20 Haziran 2024 Perşembe

Huzur ve Sükûnetin Adresi, Fethi Sekin MTAL (6)

İdareciler dışında okulun tek tarih öğretmeni hocamla ilk defa okulun mescidinde karşılaştım. O da benim gibi soruşturma ile gelmiş bu okula. Haklı olduğu bir konuda mahkemeyi de aşındırıp hak arama yoluna gitmemiş. Velinin şikayetini de aracı vasıtasıyla velinin istediği köpek mamasını alarak kapattı. 

İçine kapanık, konuşmayan biri. Yüzünün güldüğü de pek vaki değil. Zaman zaman espri yapmaya kalktığında da ciddiyetinden hiç ödün vermedi. Sanırım bütün dertlerini içine atmış olmalı. Küçük oğluyla ilgili muhabbeti güldüren cinsten. Konuşturmak için çok takıldım kendisine. Üzerinden espriler yaptım. Sağ olsun, yapma etme demedi. Üzerine de salı günleri evimin yakınına kadar beni getirdi. Konuşma yerine susmayı ve dinlemeyi seçti hep. Öyle zannediyorum, söz gümüş ise sükut altındır sözünü prensip edinmiş olmalı. Ne kadar altın biriktirdi, bir Allah bilir. Belli ki konuşmak için değil, sükut için yaratılmış. Zarar gelmez kendisinden. Allah yolunu açık etsin. 

Cumadan cumaya haftada bir görüştüğüm bir fizik öğretmeni vardı. Öğretmenler kurulunda disiplin kuruluna en çok oy alarak seçildiği zaman okulun en kıdemli öğretmeni sanmıştım. Meğer benden iki, üç ay önce gelmiş bu okula. O da soruşturma sonucu yeri değiştirilenlerden. Çok sosyal değilim dese de herkesle diyaloğu olan ve muhabbet eden biri. Evi Konya'nın bir ucunda, okulu ise öbür ucunda. O kadar yolu teperek geldi iki sene boyunca. Dönüşte de beni taşıdı sağ olsun. Üç okulu dolaştı bir yıl boyunca. Okula geldiği cuma günlerinde okulun her bir yerine üzüm asması dikti. Asmaların çoğu da tuttu. Benimle beraber tayini çıktı ama ardında dikili ağacı olacak. Üzümleri yiyen ardından dua edecek. Allah yolunu açık etsin. Yeni okulunda mutlu yıllar dilerim. 

Okula bu sene gelenlerden. Sahilin sıcaklığı var kendisinde. Branşı da kuyumculuk. Ne kadar altını var bilmem ama çok cömert. Yemeyi değil, ikramı sevenlerden. Her okula gelişinde el emeği, göz nuru yiyeceklerini getirip masaya koydu. Herkese ikram etti. Öğretmenler odasına gelmeyenlerin odasına kadar götürdü ikramın. Hocam, buyur dedikçe aldım. Enfes olmasına rağmen biraz bayat gibi geldi bana dedim. Hepsine de ne bayatı hocam. Daha sabah yaptım dedi. Memleketi Antalya'ya gidemediği için Konya'yı mesken tutanlardan. Umarım her şey gönlüne göre olur. Yolu açık olsun. 

Bir başka muhabbet ehli de matematikçi idi. Sayısal zekalar hep rakamla uğraştıkları için pek espri yapmazlar ama bu matematikçi espri de yaptı, espriden de anladı. Herkesin yardımına koştu. Yemeyi sevmeyenlerden olsa da yedirmeyi sevenlerden idi. Etli ekmek yaptırmış bir gün tüm öğretmenlere. Öğretmen odasına girmeyen öğretmenleri de tek tek arayıp buldu ve ikramına davet etti. Otobüs terminaline kadar gideyim diye 33 plakalı aracına bindim bir gün. Evime kadar getirdi sağ olsun. Kalabalık MESEM sınıflarına girdi. Kalabalıktan dert yandığı bir gün, MESEM'lere derse girenler direk cennetlik dediğimde, inşallah demişti. İzzeti ikramı, güler yüzü hiç eksik olmadı. Allah yolunu açık etsin. 

