27 Ağustos 2024 Salı

Yazılarıma Geri Dönüşler

Karşılaştığım tanıdıklarımdan yazılarımı takip edenlerden geri dönüşler:

"Çok keskin yazıyorsun",

"Çok sivri yazıyorsun", 

"Çok eleştiriyorsun", 

"Hep eleştiriyorsun", 

"İyi dokunduruyorsun",

"İyi vuruyorsun", 

"Baya vuruyorsun", 

"İnce ince dokunduruyorsun", 

"Konuşur gibi yazıyorsun", 

"Çok farklı konulara değiniyorsun", 

"Günde kaç yazı yazıyorsun? Takipte zorlanıyoruz", 

"Bu kadar yazıyı yazmaya nasıl vakit buluyorsun?", 

"Zor olmuyor mu cep telefonuyla yazı yazmak?", 

"İyi eleştiriyorsun. Ben bu kadarına cesaret edemem", 

"Güzel yazıyorsun ama ne olur ne olmaz diye beğenemiyorum", 

"Yazdığının bir getirisi var mı?", 

"Yazılarını niye kitap haline getirmiyorsun?", 

"Çok akıcı yazıyorsun", 

"Yazılarını beğenmediğimize bakma. Doğru yazıyorsun", 

“Yazdıkların doğru da her doğru her yerde söylenmez”,

“Biz okumakla baş edemiyoruz. Bu kadar yazıyı nasıl yazıyorsun?”,

"İyi, güzel, hoş yazıyorsun da yazıların çok uzun. Oku oku bitmiyor. Biraz okuyup gerisini okuyamıyorum. Çünkü ben uzun yazıları sevmem" vs.

Yukarıdaki geri dönüşlerin hepsine eyvallah. Tüm eleştiri ve tespitleri değerli buluyorum. Hepsine evet böyleyim ya da değilim diye cevap vermeyeceğim. Yalnız yazıların uzun diyenlere cevap yazmak isterim:

Yazılarım bazen bir sayfayı geçse de genellikle bir sayfa ile sınırlandırıyorum. Çünkü yazılarımdan seçtiklerimi yayımlanması için gazeteye de gönderiyorum. Gazete yazıları da genellikle bir sayfa olur. Bir konuyu işlemek için bir sayfa da uzun sayılmaz. Çünkü kırmadan, dökmeden meram anlatmak kolay değil. Bazen netameli alanda yazdığım da olur. Elbette meram ne kadar kısa anlatılırsa iyi olur ama unutmayalım ki hakikat ve gerçekler uzun yazıların satır aralarında saklıdır.

Filistin için Ne Yapabiliriz?

Efendim, Filistinlilerin durumu malum. İsrail kana doymak bilmiyor. Biz bu konuda ne yapabiliriz? Bu kan nasıl durdurulabilir? 

Hiçbir şey yapamayız. 

Olur mu öyle şey. Bir şeyler yapmalıyız. 

Eğri oturup doğru konuşalım. Etimiz ne budumuz ne? 

Yapacaklarımız olmalı. 

Yapalım da bir acziyet hali var ortada. 

Olsun, yine de bir şeyler yapmalıyız. 

O zaman milletin yaptığını yapacaksın.

Ne gibi? 

Yahudilere ait ürünleri boykot edeceksin. 

Boykot ürünlerini paylaşacaksın. 

Yahudi ürünlerini satanları ve alanları sosyal medyada paylaşacaksın. 

Filistin'e destek ve İsrail'i telin için yapılan miting, yürüyüş ve protestolara katılacaksın. 

Cinayete kurban giden Filistinliler için düzenlenen gıyabi cenaze namazlarını kılacaksın.

İsrail için hep beddua edeceksin ve lanet okuyacaksın. 

İsrail'in uyguladığı orantısız gücü sürekli gündemde tutacaksın. 

Bir yerde başka konular konuşulurken "Filistin kan ağlarken şu konuştuğunuz şeye bakın" diyeceksin. 

Filistin için düzenlenen kermeslere katılacaksın. 

Maddi yardımda bulunacaksın. 

Hutbe ve vaazlarda Filistin için dua edeceksin. 

Çarşının belli yerlerinde açılmış stantlara katılarak Filistin davasını konuşmacılardan dinleyeceksin vs.

İyi de bunlar yapılıyor zaten.

Dedim ya milletin yaptığını yapacaksın diye.

Ama bunlardan bir sonuç alınmıyor.

Alınmaz zaten.

O zaman ne diye yapıyoruz bunları?

Dedim ya acizlik böyle bir şey.

