24 Kasım 2023 Cuma

Semt Pazarlarının Hali Pürmelali

Kapalı bir semt pazarı sonrası pazar yerinden görüntüler. Pazar yerini bu şekil bırakan bırakıyor, biz ne yapıyoruz demiyor. Pazar yerini bu şekil bırakana kimse bir şey demiyor.
Pazar dağıldıktan sonra belediye görevlileri sahaya girip saatlerce temizlik yapıyor.
Pazarı bu hale getirmek, savaş alanına döndürmek, tezgahı bozup giderken pazarcı esnafının döküntü namına ne varsa, bulunduğu yere boşaltıp gitmesi; aslan yattığı yerden belli olur, temizlik imandandır, temizlik imanın yarısıdır sözlerini çok iyi bilen bu insanımıza bu görüntüler yakışmıyor.
Böylesi pazar yeri sadece bu semt pazarına ait değil, şehrin hangi mahallesine giderseniz, pazar sonrası aynı manzaraları görmek mümkün. Artık bu şehirde pazar yerlerini böyle bırakmak bir kültür oldu. Esnaf kirletecek, belediye temizleyecek. Merak ediyorum, bizim kendimize temizlik anlayışımız ne işe yarar.
Gördüğüm kadarıyla pazar yerinin bu görüntüsü insanımızı da rahatsız etmiyor. Rahatsız oluyorsa da  bir yetkiliye gidip bu derdi dile getirmiyor. Dile getiren varsa da belki yetkililer tedbir almıyor. Hoş, kimsenin bir şey demesine gerek yok. Yetkililer bu manzarayı görmüyorlar mı?
Teşbihte hata olmasın, bu pazar yerine sabahtan akşama dört ayaklı hayvanat konsa, pazar yeri akşama bu kadar kirletilmez. Burada savaş olsa, savaştan geriye bu kadar enkaz ve moloz kalmaz.
Merak ediyorum, çok mu zor; belediyenin, valiliğin, pazarcılar odasının pazar yerine dair kurallar koyup tedbir alması.
Pekala pazarcı esnafına çöp poşeti zorunluluğu getirilebilir veya çöp poşeti dağıtılabilir. 
Pazarcının atıklarını çöpe koyup ağzını bağlayıp çöp konteynerine götürüp bırakması sağlanabilir.
Her pazarının yeri belli ve bu yer için işgaliye ödediğine göre pazar yerini kirli bırakan esnafa ceza verilebilir. Tekrarında cezası artırılabilir. Üçüncü tekrarında pazardan yer verilmeyebilir. 
Her pazarcı akşam giderken işgal edilen yerin temiz olup olmadığını zabıta kontrol edebilir.
İnanın çok zor değil bunu yapmak. Yeter ki bu konuyu dert edinelim. Belediye-valilik ve pazarcılar odası isterse, bu işin üstesinden gelebilir. Yetkililerimiz yeter ki dert edinsin.


Yolunuz Kafeye Düşmeye Görsün!

Bazen eş dostla bir araya gelip muhabbet etmek için buluştuğumuzda, oturma yeri olarak esnaf çay ocaklarını seçeriz. Çayları hem taze hem güzel hem de açık, demli, normal nasıl çay istersek, ona göre çaylarımız gelir. Çayın görüntüsü ve kokusu al beni iç der. 

Bazen içtikçe içeriz. Bazen içesimiz gelmese bile muhabbete yeni arkadaş dahil olunca, birlikte içelim diye ona eşlik ettiğimiz olur. 

Muhabbet koyulaştıkça çaylarımız da tazelenir. Hem çaya doyarız hem de muhabbete. Bu vesileyle hasret de gidermiş oluruz. 

Bazen çay içesimiz gelmez. Bir iki bardak içtikten sonra oturmaya devam ederiz. Çay ocağı sahibi bir şey içer misiniz demez. Ne zamandır çay içmiyorlar, ne zaman kalkacaklar diye gözümüzün içine bakmaz. 