Okulun bel kemiği ve etkinliklerin vazgeçilmezleri idi Edebiyatçılar. Biri Uşşaklı, diğeri Bozkırlı. Uşşak'ın insanıyla, Bozkır'ın insanı muhteşem bir ikili olmuşlar. Özene, bezene hazırladılar öğrencileri. Ortaya güzel bir sunum ve gösteri sundular. Etkinliklere hazırlanmak için zaman zaman derslerimi almaları hoşuma gitmedi değil. 

Hiç üşendiklerini görmedim. Az kahvesini içmedim Uşşaklının. En son ayrılacağım gün de elinden son kahvesini içtim. Kaç kahvesini içtim hatırlamıyorum ama bir kahvenin kırk yıl hatırı olduğuna göre yaşadığım müddetçe hatırını sayacağım. Allah yolunu açık etsin. 

Nöbetlerini nizami tuttu Bozkırlı olan. Az sigara içen yakalamadı. Affı da yoktu hiç. Benim görmediğimi gördü. Yenmiş, içilmiş bardak ve tabakları görünce hiç üşenmeyip tek tek yıkadı. Olmadı, Adıyamanlı müdür yardımcısına nazire yaparcasına çi köfte yoğurdu. Onca iş ve telaşenin arasında güler yüzünü hiç eksik etmedi. Muhabbete de katıldı. Allah yolunu açık etsin. (Devam edecek) 

Huzur ve Sükûnetin Adresi, Fethi Sekin MTAL (5)

Bu döneme yeni müdürle başladık. Gıyaben tanıyordum daha önce kendisini. Hal hatır sormaktan öte geçmedi muhabbetimiz. Odasında pek durmadı. Elinde malzeme çantasıyla okulun altını, üstünü elden geçirdi. Elinin değmediği yer kalmadı. Her yeri güzelleştirdi ve kullanışlı hale getirdi. Gerekli yere beton bile attı. Meccanen yaptıklarına tamirci çağırsaydı, okulun epey bir parası çıkardı. Gören de onu eskinin meslek lisesinden mezun biri bilir. Halbuki İHL mezunu idi. Üzerine tarih okumuş. Öğretmen ve müdür olmasaydı, elle gösterilir ünlü bir tamir ustası olurdu. Paraya da para demezdi. Ama o parayı değil, meccanen çalışmayı seçmiş. Her okula lazım okulun eksik ve aksağını giderecek. Tamirden arta kalan zamanını, öğrenciye ve veliye ayırır gördüm. MESEM öğrencilerine bile okul kıyafetini zorunlu kıldı. Her sabah kılık kıyafet kontrolünden hiç ödün vermedi. Okul kıyafetiyle gelmeyenlere her sabah mıntıka temizliği yaptırmaktan bıkıp usanmadı. Onca meşgale arasında güler yüzüyle daima pozitif enerjisini kimseye eksik etmedi. Şunu, bunu yaptım diye hiç reklamını da yapmadı. Sadakaları bol biriktiriyor şimdilik. Gören de onu okulun teknisyeni sanır. Tek eksiği sabahtan iş elbisesini giymemek oldu. Tamir yapılır da kazaya kurban gitmez olur mu? Kirli su ile banyo yapınca, soluğu eve kadar gidip elbise değiştirmede buldu. Duyuru ve bilgilendirmelerde mesai saatlerini gözetti. Birçok yönetici gibi gece gündüz mesaj bombardımanına boğmadı. Allah yolunu açık etsin. 

