15 Eylül 2019 Pazar

HDP'lileri Anlamak Zor! ***

Geçmişten günümüze değişik adlarla kurulmuş, şimdilerde HDP adıyla siyaset yapar görünen HDP’yi ve onun sorumlularını anlamak zor. Ne yapıyorlar, ne ediyorlar? Dertleri nedir? Çok anlamış değilim. Gördüğüm kadarıyla ülkeyi nasıl gereriz, çoğunluğun tepkisini nasıl çekeriz, mahkemeler bize nasıl ceza verir, ülkede kan nasıl durmaz, derdindeler.

Zaman zaman acaba bu HDP dışlanıyor mu? Ondan mı bu hırçınlıkları derim. Ülke olarak halkın seçtiği seçilmiş kişiler bunlar. Dertlerini demokratik yoldan anlatsınlar, bunları içimizde tutalım. Tek yapmaları gereken terörle aralarına mesafe koymak diyen insanımız da çok. Hatta çoğu zaman kendilerine destek de veriliyor. Ama her ne hikmetse HDP’liler tüm bu beklenti ve desteklere kulak tıkayarak burunlarının dikine gidiyorlar. Ne çekip gidiyorlar ne siyaset bizim işimiz değil diyorlar ne terörle aralarına mesafe koyuyorlar. Her konuşmaları, her eylemleri faul. Bırakın terörle aralarına mesafe koymayı, terörün göbeğindeyiz imajı vermeye çalışıyorlar durmadan. İçlerinde fütursuz konuşan birkaç kişi olsa eh, içlerinden çıkabilir böyle birkaç kişi diyeceğim. Eş başkanları da aynı, vekilleri de aynı, belediye başkanları da aynı. Teröre destekten dolayı biri ceza alıp içeriye girse yerine geçen, öncekini aratmıyor.

HDP yöneticilerinin işleri güçleri bu milletin sinir uçlarına basmak, cami duvarına işemek, hassasiyet ve kırmızıçizgilerinin üstüne üstüne gitmek. Partilerinin açılımı da “Halkların Demokrasi Partisi.”  Merak ediyorum siyaset adına yaptıklarında halk nerede, demokrasi nerede? Bu milletin sinir uçlarına basa basa nereye kadar siyaset yapacaklar bilmiyorum. Geçmiş musibetlerden tecrübe ve ibret alacakları da yok. Varsa yoksa kan ve gözyaşı.

Örnek mi istersiniz? Çok örnek vermeye gerek yok. Zaten kırdıkları yumurta 40’ı geçti. Sadece son örnek bile HDP’li yetkililerin hali pürmelâlini göstermesi bakımından şu cümleler yeter de artar bile: “Kürt sorunu devam ettikçe gerillaya katılım da olacak, çatışma da olacak, savaş da olacak". Kim demiş bu sözü? HDP Hakkari milletvekili. Üstelik bir kadın. Doğu ve Güneydoğunun “Teröre lanet” yürüyüşü yaptığı, çocukları dağa kaçırılan annelerin HDP Diyarbakır il başkanlığının önünde eylem yaptığı bir esnada kadın vekil Diyarbakır’da böyle bir açıklama yapıyor. Yaptığı açıklama değil, bir kaya. Alın nerenize koyarsanız koyun. Söylediği söz değil, bir deve. Neresini düzelteceksiniz bu devenin? Kadın gerilla, çatışma, savaş ve katılımdan bahsediyor. Gerilla kısaca “Yurda girmiş düşmana karşı baltalama eylemleri düzenleyen düzensiz birlik” demektir. Gören de sanki bu ülke, başkaları tarafından işgal edilmiş, bizim ülke severler de dağlarda toplanarak düşmana karşı yıldırma faaliyetinde bulunuyorlar sanır. Savaşı kim yapar? İki düzenli ordu yapar. Yok yaptığınıza savaş diyorsanız inlerde saklanmaya gerek yok. Çıkarsınız Mehmetçiğin karşısına, kozlarınızı paylaşırsınız.  Sözde “gerillaya katılım olacak”mış. O kadar samimiler ise gerillaları zor durumda. Mecliste ne işleri var? Çıksınlar dağlara, yanlarına da yardımcı olarak kendi çocuklarını alsınlar. Ben samimiyetlerini böyle göreyim. Özellikle yukarıdaki herzeyi yumurtlayan kadın vekilin iki çocuğu varmış. Pekala onları yanına alıp dağa çıkabilir. Kim tutar onu! Bu işi devşirdikleri veya baskı uyguladıkları gençlerle yapmaya kalktıklarına göre demek ki kendilerinin canları kıymetli. “Alavere, dalavere Kürt Mehmet nöbete” diyorlar hep.

