12 Ekim 2019 Cumartesi

İçeriye Dikkat! *

Tüm Türkiye, Barış Pınarı Harekâtı adını verdiğimiz Fırat'ın doğusuna yaptığımız operasyona yoğunlaşmışken içeriye dikkat etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Çünkü sınır ötesinde bir operasyon yiyen ve köşeye sıkışan terör örgütü, içimizde barındırdıkları militan ve sempatizanları vasıtasıyla büyükşehirlerde terör ve canlı bomba eylemlerine yönelebilir. Bu tür terör DAEŞ'ten ve PKK'dan gelebilir.

Türkiye öyle bir ülke ki her terör örgütünün mensuplarını bünyesinde barındırıyor. Terör örgütleri ülkenin her bir yerinde terör yapma potansiyeline sahipler. Adı üzerinde terör örgütü bunlar. Her şey mubah onlar için. Hiç ummadığımız bir zamanda, beklemediğimiz yerlerde ses getirici, canımızı yakacak kanlı eylemlere girişebilirler. Bu yüzden gözümüzü dört açıp geriyi ihmal etmememiz lazım. Çünkü gerimiz çok sağlam değil. 

Bu aşamada istihbaratımıza büyük görevler düşüyor. İstihbarat, diğer günlere oranla bugünlerde daha iyi çalışmalıdır. Ortamı asla boş bırakmamalıdır. Her türlü veriyi, şüpheyi değerlendirmelidir. Gerekirse terör potansiyelini taşıyan herkesi dinlemeye almalıdır. Bugünlerde pek eylemine şahit olmadığımız DHKP-C terör örgütü gibi uyuyan örgütleri de takibe almalıdır. Çünkü adları farklı olsa da terör örgütleri birbirleri adına görev üstlenirler. Hatta istihbarat üyeleri kendilerini terör örgütü mensubu yerine koyup "Ben olsam bu aşamada nerede, nasıl bir eylem gerçekleştirebilirim" sorusu üzerine beyin jimnastiği yapmalıdır. Polis, şehir girişlerinde araçları asayiş ve güvenlik amaçlı rutin kontroller yapmalıdır.

Ülke içinde insan yoğunluğunun çok olduğu yer ve saatlerde yapılacak bir terör eylemi, halkta infiale sebebiyet verebilir. Operasyon devam ettikçe -temenni etmesek de- askerimiz şehit oldukça zaten yüreğimiz yanıyor. Her geçen gün şehit sayısının artması endişesini taşırken büyükşehirlerin kalabalık meskûn mahallerinde girişilecek bir kanlı eylem, toplumu iyice gerer. Bir kanlı eylem provokasyonlara da zemin hazırlayabilir. O yüzden aman dikkat diyorum.
***
Değinmek istediğim bir başka konu da yaptığımız sınır ötesi operasyonla ilgili dünyadan gelen tepkilere değinmek istiyorum. Gördüğüm kadarıyla başlattığımız operasyona pek destek yok. Kınayan ülkelerin yanında Türkiye’ye silah satışını durduran ülkeler de var. Ülke insanını en fazla ilgilendiren, Arap ülkelerinin nasıl bir tavır takınacağı idi? Aslında Arap Birliğinin nasıl bir tavır takınacağını merak etmek, Arapları tanımamak anlamına gelir. Toplantıda operasyonu “işgal” olarak değerlendirmişler ve Türkiye’yi kınamışlar. Bu karara şaşırmadım doğrusu. Çünkü koltukta kalmaları ABD’ye bağlı bu yuları bağlı ülkelerden başka bir karar almaları beklenmezdi zaten. Boş verin, konu edindiğimize denmez. Çünkü köle ruhlu insanlardan, özgür karar almaları beklenmez. Biz onların kınamasına aldırmadan kervanı yürütmeye devam edelim. 2011’den beri Suriye’nin yarısını ABD, diğer yarısını da Rusya işgal etmiş ABD ve Rusya’ya gıkını çıkarmayan bu kuklalar, biz operasyon yapınca işgal akıllarına geliyor.

Bir söz de “Biz Filistin için her şeyimizi ortaya koyuyoruz. Filistin de bizi kınayanlar arasında” şeklinde tepki gösteren ve serzenişte bulunanlara söyleyeyim. Filistin dediğimiz devlet, işgal altında ve özgür iradesi olmayan, kağıt üzerinde bir devlet. Bağımsız devlet olduğunu sanan ülkeler bir irade ortaya koyamaz iken işgal altındaki bir Filistin nasıl iradesini ortaya koysun.

*14/10/2019 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.

