4 Eylül 2019 Çarşamba

Bir Annenin Feryadı ***

“Diyarbakır'da genç bırakmadınız genç...
Ya cezaevinde ya toprağın altında… 
Başlarım sizin Kürdistan davanıza da…
Sizin çocuğunuz dağa gitsin, kıyameti koparırsınız...
Senin oğlun hangi özel okulda okuyor? Sen bunu desene... 
Fakir fukaranın çocuğu dağa, bunlar koltuklarda… 
Alıştınız insanları dağa göndermeye...
Vermiyoruz. Size verecek çocuğumuz yok."

Bu sözler 17 yaşındaki çocuğu dağa kaçırılan Diyarbakırlı bir annenin, HDP binasının önünde oturma eylemi yaparken bir HDP’li yetkiliye söylediği sözler. Feryadı veya isyanı da diyebiliriz. Videodan izlediğim kadarıyla kadında rol yoktu, içinden geldiği gibi konuşmuş, daha doğrusu içini dökmüş, “Başlarım sizin Kürdistan davanıza” diyerek isyanını dile getirmiş. Bir dert ancak bu şekil dile getirilir. Öyle ya! Hangi anne, dokuz ay karnında taşıyıp büyüttüğü çocuğunun terörist olmasını ister? Çocuğu bir hiç uğruna terörist olursa, ölür ya da öldürülürse bu annenin yüreği dayanır mı? Çocuğu elden gittikten sonra –birilerinin serap misali, hayal dünyasındaki- Kürdistan’ı ne yapsın bu anne? Ağlarsa anam ağlar dedikleri böyle bir şey olsa gerek. Her annenin eli öpülür ama bu annenin eli daha bir başka öpülür. Hak arayışında belli ki. İçi yanmış. Kim tutar onu? Cesaretine kurban bu annenin. Helal olsun.

Bu mücadelenin fitilini bir hafta önce “Çocuğumu PKK dağa kaçırdı, çocuğum gelinceye kadar buradan ayrılmayacağım” diyen bir anne ateşlemişti. Eyleminin üçüncü gününde oğlu emniyete gelip teslim olunca eylemini sonlandırmıştı. Dağa kaçırılan, bir çocuk değil ki… Ardından başka anneler de HDP binası önünde oturma eylemi başlattı. İşte bu eylemcilerden biri de Fevziye Çetinkaya isimli anne. Yani yazımın başınca alıntısına yer verdiğim annenin adı. Sanırım bu sefer çocuğunu dağa kaçıranlar çetin kayaya çarptılar. Çünkü kolay kolay pes edeceğe benzemiyor.

Diyarbakır HDP binası önünde eyleme başlayan anne sayısı halihazırda bir elin parmaklarını geçmiyor. Ama eyleme katılan annelerin sayısında kısa zamanda artış olacağını ve bu eylemlerinden sonuç alacaklarını düşünüyorum. Önde ve fikir babası, yüreği yanmış anneler olursa bu tür eylemler ses getirecektir. Diyarbakır’da başlayan bu eylem yüreği yanan diğer illerdeki anneleri de harekete geçirecektir.

Kadınların daha doğrusu annelerin başlattığı bu direniş, aslında bir fırsata dönüştürülebilir. Kameraların önünde cereyan edecek bu eyleme devlet, oranın güvenliğini sağlamanın dışında müdahale etmemelidir. Yani eylemi devlet sahiplenmemelidir. Çünkü sahiplenirse eylemden beklenen sonuç gerçekleşmez. Öyle zannediyorum, annelerin başını çektiği bu eylem, çoğu annelere çocuklarını geri getirebileceği gibi bundan sonra PKK, çocuk kaçırma eylemine girişecekse yoğurdu üfleyerek yiyecektir. Bu eylemin barışa katkı sağlayacağını düşünüyorum. Yeter ki annelerimiz pes etmesinler, eylem provoke edilmesin.

Haklı davalarında tüm kalbimizle annelerin yanındayız. Zira bir eylemde anneler varsa o eylemlerden sonuç alınır. Haydi hayırlısı…

***05/09/2019 tarihinde Pusula Haber gazetesinde Barbaros ULU adıyla yayımlanmıştır.




3 Eylül 2019 Salı

İki Kişi veya Gruplar Arasına Kara Kediler Girerse *

Sevip saydığınız kişi ya da kişiler arasında zaman zaman sorunlar çıkabilir. Sorunu çözme iradesi gösterirlerse üçüncü şahıslara ihtiyaç duyulmadan bir araya gelerek aralarındaki sorunu çözebilirler. Bir araya gelemiyorlarsa iki tarafın da sevip saydığı kişiler onları bir araya getirir, onları uzlaştırır. 