Sonuçta olan da haklarını savunduklarını iddia ettikleri Kürtlere oluyor. Olmaz olsun sizin Kürt savunuculuğunuz! Kürdistan davanız! Yaptığınız tamamen bir taşeronluktur. Size en iyi cevabı çocuğu dağa kaçırılan ve HDP binası önünde eylem yapmaya başlayan Fevziye Çetinkaya anne: “Başlarım sizin Kürdistan davanıza!” diyerek vermişti. Başka söze ne hacet! Gerçi siz sözden, dur duraktan anlamazsınız değil mi? Unutmayın ki Türklerin ve Kürtlerin kardeşliğini bozmak ve onları mutsuz etmek uğruna verdiğiniz bu kanlı terörden, bir devlet çıkarabileceğinizi hayal ediyorsanız, bence bu hayalinizden vazgeçin. Çünkü başkasının mutsuzluğu üzerine mutluluk kurulmaz. Zaten buna da ne Kürtler izin verir ne de Türkler…

***17/09/2019 tarihinde Barbaros ULU adıyla Pusula Haber gazetesinde yayımlanmıştır.

800’lü Hatlarla Aranız Nasıl?*

—Alo
—Ramazan Yüce ile mi görüşüyorum?
—Benim.
—Kombinizin yıllık bakımını yaptırdınız mı?
—Evet.
—Ne zaman yaptırdınız? Burada bakım yapılmamış görünüyor. He!
—Ne yapacaksın benim bakım yaptırıp yaptırmadığımı? Hem nereden biliyorsun?
—Aşkan mahallesinde oturmuyor musun?
—Devam et adresi...
Arkası gelmedi.
—Kapatır mısın şu telefonu! Beni telefonu açtığıma pişman etmeyin.
—Siz kapatın, dedi. Kapattım. Ardından engellenenler listeme bir 800'lü hat daha eklemiş oldum.

Bir ay öncesi yine bir kombi bakım servisi aradı. “Servisimiz sizin mahallenizde. Kampanya var. 120 lira olan bakım ücreti 80 liraya indi. Servisimizi yönlendirelim mi” diye. Kalsın dedim. Ederi 120 TL olan bir bakımın 80 TL’ye inmesi cazip de gelmedi hani. Tanıdığım bir servisçi ile daha sonra görüştüğümde “Ağabey! Zaten kombi bakımları 80 liraya yapılıyor. İndirim bunun neresinde? Hatta biz 80’den daha da aşağıya yapıyoruz” dedi.
*
Kombiyi ilk taktırdığım ve doğalgaza geçtiğim 2005 yılında servisçileri ara ki bulasın. Buldun. Bu sefer “Yoğunuz” diye gelmezlerdi bile. Şimdilerde ne oldu ise iki yıldır kombimin bakımını yaptırıp yaptırmadığımın tasasına düştü çoğu kombi servisleri. Hepsi peşimde. Dün ben onların arkasından koşuyordum, bugün de onlar benim peşimden koşuyor.
*
Geçen sene günlük arayan bir 800’lü numaraya hiç cevap vermedim. Engelledim. Nice sonra kullanım süresi biten ve yeniletmediğim kredi kartıma yıllık kart ücreti yansıtıldığını görünce ilgili bankanın müşteri hizmetlerini aradım. Kullanmadığım ve olmayan kartınızdan dolayı ne ücreti tahakkuk ettiriyorsunuz dediğimde müşteri temsilcisi “Beyefendi, kredi kartınız şu tarihte teslim edilmiş ve kartınız kullanıma açık görünüyor” dedi. Hanımefendi, bende kartınız falan yok, kartı iptal edin. Sanırım kurye, kartınızı bana ulaştıramayınca teslim etmiş şeklinde göstermiş olmalı. Kuryeniz kim ise gözden geçirmenizde fayda var dedim, telefonu kapattım.

Gördüğünüz gibi bu 800’lü hatlara cevap verseniz de problem, cevap vermeseniz de. Çoğu zaman bu tür aramalara cevap vermesem de bazen ferasetim kapanıyor olmalı ki açarım. Açtığıma da pişman olurum. Bugüne kadar cevap versem de vermesem de engellenenler listesine aldığım başta 800’lü hatlar olmak üzere epey bir numara oldu. Sanırım 800’lü hatlarla başlayan telefon sayısı çok fazla olmalı ki hala köklerine kibrit suyu dökemedim.

