25 Ağustos 2019 Pazar

Çok mu Zor? Sen Yoluna, Ben Yoluma Demek! ***

İnsan tek başına yaşayamaz. Çünkü sosyal bir varlıktır. Bundan dolayıdır ki toplu halde yaşarız. Bir araya gelir birlikte iş tutar, ticaret yaparız. Evleniriz. Birlikte siyasete girip ülke yönetmeye talip olur, hatta yönetebiliriz de. Arkadaşlar ediniriz, sonra dostluğa dönüştürürüz. Birlikte hayat mücadelesi veririz. 

Bazılarıyla bir ömür boyu birlikte oluruz, bazılarıyla başlamadan bitiririz, bazılarıyla uzun bir birlikteliğin ardından yollarımızı ayırırız. Bazılarıyla iyi, bazılarıyla da kavga ederek veya kırgın ayrılırız. 

Birlikte bir yola çıkmanın doğasında anca beraber kanca beraber olma vardır. İdeal olan da budur. Ama bu idealler, birlikteliğin temelini iyi atmadığımızdan veya başlangıçta olması muhtemel her şeyi konuşup kayda küreğe geçirmediğimizden ya da birlikteliğimizde çıkması muhtemel sorunları nasıl, ne şekilde çözeceğimizi konuşmadan, içimizdeki gizli ajandamızı gizleyerek kervan yolda düzülür prensibiyle yola çıkarız. Bu yolculuğumuzda iyi günler yaşar, acı-tatlı hatıralar da görürüz. Hayat böyle devam ederken arada bazen tatsızlıklar baş gösterebilir. Bu, yol kazasıdır. Sıcağı sıcağına konuşup sorunu çözmek varken ya büyütür, kırar geçiririz ya da içimize atarak bizi içten içe kemirir. Baktık olmayacak...Her geçen gün bu birlikteliğimiz bize zarar verecek. Oturur, düşünür, yeni bir yol haritası belirleyerek yollarımızı ayırırız. Nasıl ki birliktelik hak ise çok istenmese de ayrılık da bir haktır. Orta Asya'da Çinliler ile birbirimizi yiyip bitirirken Kavimler Göçü nedeniyle Anadolu'yu mesken edinmişiz. Çin de yaşıyor bugün, biz de. Üstelik en az sorun yaşadığımız ülkelerdendir Çin.

Tekrar esas konumuza gelirsek...Evlenip bir araya geldik. Az veya çok mutlu günlerimiz oldu. Ticaret yaparken başkasıyla ortaklık yaptık, kazandık da. Sonra baktık olmayacak...ayrıldık. Birlikte siyaset yaptık, başarılı da olduk. Bu başarı bizi zirveye de taşıdı. Değişik kademelerde sorumluluk üstendik. Sonra? Birbirimizin dilini anlamamaya başladık. Yollarımızı ayırdık. Böylesi durumlarda ne yapmak gerekiyor? Olmaz, mümkün değil, nasıl olur, beni bırakamaz deyip meseleyi Filistin-İsrail meselesi haline mi getireceğiz yoksa geçmiş birlikteliğin hatırına ayrı kulvarlarda birbirimize saygı duyarak mı yola devam edeceğiz? Bence ikinci yol en mantıklı ve doğru olan yoldur. Neden derseniz?

Bizim kültürümüzde bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır, denir. Evlendik. Aynı yastığa baş koyduk. İyi günlerimiz de olmuştur mutlaka. En azından bir balayı dönemi yaşamışızdır. Defalarca birlikte kahve de içmişizdir. Belki çocuklarımız da oldu. Sonra anlaşamadık, ayrılmaya karar verdik. Niçin medenice ayrılmıyoruz? Niçin işi kavgaya götürüyoruz? Niçin öldürmeye kadar gözümüzü kan bürüyor? Niçin birbirimizi anlamamaya devam ediyor, birbirimize hayatı zindan etmeye devam ediyoruz? Demek ki bizde doku uyuşmazlığı varmış, bundan sonra sen yoluna, ben yoluma demiyoruz? Niçin benden uzak, Allah'a yakın ol diyemiyoruz? Geçmiş birlikteliğin ve iyi günlerin hiç mi hatırı olmaz böylesi durumlarda?