11 Ekim 2019 Cuma

Kim Kendi Toprakları İçin Savaşıyor? ***


Barış Pınarı Harekâtının ilk gününde Türkiye’nin operasyon düzenlediği Fırat’ın doğusundan Şanlıurfa’nın ilçeleri Viranşehir ve Ceylanpınar’a, yine Mardin’in Nusaybin ilçesine havan ve roketatarlı mermilerle yapılan saldırılarda 10 sivil şehit olurken yetmişten fazla da yaralımız var. Ölenler arasında biri 9 aylık bebek, üçü de 10’lu yaşlarda olmak üzere 4 tanesi çocuk. Yaralılara acil şifalar dilerken ölenlere Allah’tan rahmet ve geride kalanlara sabırlar diliyorum.

Operasyonun ilk gününde sivillerin üzerine saldırıda bulunması ve sivillerin içerisinde çocukların da bulunması PKK/PYD denilen eli kanlı örgütün gerçek yüzünü göstermesi bakımından önemlidir.
Biz terörist diyoruz çoluk-çocuk, sivil-asker ayrımı yapmadan terör eylemi gerçekleştiren bu örgüte. Bizi 80 yılından beri kalleşçe uğraştıran PKK’nın bebek katili olduğunu biliyoruz. Bunu dünyaya anlatma sorunumuz var. Daha doğrusu dünyanın anlama sorunu var. Hasılı anlama özürlü kişilere kendimizi anlatma gibi bir misyonumuz da var. Anlamak istemeyene bu durumu anlat da göreyim ve elini öpeyim. Çünkü anlama özürlülerine laf anlatmak, deveye hendek atlatmaktan zordur.

Merak ettiğim; asker, mesken edindikleri bölgeye operasyon düzenliyor, üzerlerine gidiyor. Bunlar kendilerine operasyon yapan askeri muhatap alacaklarına; savaşa gitmemiş, işinde-gücündeki sivillere ve oyun oynayan çocuklara saldırı düzenliyorlar. Kalleşlik de burada zaten. Hani sempatizanları ve örgüt, kendilerini gerilla olarak görüyordu. Eline silah almamış masumları öldürmenin neresinde gerillalık var? Üstelik havan topu ve roketatarlı mermilerin atıldığı ilçeler Kürt nüfusun yaşadığı ilçeler. Güya Kürtlerin haklarını koruyordu bunlar! Bunun neresinde koruma var? Olmaz olsun böyle koruma! Bereket PKK veya PYD’nin kendilerini koruma gibi bir niyetlerinin olmadığını bu ülkede bizden daha iyi bilen milyonlarca Kürt kardeşimiz var.

PKK/PYD’nin Kürtlerin hamisi olmadığını anlamayan veya kabul etmek istemeyen ve bu örgüte destek veren veya sempati duyan az sayıdaki insanımız da bu durumu anlayacak ama bu anlama bu ülkeye pahalıya patlayacaktır. Ben PKK örgütüne mensup inanmış veya kandırılmış bir militan olsam kendi insanımın üzerine saldırı düzenlemem, ateş açmam. Çünkü bu, “Kürtlerin hakkını koruyorum” tezime ters bir hareket olur. Umarım örgüte mensup kişiler veya sempatizanları bu tür saldırılardan “Ne oluyoruz, biz neyi savunuyoruz, kimi vuruyoruz” diyeceklerdir. Şayet bu saldırı yeterli gelmiyor ve bundan önceki sivillere ateş açılmasını unutmuşlar ise bu “Barış Pınarı Harekâtı” devam ettiği müddetçe PKK/PYD tarafından sivil meskun mahallere -temenni etmiyorum ama- yeni saldırılar yapılacaktır. Umarım geç de olsa gerçeği görürler.

ABD adına bir vekalet savaşı veren PKK için Trump “Kendi toprakları için savaşıyorlar” herzesini yumurtlamış. Diyelim ki PKK kendi toprakları için savaşıyor ve amacı bir devlet kurmak diyelim. Merak ediyorum, Suriye’den, Irak’tan ve Türkiye’den kopardıkları topraklarla nasıl bir devlet olacaklar? Bu devlet bu üçgen arasında yaşar mı? Haydi toprak kopardılar ve bir devlet kurdular diyelim. Bu devlet kime hizmet edecek? Kürtlere mi, İsrail’e mi yoksa ABD’ye mi? Herhalde cevabınız kendi insanının üzerine bomba yağdıran Kürtlere değildir. Hizmet etse etse kendisini silah ve teçhizat ile destekleyip ara ara da ağzına bal çalan ABD’ye ve onun kankası İsrail’e hizmet eder değil mi? Çünkü “Gâvurun ekmeğini yiyen, gâvurun kılıcını sallar” atasözümüz böyleleri için söylenmiştir. Yoksa Okyanus ötesinden gelip PKK’yı niye beslesin?