800’lü hatları sanırım firmalar kullanıyor. Hemen hemen hepsi reklam ve müşteri avlama peşinde. Kimi evimize internet bağlatmak için cazip kampanyalardan bahsediyor, kimi şifreli bir kanala abone yapmaya çalışıyor, kimi kombi temizliğinde, kimi de bilmem ne derdinde.
Merak ettiğim telefon numaralarımızı, ev adreslerimize varıncaya kadar bu firmalar nereden biliyor ya da kimden alıyorlar? Bahis oyunlarıyla ilgili gelen mesajları saymıyorum bile. Güya istenmeyen mesajlar gelmeyecekti…

Hasılı 800’lü hatlarla kuşatılmış durumdayım. Öyle zannediyorum, sizi de arıyorlardır bu ve benzeri nedenlerle bu 800’lü hatlar. Çok memnunsanız size yakın bana ırak olsunlar varsın.

*16/09/2019 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.

14 Eylül 2019 Cumartesi

Düğün Davetiyelerine Not

Düğünler her geçen yıl artan maliyetlerle birlikte düğün yapacakların ceplerini yakmaya devam ediyor. Binen masraflardan dolayı evlenemeyen ya da evliliğini geciktiren insanımızın sayısı da az değil. Çünkü normal düğün yapmıyoruz. Evlenecek çiftlerin oturacağı evden ve evde kullanılacak her şeyi düğünden önce hazırlamak zorundayız. Sanki yuva kurmaktan ziyade ev düzüyoruz. Mutfak eşyası, salon takımı, oturma grubu, yatak odası takımı vs hepsi alınması gerekiyor düğüne kalkışmak için. Bu da ister istemez düğün maliyetlerini artırmaktadır.

Düğüne kalkan eş adaylarının veya ailelerin bu durumda tek ihtiyacı paradır. Peki, düğüne davet edilen bizler ne yapıyoruz? Düğün sahiplerinin ihtiyacına katkıda bulunmak amacıyla bu çorbada bizim de tuzumuz olsun diyor muyuz? Pek azımız hariç davet edilen bizler düğün sahiplerine yardımcı olmuyoruz. Çünkü hediye olarak götürdüğümüz birbirine benzer mutfak eşyası kap kacaktan ibarettir. Bu da düğün için büyük borca giren ailelerin derdine merhem olmuyor.

Düğünlere götürdüğümüz bu hediyeleşmeden kimse memnun değil ama buna da bir son vermiyoruz. Bazı yöreler düğüne gelen davetlilerin önüne hediye sandığı koymak suretiyle kap kacak getirmenin önünü kesmeye çalışıyor ama bu çaba geneli kapsamıyor.

Düğünlere götürdüğümüz bu kap kacak işine çok değindim. Mutfak eşyası yerine az veya çok para vermemizin en uygun hediye türü olduğu fikrim tasvip de gördü. Ama bu tasvip sınırlı sayıda kaldı. Görüşü tasvip etmesine rağmen kap kacak götürenler yine var. Çünkü kendisine zamanında gelen stoklarla sınırlı hediyeyi eritmesi lazım.

Düğün davetiyelerinin bazısında "Çiçek gönderilmemesi rica olunur" yazar. Düğün salonunda sağlı sollu sıralanmış çiçekler dikkat çeker. Hepsi bu kadar. Bundan sonra o çiçekleri ne yapsın düğün sahibi? Kap kacak gibi bir yere stoklaması da mümkün değil. Hatta çiçek mi yoksa mutfak eşyası mı dense, başka seçenek olmasa çiçek yerine mutfak eşyası tercih edilir.

Ne denirse densin imam bildiğini okur misali düğünlere hediye olarak kap kacak gelmeye ve çiçek gönderilmeye devam ediyor. Ne yapalım bu durumda? Düğün kartına nasıl ki "Çiçek gönderilmemesi rica olunur" yazılıyorsa "Mutfak eşyası getirilmemesi rica olunur" yazılabilir dediğimde bazıları "ayıp olur" diyor. Doğru ayıp olabilir. O zaman bu durumda ne yapalım? Aklıma düğün davetiyesinin altına,
"Not: Bu düğünün mutfak eşyası iğneden ipliğe düğünden önce alınmıştır" yazılsa nasıl olur? Bence fena olmaz. Böyle bir not ile düğün sahipleri bir şey kaybetmez. En azından denemekte fayda var.