22 Haziran 2023 Perşembe

Benim Dünyam

Merkez Bankası faizleri yükseltmiş. Ne dersin?

Ne diyeyim, yükselmesi gerekiyormuş demek ki.

Ama nass vardı hani? Ne güzel indiriyorduk.

Varsa var. Ne yapalım yani? Nass kaçıyor değil ya. Daha orada duruyor. Dursun şimdilik. Zamanı gelince kullanılır.

Bir çelişki yok mu burada? Hani bir şey bir şeyin sonucu idi? Bir şeyin o şeyin sonucu olmadığı ortaya çıktı.

Yanlıştan dönülmüş demek ki.

Yanlışın var.

Ama faiz artırıldı.

Artırılmış olabilir ama bu görüşten vazgeçildiği anlamına gelmiyor.

Burada bir gariplik yok mu?

Olabilir ama insanları inandığından ve doğru bildiğinden vazgeçirmek zordur.

Bir şey doğru ise doğrudur, yanlış ise yanlıştır.

O sana göre. Bir de onun gözünden bakmak gerek. İnsanın doğruları atom gibidir, aynı zamanda yanlışları da. Atomu ise parçalamak biliyorsun, zordur.

Ama herkes Mersine giderken tersine gitmek değil mi bu?

Bak kardeş! Zorlama istersen. Git işine. Başka işin yok mu senin.

Tamam kestim. Bir şey dediğim yok. Ha içimi dökeyim istemiştim.

Susmak en iyisi ve de bir nimettir, hele sözün bittiği yerlerde.

Haklısın.

Sen en iyisi içini dökecek içinde bir yer bul. Hiç dışa vurmadan içini, içine dök dur. Fikrin içinde doğsun, yine içine batsın.

Anlamaya başladım galiba. Bir ülkede doğan nehrin o ülke sınırları içinde dökülmesi gibi bir şey bu. Ülke dışına çıkmamak yani. Ya da güneşi içimde doğurup içimde batıracağım.

Bak aklın çalışmaya başladı. Neyse sen boş ver bu meseleyi de ben sana kendimi anlatayım. Bir konuda ben de bundan farklı değilim.

Lütfen!

Dünya dönüyor, değil mi?

Evet, şüphen mi var?

Şüphem yok da sen gel, onu benim külahıma anlat.

Anlamadım.

Anlamaman ayıp değil. Zira bunu kimse anlamıyor.

Kendini anlatacaktın?

Anlatayım. Bilim ve herkes dünyanın döndüğüne inandığı için ben de inanıyorum ama buna ikna olmuş değilim. Utanmasam, dünyanın döndüğüne inanmayacağım. Çünkü aklım almıyor. Geçmişte bunu birkaç yerde dillendirdim. Beni tefe koydular. Tefe konmaktansa, içime attım. Nicedir bu doğrumu içimde tutuyorum. Dünya dönse de bana göre dönmüyor. Bugün dünyanın dönmesi, benim bu fikrimden döndüğüm anlamına gelmiyor. Zira ben aynı yerdeyim ve dünya dönmüyor.

Ama herkes dünyanın döndüğüne inanıyor.

İnanıyor olabilir. Herkes böyle inanıyor diye ben bu görüşümden vaz mı geçeceğim? Varsın bu dönen dünya sizin olsun, benim küçük dünyam bana yeter de artar bile.

İlginç! 

İlginç, garip ve dahası dünyaya meydan okumadır bu. Tüm bunları da biliyorum. Ne edersiniz ki ben buyum ve bundan dolayı kimseye de kızmıyorum, kendime de. Bu fikrim garip olsa da bir iyi yönüm var. Bu fikrimden dolayı dünyayı döndürmeye kalkmıyorum. 

Yurtiçi ve Yurtdışı Kurban Bağışları

Yardım kuruluşları yurt içi ve yurt dışı online kurban bağışı kabul etmekte. Her birinin hangi ülke için ne kadar kurban bedeli talep ettiklerini İnternet sitelerine girildiği zaman görmek mümkün.

12 yardım kuruluşunun online bağış miktarına ve bağışın yapılacağı ülkeyi inceledim. Karşıma birbirinin aynısı veya yakın ya da çok farklı rakamlar çıktı.

Afrika için küçükbaş bedeli 1.250 (keçi), 1.500 (koyun), 1.895, 2.190, 2.000, 2.200 arasında. Büyükbaş için 1.695, 1.850, 1.890, 2.000, 2.800 aralığında.

Yurtdışı küçükbaş için 2.200, 2.750, 2.250, 2.600, 3.700 şeklinde.

Filistin’de küçükbaş 5.800 lira.

Büyükbaş hissesi Afganistan’da 2.500, Ukrayna, Balkanlar ve Kafkaslarda 3.500 olarak belirlenmiş.

Yurtiçinde ise 3.500, 3.700, 5.400, 5.595, 5.950, 6.000, 7.500 aralığında.

