13 Mayıs 2023 Cumartesi

Kuralsızlığımızda Devlet Kurumlarının Payı

Bu ülkenin hemen hemen her konuda nasıl davranılacağına dair kuralları vardır. 

Denetim ve yaptırımı olmayınca, 

Yaptırımı varsa da tesadüflere bağlı olunca,  

Bu yaptırımlar belli zaman aralığında affa uğrayınca, 

Yapanın yanına kar kalınca,

Çiğnenen yasaklara seyirci kaldıkça...

Her şeyin kuralı olan bu ülke kural tanımaz bir ülke olup çıkıyor.

Bu tespiti görmek için

Nerede park etmek yasaktır levhası varsa, gölgesinde sıra sıra araçların park edildiği fiili bir durumdur. Yasağı çiğnediği için bu araç sahiplerine ceza nadirattandır. Ceza yazılanların çoğu da af gelir düşüncesiyle ödenmez. Yasağı çiğneyenin yanına kar kalmış olur.

Kaldırım üzerine araç parkı da yasaktır. Buna rağmen kaldırımlar araç işgali altında. Bu yasağı çiğneyen kaç araca ceza yazılır? Yazılmıyor ki araçlar kaldırımlara konmaya devam ediyor.

Yaya geçidi, yaya yolu ve kavşaklarda yaya geçişi önceliği varken kaç araç yayaya yol veriyor? Yol verenin sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Bunu yapan sürücüye de yaya teşekkür ede ede bitiremez.

Kaç yaya kendisine kırmızı yandığı halde yeşilin yanmasını bekler? Sağına soluna bakar, araç yoksa karşıya geçer. Çok mu acil işi var? İşi olduğundan değil. Yasağı çiğnemek içimize işlemiş. Kazara yeşilin yanmasını bekleyenlere de acınarak bakılır.

Park edilmesi yasak yerlerden biri de toplu taşıma otobüslerinin duraklarıdır. Buralar da araçların otoparkı işlevi görür. Durağına girmeyen otobüs tek şeritli yolda yolcu indirir, bindirirmiş. Otobüsün arkasında bekleyen araçlar yolu tıkarmış, kimsenin umurunda değil, yanlış yere araç park edenin zaten hiç umurunda olmaz. Belirli zaman aralığında trafik polisi gelir. Önce anonsla uyarır, geçer gider. İkinci gelişinde silecekleri kaldırır. Üçüncü gelişinde araç bulabilirse ceza yazmaya kalkar. Zaten araç sahipleri gelip araçlarını çekmeye başlayınca ceza da kendiliğinden düşüyor ya da bir araca yazılır, diğerleri kurtulur. Trafik bu şekilde biraz rahatlar. Polis gittikten sonra eski hamam, eski tas devam eder. Aynı şekilde çöp konteynerlerinin yanına ve belli bir mesafe araç konmaması lazım. Bu yasağa uyan da olmaz.

Esnafın işyeri dükkanında ibaret olsa da dükkanın önü de esnafındır. Kimse gelip kolay kolay aracını koyamaz. Esnafın kendisi kendi aracını koyar. Aracıyla bir yere gitmesi gerekiyorsa, dükkanının önüne duba görevi gören teneke vb. koyar veya koydurur ki bir başkası gelip park yapmasın.

Aynı şekilde vergi affı, imar affı gelir, suçlulara af getirilir.

Resmi bir yerde işimiz varsa, işimizi halledecek veya bize yardımcı olacak bir tanıdık aranır, tanıdık vasıtasıyla işimizi giderme yoluna gideriz.

Belli örnekleri verdim. Hemen hemen her alana dair kuralsızlığımıza dair örnekler vermek mümkün. Bu da kurallara uymadığımızın, yasakları çiğnediğimizin bir göstergesidir. Doğru dürüst yaptırımı, müeyyidesi, takip ve denetimi olmayınca da bu kuralsızlığımız artarak devam ediyor. Bu demektir ki kuralsızlığımızda devlet adına iş yapan görevlilerin payı büyük.

