29 Nisan 2024 Pazartesi

Milliyet Farkı

Yabancı bir site üzerinden Antalya'daki bir otele rezervasyon yaptıran bir kişinin Türk olduğu anlaşılınca, kendisinden "milliyet farkı" adı altında 120 euro ilave para alınması sosyal medya üzerinden paylaşıldı.
Bu paylaşımın
ardından Kültür Bakanlığı haber üzerine bir kontrolör görevlendirdiğini, olayın aslı çıkarsa ilgili otele müeyyide uygulanacağını duyurdu. 
Bakanlık harekete geçtiğine göre olayın aslı var sanırım. Ümit ediyorum ki bu haber asparagas çıkar. Aksi çok vahim bir durumla karşı karşıya olduğumuz anlamına gelir. 
Yazıma böyle devam ederken ilgili otel grubunun bu konuya dair bir açıklaması var mı, ona göre yazayım. Şayet aslı yoksa boşu boşuna kalem oynatmayayım. Belki yalanlamıştır diye sanal aleme baktım. Bir açıklamaya yer verilmiş. Rezervasyon yaptıranın yanıltıcı bilgi verdiği, Romanya vatandaşı olduğunun anlaşıldığı, bölgesel ve dönemsel kampanyalardan kaynaklı farkın oluşabildiği, fiyat farkının milliyet farkı şeklinde yazıldığı, bu ifadenin dikkatsizlikten kaynaklandığını, bundan dolayı özür beyan eden bir açıklamaya yer verilmiş. 
Belli ki bu kampanya İngilizler özgü bir kampanya olarak düzenlenmiş. İngiltere'den gelen turistler daha uygun fiyata otelde kalabilecekler. Pekala bu fiyat farkına "yanlış beyan veya kampanya dışı rezervasyon farkı" yazılabilirdi. 
Otelin sisteminde "milliyet farkı" diye bir bölümün olması garip. Çünkü bu ifade tamamen ırkçılık kokan bir ifade. Demek ki böyle bir ayrım otelin felsefesinde var. 
Ayrıca aynı kampanya döneminde kim nereden gelirse gelsin, niye fiyat farkına tabi tutuluyor. Bunu da çok anlamış değilim. Tarih farkı vardır, kampanya tarihi bitmiştir. Yeni bir kampanya rakamları vardır. Bunu da anlarım. Öyle zannediyorum, bu site üzerinden rezervasyon yaptıran, bu rezervasyonu yaptırırken fiyatları görerek yaptırmıştır. Ayrıca fiyat farkı talebi olacak şey değil. 
Bir diğer husus, benim bildiğim, dışarıdan gelenler daha pahalıya kalırken ülke içinden gidenler daha ucuza kalırdı. Bugüne kadar hep böyle işittim. Bu uygulamada tamamen tersi bir durum söz konusu. 
Bir diğer husus, milliyet kavramı eski insanların kullandığı bir tabir. Yeni nesil ve günümüz Türkçesinde bu Arapça kelime pek kullanılmıyor. Bunun yerine uyruğu tabiri daha revaçta. 
Nereden bakılırsa, gerekçe ne olursa olsun, firmanın yaptığı büyük ayıptır, büyük gaftır, kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla yaptığı açıklama ve özür için de özrü kabahatinden büyük dense yeridir. 

27 Nisan 2024 Cumartesi

Şehit Fethi Sekin MTAL'den Örnek Bir Sosyal Sorumluluk Projesi

Muhittin Güzelkılınç Anadolu Lisesinin ek binasında Hadimi Ticaret Meslek Lisesi olarak 2011-2012 öğretim yılında öğretime başlamış. 2019-2020 öğretim yılından itibaren Meram ilçesi Alakova mahallesinde yapılan yeni binaya taşınmış. Yeni binayla birlikte okulun adı da değişmiş. Okula, İzmir Adliyesinde menfur cinayete kurban giderek şehit olan polis memuru Fethi Sekin'in adı verilmiştir. Okulun adı Konya Şehit Fethi Sekin Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi olmuştur.

Şehir merkezine 13 km mesafedeki okula, çiçeği burnunda okul dense yeridir. Okulda 23 derslik ve 8 atölye bulunmaktadır. 29 öğretmen, 5 idareci, 1 teknisyen görev yapmaktadır. 513 öğrencinin okuduğu okulda üç ayrı statüde öğrenci eğitim ve öğretim yapmaktadır. Bunlar:

Bilişim teknolojileri, muhasebe ve finansman ve gıda teknolojileri bölümlerinde normal eğitim yapan öğrenciler.