Siyasetimiz böyle değil mi? Birlikteyiz, ayrıldık. Seyret sen manzarayı artık! Sanki biri birlerinin babalarını öldürdüler. Ne bu şiddet ne bu celal! Kızgın sirke küpüne zarar verir beyler... Hiç mi iyi gününüz geçmedi geçmişte? Hiç mi bir arada kahve içmediniz? Öküz öldü diye ortaklığı bozup niçin birbirinizin kuyusunu kazmaya çalışıyorsunuz?

Ticari ortaklığımız sona erince de durumumuz evlilik ve siyasi ortaklığımıza benziyor. Diğer alanlarda da böyleyiz.

Bana göre hangi alanda iş tutarsak tutalım, hangi birlikteliği yaparsak yapalım, bir ve beraber iken nasıl ki birbirimizin aleyhinde konuşmadıysak ayrıldıktan sonra da konuşmayalım. Hoşlanmadığımız bu durumun ardından birbirimize "Rabbim selamet versin; sen yoluna, ben yoluma" diyelim. En azından geçmişin hatırına bunu yapalım. Kimse yol ayrımından sonra birbirinin yoluna çıkıp çomak sokmasın, aleyhinde konuşmasın. Çünkü böyle bir durumun ne ahlakta ne dinde ne de inandırıcılıkta yeri vardır. Hem ne belli ayrılığımızda hayır olmadığı? "Sizin hayır bildiğinizde şer, şer bildiğinizde de hayır olabilir" demiyor mu ayet? Bırakın tabiatı zorlamayın. Kırarsınız. Zorla güzellik olmaz. Eğer illa bir şeyi zorlayacaksanız kendinizi sorgulayın. Çünkü başımıza gelenler kendi yapıp ettiklerimizden dolayıdır.

***07/09/2019 tarihinde Barbaros ULU adıyla Pusula Haber gazetesinde yayımlanmıştır.

24 Ağustos 2019 Cumartesi

Yüz Niye Kapatılır ki!

Çarşı, pazarda, toplu taşımada, mahalle ve çarşıda sayıları az da olsa yüzünü kapatan kadın ve kızlarımız var. Yüzü ve gözü kapalı bir şekilde yürüyebildiklerine göre sanırım onlar bizi görüyorlar ama onların kim olduğunu biz bilmiyoruz. 

Aşırı açık giyinenlerden nasıl rahatsız oluyorsam yüzüne ve gözüne varıncaya kadar kapatanlardan da rahatsız oluyorum.  Tercih kendilerinin elbet. Kimseye niçin böyle giyiniyorsun deme durumum yok. Burada açık giyinenleri konu edinmeyeceğim. Siyah bir elbise içinde çarşı, pazara çıkanları ele almaya çalışacağım.

Kadınların örf ve adetlerimize, milli değerlerimize ve inancımıza uygun giyinmeleri istediğim ve takdir ettiğim bir şey. Ama göz ve yüz de kapanınca şaşırıp kalıyorum. Kendi tercihleri olan bu şekil giyime saygı duymakla beraber mantığını anlamış değilim. Eğer bu şekil giyimi dinin bir emri olarak görüyorlarsa bildiğim kadarıyla dinin böyle bir emri yok. Örfümüzde de böyle bir giyime yer yoktur. 

Ben bu tür giyimi yani yüz ve gözün ya da gözün dışında her yeri kapatmayı bir aşırılık olarak görüyor ve böyle giyinenlerin kendilerine eziyet ettiklerini düşünüyorum. Haydi diyelim ki vücut onların, istedikleri şekilde örtünürler. Bir an için öyle diyelim. Küçük bir çocuk bunlar niçin böyle giyinmiş dese ne cevap verebilirim, bilmiyorum. 

