24 Haziran 2023 Cumartesi

Bozukluklardan Kurtulma Zamanı

Oğlum, şu 25 ve 50 kuruşları ve 1 kiraları al yanına.

Ne yapayım bunları?

İster harca ister bir bakkaldan tümlet.

İyi de sen bu bozuk paraları bir kenara koyardın lazım olur diye. Tedavülden mi kalkıyor yoksa?

Tedavülden kalkmaya kalkmadı evlat. Hâlâ geçerli.

İhtiyaç mı kalmadı?

İyi bildin evlat. Ekmek 4 lira iken ekmek üstü verirlerdi. Bazen de bozuk 2 liran var mı derlerdi. Kısaca ekmek alırken lazım oluyordu. Bir de esnaf çay ocaklarında çay 4 lira idi. Orada da bozuk para lazım oluyordu. Şimdi ekmek de 5 lira oldu, çay da. Beş liranın altında marketlere gidip alacağım bir ürün neredeyse kalmadı. Haliyle bu bozuk paralara ihtiyaç kalmadı.

O zaman bu bozukluklardan kurtulmak istiyorsun.

Aynen öyle.

Bayram geldi çocuklara harçlık verirsin.

Bu paraları çocuklara uzatsan, sana sırtını döner. Elimi öptüğüne bin pişman olur.

Dilenciye verirsin.

Onların da alacağını sanmıyorum.

Bir ihtiyaç olunca hepsini toplar, alışveriş yaparım.

Uğraştırma evlat beni. Şu cenazeden kurtulalım artık. Şu aşamadan sonra bakkal, market de almaz bunları.

Bir ara halletsem.

Oğlum, bir an evvel kurtulalım.

Niye bu kadar acele ediyorsun? Abartmıyor musun?

Acele ediyorum. Çünkü bu işimi görmez ve işe yaramaz bozuklukların verdiği zararlardan bir an evvel kurtulmak istiyorum.

Ne zararı var ki?

Zararı olmaz olur mu? Cebimde kalabalık ve ağırlık yapıyor, pantolonların delinmedik cebi kalmadı. Yürürken şıngır şıngır ediyor. O yüzden ister harca ister at ister sat. Beni bir an evvel bu azaptan kurtar.

Değeri kalmasa da para. Atılmaya atılmaz, satılmaya da satılmaz.

Niye evlat? Çoğu bu bozuklukları atıyordu. Yürürken görürdüm hep. Şaşırırdım niye atıyorlar diye. Kurtulmak içinmiş meğer. Satmaya gelince, eskiciler sanırım demir değerinde kilo ile alıyormuş. Üstelik verdiğinden de fazla ediyormuş.

O zaman bu bozukluklar tedavülde olsa da fiiliyatta kalkmış.

Maalesef. 

O zaman darphane basmasın bu paraları?

Doğrusu bu aslında. En azından bu paraların basımı için devlet daha fazla zarar etmemiş olur. 

Zarar derken?

Evlat, bu bozukluklar ederinden daha maliyetli imiş. Bu yüzden tedavülden kalkarsa, devlet kâra geçmiş olur. 

İlk Kârlı Alışverişim

Üç hafta önce bir esnaftan yazlık pantolon aldım. Şu üzerindeki eşofman güzelmiş. Bana böylesi lazım dedim. İşte şu dedi aynısından çıkarıp verdi. Üstü yok mu dedim. Hayır bunlar tek altlık dedi. Fiyatını sordum. 200 lira dedi. İkramın yok mu dedim. Bir başkasına, 200 dedim. Kaç olur dedi. O da 200'den aşağı olmaz. Olacağı bu dedi. Şimdilik kalsın deyip pantolonu alıp çıktım.

Eşofmanı almadım ama içimde kaldı. Rengini de çok beğenmiştim. 

Bugün yarın derken üç hafta sonra çarşıda aklıma gelip eşofmanı almak için aynı dükkana tekrar gittim. İçimden, o zaman 200'e almamıştım. Aradan kaç hafta geçti. Dolar da nassın zıddına faiz artırımına rağmen aldı başını gitti. O esnaf o eşofmanı bana eski fiyata verir mi? Vermez. Hatta üzerine koymuştur. Çünkü dolar yükseldi diyecek en azından dedim.

