12 Haziran 2023 Pazartesi

Yeni Sanayi Mektebi

MEB, sekiz yıllık kesintisiz eğitimin dumura uğrattığı eskinin çıraklık eğitim merkezlerini, MESEM (Mesleki Eğitim Merkezi) adı altında yeniden diriltmek, canlandırmak, sanayi ve iş yerlerinin çırak ve kalfa ihtiyacını gidermek için kaç yıldır uğraş verdi. Buralara öğrenci çekmek için teşvik üstüne teşvik verdi. Bu proje karşılık gördü ve başarılı oldu. Çünkü MESEM sayesinde bugün çoğu iş yerleri ve sanayi çıraksız kalmadı. Çocuklarımız küçük yaşta kollarına altın bileziğini takmak için kollarını sıvadı.

Milli Eğitim Bakanlığı, MESEM’le de yetinmeyip büyüklere de el attı. 2020 yılında yayımladığı bir yazı ile Diploma Telafi Programını uygulamaya koydu. MESEM, ortaokulu bitirmiş, lise seviyesindeki öğrencilere hitap ederken diploma telafi programı, daha önce kalfalık ve ustalık almış büyüklere yönelik bir uygulama.

Bu programa, kalfalık ve ustalık belgesine sahip olan ortaokul mezunları, herhangi bir lisede okurken okulu yarım bırakıp tasdikname alanlar, açık liselerde okumakta olanlar, 12 sınıfta okumakta olan MESEM öğrencileri ve diğer lise mezunları öğrenci olarak kabul ediliyor.

Mesleki teknik lise bünyesinde açılan bu diploma telafi programını bitirenler, meslek lisesi diploması almaya hak kazanıyor, daha önce bir lise bitirenler ise bu liseden sonra ikinci bir lise yani meslek lisesi diploması elde ediyor. Tek yapacakları, gördükleri derslerden ve fark derslerden başarılı olmak ve devamsızlıktan kalmamak.

Eğitim ve öğretim, çoğu alanda istenilen seviyeden çok uzak olsa da Bakanlığın, MESEM’in ardından Diploma Telafi Programı adıyla uygulamaya koyduğu projeyi takdire şayan ve çok isabetli bir adım olarak gördüğümü söylemeliyim.

MEB’in büyüklere yönelik uygulamaya koyduğu bu Diploma Telafi Programı öğrencileriyle Fethi Sekin Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde müşerref oldum. Bu yıl bu projenin üçüncü mezunları olan öğrencileriyle tanıştım. Gündüz işte patron veya işçi, akşam ise okulda öğrenci olan bu eli öpülesi emekçilerin yaş aralığı 25-60 arası. Beşikten mezara ilim dedikleri bu olsa gerek.

Elleri öpülesi diyorum. Zira fazlasıyla hak ettiler. Hepsinin yüzünde bir aşk bir şevk ve mezun olma mutluluğu vardı. Mezun olmayı da hak ettiler. Bu yaşta azim ve gayretin elinden hiçbir şeyin onları geri bırakmadığını herkese göstermiş oldular. Gündüz işte bittik, yorgun ve argınız demediler. Akşam da koşa koşa okulun yolunu tuttular. 18.00-22.00 arası derse iştahla katıldılar.

Her biri işinde kendini ispatlamış ve elinin emeğini yiyen bu kişiler kalfalık ve ustalığın ardından başarı hanelerine meslek lisesi diploması da eklemiş oldular. Onlara gıpta ettim. Azim ve gayretlerine şapka çıkardım. Onların bu gayret ve çabası, öyle zannediyorum, okumamak ve başarılı olmamak için kakalama okullarına giden çocuklarına örnek olacak ve onları kamçılayacaktır.

