirgemek.

Perhiz önermiyorum. Hele gündüz yiyebildiği kadar yesin.

Kısaca vücudu mümkün olduğunca hareket ettirmek lazım.

Bu tecrübelerimi uygulayan, kilo ve göbek sorununu çözer.

Kilo verdikçe ve göbek eridikçe rahatlar, daha kolay nefes alır verir, hışmış kalmaz. Kişi kuş gibi olur. Taharet sorunu ve banyo yapmada zorlanmaz. Kabızlık sorunu da kolay kolay çekilmez. Daha sağlıklı yaşarsınız. Yürüme rutine bindirilirse kişide üşengeçlikten eser kalmaz.

Haydi göreyim sizi. Geçti bizden demeden sağlıklı iken uygulayın. Yoksa iş işten geçtikten sonra zaten yürümeye mecaliniz kalmaz.

Bunları uygulayın ki göbeksiz günler ve göbeksiz vücut sizin olsun.

İyi, hoş, güzel diyorsun da yapamıyorum diyorsanız, kendinize hayrınız yoksa geride kalanlar için bir hayır yapın. Temenni edilmez ama yarının ne getireceği bilinmez. Bakıma muhtaç hale geldiğinizde bakımınızın kolay olması için bunları yapın. Öldüğümüz zaman da salınıza yapışanlar ne ağırmış demesin. Kuş gibi hafifti desin.

24 Eylül 2025 Çarşamba

Anlamadım Gitti *

Bu ülkede iş bulup çalışmak, çalışırken evin geçimini sağlayacak bir ücret almak, çalışanlar arasında ücret dengesizliği, gelecek endişesi yaşamak bir problem.

Okumuş gençlerde işsizlik had safhada.

İnsan kaynağı planlaması yapamıyoruz.

İş var, çalışacak eleman bulamıyoruz.

Çalışacak kalifiye eleman var, iş veremiyoruz.

İş var ama insanımız iş beğenmiyor. Çalışacak herkese bu ülkede iş var diyoruz. İstiyoruz ki üniversite mezunu biri gidip asgari ücrette çalışsın.

Kiralar makul seviyede değil. Evi olmayanların aldıkları ücretle oturduğu evin kirasını ödemede zorlanmaması mümkün değil.

İş bulup çalışmak mesele iken çalışma hayatı sonrası emekli olmak da problem, erken emeklilik de problem. Çünkü esas geçim gailesi emeklilikten sonra başlıyor. En düşük emekli maaşı alanlar hala kirada ise aldıkları emekli maaşının üstüne para koyup kirayı ödemesi gerekiyor.

Aynı zamanda emekliler de problem. Çünkü haddinden fazla emekli var. 17 milyon emekliden bahsediliyor.

Çalışma ve Güvenlik Bakanı'nın açıklamasına göre SGK bütçesinin yüzde 67'i emekli maaşı ödemesine gidiyormuş. Yine Bakan'a göre emekliler içerisinde en düşük emekli maaşı alanların sayısı 4 milyonmuş. Emeklilerin maaşını ödemekte zorlandıklarını, şükür ki ödeyebildiklerini söylüyor.

Bu emeklilere her yıl EYT ve yaş haddinden emekli olanları da eklersek karşımızda çözüm bekleyen emekliler ordusu var. Çünkü ülke bütçesini şimdi olduğu gibi ileride zorlayacak en büyük problem emekli olanlar ve emekli ettiklerimiz olacaktır.

Durumumuz bu iken problemin altından nasıl kalkarız, ne yapıp ne edebiliriz üzerine kafa yormamız gerekirken Çalışma Bakanı Işıkhan, "Bağ-kur'lu çalışanların 9000 olan prim gününü 7200 prim gününe indirme üzerine bir çalışma başlattıklarını, üzerinde çalıştıklarını, seçim vaatlerinden biri olduğunu" açıklıyor. Bu demektir ki 9 bin prim günü için 25 yıl çalışması gereken Bağ-kur'lu 20 yılın sonunda emekli olabilecek.

