23 Temmuz 2024 Salı

Açık Lise Sınavından Kısa Kısa (2)

Açık lise sınavlarında sorulan sorular yeni nesil sorularından değil. Soru ve cevapları 10 saniye içerisinde okunabilir. 

Bir öğrenci yedi dersten sınava girmiş olsa her dersten 11 soru olduğuna göre yüz dakikalık sürede her bir soruya bir buçuk dakikalık zaman verilmiş olur.

Bir dersten de sınava girse yedi dersten de sınava girse, çoğunluk, ilk yarım saatte çıkıp giderken bir ya da iki öğrenci yüz dakikanın çoğunu kullanıyor.

Tüm süreyi kullanan iki ayrı oturumda iki öğrenci dikkatimi çekti. Her ikisi de dört dersten sınava giriyor. 

Kısa ve kolay olan bu sorular için bu öğrenciler niçin sürenin tamamını kullandı dersiniz. Bunu bilmek için salonda iki gözetmen eşliğinde bu öğrencileri beklerken izlemek zorundasınız. 

Bir tanesi her soru ve cümleyi gözüyle değil, dudağıyla okudu. Belki anlamak için aynı cümleyi kaç kere okuyor. Ardından okuduğu yerin altını tek tek çiziyor. Arkadaşlarından geride kalmasının en önemli sebebi bu olsa gerek.

Sınavın başlamasını beklerken okuduğu duanın haddi hesabı yoktu zaten.

Bir diğeri sınav süresinin bitimine on dakika kalıncaya kadar süresini kullandı. Sürenin çoğunu kodlamaya ayırdı. O küçücük yuvarlağı doldurmak için neredeyse bir otuz saniyesini kullandı. Aynı tempoyla döndü döndü yuvarlağı karaladı.

Bir başına kalma pahasına tüm kodlamayı aynı yol ve yöntemle yaptı. Ne bıktı ne usandı. Kodlarken süreyi yetiştirebilecek miyim diye ara ara duvardaki saate baktı durdu. 

Bitirdikten sonra sıra gelmişti kontrole. Sol eline kitapçığı, sağ eline de cevap kağıdını aldı. Kitapçığı en baştan sonuna kadar cevap kağıdıyla birlikte kontrol etti. Kitapçıktaki işaretiyle cevap kağıdındaki işareti tutunca sağ elinin işaret parmağını yukarı doğru kaldırdı. Bitime on dakika kala tüm kontrolleri bitirdi. Kitapçığı kapattı. Son on beş dakika kala çıkış yasak olduğu için arkasına yaslanıp beklemeye koyuldu. Bu öğrenciyi gören de YKS, AYT veya KPSS'ye girmiş sanır. 

Sınav bitiminde gözetmen arkadaş, kızım niye örgün okumuyorsun diye sordu. Örgün de hedefime ulaşamayacağıma inandığımdan açık lisede okumayı tercih ettim dedi. Kaçıncı sınıftasın dedi. 11.sınıfta imiş daha. Bu zamana kadar da hiç örgün gitmemiş. Hedefi ne ise artık.

Bu iki öğrenci yüzünden tüm salonlar sınavını bitirmiş olmasına rağmen evrakını en son teslim eden iki salondan biri olma şerefine nail olduk. Son teslim etme şerefine nail olamadık. Sanırım birinci olan salondaki öğrenci sürenin tümünü kullandı.

Salonda, bu öğrencilerin sınavı bitirip gitmesini beklerken iki görevli olarak bize de bol bol sabretmek düştü. 

Bir sonraki yazımda da gördüğüm bir garipliği ele almak isterim.

Açık Lise Sınavından Kısa Kısa (1)

2014-2015 yıllarıydı herhalde merkezi sınavlarda en son görev aldığım. 

Bakayım ne değişmiş yokluğumda deyip bir görev istedim. Üç görev birden çıktı.

Sınavın başlamasından bir saat önce yapılan toplantıya katıldım. Kurallara dair pek bir değişiklik yoktu. Aynı görevlilere üç sınav boyunca aynı kurallar okundu. Sanırım salonda tek öğrenci kalınca sınavı bitiren bir öğrenci onun sınavı bitirmesi için bekletilirdi. Bu kaldırılmış.