Bunca öğretmenlik hayatımda değişik okul türlerinde çalıştım. Fethi Sekin MTAL’yi tercih ederken de öğretmenlik serüvenim de daha önce hiç çalışmadığım meslek lisesinde çalışayım. Bir de o ortamı göreyim düşüncesindeydim. Gündüz MESEM’leri, akşam büyükleri gördüm. Farklı bir öğrenci profili idi benim için. Hele büyüklerin bu yaşta bizden geçti demeyip bu işe dört elle sarılmaları okumanın yaşı yok sözünü bir kez daha hatırlattı bana.

İş arasında okumayı sevdikleri gibi okulu ve okul ortamını da çok sevdiler. Okulu evleri bildiler. Zamanında değişik sebeplerle okumamanın pişmanlığını bu şekilde gecikmiş de olsa gidermiş oldular. İş tecrübelerine yeni bilgiler kazandırdılar. Değişik iş kollarından gelen farklı insanlarla aynı sırayı paylaşıp aynı havayı teneffüs ettiler. Çabuk kaynaşıp yeni dostlar edinmiş oldular. Bu ortamın sağlanmasında ve okul ortamını evleri bilmesinde onlara bu imkanı sunan ve okulu sevdiren okul yönetiminin, özellikle okulu ikinci evi haline getiren müdür yardımcısının ve derslerine giren öğretmenlerinin payı büyük. Onlar da büyük bir teşekkürü hak ediyor. 

Giderayak organize olup okul yönetiminin her alanda her zaman destek vermesiyle mezuniyet töreni yapıp kep bile giydiler. Heyecan ve mutluluk yüzlerinden okunuyordu. Maşallah tuttuklarını koparıyorlar. İsteyince oluyor demek ki.

Mezun ettiğimiz öğrenciler meslek lisesi diploması almakla da yetinmeyecekler. Hazır gayrete gelmişken üniversite okuyayım diyerek çoğu üniversite sınavına müracaat etti. İnşallah onları üniversiteyi kazanmış ve mezun olmuş olarak görürüz.

Hayatın içinde hayat okulunu okuyarak elinin emeğini kazanan, görmüş geçirmiş bu kişileri hiç unutmayacağım. Gönlümde ayrı bir yerleri olacak. Hepsi hayatın cenderesinden geçmiş, hasbi, içten insanlar. Hepsinin yolu açık olsun.

Bu arada böyle bir ihtiyacı görüp eskinin akşam okulu gibi bu iş insanlarımızın, Diploma Telafi Programı adı altında okumasına imkan veren, bunu yürürlüğe koyarak onların ihtiyacını gideren MEB bir teşekkürü hak ediyor. Başlatılan bu programla ilgili bir öneride bulunmak isterim. Başarıyla yürüyen bu telafi programının adı, II. Abdülhamit zamanında uygulamaya konan sanayi mektepleri projesine çok benziyor. Halihazırda bu mektepler, bugün ismiyle yaşatılmıyor. Bu okulların işlevini bugün mesleki ve teknik Anadolu liseleri gideriyor olsa da Diploma Telafi Programı adı altında başlatılan bu programa, Diploma Telafi Programı değil de “Yeni Sanayi Mektebi” dense, sanayi mektebi ismi yaşatılmış olur. 

MESEM

28 Şubat süreciyle birlikte sekiz yıllık kesintisiz eğitime geçilmesi, meslek liselerine katsayı engellinin konması, meslek liselerine büyük bir darbe vurdu. Bu okullar kapanmanın eşiğine getirildi. Sonuçları itibariyle bu okullar kapatmaktan beter edildi.

Süreçte çoğu kimse, katsayı ve 8 yıllık kesintisiz eğitimin amacının İHL okullarına öğrenci akımını kesmek olduğunu dillendirse de geldiğimiz nokta itibariyle en büyük zararı sanayiye ara eleman yetiştiren meslek liseleri, sanayici ve meslek erbabı gördü. Tüm meslek liselerinden büyük kaçış başladı. Tercih edenler de başarı seviyesi çok düşük olanlar oldu. Haliyle ara eleman ihtiyacı had safhaya ulaştı.

Milli Eğitim Bakanlığı hem sanayinin ara eleman ihtiyacını gidermek hem de eski görkemli günlerine ulaştırmak için meslek liselerine çok önem vermeye başladı.

