14 Temmuz 2024 Pazar

Bir Branşın Para ve Makamla İmtihanı (5)

Okuldan çıkıp ilçe milli eğitime geldim. Atamadan sorumlu şefin yanına uğradım.

Selam kelamdan sonra verdiğiniz din kültürü öğretmeni yetersiz. Sınıf hakimiyeti yok. Böyle giderse büyük sıkıntılara gebe. Okulum lise. Liseye uygun birini verin, bize verdiğinizi de bir ilköğretimde değerlendirin dedim.

Ben şefle konuşurken ilgili şube müdürü geldi. Konuştuklarımı dinledi. Müdür bey doğru söylüyor. Hocama yardımcı olun, iyi birini verin dedi.

Şef, biz ne yapalım hocam. Listeden sırayla çağırdık. Size gönderdiğimiz kabul etti dedi. İyi de içlerinde lisans mezunu yok muydu da ön lisansa kadar düştünüz dedim.

Buyur liste burada. İstediğini seç, ara. Kabul ederse bizim için problem değil, onaya sunarız dedi şef.

Listeyi aldım. Tanıdık tecrübeli biri var mı diye göz attım. Daha önce ilçede lisede çalışırken İHL’de çalışan bir meslek dersleri öğretmeni vardı. Emekli olmuş. Belli ki ihtiyacı var. Ücretli derslere giriyor.

Tamam, ben aradığım öğretmeni buldum. Bizdekinin dilekçesini alıp bunu başlatalım dedim. Ayrıldım.

Ertesi günü kız çocuğunu çağırdım. Alttan girip üstten çıkıp bizdeki dersleri bırakmasını, çünkü böyle gitmesinin mümkün olmadığını, ilçenin kendisine ilköğretimde ders vereceğini söyledim.

Kızımız başladı ağlamaya. Dilekçe yazmamak için kırk dereden su getirdi. Biliyorum ilçe bana ilköğretimde ders vermeyecek, siz benden kurtulmak istiyorsunuz. İstemeyerek bırakıyorum dedi. Dilekçesini yazıverdik. Kendisine imzalattık.

Sendeki kitap ve yıllık planları ilçedeki okulumuz dolabına koyuver dedik. Tamam dedi. Koymadı. Belli ki bize gönül koymuştu.

İlçe bu kıza başka okulda görev verdi mi bilmiyorum.

Kızı okuldan ayırmak hoşuma gitmedi. Çünkü ekmeğine mani olmuştum. Beni sevindiren ise emekli, lisans mezunu, tecrübeli bir ücretli öğretmenle çalışacağım idi.

Bu tecrübeli öğretmenle aynı okulda çalışmadım ama okuluna müdürüyle görüşmek için geldiğimde saygıda kusur etmedi. Nazik ve kibar biriydi üstelik.

Tecrübesiz kızdan sonra tecrübeli, üstüne üstlük nazik ve kibar biriyle çalışacak olmam iyi olacaktı.

Aradım kendisini. Telefonu vardı bende. Hal hatırdan sonra okulumu söyledim. Sana ihtiyacım var. Benimle çalışır mısın dedim. Çok memnun kaldı. Çalışırım ama ilk dönem falan okulda çalıştım. İkinci dönem için falan İHL’ye söz verdim. Onlardan haber bekliyorum dedi. Hocam, orası başkasını bulsun. Başlamadıysan bende başla. 30 saat ders veririm. Sana ihtiyacım var, ilçeye gidip okulum için dilekçe ver dedim. Tamam dedi. (Devam edecek) 

Bir Branşın Para ve Makamla İmtihanı (4)

Bu konuya başlarken ilk yazımda lisede çalışmaya başladığımda din kültürü öğretmenimin tayin isteyip gittiğini, yerine dersleri dolduracak kimse olmadığından, ilçeye din kültürü öğretmeni ihtiyacımızın giderilmesi için müracaat ettiğimizi, bakalım ilçe bu ihtiyacımızı giderebilecek mi diye yazmıştım. Çünkü 4+4+4 sistemiyle birlikte oluşan din kültürü normuyla birlikte her okulun din kültürü öğretmenine ihtiyacı oluşmuştu.