Sınav evrakını alıp salona geçtim. Salonda tarih kokuyordu adeta. Öyle ya tarihi binada tarihten başka ne kokacaktı. (Bu tarihi liseyi ayrı bir yazı konusu edineceğim için bu kadarla yetiniyorum.)

Gözetmen meslektaşımla tanıştım. Sınava giren öğrencileri hangimiz müsait ise kimlik ve giriş belgesi kontrolü yapmak suretiyle sırasına oturttuk. 

İki farklı oturumda sadece gözleri görünen, görünen gözlerini göstermemek için renkli gözlükle salona giren iki kız çocuğu geldi. Sırasına oturtup kimliğine bakmak istediğimizde yüzünü gösterir misin dememize fırsat vermeden girişte kontrolü yapıldı cevabını aldık. Belli ki bu tip öğrencilere böyle deyin deniyor. Kimlik, giriş belgesi ve TC numaralarını kontrol etmek suretiyle tamam dedik. 

Giriş belgeleri salonla uyumlu idi ama çarşafın ve gözlüğün altında kim vardı bilemiyorum. 

Zevklerle renkler tartışılmaz dendiği gibi insanların giyim ve kuşam tercihi de tartışılmaz. İsteyen istediğini giyinsin. Ama normali de zorlamamak lazım. Ki din el, yüz ve ayağın açık olmasını avret mahalli olarak görmez. Sadece sınavlarda değil, çarşı, pazar her yerde yüzün açık olmasına dikkat etmek gerek. Ötesi abartıdır, aşırılıktır ve anormalliktir. Yüz ve gözü göstermeyecek şekilde kişinin kendisini gizlemesi din falan değildir. 

Sınava 15 dakika kala sınav evrakını açıp kitapçık ve cevap kağıdını dağıtmak istedim. Sınav evrakı ambalajı farklı idi. Belki de sınava dair bir diğer değişiklik sınav evrakı idi. Eskiden neresinden açılacağını gösteren ok veya yazı olurdu. Şimdikilerde hiçbir işaret yok. Gözetmene sordum. Ben de uzun süredir görev almıyordum. Gelmeden önce baktım. Ya şuradan ya buradan açılacak sanki dedi. 

Toplantıda da ne şekilde açacağımız gösterilmemişti. Eski sınavlarda özene bezene ve uygulamalı bir şekilde nasıl açılacağı gösterilirdi. Aman dikkat edin, yanlış yerden açarsanız tutanak tutmamız gerekir denirdi. 

Sınav bitimi içine sadece kitapçıklar konacağı için ne şekil açılması pek de önemli değil deyip ucundan yırtarak bir şekil açtık.

Her bir öğrenciye önce cevap kağıtlarını ve kitapçıklarını verdik. 

20 kişilik belirlenen sınav salonunda ağırlıklı olarak kız çocukları vardı.

Sınavda her bir dersten 11’er soru sorulmuş. Ya 10 ya da 20 soru normali idi. Niçin 11 buna bir anlam veremedim.

Sınavda tek dersten sınava giren de vardı 7 dersten de. Bilmiyorum çok mu zor tek dersten sınava girenlerle fazla dersten sınava girenleri ayrı ayrı salonlara yerleştirmek?

Üç oturumun ilkinde altı, ikincisinde üç, üçüncüsünde yedi öğrenci sınava girmedi.

Zil sesiyle birlikte sınav başladı. İlk on dakika içerisinde sınavı bitirip beklemeye koyulan öğrenciler oldu. Ama kural gereği ilk yarım saat salondan çıkış yasak olduğu için beklemek zorunda kaldılar.

İlk yarım saat dolunca yarıdan fazlası sınav evrakını vererek salonu terk etti. Ardından bir 10-15 dakika geçince salonda kala kala bir ya da iki öğrenci kaldı.

İster tek dersten sınava girsin ister 7 dersten girsin, sınav süresi yüz dakika olunca tüm süre hakkını kullanmak için sınava giren öğrenciler eksik olmuyor.

