9 Ağustos 2019 Cuma

Kadir-Kıymet Bilmezlik Böyle Bir Şey!

Kendi halinde okullarda formatörlük, müdür yardımcılığı, geçici okul ve şube müdürlüğü yapıp evinin ekmeğini kazanırken siz alın onu, getirin yüksek bir mevkiye. Daha önceden hazırmış gibi ertesi günü selefi ayrılmadan sabah 08.00'da koltuğuna oturup işine yoğunlaşmak istesin. Selefinin ricası üzerine koltuğuna birkaç saat gecikmeli otursun.

İşe başladığının birkaç ayında ilçesinde ne kadar müdür ve yardımcısı varsa kahir ekseriyetinin kellesini, önüne gelen listeye göre bir güzel alsın. Herkesin düşmanlığını üzerine çeksin. Bunların hiçbirine aldırmasın. Kelle koltukta herkesle mücadele etsin.

Ardından yeni müdür ve yardımcılarıyla eğitim ve öğretimi düzeltmeye koyulsun, ilçesini, ilini ve Türkiye'yi hale yola koyduktan sonra yeter dinleneyim biraz demeden, ilçesini Afrika'ya açsın. O kadar işinin gücünün arasında herkes Avrupa'ya giderken o Afrika'ya gitsin, buradan götürdüklerini yetimlere dağıtsın, onların başını okşasın. 

Bugüne kadar bir dediğinizi iki etmesin. Size hiç saygıda kusur etmesin. Böyle birini daha yukarılarda değerlendireceğinize, siz onu beş yıl sonra "Yeter bu kadar" deyip alın bir kenara koyun. Bu olmaz işte. Nedir suçu? Ne yaptı size?  Kadir kıymet bilmezliktir bu yaptığınız. Bunu hak etmedi bir defa. O bir değer olmuştu halbuki. Daha ilk geldiğinde nice kelleleri alacağım demişti. Kimsenin gözünün yaşına bakmadı, aldı. İlçemi dünyaya açacağım demişti, açtı. Neyi eksik yaptı söyler misiniz? Bu haliyle de size yaranamadıysa pes doğrusu! Sizin bu yaptığınız tam bir nankörlük. 

Adam ne yapsın şimdi? Neyi araştırsın bir başına? Sonra ondaki donanım yüz de yüz. Daha neyi araştırsın? Tek başına evde ne yapsın? Çocukları sormayacak mı "Baba sen ne yaptın, niye evdesin, seni niye aldılar" diye. Hangi birine ne desin? Evde otur otur sıkılmayacak mı? Dışarıya çıksa nere gitsin, kim ona bir bardak çay söyler, kim yüzüne bakar? Az mı cesedi var arkasında? Çünkü nereye baksa kendi katil izini görür. 

Of, çekilir mi daha bu yaşta bu? Allah kimseyi bu duruma düşürmesin. Nasıl geldiyse öyle gider elbet. Dün kendisi koltuk uğruna her şeyi yapmış ve koltuğuna pislemiş biri olarak yapacağı tek şey var: Eşekten düşenlerin yanına gitmek ve onlarla dertleşmek. Aralarındaki tek fark, bazılarının geçmişinde tertemiz bir sayfa varken bununki kirli. Nasıl temizlenir bilmem? Bir dost nasihati, bir hacca gitse iyi olur. Belki oradan temizlenir gelir. Ama bunun bir şartı var, kalemiyle kanını damlattığı herkesten hacca gitmeden önce helallik almak. Değilse bin hac bile paklamaz onu.

Biraz Kendimize Ayar Versek...

Ah! Nerede o eski nesil? Nesil değişti, çocuklar yaramazlaştı, söz dinlemiyorlar, büyüklere saygı kalmadı diyerek yeni yetişen nesle kızarız. Bu nesil niçin böyle oldu? Bunda biz büyüklerin payı nedir? Bunları nasıl kazanabilir, iyiye kanalize edebiliriz diye düşünmüyoruz.

Nesil elden gidiyor, değerlerimize yabancılaşıyor, çoğu deist oluyor diyoruz. Niçin deist olduklarına kafa yormuyor, bunda bizim sorumluluğumuz var mı demiyor, çözüm yolu üretmiyoruz.

