31 Mayıs 2019 Cuma

Bu Dervişin Fikri Nedir?

Tilkinin yüz planı olurmuş, bunun 99'u horozu nasıl haklarım üzerineymiş. Şaşırttı mı bu plan beni? Hayır. Tilki bu. Rızkının peşinde. Bunu elde etmek için her türlü hile ve desiseyi devreye sokar. 

Günümüzde bazı insanlar vardır ki tilkiyi aratmaz. Ne iş yaptıkları, hangi koltuğu işgal ettikleri önemli değildir. Birinci öncelikleri ne ise koltuğu ona alet ederler. Bu tiplere dervişin fikri ne ise zikri de o olur denir. Mesela bir okul müdürünü düşünün. Okul müdürünün birincil önceliği ne olabilir? Herhalde okulunu eğitim ve öğretim yönünden olması gereken en iyi noktaya taşımak olmalıdır. Bunun için personeli ile iyi bir iletişim dili geliştirmesi ve öğretmeni, öğrencisi ve velisiyle iyi bir sinerji meydana getirmesidir. Öğretmeninin fotokopi işleri başta olmak üzere her türlü ihtiyacını karşılamak için çaba sarf etmelidir. 

Ama bu müdür kağıt, kırtasiye ve fotokopi işlerini para yok diye öğretmenlerinin üzerine yıkar, bunun yerine kimsenin okumadığı bir okul dergisi çıkarmak için okulun imkanlarını dergi çıkarmaya harcarsa,

Yine bu okul müdürü eğitim ve öğretimden ziyade sportif faaliyetlere özellikle futbola öncelik veriyorsa,

Yine bu okul müdürü devamsızlık yapan, okuldan kaçan, yaramazlık yapan öğrencileri ailesine haber vermiyor, mesaj göndermiyor, onlarla ilgili bir işlem yapmıyor ise...

Sorarım size bu okul müdürünün birinci önceliği eğitim ve öğretim mi yoksa ne? Herhalde vereceğiniz cevap eğitim ve öğretim bu okul müdürünün nezdinde ilk üçe girmez.

Ama böyleleri eğitim ve öğretimin başında. Nasılsa yürüyor takur tukur. Kaç öğrenci iyi bir liseye yerleşmiş, hiç öyle bir derdi olmaz. Bu tip müdürlerin başında onları denetlemekle görevli amirlerin de bu okullar daha önce neredeydi, şimdi nerede diye bir inceleme ve hesap sorma gibi dertleri olmaz. Varsa yoksa şov peşindeler. 

Sonra da bu eğitim ve öğretim niçin böyle der dururuz. Suçlu ararız durmadan. Eğitim ve öğretim birinci önceliği olmayan bu tiplerin elinde okullar iyi ayakta duruyor.

Her Günümüz Bayram Kıvamında Olsun! *


Daha önceki ümmetlere farz kılındığı gibi bizim için de ramazan ayında tutmamız emredilen oruç ibadetini yüzümüzün akıyla bugün bitirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Karşılığında ödül olarak bu dünyada bir bayramı hak ettik. Ödülümüz sadece bir bayramla sınırlı değil elbet. Ahiretteki ödülümüz bakidir. Zira Buhari'de geçen bir hadise göre Allah, "Oruç yalnız benim içindir. Onun ecrini de doğrudan doğruya ben veririm" buyurmaktadır.

Anladığım kadarıyla oruç tutmanın sevabı rakamlarla ifade edilemez. Çünkü oruç ibadeti diğer ibadetlerden farklıdır. En büyük farkı da oruçta gösterişin olmamasıdır. Yani bu ibadetin yalnızca Allah için yapılmasıdır.

Şükür ki tuttuk. Yılın uzun günlerine denk gelen bu ramazan orucu zor olmadı mı? Elbette zor oldu. Oruç tuttuğu için açlık ve susuzluktan ölen oldu mu? Duymadım.

Orucunu eğip bükmeden, mazeret uydurmadan tutanlara ne mutlu! Allah kabul etsin. Karşılığını bol bol versin.

Oruç tutmak isteyip de hastalığından dolayı orucunu tutmayan ve tutamadığı orucun üzüntüsünü duyan kimselerin niyetlerine göre Allah, karşılığını ve oruç tutma sevabı versin.

Orucun önemini bildiği halde nefsine söz dinletemeyip orucunu yiyen fakat oruçlu gibi görünen, yediğini oruç tutanlara saygısından dolayı gizleyenlere Allah bundan sonra tutmayı nasip etsin. Onlara oruç tutmanın hazzını tattırsın.

Orucun önemine inanmadığı için oruç tutmayan ama yeme ve içmesini kimseye göstermeyen kimselere bu hassasiyetlerinden dolayı teşekkür ediyorum.

Orucun önemine inanmadığı gibi bunu alenen yiyip içerek gösteren kişilere gelince Allah bunlara hidayet ve utanma duygusu versin. Bu ibadeti yerine getirmediği için bu kimselere Allah'tan korkmuyorlarsa bile kuldan utanma şuuru versin. İnşallah onları da karşılığı sınırsız olan orucu bir gün tutmayı nasip etsin.

