11 Ağustos 2023 Cuma

Eynal Kaplıcaları

Bugün de istikamet Eynal Kaplıcalarına. Evliya Çelebi "Böylesini görmedim demiş" bu kaplıca için. Bakalım öyle mi, değil mi, gidip göreceğim sizler için.

Fazla da uzak değilmiş gölünü görmediğim Çitgöl Kaplıcalarına. Toru topu 3.3 km diyor harita. Yürüyünce 4.2 olduğu ortaya çıktı. Merkez Bankasının yıl sonu enflasyon tahminleri gibi biraz şaşmış ama olsun. Ne kadar yürürsem, benim için kâr.

Yürüyerek gidip geleceğim buraya. Değmez bu kadar yol için yürüyüşe ama ne yapacaksınız ki bugünkü bahtıma bu kadar yol çıktı. Mesafe dediğin biraz olacak. Bir güzel ter atacaksın. 

Be adam, yürüyüş için mi bu kadar yolu teptin yoksa kaplıca için mi derseniz, hem yürür hem de kaplıcaya girerim ve şifayı çift taraflı kaparım.

Fazla gevezeliğe ne hacet. Yolculuk beni bekliyor. Görevi yürümek olan bu ayakların hakkını vermek lazım. Böylece arabanızın yakıt yakmasından da tasarruf etmiş olursunuz. Sakın itibardan tasarruf olmaz demeyin. Hele bu zamanda tasarrufu şiddetle öneririm.

Unutmayın ki yürümek masraflı değil. Spor ayakkabısını geçiriyorsun. Ter emen bir penye ve bir eşofman. Hepsi bu kadar. Yolları da aşındırmamış olursunuz bu yolla. Sağlık yönünü söylememe gerek yok. Aynı zamanda ayakların zekâtıdır yürümek. Nasıl ki zekât, verdikçe mal azalmayıp bereketleniyorsa, zeka da kullandıkça eksilmeyip artıyorsa, ayaklar da yürüdükçe açılır. Uzaklar yakın olur.

Kaplıcadan ziyade bir yerleşim yeri görüntüsü var. Sosyal tesisleri, alışveriş merkezleri, lunaparkın her türlüsü (langırt ve çarpışan araba dahil), mangal yakma yerleri, çay bahçesi ve lokantası bolca var. Kaplıca evlerinin içini görmedim ama genelde tek katlı.

Güzel bir camisi var. Cami bahçesine girerken sağda solda değişik kimselere ait güzel sözler yazılmış. Ayrı bir güzellik veriyor. Kaplıca suyuna girmek istemeyen buraya gelip her gün bir söz öğrenebilir.

Cami güzel ve bakımlı. Camiyi diğer camilerden ayıran en önemli özellik, camiye giderken yolun sağ ve solundaki çimlerin üzerine, önemli kişilerden güzel sözlere yer vermiş olması. Bahçesi müsait olan cami görevlileri de caminin değişik bölgelerine ve camiye girişlerde böyle yazılara yer verebilirler. Yazılar, soğuk ve sıcaktan, yağmur ve yağıştan etkilenmiyor.

Gelen cemaatin salgın kurallarına uymaması, imamı tak ettirmiş. Misafirsen misafir. Buraya gelen herkes misafir. Kurallara uyalım, kul hakkına riayet edelim şeklinde yazı yazmasına sebep olmuş.

Bu kısa yazımla Eynal Kaplıcaları anlatılmaz. En iyisi kendinizin görmesi. #eynalkaplicalari 11.08.2021

İlginin Bezdiren Türü

Çitgöl Kaplıcanın yerleştiği alan aynı zamanda bir mesire yeri gibi. Bahçesinde az dolaştıktan sonra içerisi müşteriyle dolu bir kafeterya var. Karşısında ise masalar ve etrafında dörderli sandalyeler var. Işıklandırma falan yoktu. Gelip geçen otursun diye kaplıcanın bir hizmeti olsa gerek. Biraz nefeslenelim diye oturduk.

Sen misin oturan? Hemen karşı taraftan ışık yakıldı. Gençten biri hızlıca geldi. Ne alırsınız dedi. Çayınız var mı dedik. Varmış. İki çay getirir misin dedik. İki çay hemen geldi. O kadar hızlı getirdi ki tabağına çayı bile dökmüş garson. Hizmet hızını görünce belli ki burası bir işletmeye ait.

Ayrılmadan bizim oğlanlar geldi.

Arkadaşın çocuğu bir şey almayacağım dedi. Severim böyle çocuğu. Çocuk dediğin babasına masraf ettirmeyecek ama benimki babasına masraf ettirecek ya çayı sevmemesine rağmen ben çay içerim dedi. Neyse. Daha yanımızdan yeni ayrılmaktan olan gence bir çay. Delikanlı bir çay daha dedik. Genç arkasına bakmadan gitti. Duymadı galiba. Ya da angarya gördü bir çayı demeye başlamıştık ki bir çay kapıp getirdi hemen

Sonrasında fazla vakit geçmeden bir şeyler alır mısınız diye biri geldi. Yok sağ olun dedik.

Daha üç beş dakika geçmedi, bir başkası ne alırsınız diye geldi tekrar. İlgiyi severim de bezdirir türden olanından nefret ederim.

Baktık olmayacak, üç çay ne kadar dedik. 6 liraymış. Parayı, çocuğu çay içmeyen verdi. Kalktık.

Bu arada arkadaşın eli cebine gitmede pratikmiş. Hoşuma gitti. Severim böylelerini. 