Çoğu esnaf, içtiğimiz çayın hesabını da tutmaz. Onun yerine kaç çay içtiğimizi biz tutarız. 

Çay ocaklarının çay fiyatları da asgari seviyede. Genelinde 5 lira. Bugün bu paraya hiçbir şey alınmaz ve içilmez.

Çay içmek için kafeleri tercih etmem. Bazen zorunlu olarak oturup çay içtiğimiz olur.

Geçenlerde bir arkadaşla öğle 1 sularında bir kafeye girdik. Koca kafede bizden başka kimse de yoktu. 

Garson kızımız birinci hamur kağıda basılmış, kitap gibi birer menü koydu önümüze. Az geri çekildi. Sipariş vermemizi beklemeye koyuldu. İçeceğimiz çay olsa da o değilden sayfaları karıştırdık. 

Ardından iki çay dedik. Bu arada menüdeki diğer çeşitlere ve fiyatlarına bakmadım. Gözüm çayın fiyatına gitti. 25 lira idi esnaf çay ocağında beş lira olan çay. Burada içtiğim bir bardak çay fiyatına esnaf çay ocağında beş bardak birden içerim. Ama düştük bir kere. 

Öyle zannediyorum, kafeye girmek 5 lira, önümüze menü listesinin konması 5 lira, garson kızın kenarda beklemesi 5 lira, çayların getirilmesi 5 lira. Etti mi 20 lira. Demek ki çayın kendisi de 5 lira olduğuna göre bir bardak çayın maliyeti burada da 5 lira. İşin içinde menü kitapçığının matbaada basılması, kafenin kirası ve garson bedeli yok. 

Neyse siparişimiz çok geçmeden geldi. Buran buram kokusunu almadığım çayın rengi, çay ocağındaki tavşan kanının yerine, tabir yerindeyse imamın abdest suyu gibiydi. Bir yudum aldım. Midene yazık, içme beni der gibiydi. Fiyatı görünce moralimi bozan çayı ağzıma alınca ağzımın tadı da kaçtı. Elin mahkum içeceksin. 

Biraz oturduktan sonra burası söğüt gölgesi değil, birer çay daha içelim deyip iki çay daha içtik. 

Çayın tadı olmasa da sohbet koyulaştı. Gözüm bir ara sağa sola kaydı. Boş masaların çoğu dolmuş. Biz fark etmemişiz. 

Bir başka garson kızımız masamıza kolonya ile geldi. Bize kolonya tuttu. 

Arkadaşa, birer çay daha içelim mi dedim. Yok dedi. Başka bir şey, ona da yok dedi. Dedim, bu kızımızın kolonya tutması ya kalkın ya bir şey için anlamına geliyor olmalı. Masalar da doldu. İstersen birer daha içelim dedim. Kalsın, kalkalım dedi. Kalktık. Hasılı esnaf çay ocaklarında görmediğimiz kolonya tutması dışında, dört çaya 100 lira ödedik. Bu arada bu yüz lira ile esnaf çay ocağında kolonya ikramı olmadan tamtamına 20 çay içebiliyormuşuz. 

Kafe tecrübesinden birkaç gün sonra başka bir arkadaşla yine çay ocağında buluştuk. İkişerden dört çay içtik. Israr ettim. Başka da içmedi. Bak hele dört çay içtik ama daha kafedeki bir çayın fiyatına ulaşamadık. Gel biraz içelim, bendensin dedim. Kafi dedi. 

Bu anekdottan sonra çayı nereden içeceğinizi anlamış olmalısınız. Yok, kafenin havası başka derseniz, ne diyeyim, sizin tercihiniz ama kendi düşen ağlamaz. Bu arada havanız batsın. Paranıza acımaz sanız, ağzınızın tadını bozmayın derim. Bir de havanız ve havası varsın derim. Başka da bir şey demem.

23 Kasım 2023 Perşembe

İyi Müslüman Olmanın Yolu *

Kişi iyi Müslüman olduğunda iyi insan olmaz.

