20 Temmuz 2023 Perşembe

TDK Türkçeyle Oynuyor

NTV'de yer alan habere göre TDK 12. baskıyla birlikte pek çok sözcüğün yazımını değiştirdi. İşte o sözcüklerin bazılarının yeni halleri:

              Eski   /Yeni

Doğubeyazıt / Doğubayazıt 

Horon vurmak / Horon tepmek

Çiğ börek  / çi börek 

Yeşilzeytin  / yeşil zeytin

Unvan / Ünvan 

Marmara Ereğlisi / Marmaraereğlisi

Sultan efendi / Sultanefendi

Yakan top / yakantop

Kümeden düşmek / küme düşmek 

Pilili / Pileli 

Kayyum / kayyım

Yeşilsoğan / Yeşil soğan

Yeşilbiber / yeşil biber 

Hasıraltı / hasır altı 

Akça armudu / akçaarmut

Boy bos  / boy pos

Bazı sözcükleri özellikle birleşik kelimelerdeki bu güncelleme haberini okuyunca pes, Türkçeyi koruma ve geliştirme görevi olan bu TDK ne yapmaya çalışıyor dedim. Gören de Türkçe yeni bir dil, TDK de bu dili yeni öğretmeye ve yerleştirmeye çalışıyor sanır. Tamam, yanlış kullanılan kelimeleri değiştirsin. Ama örneklerde görüldüğü üzere kah birleştirmiş kah ayırmış. Buna niye gerek duydu, anlaşılır gibi değil. Bu birleşik kelimeler ilk defa tedavüle sürülse, birden fazla kullanımı ortaya çıksa, bunlardan en yaygın kullanılanı TDK tercih etse, buna da tamam dersin.

Gördüğüm kadarıyla TDK bu dili kendisi yeni öğreniyor. TDK’nin durumu bu ise yazımını bugüne kadar yanlış yapan vatandaşa hiç sözümüz olmaz. Zira TDK böyle yaparsa, vatandaş neler yapmaz.

Güncellenen birleşik kelimelere göz atıyorum. Bu kelimelerin çoğunda TDK, gündelik hayatta vatandaşın kullanımının aksini yani kullanılmayanı tercih etmiş. Doğruyu bulmuş ama çok geç kalmış. Gerçekten halk horon tepmek derken TDK’nin horon vurmak demesinin ve bu dediğinin karşılığının olmaması garip değil mi? Çiğ börek kelimesindeki yumuşak g’yi kaldırması bir kuraldan ziyade halkın konuşma dilindeki kullanımına benziyor. Bu da ister istemez TDK halk ağzına mı kayıyor şeklinde düşünmemize zemin hazırlıyor. Hangi akla hizmetle yeşil zeytini, yeşil soğanı ve yeşil biberi bugüne kadar birleşik kabul etti de bugün hidayete erdi. Unvan ise bugüne kadar yazımı ve telaffuzu zor bir kelime iken halkın kullandığı ünvan şeklinde güncellenmesi de bir aşama ve olması gerekendir. Küme düşmek varken kümeden düşmek tercihi hangi aklın ürünüdür? Bu halkın kendini bildi bileli pileli dediği kelimeyi bugüne kadar pilili şeklinde kabul etmek akla ziyan. Aynı şekilde çocuğun bile boy pos dediğini bugüne kadar boy bos dayatması anlaşılır gibi değil. Ayrı yazılan Marmara Ereğlisi’ni Marmaraereğlisi şeklinde güncellemekle neyi murat ediyor?

TDK bu kafa ile giderse, bugün ayırdıklarını yarın bileştirmeyeceğinin, bugün birleştirdiklerini yarın ayırmayacağının bir garantisi yok. Öyle zannediyorum ki TDK Türkçemizi katlediyor. Kedinin fareyle oynadığı gibi Türkçemizle oynuyor. Bu durumda ne ihsanını isterim ne de gölgesini.

Hoş Geldiniz!

"Gelen kişiye söylenen selamlama sözü" olarak hoş geldiniz deriz. TDK bu sözü kısaca böyle ifade etse de bu söz evimize veya işimize gelen herkese söyleriz. Güzel ve olması gereken hoş bir sözdür. Zira ilgi, alaka, hoş karşılamanın ve iletişimin olmazsa olmazıdır. Tersi, bir hoş geldin bile demedi, Allah'ın yabanisi şeklinde serzenişe neden olabiliyor.

Kültürümüzde ayrı bir yeri vardır hoş geldiniz sözcüğünün. Alışverişe gittiğimiz esnaf hoş geldiniz, buyurun der. 

Ziyarete gittiğimiz ev sahibinin paspasın üzerinde hoş geldiniz yazar. 

