25 Nisan 2025 Cuma

Tanıdık Sima

ABD Başkanı Trump'ın;

Külhanbeyi konuşması,

Diplomatik dil kullanmaması,

Ülke devlet başkanlarını küçümsemesi,

Sosyal medya aracılığıyla faizi indir talimatı vermesi,

Akşam sabah hep gündemde olması,

Ülkelere meydan okuması ve ayar vermesi, gerilimi, kavga ve atışmayı sevmesi, mangalda kül bırakmaması,

Sözünü dinlemeyen kurum ve kuruluşları alenen eleştirmesi,

Başkan seçilmesi iki dönemle sınırlı olmasına rağmen üçüncü döneme hazırlık yapması,

Akla gelebilecek her şeye çomak sokması,

Kurulu düzene aykırı konuşmaları,

Teamülleri hiçe sayması,

Serbest ticaretten ve piyasadan gelmesi,

Her gün ekranlarda dünyayı etkileyen kararlara imza atması,

Aldığı kararlardan bir müddet sonra U dönüşü yapması, akşam aldığı kararı sabahında değiştirmesi,

Kendisini dünya lideri görmesi,

Kendisine aşırı özgüveni,

Ölümüne destekleyicilerinin olması,

Anayasayı pek dinlememesi,

Egosunun tavan yapması,

O bunu, bu da onu çok sevmesi, birbirlerine dostum diye hitap etmeleri,

Uzun boylu oluşu vs.

Bana hiç yabancı gelmiyor. Hem de tanıdık bir simayı hatırlatıyor. İnsanlar bu kadar mı benzer olur. Boşuna dememişler. İnsanın ikizi var diye. 

Tek farkları, Trump hem ülkesini hem dünyayı, öbürü ise ülkesini etkiliyor. Bir de biri sarışın, diğeri esmer. Bu kadar fark da olsun değil mi?

Yan Gel Yat Osman Dönemi

Resmi İnternethaber sitesinden aldım. 

Sitenin verdiği habere göre mevduat faizi, 25.04.2025 tarihi itibariyle adı sanı duyulmamış bankalarda % 49-52 aralığında.

250 bin, 500 bin ve 1 milyonu olduğu halde parasını mevduat faizinde değerlendirmek isteyenler için İnternet sitesi; vade, oran ve net getirisine yer vermiş. Buna göre; 

Kenarda, köşede 250 bin lirası olan biri, bu parasını mevduata yatırdığı takdirde 32 gün vade sonunda net 9.688 TL gelir elde ediyor. 


500 bin lirası olan ise 19.375 lira gelir elde ediyor. 


1 milyon lirası olan ise 32 gün vade sonrasında 38.750 lira gelir elde edebiliyor. 

Bugüne kadar mevduatla hiç işim olmadı. Zaman ne gösterir bilinmez ana bundan sonra da işim olsun istemem. Yalnız paranın aylık net geliri yabana atılır cinsten değil. 

Bu haberi yazı konusu ederken de insanımıza teşvik olur mu diye tereddüt etmedim değil. Çünkü hem bu haber hem de benim bu yazım maalesef teşvik içermektedir. Yalnız cazip gelse de teşvik gibi bir niyetim yok. Faiz konusunda geldiğimiz noktayı işaret etmek için kaleme aldım. 

Kenarda, köşede parası olup da yakın vadede bu parasını kullanmayacak insanımız için risksiz, temizinden bir getirisi var bu yüksek faiz oranlarının. Bu oranları, kısa vade zamanını ve net getirisini görünce, "Yan gel yat Osman" dönemi dedim içimden. Bu dediğimi de yazıma başlık olarak koydum. 

Eskiden bu tabir, geçmişte Aydın tarımının zenginliğini ifade etmek için "On dönüm bostan/yan gel yat Osman" şeklinde tekerleme olarak kullanılırmış. O devirde, ön dönüm sulak arazin varsa artık sana karada ölüm yok anlamında söylenirmiş bu tekerleme. Yalnız sulak arazi zenginliği 1975'lerde bitmiş. Bugün sulak tarlası olanlar için bu tabir pek kullanılmıyor. Bu tabir kullanılsa kullanılsa bugün için 250/500 bin ve 1 milyonu olup da faiz duyarlılığı olmadığından, parasını mevduatta değerlendirmek isteyenler için kullanılabilir ve "Varsa 1 milyon/yan gel yat Osman" denebilir ve cuk oturur. Üstelik sulak da olsa bostandan daha net getirisi var. Bostandan gelir elde etmek için sulayacaksın, bakacaksın, ekip dikeceksin. Bu ekini kaldırıncaya kadar soğuk, don vurmayacak, sel baskını olmayacak. Çünkü bir doğal afette harcadığını alamama riski de var. Üstelik işçi de çalıştırmak zorundasın. Yani bir emek var, risk var. Halbuki parayı mevduata yatırmanın hiçbir riski olmadığı gibi bir emek de sarf edilmiyor. Nasılsa bankanın batması durumunda devlet garantisi de var. Bu durumda parasını mevduata yatıran için yan gelip yatmanın dışında bir seçenek kalmıyor. Çünkü yattığı yerden bir emekli maaşı gibi temizinden para gelecek. Ne eli ağrıyacak ne de başı. 

Yazık gerçekten yazık. Maalesef bu yüksek faiz oranları üretimi teşvik etmiyor, ticaret yap riske gir demiyor. Hatta yok ediyor: Sen paranı bize getir. Gerisini merak etme sen. Yan gelip yat. Biz sana aylık net kâr verelim. Paradan para kazan, diyor. 