Daha önce gördüğümden farklı iki kişi vardı dükkanda. Daha önce birinin üzerinde bir eşofman vardı. Onu almaya geldim. Hani o kimseyi göremedim dedim. Siz babamın giydiğinden istiyorsunuz, işte şu dedi. Tamam bu dedim. Kaça olur dedim. 180 dedi. İkramın olur mu dedim. 10 lira daha almayayım dedi. Boyumdan az büyük geldi. Ölçümü alıp kestirmeye gitti. Paçasını yaptırıp geldi. Poşetin içine koyup uzattı. 170 lira verip çıktım.

Bu alışverişten memnun kaldım. Nasıl memnun olmam ki. Üç hafta öncesine göre nicedir yoğun bakımdaki paramız felç olmuş bir ortamda iken daha önce 200’e almadığım eşofmanı daha pahalısına almadığım gibi 30 lira indirimli almış oldum. Fiyatı ne olursa olsun, bir üründe indirim oldu mu, bayılır, kendimi kaybeder, ihtiyacım olsun veya olmasın alırım. Tek fiyat söyleyip indirim yapmayan esnafa, madem indirim yapmayacaksın. Fiyatı biraz yüksekten söyleyip ardından sana şu fiyata olur deyip bu dediğin fiyatı söylesen olmaz mı dediğimde, bazıları haklısın, bizde pazarlık yapılmadan olmaz deyip gülerken bazıları da yine aynı fiyat olurdu, ne fark ederdi demek suretiyle şaka yaptığına pişman ettiği olmuştur.

Gelelim tekrar eşofman indirimine.

Birileri durmadan hayat pahalı dese de gördüğünüz gibi bu kadar pahalılığa rağmen bu eşofman önceki fiyatından uyguna alınmıştır. Bir de bugün aldığın her ürün yarına göre daha ucuz diyorlar.

Bu indirimden memnun kalsam da esnafın yaptığı doğru değildi. Çünkü esnaflık bu değildir. Esnaflık güven üzerine yürür. Aynı ürüne farklı iki esnaf farklı fiyat söylese, eh diyeceğim. Ne de olsa serbest piyasa. Yalnız aynı ürüne, aynı dükkanda birbirinden farklı çalışan kişiler farklı zamanda iki ayrı fiyat vermişlerdir. Benim işime gelse de hoş bir durum değil bu. Önce iki yüz dese de ardından indirim yapsa, buna da olur diyeceğim. Ne de olsa fiyat belli. Biri indirim yapmadı, diğeri yaptı. Böyle bir durum da olmadığına göre demek ki bu tür esnaf tutturabildiği fiyatı söylüyor müşteriye. Bu da esnafa güvensizliği doğurur. Esnaflık, içeride çalışan kaç kişi olursa olsun, aralarında bir fiyat birliğinin olmasıdır. Çünkü bu müşteriye daha güven verir.

Bu alışverişte baba ile oğlu iki farklı fiyat verdiğine göre milenyum nesli gençlik babalarına göre daha merhametli.

Sonuç olarak geciktirmemden dolayı zarar etmeyip kar ettiğim tek alışverişti bu. Temennim, arkası gelsin.

Bu arada genci kandırmışsın demeyin. Paça yapılıp geldikten sonra baba geldi. Ödemeyi o zaman yaptım. Baba bu fiyata bir şey demedi. 

Dolmayan Dolar

Üstünde "Biz Allah'a inanıyoruz" ya da "Allah'a güveniyoruz" yazılı dolar dünyanın geçer akçesi belki de tek parası. 

Hesap kitap, ülkelerin borcu, bir şeyin girdi maliyeti, ithalat ve ihracat hemen hemen her şey dolara endeksli.

Bir ülkenin rezervi dolara göre ölçülüyor. 

Her ülkenin paritesi, alım gücü, paranın değeri ya da değersizliği dolara endeksli. 

Ülkeler krize giriyorsa da krizden çıkıyorsa da dolarla krize giriyor, dolarla krizden çıkıyor. Bir ülkede dolar bolluğu varsa ya da yeter seviyede ise ülkede ekonomi normal yoksa ölümlerden ölüm beğen. 