Teknisyeni de vardı okulun. Okulun ekmek fırınında geçirir çoğu zamanını. Arta kalan zamanında ya bahçe işlerine bakıyor ya da okulun etrafında dolaşan başıboş köpekleri kendi cebinden köpek maması alarak besliyor. Köpekler onu görünce sevinerek koşar adım gelir yanına. Hasta olan köpekleri de tedavi ediyor. İyi bir hayvan sever, içi dışı doğal ve dobra biri. Sözünü esirgemez. Dincilere mesafeli. Çünkü dersine giren din öğretmenleri hep dışlamış onu. Süreleri ezberlemedin diye hep azarlayıp durmuşlar. Sanırım dövenler de olmuş. Bunu da yazıyorum ki şiddete meyyal ve şiddet sever meslektaşlarım artık bu sevdadan vazgeçsinler. Zorla güzellik olmaz. Sevdirmek lazım her şeyden önce. Çünkü sevgisini vermediğin din, ikna edemediğin din senin değildir. Teknisyenimizin de yolu açık olsun. 

Biri kadrolu, diğeri İŞKUR elemanı yardımcı personel ise kah sınıflarda kah çay demlemede kah fırında kah bahçede çalışmada. Bunca işin arasında güler yüzleri hiç eksik değildi yüzlerinde. Allah yollarını açık etsin. 

Teşriki mesaimin olduğu, aynı gün okulda bulunduğumuz öğretmenlere de yer vermek isterim yazımda. 

Çoğu din öğretmeninden farklı, herkesle diyaloğu olan, işten kaçmayan, hal hatır bilen, güler yüzünü hiç eksik etmeyen, işini ciddiyetle yerine getiren, ilk yarı dönem soru hazırlama, zümre, rapor vs. tüm işleri yaparak adeta elimi sıcak sudan soğuk suya değdirmedi. Ben yapar, hazır ederim hocam dedi hep. Sınıflarda, koridor panolarında görsel etkinlikleri hiç eksik olmadı. Yaptığını hiç başa kakmadı. Yeter artık üzerimde ekşidiğin, in artık sırtımdan demedi. İbadet aşkı içerisinde yaptı hepsini. Sanırım ilk öğretmenliği bu okul olmalı zümremin. 

Çocuğu olunca az ders aldı. Zümre başkanlığını bıraktı. Bayrağı ben devraldım bu sefer. Koyunun olmadığı yerde Abdurrahman Çelebi görevini ben yapacaktım artık. Elimden geldiği kadarıyla yazdım, çizdim. Ortak soruları hazırladım. Her hazırladığıma da teşekkür etti. Kadir kıymet de bilirdi aynı zamanda. Sene sonuna doğru "Hocam, ben hep ücretli veya dışarıdan ders doldurma zümrelerle çalıştım. Okulun tek branş öğretmeni olunca haliyle tüm evrak işlerini ben yaptım. Siz göreve başlayınca, sandım ki dedi. Ne sanmıştın Hocam. İşte yaşlı biri geldi. Bu adam bu yaşıyla tüm işi benim üzerime yıkar mı diye düşünmüştün dedim. Güldü. Ardından yükümü aldınız teşekkür ederim dedi. Daha önce yüzü gülmeyen müdür yardımcısı olmak üzere kendimce bulduğum bazı eksikliklerine dert yanınca, Hocam okulumuz iyi, o Hocamız da iyi demişti bana. Duruşuyla ve iş ahlakıyla hep pozitif enerji verdi bize. Allah zümremin de yolunu açık etsin. Çocuğunu hayırlısıyla büyütmeyi nasip etsin. (Devam edecek) 

Huzur ve Sükûnetin Adresi, Fethi Sekin MTAL (4)

Biraz daha özele inersem, girişin sağında bir müdür yardımcısı var. Onun hakkında ilk kanaatim olumsuzdu. Böyle müdür yardımcılığı mı yapılır? Böyle yapacaksa bıraksın şeklinde dert yandım. Çünkü ne konuşurken gördüm ne gülerken. Dert küpü gibi bir görüntü vermişti bana. Bunu özellikle yazıyorum ki ilk intiba ve ön yargının yanlışlığına dikkat çekmek için. Hatta zümreme dert yanmıştım. Zümrem, o öyle değil, iyi biri dese de gel sen bunu bana anlat. 

