3 Haziran 2024 Pazartesi

Enflasyonda İstikrarı Yakalamak

03/06/2022 tarihli sosyal medya paylaşımım:

“Sevindirici haber bugün TÜİK'ten geldi.

Kara gün dostu olduğunu gösterdi TÜİK.

Bu ayın enflasyonu 2,98 çıkmış. 3 bile değil.

Yıllık bazda da yüzde 73,50 olmuş.

Ben de boşu boşuna yandık bittik diyormuşum.

Meğerse her zamanki gibi felaket tellallığı imiş benimkisi.

Hasılı kırmızı yüzüm bir kez daha kıpkırmızı oldu.

Keşke TÜİK gibi göz göre göre gerçekleri söyleyen, hesabından milim şaşmayan birkaç kurumumuz daha olsa bu ülkenin çözülmedik sorunu kalmaz.

Şu aşamadan sonra bu düşük enflasyonla mücadele etmeye gerek yok. Çünkü 2,98 enflasyon kimseyi öldürmez ve gönül rahatlığı ile alışverişimizi yapabiliriz.

Enflasyon oranı bu iken içinizde hala bu orana inanmayan varsa, bilin ki iyi niyetli değilsiniz.

Enflasyon bu iken esnaf ürünlerine aylık 2,98'den, yıllık yüzde 73,50'den fazla zam yapıyorsa, bu TÜİK'in değil, esnafın suçudur. Bu da böyle biline.

Bu ülkenin enflasyon sorunu olmadığına göre milletçe başka sorunlara yönelmek en iyisi.

Hala enflasyon, açıklanandan yüksek diyeniniz varsa, Allah sizi bildiği gibi yapsın”. 03.06.2022

Yine Haziranın üçü olmuş bugün. Bu sefer 2 yıl sonrası. Yine bir TÜİK klasiği daha. Mayıs ayı enflasyon rakamlarını açıklamış. Tıpkı 2 yıl önce aynı gün açıkladığı gibi. Bakalım iki yıl sonrası enflasyonda ne durumdayız?

Açıklanan verilere göre bir önceki aya oranla enflasyon 3,37 çıkmış. Bir önceki yılın aynı oranına göre 75,45 olmuş.

İki yıl öncesinin enflasyon verisi ile 03.06.2024 verisini karşılaştırırsak, aylık bazda 0,39’luk bir artış var. Yıllık bazda ise 1,95’lik bir artış söz konusu.

Bence bu artış, Rusya-Ukrayna savaşının hala devam ettiği bu devirde devede kulak ve önemsenecek bir artış değil. Ayrıca iki yıl öncesinin enflasyonu bize bir şey yapmamışsa, bir 1,95’lik artış mı bir şey yapacak? Boşuna yıllardır enflasyon korkusu yaşamışız.

Önemli olan enflasyonda bir istikrarı temsil etmemiz. Gördüğünüz gibi yetmişli rakamları çok sevmişiz. Buralarda dolaşıp duruyoruz. İstikrarı yakalamak önemli.

Hasılı korkulacak bir durum yok. Biz enflasyondan, enflasyon da bizden bir parça. Çekip gitmediğine göre o bizden, ölmediğimize göre biz de enflasyondan memnunuz.

Ülkenin Siyasilerle İmtihanı

Cumhuriyetten bu yana 67. hükümet kurmuşuz. Kimi tek başına kimi de koalisyon hükümetleri bunların. Özellikle 70'li ve 90'lı yılları koalisyon hükümetleri tarafından diğerlerinde ise tek başına hükümetler tarafından yönetildi bu ülke.

Hükümetler ülke sorunlarını çözmek için iktidara gelirler. 

Sorunlarımız çok mu? Çok görünse de birkaç başlıkta sorunlarımızı toplayabiliriz. Bu sorunları da siyasilerin iktidara gelmek için seçmenden oy isterken verdiği vaatlerden anlayabiliriz. Aynı konularda o kadar seçim o kadar vaat verdiler ki vaatler söz verenlerin dilinde pelesenk oldu. Bizim de beynimize kazındı.

İktidarda olan, iktidara gelen ve iktidar olmak isteyen tüm siyasiler;

Yeni anayasa yapacağız. 

Enflasyonu tek haneye düşüreceğiz.

Hayat pahalılığına son vereceğiz. 

İşsizlik sorununu çözeceğiz. 

Faizi indireceğiz. 

Fert başına düşen milli geliri şu kadara çıkaracağız. 

İşçi ve memuru enflasyona ezdirmeyeceğiz. 

Terörün kökünü kazıyacağız gibi sözler verdiler.

Aklıma gelen sekiz cümle yazdım. Aslında hepsi anayasa, ekonomi ve terör olmak üzere ülkenin sorununu üçe indirgeyebiliriz.

Darbe mahsulü, askerlerin yaptığı Anayasa dediğimiz yürürlükteki 82 Anayasası üzerinde o kadar değişiklik yapıldı. O kadar söz verildi. Biz hâlâ bir araya gelip beğenmediğimiz Anayasayı değiştiremiyoruz.

