13 Ocak 2023 Cuma

Kişilik ve Karakter Bozukluğu (1)

Kişilik, "bir kimseye özgü belirgin özellik; manevi ve ruhi niteliklerinin bütünü, şahsiyet" . "İnsanlara yakışacak durum ve davranış". 

Karakter, "Bir nesnenin, bir bireyin kendine özgü yapısı, onu başkalarından ayıran temel belirti ve bireyin davranış biçimlerini belirleyen ana özellik, öz yapı, seciye". 

"Bireyin kendi kendisine egemen olmasını, kendi kendisiyle uyum içinde bulunmasını, düşünüş ve hareketlerinde tutarlı, sağlam kalabilmesini sağlayan özellikler bütünü". 

Tanımlarda görüleceği üzere kişilik ve karakter aynı anlamda kullanılıyor. Yazımda kişilik ve karakter bozukluğuna ve özelliklerine alıntılarla yer vermek istiyorum:

"Kişilik özellikleri esneklikten yoksun ve uyum bozucu, işlevsellikte belirgin bir bozulma ya da öznel bir sıkıntıya neden oluyorsa kişilik bozuklukları düşünülebilir." (memorial.com.tr.)

"Bazı hastalar, kişilik bozukluğunun olduğunun farkında olamayabilir, çünkü düşünme ve davranış tarzı kendilerine son derece normal gelmektedir. Bu durumda hasta, karşılaştığı zorluklar veya olumsuzluklar için başkalarını suçlayabilir. (acibadem.com.tr)

"Kişilik bozuklukları bir kişinin sağlıklı bir şekilde düşünmesine engel olan ve davranışlarında anormal değişimlere sebep olan psikolojik bir rahatsızlıktır. 

Genetik yatkınlığın etkisi olduğu gibi kişinin yaşamış olduğu ağır depresif durumlar da bu hastalığa neden olmaktadır.

Kişilikte yaşanan bozukluklar özellikle ergenlik döneminden itibaren belirginleşmeye başlamaktadır. 

Kişilik bozukluğuna sahip olan kişilerde toplumsal uyum sorunu, arkadaşlık kuramama ve iş veya okul hayatında düzenli olarak sorunlar yaşama görülmektedir. 

Bu gibi rahatsızlıklara sahip olan kişiler hastanelerde bulunan psikiyatri polikliniklerine başvurarak tedavi olmalıdır.

Kişilik bozuklukları birbirinden farklı pek çok türe sahip olan bir rahatsızlıktır ve her türün kendine özgü bir tedavi seçeneği bulunmaktadır. Uygun tedavi yöntemi ile bu rahatsızlık kolay bir şekilde tedavi edilmektedir. Fakat yaşanan rahatsızlığın kökleri çok derinlere dayanıyorsa yani hastalık uzun süredir var ise tedavi süreci uzamakta ve zorlaşmaktadır”. (koruhastanesi.com)

Kişilik Bozukluğuna Neden Olan Etkenler:

“Çocukluk döneminde yaşanan psikolojik travmalar, şiddet görme ve yanlış yönlendirmeler,

Çocukluk döneminde dış dünya ile sağlıklı iletişim kurulamaması ve dış dünyadan soyutlanmış olma,

Genetik yatkınlık hali,

Çocuğun dünyaya geldiği ve büyüyüp geliştiği çevre,

Çocuğun aile bireylerinin diğer insanlar ve çevre ile olan etkileşimi,

Çok sevilen ve değer verilen bir kişinin ölümü,

Beyin yapısı ve işleyişinde meydana gelen farklılıklar,

Herhangi bir nedene bağlı olarak oluşmuş fiziksel eksiklikler,

Ağır ruhsal bunalımlar,

Olumsuz örnek teşkil eden insanların çocuğun çevresinde yer alması,

Küçük yaşta yaşanan cinsel istismar durumları kişilikte bozulmalara neden olan en etkili hallerdendir.

Bu durumlar özellikle yaşça küçük çocukların zihinlerinde derin yaralar açmakta ve kişilik eğilimlerinin değişmesine sebep olmaktadır. 

Kişilik bozuklukları hakkında yapılan tüm araştırmalarda kökenlerini çocukluktan aldığı görülmekte olduğundan ebeveynler son derece dikkatli davranmalıdır. Çocuklarının gelişimi esnasında onlara sağlıklı ve mutlu bir ortam sağlamalıdır. Yaşanacak olumsuz durumlarda çocukları bu ortamlardan uzak tutmalıdır. Genetik bir yatkınlık durumu söz konusu ise sürekli olarak doktor kontrollerine gidilmelidir. Kişilik bozukluğu insanların tüm yaşantısını olumsuz etkilediğinden dolayı bu konuda son derece dikkatli ve özenli olmak gerekmektedir. Kişilik bozuklukları her ne kadar çocukluk ve ergenlik döneminde sıklıkla görülse de ilerleyen yaşlarda da bu durum ortaya çıkabilmektedir." (koruhastanesi.com)

Kişilik bozukluklarının çok çeşitleri olsa da burada bir tanesine yer vereceğim. Bu da” Paranoid Kişilik bozukluğudur.