Öğrencilerin bu okullarda okuması için teşvik üzerine teşvik verdi. Mesleki eğitim merkezlerine (MESEM) önem verdi. Çıraklık eğitimini zorunlu eğitim kapsamına aldı. Çoğu mesleki teknik liseler bünyesinde MESEM programını uygulamaya imkan verdi. MESEM’de okuyan öğrencilere yarı asgari ücretten aşağı olmayacak şekilde ücret ödemeye başladı.

Şimdi çoğu mesleki teknik lise bünyesinde eski adıyla çıraklık eğitim dediğimiz MESEM bölümleri var. Verilen teşvikten olsa gerek, bu bölümlerde öğrenci yoğunluğu var.

Öğrenciler haftanın beş günü sanayi veya esnafın yanında uygulamaya gidiyor, haftanın bir günü de okula giderek alması gereken zorunlu teori derslerini alıyor. Bu yol ile hem öğrenci meslek öğreniyor hem de iş yeri sahibi deruhte ettiği mesleğine çırak ve kalfa bulmuş oluyor. Yanlış bilmiyorsam, öğrenci bu tür eğitim ve öğretimle hem lise mezunu oluyor hem de kalfalık belgesi alabiliyor. 12.sınıfta ise Diploma Telafi Programı sayesinde fark derslerini vermek suretiyle ustalık belgesi de almaya hak kazanıyor.

Öyle zannediyorum, akademik yönden başarılı olmak amacıyla LGS’ye girerek bir lisede okuyan öğrencilere göre halen MESEM’lerde okuyan öğrenciler daha şanslılar ve iyi bir tercih yapmışlardır. Çünkü gözde ve aranan bölümleri bitiremeyen milyonlarca öğrenci, okuyup bitirdiği üniversiteden sonra iş arayışına giriyor. Herhangi bir mesleği olmayanın 23-24 yaşından sonra bir iş bulabilmesi ise çok zor.

Türkiye’nin en önemli sorununun genç işsizler olduğu ve üniversite bitirmiş gençlerin istihdam sorunu yaşadığı, çoğu üniversite mezununun bölümü dışında alternatif işe yöneldiği göz önünde bulundurulursa, MESEM öğrencilerinin kısa yoldan hayatlarını kurtardıkları ve önlerini gördükleri ortaya çıkacaktır. Çünkü hem okurken para kazanan hem meslek öğrenen ve bitirdiği zaman kolunda altın bileziği olan, mezun olur olmaz alanıyla ilgili iş bulabilen kişiler olacaklardır.

İstihdam sıkıntısı çeken okumuş gençlerin sorunlarının çözümü, kısaca Türkiye’nin geleceği MESEM aracılığıyla okumak ve bir meslek öğrenmededir. Çünkü görünen o ki eski anlayışlar değişiyor. Eskiden okuyamayıp sanayide çalışanlar “Okumadığıma eşekler gibi pişmanım” derken şimdi okuyup iş güç sahibi olamayanlar “Okuduğuma eşekler gibi pişmanım” deme noktasına geldi.

Üniversite sınavlarında ilk elli bine girip fakülteyi bitirdikten sonra zorlanmadan iş bulanların bir realite olduğu göz önüne alındığında, ortaokulu bitirdikten sonra girilen LGS’de ilk elli bine giremeyen öğrencilerin ileride pişmanlık duymamaları için MESEM’i tercih etmesinde yarar görüyorum. Ortaokulu bitiren çocukta bu bilinç olmayabilir. Çünkü çocuktur be de olsa. Burada anne ve babalara büyük görev düşüyor. 

11 Haziran 2023 Pazar

Konya Sanayi Mektebi

II. Abdülhamit zamanında, önce İstanbul’da açılan sanayi mektebi daha sonra diğer şehirlerimizde ve 1901 yılında da Konya’da açılır. Bugün hala ayakta olan bu bina Merkez Bankasının doğusundadır.