Enflasyon, hayat pahalılığı, işsizlik, faizlerin yüksekliği, fert başına düşen milli gelir, işçi ve memurun enflasyona ezdirilmemesi sorununu çözemedik. Hep yüksek enflasyonu yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz. Tek haneli enflasyon yalancı bahar gibi bir süreliğine bu ülkeye uğradı, sonra çekti gitti. Zengin ile fakir arasında uçurumlar var. Enflasyona ezdirmedik dedikleri memur her altı ayda geriye dönük enflasyon farkını almaya devam ediyor. Korumakla yükümlü olduğumuz milli paramız hep yerlerde sürünüyor. 

Terörün kökünü zaten kazıyamadık. Her geçen yıl terör örgütü daha da güçlenmeye devam ediyor. Halihazırdaki terör sessizliği bizi kandırmasın. Terör örgütü tüm gücünü Suriye'ye kaydırdı. Yakında sınır komşumuz bir devlet yanı başımızda konuşlanırsa hiç şaşırmayalım. 

Hasılı siyasilerimizin iktidara gelirken şunu çözeceğiz, bunu halledeceğiz deyip dillerine pelesenk ettikleri, bunun sonucunda seçmeni ikna ettikleri ne kadar vaat varsa hala çözüm bekliyor. Bu sorunlara ne zayıf ve uzun ömürlü olmayan koalisyon hükümetleri çözüm getirebildi ne de uzun ömürlü tek başına iktidar olanlar. Her biri çözme yerine sorunları daha da büyüterek bugünlere getirdi bu ülkeyi. 

Allah gelmiş geçmiş tüm hükümetlerin hepsinin hayrını versin ama her birinin ortaya koyduğu icraat bu ülkenin bu milletin hayrına olmadı. Hepsi pansuman tedbirler, göz boyamaca icraatlar, mazeret üretme ve gerekçe bulma dışında radikal çözümler getiremedi. 

Bu kadar vaat verip sıkıntıyı daha da artırdıkları halde söz verip yerine getiremeyenlerin millet nezdinde az veya çok hala itibarlarının olması ve siyasetten ekmek yemeye devam etmeleri bana manidar geliyor.

Yalan söyleyen çobana bu millet üçüncü kez hak vermezken siyasilerin sözünde durmamasına rağmen halk nezdinde hala itibar görmeleri, onların karşısında hizaya geçmeleri, hala ölümüne savunmaları ve onları hala kurtarıcı görmeleri gerçekten düşündürücü. Ben olsam, söz verdiğim halde yapamadığım şeylerden dolayı mahcubiyet duyarım.

Bu ülkenin, bu milletin siyasilerimizle imtihanı büyük vesselam.

Allah siyasilerimize feraset, basiret, sağlam çözme iradesi versin.

2 Haziran 2024 Pazar

Zararlı Yiyecek ve İçeceklerde Devletler Ne Kadar Samimi?

Üç beyazdan sakının derler ısrarla. Bunlar: tuz, şeker ve un. Nasıl sakınacaksın. Çünkü üç beyaz bu hayatın olmazı. İçimiz, dışımız bunlardan ibaret. 
Tuzsuz yemek pişmez. Pişirilirse de o yemeğin tadı ve lezzeti olmaz. Yavan bir yemek olur. Tuzsuz yemeğin belki de en büyük faydası yemeğin tadı ve lezzeti olmadığı için insan yemeği iştahla yiyemez. Bu da kilo vermek için birebirdir.
Şeker her türlü tatlının olmazsa olmazı. Tatlıyı ise sevmeyenimiz yok. Bulursak iştahla yeriz. Bulamazsak, canım tatlı çekti, olsa da yesek deriz.
Un ise ekmeğin ana maddesi. Ekmeksiz sofra olmaz ve onsuz karnımız doymaz. Pilavı bile ekmekle yeriz. Ayrıca börek çörek, simit, poğaça, etlipide ve etliekmek gibi hamur işi yiyecekler bizim için vazgeçilmez.
Hasılı sakının. Çünkü çok tehlikeli denen üç beyaz ile ilgili ne kadar uyarı yapılırsa yapılsın, günlük en fazla tükettiğimiz üç tehlikeli şey.
Anlamadığım madem bu kadar tehlikeli. O zaman bu üç tehlikeli şeylerin alternatiflerini şimdiye kadar çoktan bulmamız gerekirdi. Bulamıyorsak, ya sesimizi çıkarmayacağız, herkes yemeye devam edecek ya da bu üçlünün üretimini kaldıracağız. Öyle piyasaya sürüp de sakının demek iş değil.
Aynı şekilde zararlı dediğimiz tütün ve sigaranın üretim ve satışına izin veriyoruz. Sonra da içmeyin, zararlı diyoruz. Hatta içki ve sigara ile mücadele için Yeşilay'ı kuruyoruz.
İçki ve türevleri de böyle. Üretimi ve satışı serbest. Ama içmeyin, zararlı deniyor. Bunlardan yüksek vergi bile alınıyor.