Kavga kavgadır. Büyüğü, küçüğü olmaz. En küçük kavga bile kırgınlıklara sebebiyet vermekte, taraflar arasında onulmaz yaralar açmaktadır. En iyisi sorunu iletişim organı dil ile çözmektir. Dil yerine elimizi, kolumuzu kullanırsak işte bunun adı kavgadır. El ve kol da sorunu çözmez, hazırında büyütür.
Kavganın her türünden uzak durmak lazım. Hele aile kavgasından. Çünkü kavgaların en büyüğüdür. Aile derken karı koca arasındaki kavga, aile bireylerinin birbiri arasındaki kavga, akrabaların birbirleriyle yaptığı kavgalar akla gelir. Bunlarla yapılan kavgalar bitmez, ilanihaye devam eder. Çünkü bunların kavgası yabancılarla yapılan kavgalara benzemez. Başkası ile kavga yaparsın, birbirinizin kafasını, gözünü yararsın. Sonra çeker gidersin. Bir daha birbirinizi görmezsiniz. En kötü ihtimalle mahkemelik olursun. Aile ve akraba kavgası böyle mi? Yeri gelir saç baş yolar, kafayı gözü kırar, adliyelik de olursun. Ama bitmiyor ki... Çünkü akşam sabah berabersin. Saman alevi gibi görünce yine parlarsın. Hiç bir araya gelmeyelim desen bile düğün, cenaze ve benzeri yerlerde yine karşılaşırsın. Yani akraba ve aileyle kavga ettikten sonra ne hali varsa görsün deyip çekip gidemezsin. Neredeyse kıyamete kadar sürer gider. O yüzden kavgaların en büyüğü akraba veya aile kavgası diyorum.
Hasılı en güzeli kimseyle kavga yapmamaktır. Yok illaki yapacağım ya da o gelir beni bulur diyorsan kavgayı kan ve akrabalık bağı olmayan kişilerle yapacaksın. Böylesi kavgalar bir müddet sonra durulur. O yoluna, sen yoluna gidersin. Akraba öyle değil. Çünkü akrabayı kendin seçmiyorsun ve değiştiremiyorsun. O yüzden sen sen ol, akraba ile ye, iç, otur, kalk ama asla kavgaya tutuşma. Sorununu içine at. Gerekirse o sorun seni yesin, bitirsin. Yine de sen aile kavgasından uzak dur. Çünkü kavgaların en büyüğüdür.