Durum bu iken dünyada doların yanında birkaç gelişmiş ülke dışında o ülkelere ait milli para niçin vardır, merak ediyorum.

Bu dolar nasıl bir şey ki ülkelerin parası bunun karşısında tutunamıyor. Her geçen gün her saat her saniye dolar karşısında eriyor. Kendi kendine yetmeyen ülkelerin parasını pul ediyor.

İşin garibi bu dolar yükselse de dert, yerinde dursa da dert, düşse de dert. Hasılı başımızda onsuz olmayan ama baş belası bir işlevi var. Bir de adına dolar demişler. Nasıl dolar anlamadım. Dolmuyor bir türlü. Bizim gibi ülkelerin parasını değersizleştirip bol sıfırlı hale getirerek şişiriyor. Buna rağmen dolmuyor. Dolmadığı için doymuyor da.

Oldu olacak buna dolar demektense dolmaz ya da doymaz dense yeridir. Çünkü hayatımızı derinden etkileyen bu dolar ne doluyor ne de doyuyor.

Faizleri düşürüyorsun, fırlıyor, olmadı yükseltelim diyorsun, yine fırlıyor. Öyle zamanlar oluyor ki saniyeden hızlı yükseliyor. Buna rağmen bu doların ne gözü doyuyor ne de midesi.

Güya üzerine de “Biz Allah’a inanıyoruz/güveniyoruz” yazmışlar. Bu paranın inançlılığı da bizim söylemde olan ama eyleme geçmeyen Müslümanlığa benziyor. Bu nasıl inanç ve inanma böyle? Halbuki benim bildiğim inançlı birinin gözü biraz tok olur. Zira inanma ve güvenmenin temelinde kanaat vardır. Bu dolarda bu insafı, bu erdemi ara ki bulasın. Çünkü kendine Müslüman.

Aslında bu doların ipliğini pazara çıkarmak bizim için çocuk oyuncağı. ABD diyecek ki benim paramı milli paranız gibi basın dese, biz bu doları kendi paramıza benzetir, dünyada beş para etmeyen, pul olmuş bir para haline getiririz. O zaman herkesin TLden kaçtığı gibi dolardan da herkes kaçar. Doların saltanatı böylece sona erer.

Merak ettiğim, her şeyimizle bağlı olduğumuz, hayatımızı ve ekonomimizi derinden etkileyen; zam, enflasyon ve hayat pahalılığında bizimle kedinin fare ile oynadığı gibi oynayan bu dolar ABD’nin mi milli parası yoksa bizim mi? Dolar bizim milli paramız ise TL bizim neyimiz olur? Sahi biz bu TL’yi niye tutuyoruz elimizde?

İnanın, hiç hamasete gerek yok. Bizim TL okullarda öğretmenlerin her dönem yaptığı sınavlara benziyor. Öğrenci için esas önemli sınav ve neredeyse tek kriter LGS, YKS, AYT, KPSS gibi merkezi sınavlardır. Durum bu iken öğretmenler okullarda niye sınav yapar, anlaşılır gibi değil. Kısaca okul sınavları bir nevi etkisiz eleman gibidir. Teşbihten gidersek, dolar karşısında bizim paramız bir nevi etkisiz elemandır.

Hamasete gerek yok dedim. Bunun sağlamasına uygulamada bakalım. Dolar kendisine, Amerikalılar dolarlarına tıpkı paralarının üzerinde yazdığı gibi güvenirken bizde TL’den kaçan kaçana. Herkes ya mevcut parasının alım gücünü korumak ya da kazanmak için dolara yatırım yapıyor. Bunu test etmek için bankalardaki vatandaşa ait 150 milyar doları bulan mevduat hesabını gözümüzün önüne getirelim. Kimin, neye güvendiği daha net anlaşılmış olur. Vah yazık bu ülkeye...

Kimse kusura bakmasın, parasını dolar karşısında pul edenler milliyetçilik hamaseti yapmasınlar. Göz göre göre yerinde ve zamanında kalıcı tedbirler almayıp bu paranın pul olmasına seyirci kalmak milliyetçilik değildir. Bu devirde parasının değerini dolar karşısında korumak esas milliyetçiliktir. Ötesi hamasettir, kuru kuruya milliyetçiliktir. Hamasetin ise pratikte hiçbir karşılığı yoktur.