Sonrasında bu süreçten bahsetmeye, bu süreçte yetiştirilmesi murat edilen dindar gençlik adına bu branş öğretmenlerinin kullanıldığına değinmiş, bu branş sahibi çoğu kimsenin bu süreçte makam, mevki ve para ile imtihan olduğunu diğer yazılarımda örneklerle açıklamaya çalıştım.

Bu süreçte din kültürü öğretmenleri sadece para ve makamla imtihan olmadı. Aynı zamanda usul, tarz ve metotla da imtihan oldu. Çünkü bu sisteme birden geçilmiş, öncesinde hazırlık yapılmamış, din kültürü öğretmen ihtiyacı ve bina ihtiyacı dikkate alınmamıştı. Adeta ben yaptım oldu. Hele bir yola çıkalım, kervan yolda düzülür hesabı yapılmıştı.

Konuyu dağıttığımın farkındayım. Biz gelelim ilçenin ihtiyacımız olan din kültürü öğretmenini nasıl karşıladığına.

İkinci dönemin başında törenle öğrencileri içeri aldık.

Herkes içeri girdikten sonra öğrenci sandığım kısa boylu kız yavaş yavaş merdivenlerden çıkarak yanımıza geldi. Kimsin demeye kalmadan, ben bu okula görevlendirilen din kültürü öğretmeniyim dedi.

Hiç gözüm tutmadı çocuğu. Çocuk diyorum. Adeta benim lise son sınıf öğrencilerin yaşıtı biri idi. Yaşından geçtim sınıf hakimiyeti sorunu yaşayacağını da düşündüm.

Ücretli olarak görevlendirilen bu kız çocuğunu odama aldım. Hoş geldin, hal ve hatırdan sonra nere mezunu olduğunu, daha önce tecrübesinin olup olmadığını sordum.

İlahiyat ön lisans mezunu olduğunu, daha önce Kur’an kurslarında çok çocuk okuttuğunu, tecrübesinin ve bilgi birikiminin olduğunu söyledi. Belli ki minyon biriyle karşı karşıyaydık.

Her şeyden geçtim. İlahiyat mezunu bile değildi öğretmen. İki yıllık uzaktan eğitimle diploma almış bu öğretmen benim lise öğrencilerine ders verecekti. Pedagoji yoktu, tecrübe yoktu, formasyon yoktu.

İçime sinmese de elde olan bu idi. Hayırlı olsun dedim. Lise öğrencileri Kur’an kursu öğrencileri gibi olmaz dedim ve sınıf hakimiyeti için tatlı sert olmasını tavsiye ettim. Gireceğin sınıf ve dersler şunlar. Şu sınıf ve derslere de ben giriyorum. Şu siyer kitabı, bu da yıllık planı, diğerlerini alt kattaki falan müdür yardımcısından alırsın dedim.

Müdür yardımcısını da aradım. İlk sınıfına götürüver öğretmeni dedim.

Birkaç gün sonra kızımız benden siyer kitabını ve yıllık planı istemeye geldi. Kızım, ilk gün verdim ikisini birden dedim. Aldıydım, almadıydım derken evdedir o zaman dedi.

Nasıl gidiyor dersler? Sınıflara alıştın mı dedim. Gürültü yapıyorlar ama sizinle korkutuyorum dedi. İyi, hakimiyeti sağla da varsın kötü ben olayım dedim.

Bir iki hafta böyle geçti. Müdür yardımcısını çağırdım odaya. Hocam, nasıl gidiyor bu öğretmenin dersleri dedim. Hocam, verim yok. Verimden geçtim. Sınıf hakimiyeti yok. Susturmak için sınıfına ardından ben giriyorum. Sınıfında duruyorum. İşimi bıraktım, sınıf sınıf dolaşıyorum. Durmadan öğrencilere nasihat ediyorum dedi.