Sorun büyük, sorunu çözmek için bir araya gelemiyorlar, birbirlerine mesajı ekran ve meydanlardan vermeye başlamışlar ve bunları sevenler de bu durumdan hoşnut değiller ise sevenlerine düşen;
1.Tarafları bir araya gelmeye ve aralarındaki sorunu çözmeye zorlamaktır. Bunun için gerekirse yalan söylemektir. Bu yaptığınızdan hoşnut değiliz, ayrışmaya hakkınız yoktur. Buyurun aranızdaki sorunu çözmek için eteğinizdeki taşları dökün. Şayet haklı-haksız noktasında anlaşamayacaksanız biz aranızda hakem olalım, hakemliğimiz de işe yaramazsa dışarıda birbirinizin aleyhinde konuşmamalısınız şeklinde sükunet telkin etmektir.
2.Bu süreçte birinin lehine, öbürünün aleyhine tarafgirlik yapmamaktır. Çünkü tarafgirlik sorunu çözmez. Hazırında yangına körükle gitmek olur.
3.Sosyal medya gibi yerlerde yine birinin lehine diğerinin aleyhine paylaşımlar yapmamaktır. Bu, bu duruma üzülmek değil, göze girmek için yapılan paylaşım anlamına da gelir.
4.Eğer illaki kızacaksanız tarafların her birine kızın. Çünkü hiçbir yerde sorun tek taraflı olmaz. Sadece oranları değişiktir.
5.Anlaşamadıkları takdirde bu, bir tarafın haklı veya iyi, diğer tarafın haksız veya kötü olduğu anlamına gelmez. Bazen iki iyi insan anlaşamayabilir.
6.Her iki tarafa sevgi ve nefrette aşırı gitmemektir. Dostlarınıza ve düşman bildiklerinize sevgi ve nefrette haddi aşmayın. Çünkü sevgi ve nefretin aşırısı sonuçları itibariyle aynı amaca hizmet eder. 
7.Yapılan her şey fayda sağlamaz ise yapılması gereken susmaktır, dua etmektir, zamana bırakmaktır. Çünkü zaman her şeyin ilacıdır. Her iki tarafı zorlamak için gerekirse iki tarafa da tavır almaktır.
8.Bu süreçte yapıcı rol oynamayanlara düşen Allah rızası için hiçbir şey yapmamalarıdır. Bu, hem kendileri hem de taraflar için hayırdır. Bunu yapmayanlar fitne ateşine sadece odun taşımış olurlar. Bu da kimsenin hayrına olmaz.
9.Tüm bunları yaparken tarafları savunmaya geçme durumuna düşürmemektir.
10.Tarafları sakinleştirerek usul, yol, yöntem bilmeyenler hiç araya girmesinler. Çünkü kaş yapalım derken gözü çıkarırlar. Bu tiplerin kendi asıl işlerine yoğunlaşmaları en makul yoldur.

* 06/10/2021 tarihinde Barbaros ULU adıyla Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.

"Dürüstlük Her Zaman Kazanır"

Kiracı olanlar bilir, ev sahipleri de. Yıl doldu mu kiracı ile ev sahibi bir araya gelir, az veya çok kira artışı yapılır. Kira artışı yapılırken çoğunluk TÜFE göre hareket ederken kimi de karşılıklı anlayış içerisinde orta bir fiyatta anlaşırlar. Gerçi ben anlaşırlar diyorum ama yetki genelde ev sahiplerindedir. Son sözü onlar söyler. Kiracı, artışı beğenmezse evden çıkmak için başka bir ev arayışına girer.

Ben de bir kiracıyım. Üç yıl önce eylül ayında oturmuştum bu eve. Ev sahibim yurt dışında ikamet etmekte. Her yaz Türkiye'ye geldiğinde hem ziyaret hem de kira artışı için 15-20 dakikalığına bize uğrar. Çay ya da kahvemizi yudumlarken hal hatırdan sonra kirayı da konuşur, alışverişi tatlıya bağlarız. 

Evi ilk kiralayacağım zaman kendisiyle telefonla görüşmüş, birbirimizi görmeden evini tutmuştum. Sağ olsun, fiyat konusunda da yardımcı olmuştu. Yıllık artışlar da bu şekil karşılıklı anlayışla çözüldü. 

Ev sahibimin kira konusunda gösterdiği bu kolaylığı ben de kendi kiracıma gösterdim. Hem ilk kiraya verirken hem de yıllık artışta kolaylık sağladım. Muhitinde en uygun kira ile oturanlardan biridir. Kendim de hakeza.

Eylül ayı gelince üç yıldır oturduğum evin kira artış zamanı geldi ama her yıl kira artışı için evimizi temmuz, ağustos ayında ziyaret eden ev sahibim bu sene gelmedi. Sonunda kendisine kira artışı yapmamız lazım, zira zamanı geldi. Kira artışı için ne düşünüyorsunuz şeklinde bir mesaj gönderdim. "Bu sene Türkiye'ye gelemedim, yoğunluktan kirayı da unutmuşum. Fırsatını bulunca yazacağım" şeklinde cevap aldım. Ertesi günü "Siz ne kadar düşünüyorsunuz" dedi. Ben de karşı komşumun kira artışını söyledim. Onunki kadar artırırsanız memnun olurum. Yine de karar sizin dedim. Söylediğim miktarı az bulduğunu, kendisinin şu kadar düşündüğünü yazdı. Kendisine söylediği miktarın yüksek olduğunu, evinizi ilk tutarken yaptığınız indirimi bu sene de görmek isterim. Yardımcı olursanız sevinirim dedim. Biraz düşündükten sonra "tamam, sizi kırmayayım. Dediğiniz gibi olsun. Çünkü kira artışını siz hatırlattınız. Dürüstlük daima kazanır, lafta kalmasın. Güle güle oturun" yazdı. Kendisine teşekkür ederek bir kira artışını daha bu şekil tatlıya bağlamış olduk.

Ev sahibimin artış olarak düşündüğü miktar benim düşündüğümün iki katı idi. Onu benim telaffuz ettiğim miktara getiren, kira artışını hatırlatmam idi. Yazdığı "Dürüstlük her zaman kazanır, lafta kalmasın" sözü kira artışından daha fazla memnun etti beni. Dürüst olmamama rağmen sadece hatırlatma yapmam beni dürüst görmesine neden oldu. Keşke dediği gibi dürüst olabilsem… Allah dürüstlüğe prim veren ev sahibimden ve hayatını dürüst yaşayanlardan razı olsun, dürüstlerin sayısını artırsın.