Hadisler inkar ediliyor. Bunu yapanlar oryantalistlerin yerli uşaklarıdır diyor. Ardından hadisle, sünneti karıştırarak işi sünnete getiriyor, sünneti inkar edenin dinde yerinin olmadığını söylüyoruz. Ya hep ya hiç, diyoruz. Bazı insanlar hadislere niçin bu şekil bakıyor? Sorun bu bakış açısında mı yoksa bizim bakış açımızda bir sorun mu var demiyor. Bunun nedenleri üzerinde durmuyor. Temel kaynaklar konusunda niçin anlaşamıyoruz diyerekten kendimizi bir sorgulamaya tabi tutmuyoruz.

Sorun olarak gördüğümüz, dert edinmekten ve tartışmaktan öte bir şey yapamadığımız konular çok olmakla beraber biz verdiğimiz bu üç örnekle yetinelim ve verdiğimiz bu üç örnek üzerine beyin jimnastiği yapalım.

Yeni nesil bizden farklı. Nesil bizim yetiştiğimiz ortama göre değişmiş olmasına rağmen biz hala onları kendi yetiştiğimiz döneme göre yetiştirmeye kalkıyoruz. Başarısızlığımızın temelinde bu var. Yeni nesli ve gelmekte olan nesli kazanmak ve bizim gibi olmalarını istiyorsak öncelikle onların dilini anlamamız gerekiyor. Bu dili anlamadan başarının gelmesi mümkün değil. Teknoloji çağında bizden önce her türlü bilgiye ulaşan gençliğe bizim eski usül ve yöntemlerimiz sığ ve basit gelir. Bunun için çağı okuyarak işe başlamamız gerekiyor. Çünkü çocuk yaşadığımız çağa göre yetiştirilir.

Gençlerin deist ve ateist olmasına gelince bunun sırrı da gençliğin yetişmesiyle orantılı. Sorgulayan bir nesil varken verdiğimiz örnekleri bile yenilemiyoruz. Bir firma bile sürekli sattığı ürünün tadı aynı olmasına rağmen zaman zaman jelatinini yeniler. Biz ise eski bilgileri günümüze getirirken aynı şekilde koruyoruz. Günümüz vardır bundan bir hikmetten ziyade gördüğü ve duyduğunda mantık arıyor. Bizim açıkladıklarımıza yeni bir mantık ve bakış açısı getirmemiz lazım.

Temel kaynaklarla ilgili tartışmamız toplumun gözü önünde yanlış minval üzere yürüyor. Bu da insanımızın kafasını karıştırıyor. Kapalı ortamlarda tartışılarak pişirilip piyasaya sürülmesi gereken görüşler sosyal medya ve ekranlarda gırla gidiyor. Her iki görüşün sahipleri de taraftar toplama derdinde. Halkı kutuplaştırarak bir kesimi etrafımızda toplamanın karşıt kesimi sapıklık, şirk ve tekfir ile suçlamanın Müslümanlara faydası olmaz. Sadece taraflar birbirlerini itham ederek egolarını tatmin eder.

Yapmamız gereken güzel bir üslupla geçmiş müktesebatımızı bu asrın idrakine sunmaktır. Bunu yapamazsak gençlik elden gitmeye devam eder, gençlerimiz deist olmaya yönelir, her hadis tartışması bizi bizden uzaklaştırır. İnsanlar temel kaynaklara mesafeli yaklaşmaya başlar. Burada değinmemiz gereken bir diğer husus da hep başkasına ayar vermeye çalışırken iyi örnek olmuyoruz. Biraz da kendimize ayar versek fena olmaz, diyorum.




8 Ağustos 2019 Perşembe

Müslümanca Tavır *

Müslümanca tavra insanca tavır da diyebilirsiniz. Nasıl olmalıdır sorusuna cevap aramaya çalışacağım:

*Etrafına güven vermelidir her şeyden önce.

*Hangi işi yaparsa yapsın işinin hakkını vermelidir. İşinde en iyi olmalıdır.

*Hal ve hareketiyle, konuşmasıyla çevresine örnek olmalıdır.

*Davranış ve konuşmasında nazik ve kibar olmalıdır.