Almıştık başa belayı. (Devam edecek) 

Bir Branşın Para ve Makamla İmtihanı (3)

2016’da çalışmaya başladığım bir ortaokulda okul dört müdür yardımcısından bir tanesinin branşı din kültürü idi. Bu müdür yardımcısı da o kadar kalabalık ve iş yükünün fazla olduğu bu okulda 12 saat ek dersten ödün vermedi. Yetmedi. Hafta sonu açılan destekleme ve yetiştirme kurslarında ki din kültürü derslerine de dokuz din kültürü öğretmeninin içinde sadece kendisi girmişti.

Bu kesimin makam ve para ile imtihanı büyük oldu. Bu konuda yazılacak o kadar örnek çok ki yaz yaz bitmez. Şu var ki getirildikleri makamda tutunabilmek için tanımadıkları okul müdürü ve yardımcısını yöneticilikten edecek puanlamayı yapanların çoğu da bu branş sahipleri idi. Önlerine gelen listeyi aynen uyguladılar.

Kimlere müdürlük verdiler, kimleri müdürlükten ettiler. Bu eforları sayesinde çoğu il ve ilçe milli eğitim müdürü olarak asaleten atandı. Bir zamanların dürüst görülen bu kişilerin dürüstlüğü yokluktanmış meğer. Önlerine makam ve mevki serilince dürüstlükten eser kalmadı çoğunda. Tanımadıkları insanları budadıklarına göre ben Allah’tan, kul hakkına girmekten korkarım demeleri de sözde imiş.

Yine bu süreçle birlikte okullardaki din kültürü ders ihtiyacını karşılamak için en fazla kontenjan bu branşa verildi. Ataması kolay diye çoğu kimse din kültürü öğretmenliğini tercih etti. Hatta gelecek kaygısı yaşayan bazılarının, ateist oldukları halde ataması kolay diye üniversite tercihinde din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliğini ilk sırada tercih ederek bu bölümü okuduğunu ilahiyattaki bir din psikolojisi öğretim görevlisi söylemişti.

Sonuçta, 4+4+4 sistemiyle;

Lise zorunlu olmuş,

İHL’lerin önündeki engeller kalkmış,

İmam hatip ortaokulları yeniden açılmış,

Bir zamanlar üvey evlat muamelesi gören İHL’ler öz evlat muamelesi görmeye başlamış, her yere İHO ve İHL açılmış ya da bazı okullar bu okul türüne dönüştürülmüş,

Sadece İHO ve İHL’ler de değil, diğer ortaokul ve liselerde de Kur’an-ı Kerim, Hz Muhammed’in hayatı ve temel dini bilgiler dersleri seçmeli ders olarak seçilmeye başlanmış, öğrenci ve veliler adeta bu seçmeli dersler için teşvik edilmiş,

Ortaya çıkan din kültürü öğretmen ihtiyacını karşılamak için her yıl alınan din kültürü branş kontenjanı yükseltilmiş,

İHO ve İHL’lerin sayısının artırılması gibi ilahiyat ve İslami ilimler adı altında çok sayıda din kültürü öğretmeni mezun edecek fakülteler açıldı.

Yukarıda da bahsettiğim gibi amaç dindar neslin yetiştirilmesi içindi tüm bu yapılanlar ve daha fazlası.

2012’den bu yana 14 yıl geçmiş. Murat edildiği gibi ne kadar dindar nesil yetiştirildiği tartışılır. Hatta bırakın dindar nesli, gençler arasında deistliğin, ateistliğin ve agnostikliğin arttığı belirtilmekte. Ne derece doğru, bilmiyoruz bunu. Yalnız gençlik ve insanımızda dinden soğuma, dine mesafe koyma gibi artışların olduğu gözlerden kaçmıyor. (Devam edecek)