Daha oruç tutma yaşı gelmediği halde oruç tutmak için çaba sarf eden, oruç heyecanını yaşayan küçük çocuklardaki bu oruç samimiyetinin büyüdükleri zaman da artarak devam etmesini diliyorum. Çocuklardaki bu oruç tutma aşkının büyüklerde de olmasını temenni ediyorum.

Bu bayramın birlik ve dirliğimize katkı sağlamasını, ülkemize ve insanımıza huzur getirmesini canı gönülden istiyorum. Allah birbirimize güvenmeyi nasip etsin. Her günümüz bayram kıvamında olsun!

*03/06/2019 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.


Gevezeyim Geveze!

2010 yılında yeni görev yerime atandığımı duyan yardımcım; kimdir, necidir, nasıl biridir, ben kiminle çalışacağım, gelecek kişi ile uyumlu çalışabilir miyim diye daha önceki çalıştığım ilçede görev yapan tanıdığı birine beni sormuş. "Ha şu çok konuşan mı" demiş kendisine sorulan kişi benimle ilgili. Yani geveze imişim. Madem söz benden açıldı. Beraber irdeleyelim. Geveze olup olmadığıma birlikte karar verelim.

Bana sorarsanız çok konuşan biriyim ama geveze olduğumu bugüne kadar hiç kabul etmedim. Bu konuda haklı olduğumu, bana yapılan bu ithamın düpedüz bir iftira olduğunu düşünüyorum. En azından böyle olmadığıma kendimi inandırmaya çalışıyorum. Kendimi inandırabildim mi? Halen değil ama ikna konusunda pes etmiş değilim.

*Sessizliği sevmem. Nerede bir sessizlik görsem dalarım.

*Konuşanı sevmem. Varsa yoksa ben konuşacağım. 

*Konuşulan konu hoşuma gitmezse araya girer, gündemi kendim oluştururum. Hiçbir şey yapamasam pişmiş aşa su katar, konuyu sulandırırım.

*Bir konuda yeterli donanıma sahip miyim demem. Her konuda fikrimi söylerim. Konuşacak sözüm bitse bile sözü kimseye vermem. Dediğimi bozuk plak gibi döner döner, bir daha söylerim.

*Konuşurken biri üzülecek mi, kırılacak mı demem, sözümü tartmadan salarım ortaya. Sözlerim bazen cuk diye oturur, tasvip görür; bazen de pot olarak bana döner, pişmanlık duyarım.

*Başka konuşanları yeterince ciddi dinlemem.

*Her lafa, her kişiye cevap veririm.

*Yaptıklarından dolayı insanları eleştirmeye bayılırım.

*Şu konuda susayım demem, her konuda fikrimi söylerim. Kendi fikrimden başka fikirleri kolay kolay benimsemem. Varsa yoksa benim fikrim, en iyi fikirdir. 

*Konuşurken yorulmam. Konuştukça açılırım, yeter ki bir dinleyen olsun. Tek üzüntüm uykuda iken konuşamamak. Her uykumu kayıp saatlerim olarak değerlendiririm. Bundan dolayı uykusuzluk ilacı bulsam gözümü kırpmadan içeceğim. 

*Satranç oynamayı severim. İyi de oynarım. Kolay kolay yenilmem. Yenilirsem bu yenilgiyi belli etmesem de kolay kolay hazmedemem. Bir sessizlik ve bir seviye oyunu olmasına rağmen satranç oynarken bile konuşurum. Geçmişte benimle sürekli satranç oynayan ve yenilmeye doyamayan biri, ben ayrıldıktan sonra arkamdan "Ben aslında bunu yenerim. Bakmayın siz yenildiğime. Ben bunun oyununa değil, çenesine yeniliyorum" dermiş. Ben daha sonra bunu başkasından duyar, gülerdim.

*Geçmişi çok tekrarlar, kıyaslarım. Konuşmamın aralarında bol bol örneklendirme yaparım. Bazen verdiğim örneklerden sözü nereye getireceğimi unutur ama pes etmez, yine konuşmaya devam ederim.

*Konuşmalarımda kinaye, hiciv, telmih, mizah eksik olmaz. Kırar incitirim. Yalnız kalınca kırdım, bir daha yapmayayım desem de kalabalığı görünce yine döktürmeye devam ederim. 

Bu yazımda hep kendimden bahsederek biraz bencil davrandım ama işte ben böyle biriyim. Şimdi sorarım size: Ben geveze biri miyim diye. Cevabınız evet ise size teessüf eder, alınır ve kırılırım. Kırılınca kırar dökerim. Yok fazla konuşmuyorsun derseniz aklın yolu birdir. Ben de aynı kanaatteyim. Şimdi size başka bir soru sorayım: Benim gibi çok konuşan başka biri var mı? Var, olmaz mı diyorsanız benim tek eksiğim mikrofonsuz ve ekransız olmaktır herhalde. 

Allah az konuşanlardan ve konuştuğunu ölçüp tartanlardan eylesin. Söz gümüş ise sükut altındır sözünü prensip edinenlerden ve taş yerinde ağırdır sözü gereği ağır olmayı tercih edenlerden kılsın.