20 Şubat 2023 Pazartesi

Ne Zaman Öğreneceğiz?

Depremlerle imtihanı ne zaman tam puan alarak sınıfı geçip sınıf atlayabileceğiz?

Depremle yaşamayı ne zaman öğrenebileceğiz?

Evlerimizi fayın geçmediği, ovanın olmadığı, sağlam zemine, malzemeden çalmadan sağlam bir şekilde yapıp, evimiz yıkılmadan oturma rahatlığına ne zaman kavuşacağız?

Yaptığımız evlerin muhtemel depremlere karşı dayanıklı olup olmadığını ne zaman ciddi bir şekilde denetleyeceğiz?

Ne zaman kaçak ev yapmadan, usulüne uygun evler yapabileceğiz?

İmar barışı denen ucube imar afları bu ülkede ne zaman sona erecek?

Ne zaman tüm işlerimizi düzgün yapmayı öğreneceğiz?

Günübirlik yaşamaktan, plansızlıktan, kural tanımazlıktan, ölüme meydan okuyan cehaletimizden ne zaman vazgeçip her işimizi bilimsel yapacağız?

Usulüne uygun yapmadıklarımızdan dolayı ne zaman müteselsilen hesap verip hesap soracağız?

Gözümüzdeki bu gözyaşına ne zaman son vereceğiz? Analarımız ağlamaktan ne zaman vazgeçecek, onların gözyaşları ne zaman dinecek?

Tabiat kanunları dediğimiz sünnetullaha uygun hareket etmeyi ne zaman öğreneceğiz? 

Başımıza gelen her şeyi kader kabul etmekten ne zaman vazgeçeceğiz? Kader denilen şeyin bir ölçü, bu ölçüye göre hareket etmemiz gerektiğini, bu ölçüye uygun hareket etmediğimizde meydana gelen kaderin kendi yapıp ettiklerimizin bir sonucu olduğunu ne zaman kabulleneceğiz? 

Yapıp ettiğimiz usulsüzlükleri görmezden gelmekten ve kılıfına uydurmaktan ne zaman vazgeçeceğiz?

Koyduğu kuralları harfiyen uygulamak, denetlemek ve gereğini yapmakla yükümlü, vatandaşlık bağıyla bağlı olduğumuz bizden olan yöneticilerimiz ihmal ve öteleme hastalığından ne zaman vazgeçip kendilerine dair bir özeleştiri yapacaklar? Ne zaman hesap verecekler? Ne zaman bir istifayı düşünecekler?

Yapanın yanına kar kalır fiili uygulamasını ne zaman ters yüz edeceğiz?

Bu ülkede bir olumsuzluk olduğunda sorumlu benim, sorumlu sensin demeye ne zaman başlayacağız? Kendimize hiç toz kondurmadan günah keçisi aramaktan ne zaman vazgeçeceğiz?

Bu ülkede insanca yaşama hakkımız olduğunu ne zaman öğrenip uygulamaya geçireceğiz?

Bağışlar Karşılıksız Olmalı

1993 yılında askerliğimi bedelli olarak yapmak üzere Burdur'dayım.

Dönemimde vali yardımcısı, kaymakam, emniyet amiri, iş adamları, ünlüler vs. kimler yoktu ki.

Çok nazik ve kibar davranan üst teğmen rütbeli bir batarya komutanımız vardı. Bizimle arkadaş gibi konuşur, ilgi ve alaka gösterir. Taleplerimizi dinler. Yapabileceklerine tamam derken yapamayacaklarını da niçin olamayacağını bir güzel izah ederdi. Komutanın bu davranışı bizim çok hoşumuza giderdi. Bunu değişik ortamlarda söyledik durduk. Bizim bu konuşmalarımıza kulak misafiri olan uzun dönem askerlik yapan kadro erlerden kaç tanesi, "Dediğiniz komutan size nazik. Gelin bir de bize söylediklerini dinleyin. Sabahtan akşama küfreder. Ne anamız kalır ne eşimiz ne de bacımız." dediklerinde, bir insanın aynı ortamda iki farklı kesime nasıl böyle farklı davranabildiğinin şaşkınlığını yaşamıştık.

Uzatmayayım. Batarya komutanı yine bir istirahatte, bedellilerin taleplerini dinliyor. Taleplere verdiği cevaplardan, askerin bazı isteklerinin yerine getirilememesinde bazı maddi sıkıntıların olduğu anlaşılınca, bazı askerler söz aldı. Bu eksikliklerin giderilebilmesi için yardım yapabileceklerini söylediler. Öyle ya bizde zenginden çok ne vardı. İçlerinde en fakiri bendim. 