Konya Sanayi Mektebi, İstanbul Sanayi Mektebini model alır. Sanayi mektebinde; demircilik, dökmecilik, makinecilik, mimarlık, her türlü maden imalat, ağaç işleri, terzilik, kunduracılık, ciltçilik ve bu derslere ilaveten de fen bilimleri dersleri okutulur.

1901 Eylül ayında açıldığı zaman okulun 1 demir işleri atölyesi, 1 marangozhanesi ve 17 talebesi vardır. 1908'de okulda halıcılık, ip boyacılığı, marangozluk, kunduracılık, demircilik, tesviye, dökümcülük, terzilik, tornacılık, oymacılık, mobilyacılık gibi dersler okutulmuştur.

1915 yılında okulda kunduracılık ve terzilik yanında fanilacılık ve çorapçılık bölümleri de açılmıştır.

1918 yılında okul bir ara kapatılarak eğitim durdurulmuş, çok geçmeden Darü'l- Eytam (yetimler yurdu) öğrencileri ile birleştirilerek aynı binada yeniden açılmıştır. Bu kez yatılı öğrencilerle birlikte gündüzlü öğrenci de alınmaya başlanmıştır.

1922'de okula bir de arabacılık bölümü eklenmiş, okul bir yıl sonra kapatılmıştır. Başlangıçta 4 yıl olan eğitim süresi 1923'te 5 yıla çıkartılmıştır.

Savaş sırasında Sanayi Mektebi'nin atölyeleri ordunun ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik çalışmalar yapmıştır. Özellikle "Çorap ve Fanila İmalathanesi" gece gündüz çalışarak binlerce fanila ve çorabı cepheye göndermiştir. Savaş yıllarında önemli hizmetleri görülen terzilik, fanila ve çorapçılık, ayrıca ayakkabıcılık ve arabacılık bölümlerinin yerlerini, cumhuriyetten sonra yavaş yavaş demir ve çelik bölümleri gibi yeni teknik şubeler almıştır. Giderek son sistem pulluklar üretilmeye başlanmıştır.

Bina zaman zaman çok amaçlı kullanılmıştır.  1901'de inşaatı yeni bitmiş olan okulda 5 hafta devam eden halı kilim sergisi düzenlenmiştir. 1915 yılında Konya’ya ilk defa getirilen sessiz sinema bu binanın salonlarında başlatılmıştır.

Konya Sanayi Mektebi, Cumhuriyet döneminde de ismi değiştirilerek eğitim ve öğretime devam etmiştir. 1968 yılından 1979 yılına kadar Karatay Lisesi bu binada eğitim ve öğretim yapmıştır.

1979 yılında çıkan bir yangında harabeye dönem bina uzun yıllar kullanılmadı ve atıl bir durumda kaldı.1982 yılında taşınmaz varlık ve Kültür Envanteri olarak tescillenmiştir. Bina restore edilerek İl Özel idareye tahsis edilmiştir.

Günümüzde Konya Valiliğinin ek hizmet binası olarak kullanılmaktadır.

Görüldüğü gibi Konya Sanayi Mektebi uzun yıllar büyük bir ihtiyacı gidermiştir. Bugün bu isimle böyle bir okul yoktur. 

Konya Sanayi Mektebi bugün başka amaçla kullanılmış olsa da sanayi mekteplerinin işlevini eski adıyla endüstri meslek liseleri, yeni adıyla mesleki ve teknik liseler yerine getirmektedir. Konya Sanayi Mektebi de 1960'lardan itibaren Meram Endüstri Meslek Lisesi, bugünkü adıyla Konya Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi adıyla eğitim ve öğretime devam etmektedir. 

Tarihi yönü düşünülerek, günümüzde Konya Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi olarak devam eden okula, Konya Sanayi Mektebi adının verilmesinin daha şık olacağını düşünüyorum.

Not: 1.Konya Sanayi Mektebi ile ilgili bu bazı bilgileri “konyayenigun.com” adresinden yararlanarak istifadenize sundum.