Bana abi diye hitap eden bu müdür yardımcısını tanıdıkça şeker gibi olduğunu anladım. Anladıkça zamana bırakmadan ilk yargımın ne kadar yanlış olduğunu anladım ve mahcup oldum. Hoşsohbetti aynı zamanda. İşini yaparken doğru yapayım, yanlış yapmayayım diye biraz stresli idi. Hepsi bu kadar. Branşı konusunda araştırıp incelemiş. Ezber bozan fikirleri vardı. Tayinim çıktığında bir konuya girdi ki dinlemekten kendimi alamadım. Mübarek, bir buçuk yıldır neredeydin, benim tayinim çıkınca mı coştun böyle dedim. Allah yolunu açık etsin. 

Meslekçi bir müdür yardımcısı vardı üçüncü katta. Bir aşağıda, bir yukarıda odasında. Kah okul dışında kah fırında. Atom karınca gibi. Hafta içi ve pazar günleri okulda. Belki cumartesi de geliyordur. Hiç boş dururken görmedim. Okulu belki de açan belki de kapatan idi. Sabah çaylarını belki de o demleyip hazır etti. Geldiğimiz zaman çayımızı hazır bulduk. Pazar günü okula gelen DTP öğrencilerinin çayını bile demledi. İki evli dense yeridir. Biri evi, diğeri de okulu. Üzerine iki ayrı yüksek lisans yaptığını ve müstakil ev yaptırdığını öğrenince pes doğrusu dedim ve temposuna hayran kaldım. Bu vücut bu sıkleti çekiyor vesselam. Allah yolunu açık etsin. 

En son katta bir müdür yardımcısı daha var. Okula sonradan atandı. On parmağında on hüner dense yeridir. Öğrenci işlerinden arta kalan zamanda kocaman bahçeyi sürdü. Üzerim toz olur demedi. Bahçeyi ekti, dikti, yeşillendirdi, adam etti. Sigara içmemesine rağmen teneffüs aralarında tiryakilerle muhabbeti esirgemedi. Bir diğer hüneri okulun çi köftecisiydi. Kaç defa öğretmenlere çi köfte yoğurdu. Ne de olsa Adıyamanlıydı. Buralı olup da çi köfte yoğurmayı bilmeyen olur muydu? Anaları onları çi köfte yoğursun diye yaratmış sanki. Branşı felsefe idi ama sair felsefecilere hiç benzemiyordu. Ben de içinizden biriyim der gibiydi. 

Yeter yoruldum demedi. Öğretmenlerin dışında öğrencileri de kapsayacak şekilde tüm öğrencilere çi köfte yoğurdu. Öğrenci ve öğretmen bu tür etkinlikle karnını doyurdukça onun yorgunluğu gitti. Allah kendisinden razı olsun. Bunun da yolu açık olsun. 

Giriş katta okulun tek kadın müdür yardımcısı vardı. Telefonla ilk muhatap olduğum kişi idi. İlk yarım dönemimde Diploma Telafi Programını deruhte etmesi hasebiyle kendisiyle çokça muhatap oldum. Sınav zamanları ve pazar günleri o açtı, o kapattı. Çok konuşan biri olmamasına rağmen dış kapı önünde zaman zaman lafladık. Dönemindeki DTP öğrencileriyle kafası iyi tuttu. Öğrenciler okulu onunla sevdi. Mezun öğrencileri zaman zaman ziyaretine gelmeye devam ediyor. Bir anne olarak ilaveten müdür yardımcılığı yapmak zor olmasına rağmen idareciliği seviyor gördüğüm kadarıyla. Allah yolunu açık etsin. 

Yarım dönem eski tanıdığım müdürle çalıştım. İkinci dönemin başında geçirdiği beyin kanaması dolayısıyla uzun süre okula gelemedi. Geldikten sonra da bahçenin ağaçlarını sulama işine kendisini verdi. Kendisiyle fazla çalışamadık. Çünkü okulda 8 yılını doldurunca rotasyonla komşu okula gitti. Allah sağlık versin ve yolunu açık etsin. İyi insanlarla çalışmayı nasip etsin. (Devam edecek)