Yapılan bir etkinlik için gelenlerin göreceği şekilde ".... Hoş geldiniz" afişleri bastırılır.

Her türlü okulun ve üniversitelerin girişinde yine hoş geldiniz yazar. 

Girişte hoş geldiniz yazmakla da kalınmaz, içeri geçince tekrar hoş geldiniz denir.

Gündelik hayatta sık sık kullandığımız ve asla vazgeçemediğimiz bu birleşik kelimenin önemini, nerelerde kullanıldığını anlatmak değil niyetim. Burada dikkat çekmek istediğim bu kelimenin yazılışına dair olacaktır. Birçok birleşik kelimenin yazılımda yaptığımız yanlış yazılımı maalesef hoş geldiniz kelimesinde de yapıyoruz. Bu kelime TDK'ye göre ayrı yazılması gerekirken hoşgeldiniz şeklinde birleşik yazılıyor. Bu yanlışı yapan vatandaş olsa, eğitim ve öğretimden uzak birileri yapsa gam yemeyeceğim. Yanlış yazanlar arasında bazı kreşler, anasınıfları, ilk-orta-lise, üniversiteler ve resmi kurumlar var. Esnaftaki yanlışı saymıyorum. Okullar bu yanlışa imza atıyor veya izin veriyorsa, özel sektöre ne diyeceksin.

Burada okul, kurum veya üniversite girişindeki “Hoşgeldiniz” yanlış yazımını oradaki eğitimciler bilmiyor anlamını kastettiğim anlaşılmasın. Çoğu yanlışlar bu işi ücret karşılığı yapan tabelacı vb. kişilerden kaynaklanıyor. Daha önce hazırladıkları aynı şablonu her yerde kullanıyorlar. Burada eğitim kurumunun yöneticisinin Türkçe ve edebiyat öğretmeninin bunu ilgili kişiye daha önceden hatırlatmasında fayda var. Uyarıya rağmen bu kelime bitişik yazılmış ise eğitim yöneticisine düşen bu yazıyı yeniletmesidir. Çünkü yanlış yazım eğitim kurumlarına yakışmaz. Herkes yapsa da okullar bu yanlışa geçit vermemelidir.

Yazdıklarımdan, bir kelime değil mi? Ha bitişik ha ayrı. Ne fark eder. Önemli olan nasıl yazıldığından ziyade ne demek istediğinin anlaşılmasıdır. Gereksiz hassasiyete gerek yok diyen çıkabilir. Böyle diyenlere tek kelimeyle dilimizi katletmeyelim derim. Bununla kalsa iyi. Unutmayalım ki merkezi sınavlarda doğru ve yanlış yazım sorusuna da yer veriliyor. Bir an için düşünün. Çocuğunuza girdiği bir sınavda aşağıdaki birleşik kelimelerden hangisinin yazımı yanlıştır sorusu soruldu. Seçeneklerden biri de hoş geldiniz olsun. Çocuğunuz sınavda bu kelimeyi yanlış işaretleyecek. Çünkü sınavda iken gözünün önüne, okulunun girişindeki hoşgeldiniz yazımı gelecek ve ilim öğrendiğim kurumun yanlışı olur mu diyecek ve seçeneği yanlış işaretleyecektir. Bu bir yanlış çocuğumuzun rakiplerinden geriye düşmesine neden olacaktır. O yüzden eğitim kurumlarında yanlış yazıma göz yumma gibi bir lüksümüzün olmadığını düşünüyorum.

Bu konuyu yazmaya kendimi kaptırmışım ki TDK’nin bazı sözcükleri güncelledi haberi dikkatimi çekti. Bazısına burada yer vermek isterim:

Çiğ börek  / çi börek 

Yeşilzeytin  / yeşil zeytin

Unvan / Ünvan 

Pilili / Pileli 

Kayyum / kayyım

Yeşilsoğan / Yeşil soğan

Yeşilbiber / yeşil biber 

Hasıraltı / hasır altı 

Akça armudu / akçaarmut

Boy bos  / boy pos

TDK’nin güncellemesine siz ne dersiniz bilmem ama bu güncellemeden benim anladığım, TDK’nin kafası vatandaşın kafasından da karışık. Bu güncellemeyi gören de Türkçe yeni bir dil, TDK de yeni bir kurum sanır. Bu güncellemeden anladım ki hoş geldiniz kelimesini bitişik yazanlara boşuna kızmışım. Bugün ayrı kabul ettiği hoş geldinizi TDK’nin yeni bir güncellemede bitişik kabul etmeyeceğinin bir garantisi yok.

18 Temmuz 2023 Salı

Ne Yidirip Ne İçirecen?