Bu yardımlara nazikçe teşekkür etti batarya komutanı. Biliyorum yardım yapacağınızı. Fakat bir kuruş bile olsa askerden yardım almayacağına söz verdiğini, bu yüzden bizden gelecek yardımı kabul etmeyeceğini söyledi. Niçin sorusuna başladı anlatmaya komutan: Şu gördüğünüz kamelya, sizden üç dönem öncesinde inşaat halindeydi. Ödenek yetersizliğinden inşaat birden bitirilemedi. Üç dönem önceki askerler, komutanım, biz ne güne duruyoruz burada. Biz bu inşaatı tamamlar, kamelyayı açarız. Bu da askeriyeye bizim yardımımız olur dediler. Biri, demiri benden, diğeri kiremidi benden, öbürü tuğlası benden deyip bir çırpıda belirttiğim tüm ihtiyaçlar karşılandı. Bu duruma çok duygulandım. İşte milletimizin yardımseverliği dedim. Ardından zengin askerlerin verdiği yardım paralarıyla kamelya inşaatını tamamlayıp askerlerin hizmetine açtık dedi.

Tamam, ne güzel olmuş, bizde aynısını yapalım istiyoruz dedi birkaç asker. Ardından komutan tekrar söz aldı. Arkadaşlar, yardımları kabul ettiğime pişman oldum. Çünkü yardımın ardından, yardımseverler sırayla odama geldi. Komutanım, şu kadar kiremit aldım, beni bir hafta önce terhise gönder. Diğeri, 5 gün, öbürü 10 gün vs. izin istedi. Bu şekil talepler bitmedi. O yüzden yardım teklifleriniz için teşekkürler. Kimseden yardım kabul etmeyeceğim dedi. Biz öyle değiliz dendi ise de komutan geri adım atmadı. 

Üç dönem önceki devrelerin yaptıkları yüzünden komutanın ağzı yanmış, bize gelince de yoğurdu üfleyerek yiyordu. Haklıydı. Güya yardımlar karşılıksızdı. Öyle verilmişti ama görüldüğü gibi her yardımsever yaptığı yardımı kendi menfaatine yontmuştu.

Bu anekdotun ardından 23 yıl geçmiş. Unutmadığım gibi daha dün gibi hatırlıyorum. Bir yardım kampanyası veya yardım seferberliğinde anlamlı bağış ve makul bağışın ötesinde birileri yüklü bağış yapınca bu anekdotu tekrar tekrar hatırlarım.

Her yardımsever böyledir dediğim anlaşılmasın. Çünkü yüklü bağış yapanlar arasında hiç karşılık beklemeden yardımını yapanlar vardır. Ama verdiğim örnekte de görüleceği üzere yardımseverler arasında beklentiye girenler, bundan faydalanmaya çalışanlar çıkabiliyor. O yüzden her yüklü miktardaki bağışa sevinmekle beraber içimde bir acaba soru işareti her daim oluşuyor. 

Seçme Fıkralar (27)

Gıyabi Cenaze Namazı *

Bugün cuma hutbesini dinliyor bir yandan da yanımda hutbeyi dinlemeyip konuşan çocukları, kırmadan nasıl ikaz edeceğimi düşünüyorum. 

Ben onları uyarmaya fırsat kalmadan onlar beni de yanlışlarına ortak ettiler: 

İmam efendi, tespihattan sonra depremzedeler için  gıyabi cenaze namazı kılınacağını söyledi.

Yanımdaki çocuk bana dönerek  "Amca gıyabi cenaze namazı ne demek?" diye sordu.  

Cenaze karşımızda olmadan kılınan namaz, diye cevap verdim.

Ona da yanındaki çocuk sordu "Neymiş neymiş?"

 'Hiç, uzaktan eğitim gibi bir namaz çeşidiymiş." diye cevap verir. (Ali Güngör’ün paylaşımı)

*6 Şubat 2023 günü Kahramanmaraş merkezli 7.7 ve 7.6 şiddetindeki iki ayrı depremin ardından ölenler için 17.02.2023 Cuma günü tüm Türkiye'deki camilerde cuma namazının akabinde toplu gıyabi namazı kılınmıştır. 

Tayyare Uçmazsa, Memleket Uçar mı?

“Bir grup profesör uçakla bir toplantıya gideceklerdir.

Uçağa bindikleri sırada pilot yanlarına gelir.

“Değerli hocalarımız hoş geldiniz. Bu uçağımızın ilk uçuşu. Ve size gurur duyacağınız bir haberim var. Bu uçağı sizin öğrencileriniz yaptı.”

Pilotun bu açıklamasını duyan tüm profesörler koşarak uçağı terk ederken biri yerinde oturmaya devam eder.

Pilot merakla sorar.

“Niye kaçtılar?”

Yerinde oturan profesör yanıtlar, “Çünkü öğrencilerimizin yaptığı uçağın düşeceğinden eminler.”

Pilot yine sorar.

“Peki siz düşmeyeceğini mi düşünüyorsunuz?”

Profesör gayet emin biçimde “Hayır! Ben havalanmayacağından eminim. Çünkü biz onları uzaktan eğittik... ” (Fatih Altaylı)