20 Haziran 2024 Perşembe

Huzur ve Sükûnetin Adresi, Fethi Sekin MTAL (5)

Bu döneme yeni müdürle başladık. Gıyaben tanıyordum daha önce kendisini. Hal hatır sormaktan öte geçmedi muhabbetimiz. Odasında pek durmadı. Elinde malzeme çantasıyla okulun altını, üstünü elden geçirdi. Elinin değmediği yer kalmadı. Her yeri güzelleştirdi ve kullanışlı hale getirdi. Gerekli yere beton bile attı. Meccanen yaptıklarına tamirci çağırsaydı, okulun epey bir parası çıkardı. Gören de onu eskinin meslek lisesinden mezun biri bilir. Halbuki İHL mezunu idi. Üzerine tarih okumuş. Öğretmen ve müdür olmasaydı, elle gösterilir ünlü bir tamir ustası olurdu. Paraya da para demezdi. Ama o parayı değil, meccanen çalışmayı seçmiş. Her okula lazım okulun eksik ve aksağını giderecek. Tamirden arta kalan zamanını, öğrenciye ve veliye ayırır gördüm. MESEM öğrencilerine bile okul kıyafetini zorunlu kıldı. Her sabah kılık kıyafet kontrolünden hiç ödün vermedi. Okul kıyafetiyle gelmeyenlere her sabah mıntıka temizliği yaptırmaktan bıkıp usanmadı. Onca meşgale arasında güler yüzüyle daima pozitif enerjisini kimseye eksik etmedi. Şunu, bunu yaptım diye hiç reklamını da yapmadı. Sadakaları bol biriktiriyor şimdilik. Gören de onu okulun teknisyeni sanır. Tek eksiği sabahtan iş elbisesini giymemek oldu. Tamir yapılır da kazaya kurban gitmez olur mu? Kirli su ile banyo yapınca, soluğu eve kadar gidip elbise değiştirmede buldu. Duyuru ve bilgilendirmelerde mesai saatlerini gözetti. Birçok yönetici gibi gece gündüz mesaj bombardımanına boğmadı. Allah yolunu açık etsin. 

Teknisyeni de vardı okulun. Okulun ekmek fırınında geçirir çoğu zamanını. Arta kalan zamanında ya bahçe işlerine bakıyor ya da okulun etrafında dolaşan başıboş köpekleri kendi cebinden köpek maması alarak besliyor. Köpekler onu görünce sevinerek koşar adım gelir yanına. Hasta olan köpekleri de tedavi ediyor. İyi bir hayvan sever, içi dışı doğal ve dobra biri. Sözünü esirgemez. Dincilere mesafeli. Çünkü dersine giren din öğretmenleri hep dışlamış onu. Süreleri ezberlemedin diye hep azarlayıp durmuşlar. Sanırım dövenler de olmuş. Bunu da yazıyorum ki şiddete meyyal ve şiddet sever meslektaşlarım artık bu sevdadan vazgeçsinler. Zorla güzellik olmaz. Sevdirmek lazım her şeyden önce. Çünkü sevgisini vermediğin din, ikna edemediğin din senin değildir. Teknisyenimizin de yolu açık olsun. 

Biri kadrolu, diğeri İŞKUR elemanı yardımcı personel ise kah sınıflarda kah çay demlemede kah fırında kah bahçede çalışmada. Bunca işin arasında güler yüzleri hiç eksik değildi yüzlerinde. Allah yollarını açık etsin. 

Teşriki mesaimin olduğu, aynı gün okulda bulunduğumuz öğretmenlere de yer vermek isterim yazımda. 

Çoğu din öğretmeninden farklı, herkesle diyaloğu olan, işten kaçmayan, hal hatır bilen, güler yüzünü hiç eksik etmeyen, işini ciddiyetle yerine getiren, ilk yarı dönem soru hazırlama, zümre, rapor vs. tüm işleri yaparak adeta elimi sıcak sudan soğuk suya değdirmedi. Ben yapar, hazır ederim hocam dedi hep. Sınıflarda, koridor panolarında görsel etkinlikleri hiç eksik olmadı. Yaptığını hiç başa kakmadı. Yeter artık üzerimde ekşidiğin, in artık sırtımdan demedi. İbadet aşkı içerisinde yaptı hepsini. Sanırım ilk öğretmenliği bu okul olmalı zümremin. 