Bu rahatsızlık genellikle erken erişkinlik yaşayan bireylerde görülmektedir. 

Paranoya hali bu türün en belirgin özelliğidir.

Bu tür bozukluğa sahip olan bireyler herkese kuşkucu yaklaşmakta ve kimseye güvenememektedir.

İnsanların kendilerine zarar vereceğini veya küçük düşüreceğini düşünmektedirler. 

Sürekli olarak içlerinde kin duygusu barındırmaktadırlar. 

Bu kişiler evlilik ve ilişkilerinde partnerlerine büyük sorunlar yaşatmaktadır”. (koruhastanesi.com)

Tanıdığım Köy Öğretmenleri (2)

Öğretmenlik bir meslektir. Ama bunların yaptığı öğretmenlik mesleğinden öte bir şeydir. Gittikleri yere sevgi tohumu ekiyorlar. İçlerinde bu yükü kaldıramayıp kaçak güreşenler yok mu? Her meslek grubunda olduğu gibi bunların içinde öyleleri de çıkıyor. Ellerinin ucuyla eğreti durdukları belli olan bu tipler bir yolunu bulup görevlendirme vs. yollarla merkeze kaçıyor. Ama böylelerinin sayısı azdır.

Öğretmenleri branşlarına göre kıyaslamayı sevmem ama özellikle branş öğretmenlerine göre her gün okulda olmaları ve yoklukları hissedilen bu sınıf öğretmenleri, özellikle köyde görev yapanlar özlük hakları yönünden diğer branşlara göre pozitif ayrımcılığa tabi tutulmalarını gerektiriyor.

Yokluktan bir şey üreten, öğrencisini ilmek ilmek işleyen bu köy öğretmenleri etimiz nedir, budumuz bedir, bir başına ne yapabiliriz demeden, bir bakmışsın, okuma bayramı yapıyor, mezuniyet düzenliyor, sergi açıyor vs. Her ne yaparlarsa her bir etkinlikte imzaları var. Geziye gidiyorlar. Güvenlik bakımından yaptıklarını anne babaları yapmaz. Ubuntu gibi öğrencileri el ele tutuşturup kendileri de aralarına giriyor. Bunları gören, yürürken oyun oynuyor sanır. Halbuki yaptıkları çocukların kaybolmaması, geri kalmamasıdır.

Danışıp istişare etmeden iş yapmazlar, yaptıklarını da en güzel şekilde yaparlar.

Bu vesileyle Mehmet’i, Ümmü’yü, Mehmet Emin’i, Fatma’yı ve Emine’yi tanıdım. Hepsinin yeri ve değeri ayrıdır nazarımda.

Mehmet’le başlangıçta iyi tanışmadım. Başkasının yükünü sırtlandım. Tanımadan üzerine vardım da vardım. Zamanla o beni, ben de onu tanıdım. Boşuna dememişler insanlar kıyafetleriyle karşılanır, fikirleriyle uğurlanır diye. Görevini dört dörtlük yapan, soyadı gibi saygılı olup saygıyı eksik etmeyenlerden. Tüm yoğunluğun arasında ikinci bir fakülteyi bitirenlerden. Böyle yazıyorum ki bana karateciliğini göstermeye kalkmasın. Zira pek korkarım. Görmedim ama satrançta da iyi olduğunu işittim. On parmağında on marifet yani.

Ümmü deyip de geçip gitmeyin. Okuluna, mahallesine, ilçemize değer üstüne değer kattı. Ölmüş okulunu yeniden diriltti. Avcı dendiğine bakmayın. Avcılığı, her şeyin üstesinden gelmesi, avlanacak avı tavlayıp kendine bağlaması olsa gerek. Gerekirse av da yapar. Fedakarlık ve koşuşturmasına diyecek yok. Bir ara hortumla postu deldirmişti ama kısa zamanda gönle girmeyi becerebildi. Herkesin evde eğitime gitmekten kaçındığı, hayır olmaz dediği bir ortamda yeni gelmiş biri olarak bana ne demedi. Yazın beni dedi. Yani yeniçeri değilim ben dedi. Ağzı laf yapıp istemeyi, işini yaptırmayı da iyi bilir. İki elmaya beni avladığı olmuştur. Adı üzerinde avcı.