Kişi iyi Müslüman olduğunda örnek insan olmaz. 

Kişi iyi insan olduğunda ancak iyi Müslüman olur. 

Kişi iyi insan olduğunda ancak örnek Müslüman olur.

İnsanlığı kalite olanın Müslümanlığı da kalite olur. 

Kişi Müslüman olunca vicdan sahibi olmaz. Vicdan sahibi insan iyi bir Müslüman olur. 

Kişi Müslüman olunca ahlaklı olmaz. Ahlaklı insan ancak ahlaklı Müslüman olur. 

Kısaca iyi, örnek, kalite, vicdanlı ve ahlaklı Müslüman olmanın yolu; kişinin iyi, örnek, kalite, vicdanlı ve ahlaklı insan olmasından geçer. 

Bu tezi ispatlamak için Hz. Muhammed'i ele alalım. Hz Muhammed denince emin lakabı akla gelir. Yani güvenilir kişi. Hz. Muhammed bu lakabı, içinde yaşadığı şirk toplumunun lideri Ebu Cehil ve şürekasından aldı. Yani düşmanları tarafından bu ünvan peygamber olmadan önce verildi. 

Hz Muhammed'in, haksızlığa karşı durmak, Mekke'nin dışından gelenlerin can ve mal emniyetini korumak için Mekke müşriklerinin ileri gelenleriyle birlikte imza koyduğu Hılfül Fudül (Erdemler Topluluğu veya Fazilet Anlaşması), peygamberlik öncesi 20-25'li yaşlara ait. 

Mekkelilerin kıymetli eşyalarını Hz Muhammed'e bırakma geleneği, peygamberlik öncesi döneminde başlar.

Hz Muhammed'in Kabe hakemliği 35 yaşlarına tekabül ediyor.

Emin lakabı, Fazilet Anlaşması, kıymetli eşyalarını bırakmaları ve Kabe hakemliği, Hz. Muhammed'in peygamberlik öncesi dönemlerine ait. Bu demektir ki peygamber peygamberlikten sonra güven vermeye, emanete riayet etmeye, adil olmaya başlamadı. Öncesinde ahlaklı idi, örnek bir kişilikti. Kısaca peygamber, bugünkü tabirle daha Müslüman olmadan iyi, güzel, örnek, kalite, ahlaklı, vicdanlı ve güven veren bir insandı. Bunların üzerine gelen peygamberlik aliyyülala olmuştur.

Hz Muhammed üzerinden verdiğim bu örnekleri yazımın girişinde yazdıklarımla ilinti kurarsak, bir insanın ahlaklı iyi bir Müslüman olmasının yolunun, Müslüman olmadan, önce insan olmasına bağlı olduğunu söyleyebiliriz. 

Hz Ömer’in Müslümanlığı böyledir. Çünkü o Müslüman olmadan önce de kalite idi. Aynı kalitesini Müslüman olduktan sonra da sürdürdü.

Bugün Müslüman olmadığı halde her türlü güzel ahlakı üzerinde gösteren kişilerin sayısı az değil. Bu tiplerin en büyük eksikliği Müslüman olmamalarıdır.

Bugün Gazze’de işlenen insanlık dramına tepki gösterenler sadece Müslümanlar değil. İçlerinde Yahudi ve Hristiyan olanların da sayısı az değil.

Tüm bu örneklerden şu sonuca varabiliriz. Kişiler Müslüman olmadan önce ilk önce insan olmalıdır. İnsanlığı olmayanın Müslümanlığı da berbat olur. İnsanlığı olmayanın Müslümanlığından hayır da gelmez.

Bu demektir ki Müslüman olmadığı halde insanlığı, ahlakı ve birçok değeri üzerinde gördüğümüz kişiler, doğuştan her insanda var olan fıtratı bozulmamış, mayası temiz kişilerdir. Mayası bozulmadığı müddetçe iyi insan olabiliyor ve iyi insan kalabiliyor.

*11/12/2023 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde Aşır Karye ismiyle yayımlanmıştır