Bir on dakikada üç defa istediğiniz bir şey var mı diye gelinmesi hizmeti güzel ama bilin ki bezdirdi. 10 dakikada üç defa gelinmez ki. Üstelik ben burayı, belediyenin kaplıcadakiler soluklansınlar, gelip geçen çayını getirip içsin diye yaptı sanmıştım. Meğerse burası söğüt gölgesi değilmiş. Düpedüz bir işletme imiş. Aman siz siz olun. Kaplıcaya gelirseniz, benim söğüt gölgesi sandığım bu yere oturmayın.

Yok illa içeceğim, bir de ben göreyim diyorsanız, çay ilçe Simav'da 1.5 TL, beldesinde 2 lira. Tercih sizin.

Burada size bir soru. Kaplıcanın içindeki kafeteryayı belediye mi işletiyor yoksa özel sektör mü? 10.08.2021

10 Ağustos 2023 Perşembe

Enflasyon Ortalamasında İyi Durumdayız *

"Mesela, son 21 yılın enflasyon ortalaması yüzde 15'in altındadır.

Bu ortalama rakamın 1970'lerde yüzde 34,

1980'lerde yüzde 44,

1990'larda yüzde 74 seviyelerinde olduğunu unutmamalıyız.

Yani biz, Türkiye'nin sadece güncel değil, çok eskilerden beri gelen kronik bir sorunuyla mücadele ediyoruz.

Bu mücadelede enflasyonu yüzde 6'lara kadar düşüren de yine biz olduk." (Recep Tayyip Erdoğan)

Bu gerçekler üzerine söz söylemenin bir gereği yok ama bu gerçekleri görmek istemeyenler için biraz açalım. Çünkü yandık, bittik, çok kötüyüz diyenlere bu gerçekler kapak olsun. Buna rağmen inanmayan olursa, geçmiş kronik enflasyon tarihçesini baksın. Zira halebi oradaysa arşın burada. Ölçmeyi bilirse tabi.

70’lere bakalım. % 34 enflasyonla, ölmeden bugüne iyi gelmişiz. Benim burada merakım, bu yıllar yokluk dönemiydi. Tüp, yağ kuyrukları yaygındı. Bu yokluk dönemleri zannedersem, ülkenin 70 sente muhtaç olduğu yıllar. Ülke bu kadar yokluk içinde iken bu kadar fakirlik varken bu yüksek enflasyon nasıl olur. Söz konusu bol koalisyonlu ve azınlık hükümetleri olunca demek ki enflasyonla mücadele edememişler.

80’ler daha bir felaket. Askeri dönem ve tek başına hükümetler dönemi. Asker, kardeşin kardeşi öldürdüğü güvenliği ön plana alınca, enflasyonla mücadele edememiş belli ki. Tek başına hükümet kuran da ülkeyi çağ atlatmaktan enflasyonla mücadeleye vakit ayıramamış.

90’lar ise 74 ile başı çekiyor. O yıllar ikili, üçlü, dörtlü koalisyonlu dönemler. Belli ki ortaklar birbirleriyle uğraşmaktan enflasyonla mücadeleye zaman ayıramamışlar. Koalisyonların biri yıkılıp diğerleri kurulmuş. Haliyle Adriyatik’ten Çin Seddine hayali hayal olarak kalmış, seçim yatırımı iki anahtar da gerçekleşmemiş. Bunlar gerçekleşmediği gibi ülkeyi iki defa büyük ekonomik krize sürüklemişler. Krizin birini ekonomiyi düzeltsin diye getirdikleri ekonomi profesörü zamanında oldu. Diğeri ise en dürüst diye nam salan siyasetçi zamanında. Öyle zannediyorum, yüzde 74 enflasyonla halk inim inim inlemiştir.

Farkında iseniz, 70, 80 ve 90’lı yılların enflasyon oranlarının birler basamağı hep dört rakamlı çıkmış. Bu rakamlar doğru ise dörtlerin bir hikmeti olmalı ama anlayamadım.

Son 21 yıl ise tek başına hükümetlerin peşi sıra kurulduğu ve ülkenin istikrara kavuştuğu yıllar. İstikrar olunca, kronik sorun enflasyon sahibine göre kişnemiş. 70 yılından beri 34, 44 ve 74 şeklinde yukarıya doğru tırmanan enflasyonlardaki dört rakamının hikmetini de bir tarafa bırakarak 15’in altı ortalaması yakalanmış. Bugün yüksek olsa da bir vakit % 6’lara kadar düşmüş. Bu da kronik sorunla mücadelenin nasıl olması gerektiğini gösteriyor.

Hasılı, kronik sorunumuz enflasyonla mücadelede geçmişe oranla çok çok iyi durumdayız. Bugün çok yüksek olduğuna bakmamak lazım. Çünkü adı üzerinde kronik. Kronikle de uğraşmak da o kadar kolay değil. Doksanların yüzde 74 ortalaması bizi bugünlere getirmiş ve o zaman öldürmemişse 21 yılın ortalaması yüzde 15'in altında bir enflasyon bize hiçbir şey yapamaz. Unutmayın tek yapacağımız 2021, 2022, 2023 enflasyonuna bakmak değil, 21 yılın ortalamasına odaklanmak ve bardağa boş tarafından ziyade dolu tarafından bakmak önemli. Bunun için de iyi niyet lazım. Üstelik yine biz indireceğiz sözü de bizi sevindirmeli.

*04/09/2023 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde Aşır Karye ismiyle yayımlanmıştır.