Çocuğu olunca az ders aldı. Zümre başkanlığını bıraktı. Bayrağı ben devraldım bu sefer. Koyunun olmadığı yerde Abdurrahman Çelebi görevini ben yapacaktım artık. Elimden geldiği kadarıyla yazdım, çizdim. Ortak soruları hazırladım. Her hazırladığıma da teşekkür etti. Kadir kıymet de bilirdi aynı zamanda. Sene sonuna doğru "Hocam, ben hep ücretli veya dışarıdan ders doldurma zümrelerle çalıştım. Okulun tek branş öğretmeni olunca haliyle tüm evrak işlerini ben yaptım. Siz göreve başlayınca, sandım ki dedi. Ne sanmıştın Hocam. İşte yaşlı biri geldi. Bu adam bu yaşıyla tüm işi benim üzerime yıkar mı diye düşünmüştün dedim. Güldü. Ardından yükümü aldınız teşekkür ederim dedi. Daha önce yüzü gülmeyen müdür yardımcısı olmak üzere kendimce bulduğum bazı eksikliklerine dert yanınca, Hocam okulumuz iyi, o Hocamız da iyi demişti bana. Duruşuyla ve iş ahlakıyla hep pozitif enerji verdi bize. Allah zümremin de yolunu açık etsin. Çocuğunu hayırlısıyla büyütmeyi nasip etsin. (Devam edecek) 

Huzur ve Sükûnetin Adresi, Fethi Sekin MTAL (4)

Biraz daha özele inersem, girişin sağında bir müdür yardımcısı var. Onun hakkında ilk kanaatim olumsuzdu. Böyle müdür yardımcılığı mı yapılır? Böyle yapacaksa bıraksın şeklinde dert yandım. Çünkü ne konuşurken gördüm ne gülerken. Dert küpü gibi bir görüntü vermişti bana. Bunu özellikle yazıyorum ki ilk intiba ve ön yargının yanlışlığına dikkat çekmek için. Hatta zümreme dert yanmıştım. Zümrem, o öyle değil, iyi biri dese de gel sen bunu bana anlat. 

Bana abi diye hitap eden bu müdür yardımcısını tanıdıkça şeker gibi olduğunu anladım. Anladıkça zamana bırakmadan ilk yargımın ne kadar yanlış olduğunu anladım ve mahcup oldum. Hoşsohbetti aynı zamanda. İşini yaparken doğru yapayım, yanlış yapmayayım diye biraz stresli idi. Hepsi bu kadar. Branşı konusunda araştırıp incelemiş. Ezber bozan fikirleri vardı. Tayinim çıktığında bir konuya girdi ki dinlemekten kendimi alamadım. Mübarek, bir buçuk yıldır neredeydin, benim tayinim çıkınca mı coştun böyle dedim. Allah yolunu açık etsin. 

Meslekçi bir müdür yardımcısı vardı üçüncü katta. Bir aşağıda, bir yukarıda odasında. Kah okul dışında kah fırında. Atom karınca gibi. Hafta içi ve pazar günleri okulda. Belki cumartesi de geliyordur. Hiç boş dururken görmedim. Okulu belki de açan belki de kapatan idi. Sabah çaylarını belki de o demleyip hazır etti. Geldiğimiz zaman çayımızı hazır bulduk. Pazar günü okula gelen DTP öğrencilerinin çayını bile demledi. İki evli dense yeridir. Biri evi, diğeri de okulu. Üzerine iki ayrı yüksek lisans yaptığını ve müstakil ev yaptırdığını öğrenince pes doğrusu dedim ve temposuna hayran kaldım. Bu vücut bu sıkleti çekiyor vesselam. Allah yolunu açık etsin. 