Her şeyden geçtim. Emeklilerin yükünden, fazlalığından, SGK bütçesinin % 67'i emekli aylığı ödemesine gidiyor şeklinde dert yanarken prim gününü düşürme üzerine çalışma yapmak yangının üzerine benzinle gitmek demektir. Çünkü Bağ-Kur'lunun beş yıl önce emekli edilmesi erken emeklilikten ve emekli sayısını daha da artırmaktan başka bir işe yaramaz.

Biz ülkenin yarınını ve geleceğini bu şekil yok edip, mevcut problemi daha da büyütürken, Sayın Bakan aynı zamanda "Avrupa'da bir çalışan 40 yıl çalışıyor" demeyi de ihmal etmiyor.

Sayın Bakan'ın açıklamalarını hayretle okudum. Ne yaman çelişki dedim. Çünkü bir taraftan erken emeklilikten dert yanarken bir taraftan bir fabrikanın seri üretimi gibi insanları erken emekli ediyoruz. Sonra da alınan düşük emekli maaşını Mısır ile kıyaslıyoruz. Avrupa'daki uzun çalışma hayatından örnek veriyoruz, bir taraftan da habire emekli ediyoruz. Anlamadım gitti. Anlayan varsa beri gelsin.

*24.09.2025 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır. 

Amma Yoğun İmajı Vermek

Gelen her telefonu ilk çalışta açma. En azından birkaç defa çalmasını bekle. Çünkü telefon elinde miydi? Birden açtın derler.

Mümkünse ilk arayışta cevap verme, sonradan dönüş yap. “Üstadım, aramışsın ama haberim olmadı. İnan çok yoğunum. Telefonu elime aldığım mı var” diyeceksin ki arayan bundan sonra ararken bir kez daha düşünecek.

Gelen mesajı da hemen açmayacaksın. Açacaksan da telefonunun ayarından “okunmadı” seçeneğini işaretle. Cevabı da hemen verme. Karşındaki ne zaman okuyacak, okumuş mu diye beklesin dursun. Nice sonra “Yeni dönüş yapabildim. Biliyorsun malum işler” de, cevap verdikten sonra.

WhatsApp ayarlarından “Hakkımda” kısmına girerek “meşgul”, “sadece acil aramalar”, “konuşamam. Sadece WhatsApp” gibi seçeneklerden birini işaretle. Öyle “müsait”, “7/24 hep müsait” gibi şeyler yazma. Çünkü “işi gücü yok. Boş ve avare” derler.

“Azizim, telefon açıyorum. Dönmüyorsun. Mesaj yazıyorum. Cevap vermiyorsun” diye serzenişte bulunanlara, ah, üstadım. Haklısın ama öyle yoğunum ki inan başımı kaşıyacak zaman bulamıyorum. Keşke ben de senin gibi müsait olabilsem. İnan çok özledim biraz boşluğum olmasını” de.

Bu durumu ortak gruplarda da devam ettir. Orada yazılıp çizilenlere hemen atlama. Her konuda söz söyleme. Okuyacaksan oku ama her birine cevap yazarak dolu imajını berhava etme. Geyik muhabbetlerine girme. Bir baktın, sende yazılıp çizilenlere dalmışsın. Ayak altına düşmemek için “Yazmak isterim ama durumum malumunuz. Size kolay gelsin, bol muhabbetler” deyip kenara çekilmeyi bil.

Ara ara grupta adın geçer, sizi mindere çekmeye çalışan gafiller olabilir. Sakın bu dolduruşa gelme. Seni aşağıya çekmeye çalışanların ekmeğine yağ sürme. Lütfen seviyeni koru.

Bazen gruba bakmak ya da bir şeyler yazmak istedin. “Üstadım, o kadar bildirim gelmiş ki inan hepsi birikmiş. Hepsini okumam, takip etmem ve cevap yazmam mümkün değil” de ki kiminle aşık attıklarını bilsinler.

Kısaca,

Ağır azam ol.

Seviyeni düşürme.

Statünü koru.

Olur olmaz telefon ve mesaja atlama.

Ayağa düşme.

Bu platformda uzun süre durma.

Sosyal medyayı ise hiç kullanma. Kullanıyorsan da gir, dolaş ama iz bırakma ve renk verme. Yazılıp çizilenlerden haberin yokmuş gibi davran.

Bu konuda da toptancı değilim. İstisnalar vardır elbet. Onlara sözüm yoktur.