*Kimsenin sözünü kesmemelidir. Karşı tarafı ön yargısız dinlemelidir. Söz sırası kendine geldiğinde konuşmalıdır.

*Olur olmaz her konuda fikrini söylememelidir. Bilmediği bir konuda bilmiyorum diyebilmelidir.

*Konuşurken emir verici, tepeden bakan bir tavır sergilememelidir.

*Farklı fikirlere tahammül etmelidir. Önce onları dinleyip anlamalıdır. Farklı fikir sergileyenlerin fikirleri yanlış ise onları doyurucu bilgi, güzel ve yumuşak bir üslupla ikna etmeye çalışmalıdır. Onlara hakaret etme yolunu seçmemelidir, kızıp bağırmamalı, hedef göstermemeli, dışlama yoluna gitmemelidir. Onları tekfir etmemelidir. Onlara sapık dememelidir. Onları müsteşriklerin yerli işbirlikçisi şeklinde itham yoluna gitmemelidir. İkna edemese bile onlarla iletişimi kesmemelidir. "Müslüman kardeşim bu konuda farklı düşünüyor" diyerekten kendimiz saygı beklediğimiz gibi onlara da saygı gösterilmelidir.

*Gündeme, sürekli anlaşamadığımız konuları getirip ayrışmayı körüklemektense, asgari müştereklerde anlaşabildiğimiz konularda bir araya gelmenin yolları aranmalıdır.

*Gizli ajandamız olmamalı. Kapalı kapılar ardında yaptığımız konuşma ile toplum nezdinde yaptığımız konuşma çelişmemelidir.

*Hata yapan, dili sürçen kişileri ayıplamamalı, tefe koymamalı. Beşerdir, şaşar. Bugün bu duruma o düşmüştür, yarın da ben düşebilirim demelidir. Yapılan açıklamayı yeterli bulmalı, öküz altında buzağı aramamalıdır. Niyet okuyuculuğu yapmamalıdır.

*Bir zaman birlikte çalıştıklarımızla yollarımız ayrıldığında, onların aleyhinde konuşmamalı, onlara yaptığımız iyilikler başa kakılmamalı. Kapı daima açık tutulmalı, onlardan hayırla bahsedilmeli.
*Hiçbir fikrin, görüşün fanatiği olmamalı. Daima orta yolu tutmalı.
*Görüşü, düşüncesi ne olursa olsun, mağdurun elinden tutmalı, mağrur ve zalime karşı koymalı.
*Irkçılık yapmamalı. Kendi ırkını aşırı yüceltip başka ırkları hor görmemeli.
*Aman dileyene, özür dileyene el kaldırmamalı. Suçlu ile mücadelede orantısız güç kullanmamalı. İnsanlara toptancı yaklaşmamalı. Amaç gözden çıkarma değil, kazanma olmalı.
*Gıybet yapmamalı, iftira atmamalı, laf taşımamalı.
*Gördüğü kötülüğü; eliyle, gücü yetmiyorsa diliyle edebince düzeltmeli. Buna da gücü yetmiyorsa kalbiyle buğzetmeli.
*Yardım yaparken en yakınlarından uzağa doğru bir yol izlemeli.
*Okumalı, düşünmeli, sorgulamalı, aklını kullanmalı. Aklını kişiye veya zümreye kiraya vermemeli. Kendini sürekli geliştirmeli.
*İşe yerleştirmede kendinden olanı değil, en ehil olanı seçmeli.
*Az konuşmalı, çok iş yapmalı, üreten olmalı.
*Her Allah, peygamber, vatan, millet, Sakarya diyene hemen güvenip teslim olmamalı. Allah ile aldatanı tespit etmeli. Güzel duyguları emellerine alet eden bu tiplere prim vermemeli.
*Her yönüyle kişiliği oturmuş bir birey olmalı, prensipleri olmalı. Makam, şöhretin değiştirdiği olmamalı.
*Kişileri görüşlerinden veya yaptıklarından dolayı eleştirirken, olayı kişiselleştirmeden, geçmiş defterleri açmadan onların onurlarını koruyarak yapmalı...

* 23 Aralık 2022 günü Barbaros Ulu adıyla Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.