Diğer yazımda da salon boşalmasına rağmen sürenin tamamını kullanan öğrencilere örnek vermek istiyorum.

22 Temmuz 2024 Pazartesi

Giyim Kuşamda Abartı

Açık lise sınavlarında iki farklı oturumda iki ayrı kız öğrenci ile müşerref oldum. Daha doğrusu giyim ve kuşamlarıyla.

Birbirini kopyası olan kızlar tepeden tırnağa siyah çarşaf giyinmiş. Başlarında da yine siyah bir başörtüsü. Yüzlerinde de peçe var. Gözlerini de görmek mümkün değil. Çünkü taktıkları renkli gözlükle gözleri de görünmüyor.

Bu şekil sınava gelmişler. Kimdir, necidir belli değil. 

Kimlik, giriş belgesi ve bunlardaki fotoğraf ile yüz birbirini tutuyor mu diye kontrol edeceksin. Daha kimliğine bakarken girişte baktılar diyorlar. Yüzüne bakmadan giriş belgesi ve kimliğine bakarak yetiniyorsun. 

Girişte bakmış olabilirler. Zaten kontrol edilmeden geçmeleri mümkün değil. Ama salonlara dağılırken bu şekil giyimli olanlar pekala birbirinin yerine farklı salonlarda sınava girmeleri mümkün mü? Mümkün. Çünkü giysileri buna müsait. 

Tepeden tırnağa hiçbir yerleri görünmeyecek şekilde bu şekil giyinenler öyle zannediyorum, dini hassasiyetlerinden dolayı böyle giyiniyorlar. Güya dinin gerçeklerini yerine getiriyorlar.

Peki, din ne diyor bu konuda? Bildiğim kadarıyla kadının el, yüz ve ayaklarının dışındaki yerlerini kapamasını istiyor. El ve ayaklarından geçtim. Bari yüzlerini açsalar. Sadece sınavda değil, toplum içinde yüzü açık olmalarından fayda var. Öyle ya sınavlarda ve toplum içinde insan muhatabının kim olduğunu bilmek ister. Özellikle günümüzde güvenlik yönünden bunda bir zaruret var.

Çarşı ve pazarı da geçtim. Mübarekler sınava giriyorsunuz, salona geliyorsunuz. Kim olduğunuz, necisiniz, ins misiniz, cin misiniz belli değil. Nasıl davranacağını, neye tepki göstereceğini kestiremiyorsun.

İnanın, kimsenin giyim ve kuşamında değilim. Nasıl ki zevklerle renkler tartışılmaz ise giyim ve kuşam tercihi de tartışılmaz. İsteyen çarşaf giysin isteyen manto giysin isteyen başını örtsün isteyen açsın. İsteyen istediği gibi giyinsin ama abartmasın, işi çığırından çıkarmasın.

Bu işin dinle, takvayla, takva elbisesiyle de alakası yoktur. Dinim böyle emrediyor diye hayatı kendilerine zindan ettikleri gibi muhataplarına da zindan ediyorlar. Ki din ifrat ve tefritten kaçınmayı ve mutedil yani ortası olmayı emreder.

Siz nasıl görürsünüz bilmem ama bana böyle giyim garip geliyor.

Varsın kapansın, gözün kapalıları mı görüyor, o kadar açık ve saçık var demeyin. Nasıl ki anormal açıklar bir tepkiyi hak ediyorsa aşırı kapanmalar da bir tepki ve eleştiriyi hak ediyor.

Bereket çarşı, pazar ve sınavlarda gördüğümüz bu tür aşırı kapananların sayısı fazla değil.

Dinle, değerle ve örf ve adetle alakası olmayan bu tür aşırı kapanma, öyle zannediyorum, merdiven altı dini anlatımların bir mahsulü. Çocuklarımızı bu tür merdiven altı yerlerden uzak tutmakta fayda var.

Hasılı, açığıyla kapalısıyla ortak yaşamın ortak ve makul yollarını bulmamız ve bunlara riayet etmemiz gerekir. Kimsenin giyim ve kuşamıyla başkasını az veya çok rahatsız etmeye hakkı yoktur.