Eve Lazım Olan Camiye Haramdır

Ömrü boyunca doğru dürüst ne yemiş ne de yedirmiştir.

Ucuz ve adi şeylerle yetinmiştir. Çünkü onun için en uygun olanı kaliteden ziyade bir şeyin ucuz olmasıdır.

Çocuklarına doğru dürüst harçlık bile vermemiştir. Torunlarını söylemeye gerek yok. Onlara da eli pek cebine gitmez. Ne normal zamanda ne de bayram ve seyranda.

Torunlar içerisinde oğlandan olma torunları ile kızdan doğma torunları arasında ayrım yapar. Çünkü ona göre ne de olsa oğlandan olma torunların yeri bir başka. Belki onlara harçlığı nasip oluyordur. Kıskandığım yok. En azından oğlan torunlarının cebi para görmüş olur.

Adam kendi harcamıyor ki çocuklarına ve torunlarına harcasın. Ayrıca torunlarına zırnık koklatmamasında "Nasılsa babalarının işi var. Harçlığı babalarından alsın" diye düşünüyor olmalı.

Harçlığı nasip olmasa da torunlarından sevgi ve saygı bekler. Gelip ziyaret etmelerini ister. Vermeden almak Allah'a mahsus ise de bu muhterem de vermeden alma üzerine hayatını kurmuş. Böyle geldi, böyle gidiyor.

Böyle böyle yaşı kemale erdi. Her ne kadar yaşlılığı kabul etmese de dizleri sıkıntılı. Yürümekte zorlanıyor. Hanımı da bakıma muhtaç hale geldi.

Yatalak durumundaki annelerine sırası ile beş yıldır çocukları bakıyor. Çocuklarına "nöbetçi" diye hitap ediyormuş duyduğuma göre.

Annelerine bakıma giden çocukları babalarını da ihmal etmezler. Onun da yemeğini yaparlar, sofrasını hazır ederler.

Vermeden alma üzerine hayatını deruhte etmesine rağmen çocukları babalarına kıyamazlar. Annelerinden çok babalarını düşünürler. Şunu pişirelim, bunu yedirelim der dururlar. Böyle vermeden almayı ben de becermek isterdim. Kıskanmıyor değilim kendisini.

Çocukları annelerinin bakımında babalarına sorumluluk vermediler. Çünkü çocuklarına göre babaları yürümede zorlanıyor. Ama babaları o ayaklarla camiye gidip geliyor. Çarşıya çıkıp maaşını çekiyor. Köye gidip geliyor.

Bu arada ehlikeyif biri. Yemesi de iyi. Akşamın kaçı olursa olsun kendine özel çayını da demletir.

Yedirmemesine, harçlık vermemesine rağmen maaşını ne yapıyor dersiniz? Hakkını yemeyelim. Beşinci senesinde annelerine ve ev işlerine bakan çocuklarına ayda üç yüz, beş yüz vermeye başlamış.

Evin zaruri ihtiyaçlarını aldırdıktan sonra geri kalan maaşını ne yapıyor? Duyduğuma göre altın biriktiriyormuş. Bir ayağı çukurda zaten. Ne yapacak altını demeyin. Yoksa çocuklarına mı biriktiriyor demeyin. Sağlığında zırnık koklatmayan öldükten sonra çocuklarına niye bir şey bıraksın.

Çocuk ve torunları dahil kimseye göstermediği parasından arta kalanla hayırseverliğe soyunduğunu işittim. Çocukları pek razı olmasa da köyündeki kuşun ve kervanın pek geçmediği bir yere çeşme yaptırmayı kafaya koymuş. Yapacağım da yapacağım diyor. Yapılacak çeşme kaça mal olur, buna parası yeter mi, çeşme yapıldıktan sonra bu çeşmeye birileri gelip de bu çeşmeden su içer mi bilinmez ama görünen o ki çeşme yaptırmak suretiyle sadakayı cariye işlemeyi, öldükten sonra da amel defterinin kapanmamasını niyetine almış. Para onun değil mi? İstediğini yapar.

Yalnız bana kalırsa, yapacağı çeşmeyi şehir merkezindeki bir okul bahçesine yapsın. Böylece daha fazla öğrenci bundan faydalanmış olur. Torunlarına harçlık verebilir. Beş yıldır annelerine yani hanımına bakan çocuklarını gönülleyebilir. Her ne kadar çocuklarının bir beklentisi olmasa da annelerine karşılıksız baksalar da çocuklarını gönüllemesi daha elzemdir. Üstelik çocuklarını durumu o kadar da iyi değil. Çocukları, babamızın hatırası dese fena mı olur? Ama olmaz. Çünkü bugüne kadar vermeden geldi, vermeden gidecek. Yalnız şunu unutmasın ki vermeden almak, Allah'a mahsustur. Bir de eve lazım olan camiye haramdır. Aman ne yaparsa yapsın. Tasası bana düşmez. Para onun değil mi? İstediği şekilde, istediği yere harcar. 

Şu var ki yemeyenin parasını yerler. Bildiğim kadarıyla emekli olduktan sonra tüm emekli ikramiyesini altın üzerinden yüzde otuz kâr veren bir holdinge yatırmıştı da o holding de diğer holdingler gibi batınca emekli ikramiyesinin üzerine bir bardak su içmişti.