4 Haziran 2024 Salı

FB Bunu Asla Yapmasın!

On yıldır şampiyonluğa hasret Fenerbahçe, bu susamışlığını gidermek ve kana kana su içmek için dünyaca ünlü teknik direktör Mourinho ile anlaştı. 

FB bu ünlü teknik direktörle anlaşmak için paraya acımadı. Yıllık 20 milyon avro gibi bir miktardan bahsediliyor. 

FB seyircisi ve yorumcular şimdiden önümüzdeki sezon şampiyon havasına girdi. Bir sevinç bir sevinç. 

Meral Hanım gibi kart atıp bence de FB 2024-2025 sezonunda şampiyon olur diyemiyorum. Çünkü bırakın önümüzdeki sezonu, burnumun ucunu dahi göremiyorum. Bir de top yuvarlak. Yine de FB 2024-2025 sezonunun en büyük favorisi. 

Yalnız her zaman favoriler şampiyon olmuyor. Bazen doku uyuşmazlığı da olabiliyor. 

Gördüğüm kadarıyla Mourinho kaprisli yüksek ego sahibi biri. Fenerbahçe başkanlarında da kapris ve yüksek ego eksik değil. Bakalım iki yüksek egodan ortaya bir başarı çıkar mı? Bekleyip göreceğiz.

FB önümüzdeki sezon şampiyon olursa 10 yıllık şampiyonluk hasretine son vermiş olacak. Aynı şekilde son 9 yıldır çalıştırdığı takımlarda kupa kaldıramayan Mourinho da kupa hasretine son vermiş olacak. 

Olur ya işler ters gider şampiyon olunamazsa, ezeli rakibim FB, sakın ola başarısızlığı Mourinho'ya keserek onu göndermeye kalkmasın. Çünkü kazanmadık kupa bırakmayan Mourinho'nun bir diğer özelliği de başarılı olamadığı kulüplerden kovulunca tazminat kazanmasıyla da meşhur. 

İsterseniz, Mourinho'nun tazminatlardan bugüne kadar kazandığı gelirine bir göz atalım da işin vahametini görün isterim:

2007'de Chelsea'den 21 milyon avro,

2012'de Real Madrid'den 20 milyon avro, 

2015'te Chelsea'den 14,5 milyon avro, 

2019'da Manhester United'den 17,5 milyon avro, 

2021'de Tottenham'dan 23,5 milyon avro, 

2024 yılında Roma'dan 3,5 milyon avro kazanmış.

Toplam miktarı toplamaya çalıştım. Beceremedim. Varın siz hesap edin. 

Gönül ister ki FB ile Mourinho arasında bir yol kazası olmasın. Kazandığı tazminatlar listesine bir de FB eklenmesin. Hele bana güvenerek ünlü teknik direktörü göndermeye kalkmasınlar. Zira bu durumda FB'yi ben bile kurtaramam. 

Görünen o ki FB’nin önümüzdeki sezon şampiyon olmaması için bir sebep yok. Şayet olamazsa eski teknik direktör İsmail Kartal’ın ahı tutar diye düşünüyorum. Çünkü kırmadık rekor bırakmayan kendi evlatları İsmail’in üzerine gül koklamak olmadı. 

3 Haziran 2024 Pazartesi

Yeniden Merhaba! *

Gazetenin yabancısı değilim. 09.12.2015 tarihinde "Başlarken" başlığıyla çıkmıştı ilk yazım.

02.01.2021 tarihinde de "Bitirirken" başlıklı yazı ile Ramazan Yüce ismiyle yazmaya veda etmiştim.

2015 ila 2021 yılları arasında haftada pazartesi, çarşamba, cuma ve cumartesi olmak üzere dört gün yazmıştım.

İlk başlarken "Neyi dert ediniyorsam, onu yazacağım" demiştim. Öyle de oldu. Gündem veya gündem dışı neyi dert edinmişsem kendi bakış açımla yazı konusu edinmiştim.

Yazdığım konularda, serdettiğim görüşlerimin tek doğru olduğu iddiasında hiç olmadım. Benimki içimden geçirdiklerimi ve gördüklerimi kaleme dökmekten ibaret oldu hep. Bir nevi içimi kağıda döktüm. 

Hemen hemen her konuda yazdım. Yazarken de kah mizah kah hiciv kah üstü kapalı yazdım. 

İsmimle yazmayı bıraktıktan sonra yazı hayatından hiç uzak kalmadım. Bu zaman zarfında farklı müstear isimlerle yazılarım yine Gazetemizde yer aldı. Ara verdiğim kısa zaman aralıklarında da “dilinkemigiyok.blogspot.com.tr” isimli bloğumda yazılarıma devam ettim.

Bugüne kadar hem kendi ismimle hem de kullandığım iki farklı müstear isimle yazdığım yazıların sayısını hatırlamıyorum. Bir yazı arşivim oldu diyebilirim.

Kısaca Anadolu'da Bugün gazetesi, benim amatörce yazmaya ilk başladığım, başladığım andan itibaren aralıksız yazdığım, bana yazıyı sevdiren, acemiliğimi attığım ve bana tecrübe kazandıran bir okuldur. Bu okulun bana çok şeyler kattığını ifade edebilirim. 

İşte yine karşınızdayım. Kendi ismimle pazartesi, çarşamba ve cuma olmak üzere haftada üç gün karşınızda olacağım.