Mehmet Emin’e gelince bakmayın soğuk gibi durduğuna. Beyefendi biridir. İşinde ve aşında. Ekmeğini taştan çıkarır. Belki de bu yüzden taşıran dendi kendisine. Bekardır ama okuluyla evli. Sesi nasıl bilmem ama çalma yönünden de maharetli olduğunu işittim. Ortamını bulduğu zaman konuşmayı, içini dökmeyi ve dinlemeyi de bilir. Okulunun her şeyi, aynı zamanda bahçıvanıdır. Öğrencilerin bahçıvanı olduğunu söylemeye gerek yok. Sessiz duruşuyla gününde çiçeği kaptı. Bir ara benim telefonlarıma bakmadı ama canı sağ olsun. Bütün derdimiz bu olsun.

Tanıdığım Köy Öğretmenleri (3)

Fatma’ya gelince, içlerinde en kıdemlileri olmasına rağmen ilçenin en uzak yerini mesken edinmiş; okuluna, mahallesine kendisini adamış biri. Yazışmalara en duyarlılarından. İşini düzgün yapan, dürüstlüğü yüzünden okunan biridir. Sahtekarlık nedir, kaçak güreşme nedir, savsaklamak nedir bilmez. Zira onların cahilidir. Tek eksikliği bu. Tevazulu görünümünün ardında bir ilim ve bilgi deryasıdır. İşinde çok duyarlı. Onun bu duyarlılarından sokak hayvanları da faydalanıyor. Kedileri beslediği gibi yaralı köpeklere de tedaviye gidiyor. İlçenin tek sobalı okulunda çalışmaktan mutlu. Projelerde ilçeye desteğini hiç esirgemedi. Kıdemine rağmen 18 yaşındaki bir gencin ideal ve heyecanı yüzünden okunuyor. Soyadını nüfus müdürü ilkler yazacağı yerde Ülker yazmış olmalı. Zira her şeyin ilkleri onda.

Son olarak da Emine’ye değineyim biraz. Bakmayın sessiz ve sakin durduğuna. Allah ona, aldığın işin sorumluluğunu üstlenince en iyisini, zamanında ve birden yap demiş olmalı. İki, üç ay olmadan her şeyi kavradı. İlk başlardaki tedirginliği uçup gitti. İşini sevdi ve dört elle sarıldı. Soyadının atıcı olması atmasından değil, her şeyiyle verici olmasından. Atıcı derken kendine almayıp başkası faydalansın diye atanlardan. Nezaket, saygı, iş bitiricilik gibi hasletler kendisine güzel yakışıyor.

Kısaca böyle benim tanıdığım temiz kalpli, iyi yürekli Köy öğretmenlerim. Severek yapmadığım işimden sevinerek ayrılırken beni üzen bu köy öğretmenlerinden ayrılmak oldu. Zira her biri hoş bir seda bıraktı bende. Allah hepsinin yolunu açık etsin. Daha iyi yerlerde çalışmayı, her nerede olurlarsa olsun, gittikleri yerlerde katma değer üretmeyi nasip etsin. Heyecanlarından bir şey kaybetmesinler. İnanın, bunlar bozulmadan, heyecanlarını yitirmeden düzgün ve imkanları olan okullarda çalıştıklarında o okulları uçururlar. Bu, iltifat değil, bir tespittir.

Son olarak bu senenin başında bir toplantıda iken beni arayıp “Hocam, ne zaman gelirsiniz? Sizinle görüşmek istiyoruz. Bizim bir sorunumuz var” dediklerinde bunların ne derdi olabilir, bu dertlerini nasıl çözebilirim yoksa bana isyan bayrağını mı açacaklar düşüncesiyle geldim. Bir öğle arası onları dinledim. Dertleri, öğle arasının uzunluğu imiş. Bunu kısaltabilir miyiz dediler. Tüm derdiniz bu mu dedim. Evet dediler. Varsın tüm derdiniz bu olsun. Oh be rahatladım. Yönetmelikte en az öğle arası kaç ise sanırım 45 dakika olmalı, kısaltın, gönderin dedim. Bir sevindiler bir sevindiler. Dedim, çocuğa balon verince çocuk sevinir. Sizin sevinciniz de buna benzedi. Küçük bir ihtiyacın giderilmesine bu kadar sevinilir mi dedim. Biz öyleyiz. Küçük şeylere seviniriz dediler. Odamdan güle oynaya gittiler.

Hasılı, yaşadığım müddetçe unutmayacağım bu öğretmenlerimi. Allah dert ve keder vermesin. Altından kalkamayacakları büyük yük vermesin. Allah gönüllerine göre versin. Onları büyüyüp yetiştiren anne ve babalarından razı olsun. Ben hepsinden razıydım. Allah da onlardan razı olsun ve hepsine selam olsun.