25 Ağustos 2024 Pazar

Çiçeği Burnunda Bir Amirin Serüveni (5)

Çiçeği burnunda mülki amir yaptığı hizmetlerine hizmet katmaya devam ediyor. Yalnız ilçenin her şeyinden sorumlu mülkü amir mi yoksa sadece ilçe milli eğitimle uğraşmakla yükümlü bir mülki amir mi bilinmez. Çünkü yatıyor kalkıyor ya ilçe milli eğitimle uğraşıyor ya da soluğu köyde alarak okulun eksiklikleriyle ilgili ilçe milli eğitimi hesaba çekiyor. Çünkü eğitim olmazsa olmaz. Zira eğitim her şeyin başı. İlçe düzelecekse eğitimle düzelecek. 

Yine köy okulunda sabah sabah. Sorar okulun tek öğretmenine. Temizliğini kim yapıyor bu okulun diye. Öğretmen kendim yapıyorum dediyse de olmaz. İlçe milli eğitim planlama yapacak, belli periyotlarla okulunu temizleyecek. Telefonla ilçe milli eğitim müdürünü aratarak talimatını verir. 

Sonrası günlerde de hangi okula gitmişse ilk işi ilçe temizlik ekibi gönderdi mi diye soruyor. Göndermediyse niçin göndermedin diyor. Gönderdiyse kimden onay aldınız diyor. 

İlçe milli arabamız eski model. Adeta benzini yutuyor. Bizim yakıt ödeneğimiz yok. İlçe merkezinde görev yapan Toplum Yararına Çalışan (TYP) elemanlarını köylere gönderme yetkimiz yok. Köy okulları tek öğretmenlik, tek sınıflı, yedi-sekiz öğrencilik yerler. Buranın temizliklerini köyün öğretmeni bir şekil hallediyor dese de mülki amir dinlemez. O köy okulları temizlenecek. Yakıtınız yoksa başka bir kurumdan araç alın. Hizmetliniz yoksa diğer okullarda çalışanları haftada bir veya iki gün görevlendirin talimatını verir. 

Emir demiri keser hesabı başka bir kurumdan araç alınır, kurumdan bir memur şoför olarak seçilir, ilçe okullarındaki TYP çalışanları sırayla temizliğe gidecek şekilde onay alınır. Ekip belirlenen gün okullara giderek içeride ders gören öğrencileri dersten çıkartarak temizliğini yapıp geliyor. 

Kış yaklaşıp kaloriferlerin yanma zamanı gelince yine köy öğretmenlerine sorar. Kaloriferinizi kim yakar diye. Kimi kendisinin yaktığını kimi mahalleden birini tuttuğunu söylüyor. Olmaz öyle. Ben size kaloriferci bulayım der. 

İlçe milli eğitime talimat vererek her gün ilçeden bir kaloriferci götürülüp kaloriferleri yakıp gelecek der. Köy öğretmeni her gün gelmesine gerek yok dese de gelecekler der. İlçe, kaloriferden anlayan bir görevlisini kalorifer yakmaya gönderir köylere. Köye giden kaloriferciye yine şoför ve araba ayarlanır.

Milli eğitim kalorifer yakmaya geldi mi diye koruması aracılığıyla her gün okula telefon açtırır. 

İlçe milli eğitime de güvenmeyerek her gün köy öğretmenlerini arayıp ilçe eleman gönderdi mi diye de sorduruyor.

Mülki amir hem temizlik hem de kalorifer yakma işini iyi düşünse de köylerde çalışan öğretmenler iyi bilir. Köy öğretmeni velilerle bir şekil çözüyor temizlik ve kalorifer işini. Mülki amir böyle yapmakla, ilçede görev yapan TYP’liler kendi okulunun işini aksatıyor. Köylere araç göndererek giden yakıtın hesabını yapmıyor. Üstelik taşıma su ile değirmen dönmez. Çünkü haftada bir temizlikle okulun temizliği bitmez. Okul günlük temizlik ister. Ne edersin ki emir emirdir. Mantık aranmaz.

Neyse biz gelelim yine hizmete. O seneyi taşıma suyla çözen mülki amir, ertesi yıl farklı bir çözüm bulur. TYP’den birer hizmetli görevlendirtir köylere. Öyle ya devletin parası çok. Bir sınıflık okula bir hizmetli lüks olur demez, itibardan hiç tasarruf etmez. Yeter ki dediği olsun.

Not: Yine hayal mahsulü bir yazı. Ne edersiniz ki siz inanmasanız da durum bu.