Kırk yıllık Kani, olur mu Yani misali, yazı hayatına başladığım gibi yine dert edindiğim konulara yer vereceğim. Şimdiden şu konularda yazacağım demeyeceğim. Çünkü hangi konularda hangi üslupla yazacağımı şu anda bilemiyorum. Pek gündemi takip etmesem de herhalde kah gündem kah gündem dışı yazma niyetim var. Önceliğim, toplumsal konulara dair gözlemlerim olacak. Anlatacak anım kaldıysa yazılarımda yine anılarıma yer vereceğim. Hasılı, dağarcığım elverdiği müddetçe her telden çalma niyetim var.

Amacım dokunmak. Dokunurken maksadım bağcı değil, üzüm yemektir. Kişiselleştirme niyetim yok. Zira kişilerle işim olmaz. Kıssadan hisse alınmasının yolunu açmak niyetim. Yine de alınan olmaz mı? Olur elbet. Özellikle niyet okuyucuları ve her şeyden nem kapan yumuşak karınlılar alınır alınmaya. Alıngan, kırılgan ve nem kapanın zaten tedavisi yok ki tedavi önereyim.

Yazılarımı cep telefonu marifetiyle yazmaya devam edeceğim. Çünkü masaya oturup yazmayı sevmiyorum. Kah bir çay ocağında çayımı yudumlarken kah evde uzun otururken yazmaya çalışacağım.

Yazılarımda eleştirel bakış açısı hakim olacak. Sizlerden de olumlu ve olumsuz yönde eleştiriler bekliyorum. Yazacağınız olumlu ve olumsuz yorumlara da fırsat buldukça ve gördükçe cevap yazmaya çalışacağım.

*05.06.2024 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır. 

Resim Karesi Ne Çok Şey Anlatıyor

Sosyal medyada bir resim gördüm. Resim iki kareden oluşuyor. Bir karesinde Filistin, Suriye, Yemen, Irak, Afganistan ve Lübnan, diğer karesinde ise Telaviv yer alıyor.

Resmin üst karesinde yer alan ülkeler yıkılmış ve virane halde. Hiçbir canlı yok. Adeta hayalet şehri andırıyor. Buralarda yaşanmak istense bile taş üstünde taş kalmamış bu yerlerde yaşamak mümkün değil.

Resmin alt karesinde yer alan Telaviv'de ise adeta bir canlılık var. Sahil kenarında gezinen insanlar, deniz ve denize paralel yüksek katlı binalar burada bir yaşamın olduğunu gösteriyor.

Üst resimde yaşam belirtisi yokken alt tarafta hayat devam ediyor. 

Üst resimdeki hayat belirtisi olmayan yıkılmış şehirler İslam ülkelerine ait. Buna Libya'yı da eklemek gerek. Alt taraftaki resim ise İsrail'in -eski-başkentine ait.

Resmin üzerindeki ülke isimleri kaldırılsa, insanlara şu fotoğraf karesindeki yerlerin hangisinde yaşamak istersiniz sorusu sorulsa, istisnasız herkes Telaviv görüntüsünün olduğu şehirde yaşamak istediğini belirtecektir.

Görünen o ki İslam ülkeleri huzursuzluğun yerleri. Buralarda kan, gözyaşı, ölüm ve yaralanma hakim. Küçücük İsrail'de ise huzur görüntüsü hakim.

İsrail, gelişmişliğin görüntüsünü verirken İslam ülkeleri geri kalmışlığın görüntüsünü veriyor.

Görünen o ki İsrail’in yakınında hangi ülke varsa, hangisi İsrail’e tehdit potansiyeline sahip ise yerle bir edilmiş. İsrail ise dimdik ayakta. Hoş bazı ülkeler için İsrail’e bile gerek yok. İslam ülkelerinin içindeki bölünmüşlük ve terör İsrail’e rahmet okutur türden. İslam ülkeleri için İsrail gibi bir düşmana ihtiyaç yok. Onlar kendi kendilerine yeter.

Görünen o ki İsrail mutluluk ve huzuru İslam ülkelerinin mutsuzluk ve huzursuzluğuna bağlı. Ne kadar İslam ülkesi yakılıp yıkılır ve İslam ülkelerinde yaşama dair bir istikrar olmazsa İsrail bundan büyük keyif alıyor.

Üst ve alt resim karesindeki ülkeler birine gösterilse, bu konuda ne dersin dense, üsttekiler belasını bulmuş, alttakiler ise cennet hayatını yaşıyor der.

Bu görüntüye göre İsrail mi yani Yahudiler mi gazaba uğramış ve lanetlenmiş, İslam ülkeleri mi?

Tamam, Kur’an’da Yahudilerin lanetlendiğinden bahsedilse de resim karesi böyle demiyor.

Müslüman ülkelerde bu boş vermişlik oldukça, bir araya gelip birlikte hareket etmedikçe, İsrail gibi lobi faaliyetlerine imza atmadıkça, ellerindeki sermayeyi akıllı kullanmadıkça, her alanda İsrail ile boy ölçüşebilir bir seviyeye gelmedikçe İsrail ihya olmaya ve daha da büyümeye devam edecektir. İslam dünyası ise bugünkü yıkık ve virane halini bile arayacaktır.

İsrail ile mücadeleyi boykota indirgedikçe, bol bol protesto mitingi ve yürüyüşü yaptıkça, Yahudi’yi taşlamaktan ibadet yapmaya zaman ayırmadıkça daha doğrusu sadede gelmedikçe İsrail hep gülecek, İslam dünyası ise hep ağlayacaktır. Böyle giderse İslam dünyasının ağlayanı bile kalmayacaktır. 

Boş verelim İsrail'e kızmayı da kızacaksak biz kendimize kızalım. Ki kızarak başarılı olunsaydı, bugüne kadar İsrail'e kızdığı için İslam dünyası bir numara olurdu.