Ülkemiz terör ülkesi. Bu şekil el, yüz ve göz kapatanların giyim ve kuşamları bir yeri bombalayacak veya canlı bomba olmayı göze alan teröristlere bir yol gösterebilir. Kendilerini kamufle edip bombalama eylemine katılabilirler. Çünkü kıyafetin altında ne saklandığı veya kim olduğu bilinemez. Pekala erkek bir terörist de böylesi bir kıyafetle kendini gizleyebilir. O yüzden makul kıyafetle toplum içine çıkmak en iyisi diye düşünüyorum. Yüz ve göz görünmeli. Herkes kiminle muhatap olduğunu bilmeli.

Sosyal Medya Paylaşım-cı-ları

Sosyal medya paylaşım-cı-ları gerçek hayatta olduğu gibi çeşit çeşittir. Aklımda kaldığı kadarıyla bu paylaşım ve paylaşımcı çeşitlerini ve bu aleme girip çıkanları yazmaya çalışacağım.
1.Durmadan sadece resim paylaşanlar. Tabii her fotoğraf karesinde kendisi de olanlar.
2.Cuma mesajı paylaşanlar 
3.Kendisi bir paylaşımda bulunmayıp başka paylaşımları beğenip yorum yazanlar
4.Kendisine ait bir profili olduğu halde hiç paylaşım yapmayanlar
5.Her türlü paylaşımı, paylaşımın altına yapılan yorumları okuduğu halde girip okumamış gibi iz bırakmayanlar
6.Sadece resim ve fotoğrafı beğenenler
7.Durmadan bir partinin lehine paylaşım yapanlar
8.Tüm paylaşımını bir parti aleyhine yapanlar
9.Makamca kendisinden yukarı seviyedekinin paylaşımını beğenip altındakileri beğenmeyenler
10.Paylaşımının doğru olup olmadığını araştırmadan amacıma hizmet ediyor deyip paylaşanlar 
11.Her paylaşıma yorum yazıp beğenenler 
12.Beğendiği bir paylaşımı rengimi belli eder düşüncesiyle beğenemeyenler
13.Seçim zamanı aday adayı veya aday olduğu zaman kendisine ait bir profil açıp seçim sonrası kapatanlar
14.Kendi cemaat, tarikatına ait paylaşım yapanlar
15.Önemli gün ve hafta ile ilgili paylaşım yapanlar
16.Dini paylaşım yapanlar
17.Komik video paylaşımı yapanlar
18.Yediğini, içtiğini, gezdiğini paylaşanlar
19.İşi ve mesleğiyle ilgili paylaşım ve bilgilendirme, aynı zamanda reklamını yapanlar
20 Anılarını tazeleyenler
21 Ana, baba ve sevip saydığı kişilerin ölüm yıldönümlerini kaçırmayalar, acısını ilk gün gibi duyanlar ve yıllar sonra da olsa taziye yorumu alanlar
22.Türki Cumhuriyetleriyle ilgili paylaşımlar
23.İslam dünyasıyla ilgili paylaşımlar
24.Türki Cumhuriyetleri paylaşımları ile İslam dünyasındaki işkencelerin karşılaştırılması
25.Milliyetçilik paylaşımları
26.Doğum günü mesajları. Kutlayıp kutlamayana teşekkürler
27.Yeni göreve başlama, atanma mesajları
28.Bir müddet sosyal medya fenemoni olduktan sonra sosyal medyaya veda edenler ve bir müddet sonra yeniden merhaba diyenler
29.Mutlu, üzüntülü, kızgın anını paylaşanlar
30.Doğum-vefat paylaşımları
31.Sendika paylaşımları
32.Hastanede kafa göz sarılı iken yapılan paylaşımlar(Bu halde kime fotoğraf çektiriyorlar bilmiyorum)
33.Dua isteyenler
34.Ziyaret ve görüşme paylaşımları
35.Doğanın güzelliklerini paylaşanlar
36.Yazı paylaşanlar
37.Kes-kopyala yapıştır yapanlar
38.Dünyayı düzeltmeye çalışanlar, tebliğ görevi yapanlar...