Tanıdığım bir esnafın yanına vardım bugün. Müşterisi vardı, beni görmedi. Kenara çekildim alaverenin bitmesini bekledim. Beklerken teşehhüt miktarı çalıştığım biri denk geldi. Siz buna tevafuk dersiniz. Hoşbeşten sonra çantalara baktığını söyledi. Şuradan al, müşterisi var, hesaplı verir dedim.

Biz, müşterinin çıkıp dükkanın boşalmasını beklerken biri daha peyda oldu yanıma. İn midir, cin midir bilmem. Bildiğim bir şey var, tanımadığım bu kişi benimle kırk yıllık arkadaş gibi konuşuyor. Belli ki kalu beladan tanışıyoruz. Terzi kapalı mı bugün dedi. Dikildiğim yere baktım. Terzi dükkanının önü imiş. Kepengi kapalı olduğuna göre kapalı dedim. Haydi ne yapıyoruz dedi. Şuraya gireceğim, ne yapacağız dedim. Kiralık ev arıyorum. Valiliğe gittim, şuraya gittim, buraya gittim, kiralık ev yok. Hiçbiri bulmadı. Numaramı vereyim. Bulunca beni ararsın dedi. Emrin olur demedim ama tam sırasıydı.

Görüntü ve şivesinden Suriyeli sandım. Kimsin, necisin demeden, depremzedeyim, Hatay'dan geldim. Otogar tarafında bir yurtta kalıyorum. Birkaç güne kadar çıkın dediler. Ev arıyoruz dedi. Bu civarlarda kiralık ev bulamazsın. Bulursan da yüksek gelir kira. Ardıçlı Toki taraflarına bakmalısın dedim. Orası uzak dedi. Ne iş yaptığını sordum. Çalışmıyorum dedi. Çalışmıyorsan, bu devirde kiralık evi nasıl tutacaksın dedim. Babam BAĞ-KUR’lu. Maaşı var dedi. Kiralardan haberi var mı bilmem. Bildiğim, BAĞ-KUR’lunun maaşı kiralık ev tutmaya yetmez.

Bu arada çantacı arkadaş önceki müşterisine satışını yapıp gönderince, göz göze geldik. Yanımıza geldi. Şu arkadaşa çanta ver dedim. Onlar çantaya bakarken, kırk yıllık arkadaşım ikizim gibi yanımdaydı yine. Fiyatı söylenen çantayı marketten 400 liraya aldım. Bir de Polo dedi. Sessiz kaldım. Az sonra haydi ne yedirip ne içirecen dedi. Anlamadım. Dükkanın sahibi değilim, burada da çalışmıyorum dedim ise de yani hiçbir şey yapmayacak mısın dedi. Şaşırıp kaldım. Üstüme iyilik sağlık. Aç mı, susuz mu bilemedim ki. Üstelik öğün vakti de değildi. Yardım isteyeni gördüm, bir saniye bakar mısın, yanlış anlamayın, dilenci değilim diyenle karşılaştım. PTT'de e devlet şifresi alırken şifre bedeli olarak istenen 3-5-6 (bedelini unuttum) TL için ama ben depremzedeyim diyeni gördüm ama bugüne kadar ne yidirip ne içirecen diyenle hiç karşılaşmadım. Ne eşimden ne dostumdan ne çocuğundan ne de dilenciden duydum. Demek ki göreceğim varmış. Daha şaşırtıcı olan bu samimiyet nereden. Daha adını anını bilmediğim kişinin bana numarasını vermek istediğine göre belli ki çok samimiyiz.

Konuşmasının başında çalışmıyorum demesini de yadırgadım. İş yok dese eh dersin. Ardıçlı'yı uzak diyor. Sanki çalışan biri de işe gidip gelecek. Babası da BAĞ-KUR’lu emeklisi olduğuna göre evde işe giden yok. Belli ki depremden beri yurtta kalmaya devam ediyorlar. Allah kimsenin düzenini bozmasın, evini-barkın yıkmasın ama aşı ve ibatesi sağlanan birinin olayı bu şekilde ajite edip başkasının sırtından geçinmeye çalışması garip. Bu arada Konya’yı avucunun içi gibi biliyor. 

Az sonra dükkana geçip esnafla biraz lafladık. Esnaf da tanıyormuş onu. Her gün burada. Uzaklaşıp gitmez. Bir kişiyi birkaç gün arayla görünce, sen her gün buradasın bile diyormuş. Derdi var mı bilmiyorum ama ne derdi biter ne isteği dedi. Her gün Aziziye’nin orada olduğuna göre Ardıçlı’yı uzak demesini geç de olsa anlamış oldum. Öyle ya her gün ta Ardıçlı’dan çarşıya nasıl gidip gelsin.