En son katta bir müdür yardımcısı daha var. Okula sonradan atandı. On parmağında on hüner dense yeridir. Öğrenci işlerinden arta kalan zamanda kocaman bahçeyi sürdü. Üzerim toz olur demedi. Bahçeyi ekti, dikti, yeşillendirdi, adam etti. Sigara içmemesine rağmen teneffüs aralarında tiryakilerle muhabbeti esirgemedi. Bir diğer hüneri okulun çi köftecisiydi. Kaç defa öğretmenlere çi köfte yoğurdu. Ne de olsa Adıyamanlıydı. Buralı olup da çi köfte yoğurmayı bilmeyen olur muydu? Anaları onları çi köfte yoğursun diye yaratmış sanki. Branşı felsefe idi ama sair felsefecilere hiç benzemiyordu. Ben de içinizden biriyim der gibiydi. 

Yeter yoruldum demedi. Öğretmenlerin dışında öğrencileri de kapsayacak şekilde tüm öğrencilere çi köfte yoğurdu. Öğrenci ve öğretmen bu tür etkinlikle karnını doyurdukça onun yorgunluğu gitti. Allah kendisinden razı olsun. Bunun da yolu açık olsun. 

Giriş katta okulun tek kadın müdür yardımcısı vardı. Telefonla ilk muhatap olduğum kişi idi. İlk yarım dönemimde Diploma Telafi Programını deruhte etmesi hasebiyle kendisiyle çokça muhatap oldum. Sınav zamanları ve pazar günleri o açtı, o kapattı. Çok konuşan biri olmamasına rağmen dış kapı önünde zaman zaman lafladık. Dönemindeki DTP öğrencileriyle kafası iyi tuttu. Öğrenciler okulu onunla sevdi. Mezun öğrencileri zaman zaman ziyaretine gelmeye devam ediyor. Bir anne olarak ilaveten müdür yardımcılığı yapmak zor olmasına rağmen idareciliği seviyor gördüğüm kadarıyla. Allah yolunu açık etsin. 

Yarım dönem eski tanıdığım müdürle çalıştım. İkinci dönemin başında geçirdiği beyin kanaması dolayısıyla uzun süre okula gelemedi. Geldikten sonra da bahçenin ağaçlarını sulama işine kendisini verdi. Kendisiyle fazla çalışamadık. Çünkü okulda 8 yılını doldurunca rotasyonla komşu okula gitti. Allah sağlık versin ve yolunu açık etsin. İyi insanlarla çalışmayı nasip etsin. (Devam edecek)

Huzur ve Sükûnetin Adresi, Fethi Sekin MTAL (3)

Perşembe ve pazar günlerinden ibaret ilk yarım dönemim, okula alışma dönemimdi. Kendi halimde gidip geldim okula. Pek kimseyle muhatap olmadım. Öğretmenler odasına da nöbet defterini imzalamanın ve ders kitabı alıp koymamın dışında pek girmedim. Girmek istesem de nöbetçiyim. Nöbet yerinde olmam gerekti. 

Bir diğer husus da ilk gittiğim yere çabuk intibak sağlayamam. Çünkü asosyal bir yapım var. Girerken utana sıkıla girdim hep. 

Öğle arası soluklanmak üzere girdiğim zaman okulun kadın öğretmenlerinin ziyafetleriyle karşılaştım. Her perşembe bu ikramı alışkanlık haline getirmişler. Almam için ısrar ettiler. Teşekkür ederim dedim ise de ucundan, kıyısından tadarak başladım yemeye. Öğretmenler odasına gitmediğim zaman bazı öğretmenler, öğretmenler odasına davet ettiler ikram için. 

Okula başladığım ikinci yarım dönemim çok fazla teşriki mesaide bulunmadan bu şekil geçti. 

İki aylık bir yaz tatilinden sonra 2023-2024 öğretim yılına başladık. Bu sene ders yüküm de fazla idi. Rehberlik dahil 29 saat derse girdim. Bu derslerin 19 saati yüz yüze, geri kalanı ise uzaktan idi. Salı, cuma ve pazar günleri gittim okula. Gün bazında dersimin yoğun olduğu gün salı günleri idi. Sabah 9'da başlayan dersin 9 saati örgün, geriye kalan 4 saati uzaktan olmak üzere dersim akşam 20.30'a kadar sürdü. Salı bitti mi benim için o hafta bitmiş sayıldı.