12 Mayıs 2023 Cuma

Ağlama Seçeneği

Efendim, seçimler nasıl sonuçlanır?

Seçim akşamı belli olur. Bıçak sırtı gibi. Kazanan kıl payı kazanır, kaybeden de kıl payı.

Bir tahminde bulunsan.

Seçim ortada görünüyor. İki büyük ittifaktan biri ilk turda ipi göğüsler. Kazanma umudu olmayan aday biraz fazla oy alırsa ikinci tura kalır. İkinci turda büyük ittifaklardan kazanan aradaki farkı açar.

Şunlar kazanırsa, ülkeyi felaket bekliyor. 

Aynı şekilde bunlar kazanırsa, ülke felaket olur diyen kesim de var. Yani felaket tuttuğun adaya, bulunduğun yere bakış açına göre seçmenden seçmene değişiyor.

Sence hangisinin gelmesi felaket olur?

Ben böyle düşünmüyorum. Hangisi gelirse gelsin, ceremesini sen, ben, o, biz, siz, onlar çekecek. Yani seçimden sonra vatandaş olarak yükümüz ağırlaşacak. Ev ödevimiz artacak. Sırtımıza ağır yük binecek. Kısaca anamız yani biz ağlayacağız.

Ne demek bu?

Nasrettin Hocanın gurbete gelin verdiği iki kızı varmış. Hanımı bir gün bey bey, şu kızlar ne yer ne içer, ahvali nedir, git bir bak gel demiş. 

Hoca çıkmış yola. Bir kızının evine misafir olmuş. Kızım, ne yer ne içersiniz, ne ile iştigal ediyorsunuz, geçiminizi nasıl sağlıyorsunuz demiş. 

Kızı, babacığım, çiftçilik yapıyoruz. Şu kadar dönüm ekin ektik. Yağmur yağmasını bekliyoruz. Şayet bu aşamada yağmur yağmaz, havalar kurak giderse, bil ki anam ağlar şeklinde bir endişesini dile getirir. Allah yardımcınız olsun diyerek hoca o kızından ayrılır, diğer kızına doğru yola çıkar. 

Diğer kızıyla da hoşbeşten sonra aynı soruyu ona da sorar. Bu kızı da babacığım, biz çanak-çömlek işiyle uğraşıyoruz. Günlerce uğraşıp didindik, çanak çömlek yaptık. Bunları kurutup sonra satacağız. Şayet bunlar kurumadan bir yağmur yağarsa, bil ki anam ağlar şeklinde bir endişesini dile getirir. Allah yardımcınız olsun kızım, yolcu yolunda gerek diyerek evinin yolunu tutar.

Eve gelince hanımı, bey bey, kızlarım nasıl diye sorar. Hoca hiç uzatmadan, hanım hanım, bahtında ağlamak varmış. Durmadan ve hep ağlayacaksın demiş.

Hanımı nasıl diye sorunca, 

Hanım, şu bir gerçek ki önünde iki seçenek var. Seçeneklerden hangisi gerçekleşirse, hiç kaçarın yok, hep ağlayacaksın, çok ağlayacaksın. Bu seçenek de yağmurdur. Yağmur yağsa da sen ağlayacaksın, yağmur yağmasa da sen ağlayacaksın. Hasılı yağmur ya yağacak ya da yağmayacak. Ötesi ve ortası yok bunun.

Yani hangi ittifak gelirse, ben ağlayacağım öyle mi?

Ha şunu bileydin.

Ama oy vermemiz lazım.

Ver. Kimse sana oy verme demiyor.

Hangisini seçeyim?

Kanaatin hangisi daha az ağlatır daha az zarar verir yönünde ise ona göre hareket et.

Partilerimizden Seçmeler

Efendim, oyumuza talibim.

Hayırlı olsun. Kimsiniz, nesiniz, kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

Beş vakit namazını camide kılarım. 

Üç ay oruç tutarım. 

