29 Nisan 2024 Pazartesi
Milliyet Farkı
27 Nisan 2024 Cumartesi
Şehit Fethi Sekin MTAL'den Örnek Bir Sosyal Sorumluluk Projesi
Bilişim
teknolojileri, muhasebe ve finansman ve gıda teknolojileri bölümlerinde normal
eğitim yapan öğrenciler.
Kuyumcu,
takı imalatı, vitrin kuyumculuğu, satış elemanlığı, bilgisayar teknik servisi,
muhasebe, şekerleme, emlak komisyonculuğu gibi dallarda eğitim ve öğretim yapan
MESEM öğrencileri,
Değişik
branşlarda çalışan, ustalık belgesine sahip ortaokul veya lise bitirmiş
büyüklerin Mesleki ve teknik Anadolu Lisesi diploması elde etmek için Diploma
Telafi Programı adı altında tabi oldukları eğitim ve öğretim.
Okulun,
gıda dalında öğrenim gören öğrenci, öğretmen ve teknisyen eliyle üretim yapan
bir de ekmek fırını var.
Geniş
bahçesi; öğretmen, öğrenci ve yardımcı personel eliyle ağaçlandırılmıştır.
Kırın yüzündeki okulun ağaçları büyüdüğü zaman gelecek nesil ağaçların
gölgesinde soluklanma imkanına sahip olacak.
Okul,
tamir ve onarımı için bir teknik elemana sahip olmasa da bu eksiklik okul
müdürü eliyle giderilmektedir.
Öğrenci
ve öğretmenin evi gibi bildiği, merkeze uzak, birçok dala hitap eden, adı ve
sanı pek bilinmeyen bu mütevazı okul, akademik yönden çok ön plana çıkmasa da
ara eleman ihtiyacını giderme yönünden önemli bir işleve sahip. Her bir öğrenci
fedakar öğretmenleri eliyle alanında mesleğini öğreniyor.
Meslek
Lisesi öğrencisi olmasına rağmen öğrenciler saygıda kusur etmiyor, verilen
görev ve işten kaçmıyor. Kıt, kanaat imkanlarla elinden geleni ardına koymuyor.
Okulun her bir ferdi çorbada tuzum olsun diye uzanabildiği yere elini
dokunuyor.
Okul
öğrencilerinin en son yaptığı da okul mahallinde bulunan camiler oldu.
Bu
güzel uygulamalı projenin örnek olması bakımından bu konuyu ele aldım. Merak
edenler için okulun sayfasında görüntülerin yer aldığı linki buraya
alıyorum.
"https://konyasehitfethisekinmtal.meb.k12.tr/icerikler/sehit-fethi-sekin-camileri-guzellestiriyor-sosyal-sorumluluk-projesi_15093760.html"
25 Nisan 2024 Perşembe
Siz Hangi Mahallenin Muhtarı ya da Azasısınız?
Ama işte ama işim yokken evde fırsat buldukça yürüyüşe çıkarım. Bir çay ocağı bulunca da çay içmek için otururum. Otururken bloğumu açıp bir şeyler yazmaya başlarım.
Yine rutin günlerimden birinde yürüyüşün ortasında bir çay ocağına oturdum. Yazmaya başladım.
Bir başına otururken yan masada oturanların sesi de ister istemez bana kadar ulaştı.
Ben falan mahallenin muhtarıyım dedi biri.
Öbür masada oturan da ben de falan mahallenin muhtarıyım dedi.
Bir diğeri ben iki dönem muhtarlık yaptıktan sonra bu dönem muhtar olmadım dedi. Niye dedi beriki? Biri, iki dönemdir yapıyorsun, bu dönem ben muhtar olacağım dedi. Ondan dolayı aday olmadım dedi.
Bir diğeri de muhtar olmasa da iki dönemdir muhtar azasıydım. Bu dönem beni değil, oğlumu yazdı aza olarak dedi.
Hasılı yan iki masa karşılıklı konuşmaya başladı. Konuşmaları da bahsettiğim gibi muhtarlık üzerine. İki ayrı masada iki ayrı muhtar, yanında eski aza ve bu dönemki azanın babası ile yan yan masalarda oturduk.
İki dönem yaptıktan sonra bir başkası yeter senin yaptığın. Sıra ben de demesini garipsedim. Sanki sıraya koymuşlar gibi. Belli ki mahallede güçlü biri. İki dönem birini desteklemiş, sonra kendisi ortaya çıkmış ve muhtar olmuş.
Mevcut muhtarları ve eski muhtarları anlarım. Adı üzerinde eski ve yeni muhtar. Muhtarlığı bıraktıktan sonra bile ölünceye kadar eski muhtar diye anılacak. Çocukları da eski muhtarın çocukları diye tanınacak.
Onlar oturmaya ve koyu muhabbete devam ederken azalar ne iş? Bunlar da muhtar gibi para alıyorlar mı diye düşündüm. Google'la yazdım. Meccanen çalışıyorlarmış. Yani bir ücret yok kendilerine. Ücreti de yoksa insanlar niye aza olur dedim. Adam kendisini tanıtırken iki dönem azalık yaptım dediğine göre getirisi olmasa da tanışmalarda demek ki ayrı bir havası var. Seçimde görev yaparken bile mahallemde tanıdığım bir çay ocağını işleten, dışarıda ve koridorda bir muhtar adayının pusulalarını dağıtıyor ve ne hayır dedim. Falan muhtar adayının pusulası. Babam da aza, amcam da aza dedi. Azaların çocuğu da babam ve amcam aza olsun diye pazar pazar çalıştı.
Eski ve yeni muhtar, eski aza ve yeni azanın babası olmasam da onların yan masasında olduğum için bende de bir hava oluşur gibi oldu. Bir de muhtar ya da aza olsam, kim bilir daha dün ben de şunlar gibiydim diyeceğim.
Yan masamda bu kadar muhtar ve aza olduğuna göre diğer çay ocaklarında ne kadar muhtar ve aza var, kim bilir.
Yandaki masaların konuşmalarına bu kadar kulak misafiri olmuşsun. Anladık. Bir de muhtar ve aza olarak ne yaptıklarını anlat derseniz, inan bir iş yaptıklarını anlatmadılar. Muhtarım ve yazayım dediler o kadar. Kısaca işlerinin yoğunluğunu anlattılar da ben mi anlatmıyorum.
Tüm bunlar son yıllarda özellikle bu seçim öncesi ve sonrası sosyal medya paylaşımlarında, şu kadar muhtar var. Bunlar bu kadar maaş alıyor. Zaten bir iş yapmıyorlar. Bu ekonomik krizde muhtarlıklar kaldırılmalı şeklinde yazılıp çizildiği zaman oluyor.
Gerçi birileri muhtarlıklar kaldırılsın dese de gördüğüm kadarıyla muhtarların keyfi yerinde. Biz maaşımızı almaya, işimizi yapmaya devam ederiz modundalar.
Size muhtarların icraatları hakkında bilgi veremesem de aldıkları maaş ve ülkedeki muhtar sayısını söyleyebilirim. En düşüğü 17.002 TL, en yükseği, 18.500 TL alıyormuş 2024 itibariyle. Sayıları da 50.370’miş.
E devletin yaygınlaştığı, tüm işlerin nüfus müdürlükleri eliyle giderildiği ve geriye bir şeyin kalmadığı günümüzde bu kadar muhtara her ay bu kadar para gerçekten yazık. Çoğu muhtarın ikinci işi olan muhtarlar aktarılan bu para keşke başka ihtiyaçlarda kullanılsa. Muhtarlıklar da nahiye ve bucaklar gibi tarihteki yerini alsa.