***12/10/2019 tarihinde Pusula Haber gazetesinde Barbaros ULU adıyla yayımlanmıştır.

Diplomasi ve Bilgilendirme *


Barış Pınarı Harekâtı adını verdiğimiz Fırat’ın doğusuna yaptığımız operasyon, bugünden yarına sona erecek gibi görünmüyor. Bölge terör unsurlarından temizleninceye kadar uzun süre devam edecek görünüyor. Operasyonun ilk gününde dünyadan gelen açıklamalara bakınca tepkilerin “Endişe duyuyoruz” şeklinde cılız kaldığını söyleyebiliriz. BM’den bir kınama kararının bile çıkmaması da bunu göstermektedir. Bu, Türkiye’nin lehine bir durum ve elini güçlendirmektedir.

Yaptığımız bu operasyon noktası, virgülüne doğru ve yerinde bir tasarruftur. Bu operasyon uzun sürse de -herhangi bir aksilik olmazsa- sonunda Türkiye bu temizlik harekâtında başarılı olacaktır. Operasyonun doğru ve haklı bir gerekçeye dayanması ve başarılı olunması tek başına yeterli değildir. Bu işin bir de propaganda boyutu vardır. Sahada kazandığını masada ve kamuoyunda kaybetmemek için değişik yollarla hem haklı gerekçemiz anlatılarak Türkiye ve dünya kamuoyunu ikna etmek de gerekiyor. Çünkü ne kadar doğru yolda olsak da doğrumuz karşı tarafın anladığı kadardır.

Operasyonun uzun süreceği ve bu cılız tepkilerin artarak Türkiye’yi kıskaca alacağı ve zor durumda bırakabileceği hesaba katılarak bir taraftan operasyon hız kesmeden devam ederken diğer taraftan da hükümetin iyi bir diplomasi yürütmesinde, dünya ve Türkiye kamuoyunu belirli periyotlarla bilgilendirmesinde yarar görüyorum. Çünkü bu süreçte Türkiye’nin yaptığı bu operasyonun haklı bir gerekçesinin olmadığını yaymak, sivillerin üzerine ateş açıldığını göstermek ve dünya kamuoyunu yanlarına çekmek için bazıları boş durmayacaktır. Bol miktarda yalan-yanlış bilgi ve fotoğrafları, sosyal medya aracılığıyla servis ederek dünya kamuoyunu etkilemeye çalışacaklardır. Çünkü operasyonla köşeye sıkışan terör örgütü, dünyayı etkilemek amacıyla her yolu deneyecektir. Zaten bu tür örgütlerin meşrebinde bundan önce olduğu gibi bundan sonra da her yol mubahtır.  Bu da bir nevi savaştır, psikolojik bir harp taktiğidir. Savaş veya operasyon, illaki cephede çarpışmak ve mevzi kazanmak değildir. Dezenformasyon bilgi yayarak, başka fotoğrafları kırpıp montaj yaparak kamuoyunu yanlış yönlendirme yolunu seçeceklerdir. Operasyonun ilk gününde yapılmaya çalışılan da budur. Yayılmaya çalışılan yanlış bilgi ve fotoğraflara, anında doğrusu ile cevap verilmesi yerindedir. Operasyonla beraber ülkenin bu tür yanlış fotoğraflara karşı da hazırlıklı olduğu anlaşılmaktadır. Bu da bizim için sevindiricidir. Her yönüyle düşünülmüş ve üzerinde çalışılmış bu operasyonun aleyhimize dönmemesi için hükümetin operasyondan önce başarılı bir şekilde uyguladığı diplomasiyi devam ettirmesi ve belirli periyotlarla kamuoyunu bilgilendirmesi iyi olacaktır. Çünkü öküz altında buzağı arayan çoktur.

Operasyonun ilk gününde terör örgütü tarafından Şanlıurfa’nın Akçakale ve Ceylanpınar ilçeleriyle Mardin’in Nusaybin ilçesine havan ve roketatarlı mermilerle yapılan saldırılarda 10 sivilin şehit olduğu yetmişten fazla yaralının olduğu göz önüne alınırsa bu operasyonda da asker ve sivil kayıplarımız olacaktır. Umarım bu tür kayıpların arkası gelmez. Sivillerin üzerine rastgele yapılan bu saldırılar bile eli kanlı terör örgütünün yüzünü göstermektedir. Saldırı yapılan bu yerlerin Kürtlerin ağırlıklı olarak yaşadığı yer olması, PKK/PYD’nin derdinin Kürtleri korumak olmadığı, aksine başlarının belası olduğunu göstermektedir.   

*12/10/2019 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.