Kur'an kursuna gidip hafızlık yaptım. 

İmam hatibi bitirdim. 

Ayet bilir hadis okurum. 

Dinden, imandan bahsederim. 

Diğerlerinin dinle, imanla alakası yok. En alakalı olan mesafeli. 

Şu kadar cami yaptık. Hala yapmaya devam ediyoruz. 

Bu anlattıklarının siyasetle bağını kuramadım. Allah ile senin aranda olup biten ve orada kalması gereken şeyler bunlar. Bana icraatından bahset, adaletle aran nasıl, ondan haber ver. İnsanlar seni görünce güven duyuyor mu, parayla imtihanın ne durumda? Bana bunlardan bahsetmen gerekmiyor muydu? 

*

Efendim, oy istemeye geldik.

Hayırlı olsun, kendinizi anlatır mısınız?

Ülkenin çağdaş yüzüyüz. Önümüzü Batıya çevirdik. 

Halkçıyız. Halka rağmen bir şey yapmayız. 

Başörtüsüyle mücadele etmeyeceğiz. 

Eşitlikçiyiz. Adaleti tesis edeceğiz.

Yolsuzluklarla mücadele edip hesap soracağız.

Baharı getireceğiz. Her şey güzel olacak. Yeter ki oyunuzu bize verin. 

Her ne kadar geçmişten sorumlu değilsen de üzerine oturduğun müktesebatının belleklerde kalmış kötü bir imajı var. Bu konuda halkın bir kısmı tereddütlü. Ne kadar yok etmeye çalışsan da kafalarda hep bir acaba var. Bir de bahar dediğin kısa sürer bu ülkede. Baharın ardından önce kavuran sıcak, ardından çetin kış gelir. 

*

Efendim, oyunuza talibim. 

Hayırlı olsun. Kısaca bir tanıtır mısın? 

Teröre karşıyız. 

Terörün kökünü kazıyacağız. 

Şehitlerimizin öcünü alacağız. 

Bu ülke bölünmez. 

Ekonomi, dış politika vb alanlarda bir çalışmanız yok mu? Hep terör hep terör. Görüyorum ki hep terörden besleniyorsunuz. Teröre ben de karşıyım. Sizin terörle mücadele anlayışınız polisiye tedbirden ibaret. Tabir yerindeyse terörü kurutmaktan ziyade sivrisinekle mücadele yolunu çözüyorsunuz. 

*

Efendim, oyunuzu istemeye geldik. 

Kendinizi tanıtır mısınız? 

Ana dilde eğitim istiyoruz. 

Federasyon istiyoruz. 

Halkların eşitliğini savunuyoruz. 

Yeterli. Ana dilde eğitim bir haktır. Şu ana kadar verilmemesi bu ülkenin bir ayıbı. Federasyonu geçeceksin bir defa. Halkların eşitliği diyorsunuz ama her bölgeden oy alamıyorsunuz. Belli bir bölgenin partisi gibisiniz. Birileri sizinle korkutarak oy alıyor, siz de o birilerinden hareketle belirli bölgelerde tulum çıkarıyorsunuz. Tüm bölgelere güven vermelisiniz. Birileri devlet imkanlarını arkasına alarak siyaset yapıyor. Siz de eli silahlı insanların gölgesinde siyaset yapıyorsunuz. Kimseye yaslanmadan sivil siyaset yapmalısınız. Yoksa bir bölge bir ırkın partisi olarak kalırsınız. 

*

Efendim, oyunuza talibiz. 

Hayırlı olsun. Kısaca kendinizi ifade eder misiniz? 

Biz çok iyiyiz. 

Merkez sağı temsil ediyoruz. 

Ya tarih olacağız ya da tarih yazacağız. 

Kendi tarihinizi yazdığınızı biliyoruz. Oturduğunuz yerden bir hışımla kalkıyorsunuz. Sonra hiçbir şey olmamış gibi geri oturuyorsunuz. Hangisisiniz siz?