Başka yardım kuruluşlarına da bakıldığı takdirde kesilen yere göre fiyat farklılığı gösterdiği görülecektir. Kurbanlığın semiz ve zayıflığına, ülke ve büyük ve küçükbaş olmasına göre değişmesi normaldir. Aynı kıtada birbirine yakın bağış miktarı da normaldir.

Ulaştığım miktarlardan hareketle normal olmayan bağış miktarlarını hem karartıp hem de altını çizdim. Tamam fark olsun da bu kadar olmaz. Bir diğer husus, küçükbaş olsun, büyükbaş olsun, her hisse aynı fiyata nasıl olur, bunu da anlamak zor. Zira hayvandan hayvana değişmesi lazım. Durum bu iken her bağışçıdan aynı fiyat talebi beni düşündürüyor. Hepsinden geçtim, Afrika’da da olsa 1.250 liraya bir keçi nasıl olur? Bu nasıl kurban edilir?

Bağışların en normal olmayanı ise Filistin’deki kurban fiyatı. Orası da yurtdışı ne de olsa. Bir ülkeden diğer ülkeye fark etsin ama arada bu kadar uçurum pes doğrusu.

Türkiye’deki kurban fiyatlarının 3.500 ila 7.500 arasında değişmesi başlı başına garip. Bu ayıp da bu ülkeye yeter de artar bile.

Normalde yurtiçi normal bedeli yurtdışına göre daha uygun olması gerekirken Türkiye’deki bir kurban bağışıyla Afrika’ya üç kurban bağışı yapılır. Bu fiyatlara göre ya Afrika anormal ya da biz. Öyle ya yurtdışında kurban için gidip gelme ve organizasyon gerekli. Bu da ister istemez daha fazla maliyet olmadı gerekir.

Fiyatlarda anormallik ve hayat pahalılığı ister istemez kurban fiyatlarına da yansımış diyeceğim ama kendimi bildim bileli bu ülkedeki kurban fiyatları yurtdışına göre daha pahalı. Zaten bundan dolayıdır ki kurban bağışında vatandaşın çoğunluğu yurtdışı seçeneğini tercih ediyor.

Afrika’da acaba sadece kurbanlık fiyatları mı uygun yoksa tüm ürünler bu şekil kelepir fiyatına mı? Orada bizde olduğu gibi hayat pahalılığı yok mu? Varsa da acaba kurbanlıklar resimlerde gördüğümüz Afrikalılar gibi bir deri bir kemik mi?

Afrika’da enflasyon yoksa bizim yetkililerin Afrika’ya gidip bir enflasyon dersi almasında fayda var. Çünkü biz kendimizi bildik bileli enflasyonlu hayatla yaşıyoruz. Vücut iyice bağımlılık yapmış olmalı ki şükür dimdik ayaktayız.

21 Haziran 2023 Çarşamba

Pandemi Yasakları Kalkmamalı

Bakanlar Kurulu toplantısının ardından bir dizi yasakların kalkacağı, bir kısmının esnetileceğiyle ilgili kamuoyunda bir beklenti var.

Pazar yasağı da kalkacak yasaklar arasında.

Hepsine eyvallah ama pazar yasaklarının devam etmesi en büyük dileğimdir.

Neden derseniz?

Birincisi, evde kalmaya alıştık.

Sağa sola gitme, çarşı pazara çıkma, pikniğe gitme derdi olmuyor.

Gün boyunca uzun oturuyorsun.

Bu rahatı bozmaya kimin hakkı var? 

İkincisi, pazar yasakları dolayısıyla pikniğe gidemeyen insanımız, evinin önünde birbirine nazire yaparcasına mangal yakarak dumanını ve kokusunu tüm mahalleye yayıyor.

Komşuda pişer, bize de düşer dedikleri bu olsa gerek. Et gelmiyorsa da dumanı ve kokusu geliyor.

Cadde,  sokak ve mahalleden geçenler ve günlük rutin yürüyüşünü yapanlar ise ağzının suyunu akıta akıta bu duman ve et kokusundan faydalanıyor.

Aldığım duman ve et kokusu yeter, şu sokakta mangal yakan yok, biraz da buradan yürüyeyim dediğin zaman devreye belediye ilaçlama aracı devreye giriyor.

Hepsi birden mahalleyi yangın alanına dönüştürüyor.

Pazar yasağı kalkar da vatandaş piknik yerine akın edince, mahalleden dumanlar yükselmeyecek, et kokusu gelmeyecek.

Çünkü piknik özlemini gidermek isteyenler, piknik havasından mahrum kalacaklar.

Öyle ya pikniğe giden var, gidemeyen var.

İşte bundan dolayı pazar yasağının kalkmasını istemiyorum.

İşin bir diğer yanı evde pencereler açık otururken ya da balkon keyfi yaparken duman ve mangal kokusuyla beraber evin içine duman ve koku girmesin diye tüm aile fertlerinin her bir odaya dağılarak açık pencereleri kapatmaya koşamayacak. Bunun heyecanı da başka. Ancak yaşayan bilir.

Hasılı, yasaklar kalkarsa gördüğünüz gibi neler kaçırıyorum neler... Ben üzülmeyeyim de kim üzülsün. 21.06.2021