Kuyumcu, takı imalatı, vitrin kuyumculuğu, satış elemanlığı, bilgisayar teknik servisi, muhasebe, şekerleme, emlak komisyonculuğu gibi dallarda eğitim ve öğretim yapan MESEM öğrencileri,

Değişik branşlarda çalışan, ustalık belgesine sahip ortaokul veya lise bitirmiş büyüklerin Mesleki ve teknik Anadolu Lisesi diploması elde etmek için Diploma Telafi Programı adı altında tabi oldukları eğitim ve öğretim.

Okulun, gıda dalında öğrenim gören öğrenci, öğretmen ve teknisyen eliyle üretim yapan bir de ekmek fırını var.

Geniş bahçesi; öğretmen, öğrenci ve yardımcı personel eliyle ağaçlandırılmıştır. Kırın yüzündeki okulun ağaçları büyüdüğü zaman gelecek nesil ağaçların gölgesinde soluklanma imkanına sahip olacak.

Okul, tamir ve onarımı için bir teknik elemana sahip olmasa da bu eksiklik okul müdürü eliyle giderilmektedir.

Öğrenci ve öğretmenin evi gibi bildiği, merkeze uzak, birçok dala hitap eden, adı ve sanı pek bilinmeyen bu mütevazı okul, akademik yönden çok ön plana çıkmasa da ara eleman ihtiyacını giderme yönünden önemli bir işleve sahip. Her bir öğrenci fedakar öğretmenleri eliyle alanında mesleğini öğreniyor. 

Meslek Lisesi öğrencisi olmasına rağmen öğrenciler saygıda kusur etmiyor, verilen görev ve işten kaçmıyor. Kıt, kanaat imkanlarla elinden geleni ardına koymuyor. Okulun her bir ferdi çorbada tuzum olsun diye uzanabildiği yere elini dokunuyor. 

Okul öğrencilerinin en son yaptığı da okul mahallinde bulunan camiler oldu. 

Malumunuz üzere lise öğrencilerinin her sınıf kademesinde 5 saat ile 20 saat arasında yapmakla yükümlü olduğu sosyal sorumluluk projesi var. Okulun Demokrasi ve İnsan Hakları ve Kişisel Verilerin Korunması Kulübü de bu proje çerçevesinde örnek bir davranışa imza attı. Kulüp öğretmenleri, okul idarecileri ve öğrenciler, camileri temizleme ve güzelleştirme sorumluluğunu üstlenerek okul çevresinde bulunan camilere giderek camilerin içini ve dışını ayakkabılıklarına varıncaya kadar bir güzel temizlediler. Mahfildeki halıları caminin dışına çıkararak elleriyle silkelediler. Halılardan çıkan toz arşı âlâyâ ulaştı dense teşbihte hata olmaz. Bana da tertemiz yapılan camide namaz kılmak düştü. Bu proje kimin fikri ise kim yürürlüğe koymuşsa kim gidip bu camileri temizlemede görev yapmışsa hepsi kocaman bir aferini, tebrik ve teşekkürü hak etti. Emeklerine sağlık hepsinin. Allah sebep olandan ve emek sarf edenden razı olsun. 

Bu güzel uygulamalı projenin örnek olması bakımından bu konuyu ele aldım. Merak edenler için okulun sayfasında görüntülerin yer aldığı linki buraya alıyorum.

"https://konyasehitfethisekinmtal.meb.k12.tr/icerikler/sehit-fethi-sekin-camileri-guzellestiriyor-sosyal-sorumluluk-projesi_15093760.html"  

25 Nisan 2024 Perşembe

Siz Hangi Mahallenin Muhtarı ya da Azasısınız?

Ama işte ama işim yokken evde fırsat buldukça yürüyüşe çıkarım. Bir çay ocağı bulunca da çay içmek için otururum. Otururken bloğumu açıp bir şeyler yazmaya başlarım. 

Yine rutin günlerimden birinde yürüyüşün ortasında bir çay ocağına oturdum. Yazmaya başladım. 

Bir başına otururken yan masada oturanların sesi de ister istemez bana kadar ulaştı. 

Ben falan mahallenin muhtarıyım dedi biri. 