Haftanın dört günü saat 17.00'de uzaktan bağlandım yine. 

Okul 2022-2023 ikinci döneminde olduğu gibi yine sessiz, sakin idi. Yine huzur ortamı vardı. Ama bu sene benim için daha bir farklı idi. Bunda asosyalliğimin 'a' sını atmamın, daha fazla derse girdiğim için okulda daha fazla bulunmamın; idarecisiyle, öğretmeniyle, öğrencisiyle, yardımcı personeliyle okulu evim gibi hissetmemin payı var. Özellikle kadın öğretmenlerin doğallığının, hasbiliğinin, ikramının, hal hatır sormalarının, ilgi ve alakalarının, idarecilerin bir idarecilik kompleksine sahip olmamalarının payı büyük. Açıldıkça açıldım. Espriler gırla gitti. Güzel bir muhabbet ortamı oluştu. Şakalaşma eksik olmadı. Öğretmenler odasında tek eksiklik dedikodu idi. Bunu yapan öğretmen görmedim. Bu konuda ders vermek istedim. Benim branşım el vermiyor, siz bari yapın, ben çok severim dedim ama bizim o taraklarda bezimiz olmaz modunda oldular hepsi. 

İdarecisinde de öğretmenden ve başkasından dert yananı görmedim. Her biri kendi işinde idi. Bu okulun idarecilerinin en büyük eksiği de kaprisli yönetici profilinden yoksun olmalarıydı. Beceriksizler vesselam. Niye geç kaldın, dersine niye girmedin, şu evrakı niçin gününde getirmedin, niye nöbet yerinde değilsin, senin nöbetinde şurada şu oldu, bir daha olmasın diyeni görmedim. Öğretmenlerinde olduğu gibi yüzlerinde hiç güler yüzleri eksik olmadı. Zaten görevini aksatan öğretmen de görmedim. 

Erkek öğretmenlerin çoğu meslek öğretmeni idi. Onlar da genelde kendilerine ait bölüm odasında teneffüslerini geçirdikleri için onlarla çok diyalog ortamım oluşmadı. Çay alırlarken, nöbet tutarlarken selam, kelam ve hal hatırdan öteye geçmedi diyaloğumuz. Ama hepsi iyi insanlardı vesselam. 

Diyaloğumuz kültür dersi öğretmeni olan iki, üç erkekle oldu. Geriye kalanı kadın öğretmenlerle oldu. Sağ olsunlar ilgi, alakalarını, güler yüzlerini ve de ikramlarını hiç esirgemediler. Bir sene boyunca salı ve cuma günleri, evinden cep telefonu dışında bir şeyle gelmeyen biz erkek öğretmenlere babalarına baktıkları gibi baktılar. Boşuna söylememişler, bakarsa kız evladı bakar diye. Allah onlardan razı olsun. 

Zaman zaman teneffüslerde  öğretmenler odasında tek erkek kalmak suretiyle kendimi Temel'e benzettiğim oldu. Allah o meslekçi erkekleri bildiği gibi yapsın, alacakları olsun dediğim oldu. 

Temel olmam şu yönüyle: Hani Temel hacca gitmiş. Namazları hep kadınlar arasında kılarmış. Polis kaç defa Temel'i kadınlar arasından derdest ederek çıkarmış. Ama Temel bu. Karadeniz inadı da var kendisinde. Yine her defasında kadınlar içinde namazlarını kılmaya devam etmiş. En sonunda Suud polisi, tercüman vasıtasıyla bu adam niye kadınların içinde namaz kılmakta ısrar ediyor sorusunu sormuş. Temel'in cevabı, "Tabi kadınlar içinde kılacağım. Çünkü ben hacca anamın yerine geldim" demiş. Benimki de o hesap oldu. (Devam edecek)