Öbür masada oturan da ben de falan mahallenin muhtarıyım dedi. 

Bir diğeri ben iki dönem muhtarlık yaptıktan sonra bu dönem muhtar olmadım dedi. Niye dedi beriki? Biri, iki dönemdir yapıyorsun, bu dönem ben muhtar olacağım dedi. Ondan dolayı aday olmadım dedi. 

Bir diğeri de muhtar olmasa da iki dönemdir muhtar azasıydım. Bu dönem beni değil, oğlumu yazdı aza olarak dedi. 

Hasılı yan iki masa karşılıklı konuşmaya başladı. Konuşmaları da bahsettiğim gibi muhtarlık üzerine. İki ayrı masada iki ayrı muhtar, yanında eski aza ve bu dönemki azanın babası ile yan yan masalarda oturduk. 

İki dönem yaptıktan sonra bir başkası yeter senin yaptığın. Sıra ben de demesini garipsedim. Sanki sıraya koymuşlar gibi. Belli ki mahallede güçlü biri. İki dönem birini desteklemiş, sonra kendisi ortaya çıkmış ve muhtar olmuş.

Mevcut muhtarları ve eski muhtarları anlarım. Adı üzerinde eski ve yeni muhtar. Muhtarlığı bıraktıktan sonra bile ölünceye kadar eski muhtar diye anılacak. Çocukları da eski muhtarın çocukları diye tanınacak. 

Onlar oturmaya ve koyu muhabbete devam ederken azalar ne iş? Bunlar da muhtar gibi para alıyorlar mı diye düşündüm. Google'la yazdım. Meccanen çalışıyorlarmış. Yani bir ücret yok kendilerine. Ücreti de yoksa insanlar niye aza olur dedim. Adam kendisini tanıtırken iki dönem azalık yaptım dediğine göre getirisi olmasa da tanışmalarda demek ki ayrı bir havası var. Seçimde görev yaparken bile mahallemde tanıdığım bir çay ocağını işleten, dışarıda ve koridorda bir muhtar adayının pusulalarını dağıtıyor ve ne hayır dedim. Falan muhtar adayının pusulası. Babam da aza, amcam da aza dedi. Azaların çocuğu da babam ve amcam aza olsun diye pazar pazar çalıştı. 

Eski ve yeni muhtar, eski aza ve yeni azanın babası olmasam da onların yan masasında olduğum için bende de bir hava oluşur gibi oldu. Bir de muhtar ya da aza olsam, kim bilir daha dün ben de şunlar gibiydim diyeceğim. 

Yan masamda bu kadar muhtar ve aza olduğuna göre diğer çay ocaklarında ne kadar muhtar ve aza var, kim bilir. 

Yandaki masaların konuşmalarına bu kadar kulak misafiri olmuşsun. Anladık. Bir de muhtar ve aza olarak ne yaptıklarını anlat derseniz, inan bir iş yaptıklarını anlatmadılar. Muhtarım ve yazayım dediler o kadar. Kısaca işlerinin yoğunluğunu anlattılar da ben mi anlatmıyorum.

Tüm bunlar son yıllarda özellikle bu seçim öncesi ve sonrası sosyal medya paylaşımlarında, şu kadar muhtar var. Bunlar bu kadar maaş alıyor. Zaten bir iş yapmıyorlar. Bu ekonomik krizde muhtarlıklar kaldırılmalı şeklinde yazılıp çizildiği zaman oluyor. 

Gerçi birileri muhtarlıklar kaldırılsın dese de gördüğüm kadarıyla muhtarların keyfi yerinde. Biz maaşımızı almaya, işimizi yapmaya devam ederiz modundalar. 

Size muhtarların icraatları hakkında bilgi veremesem de aldıkları maaş ve ülkedeki muhtar sayısını söyleyebilirim. En düşüğü 17.002 TL, en yükseği, 18.500 TL alıyormuş 2024 itibariyle. Sayıları da 50.370’miş.

E devletin yaygınlaştığı, tüm işlerin nüfus müdürlükleri eliyle giderildiği ve geriye bir şeyin kalmadığı günümüzde bu kadar muhtara her ay bu kadar para gerçekten yazık. Çoğu muhtarın ikinci işi olan muhtarlar aktarılan bu para keşke başka ihtiyaçlarda kullanılsa. Muhtarlıklar da nahiye ve bucaklar gibi tarihteki yerini alsa.