13 Şubat 2019 Çarşamba

Haftalık Ders Programları (6)

Adana'dan Konya'ya yazılı sınav puanıma göre atandım. Ders Programı yapılacak. Daha önce okulun programını bir öğretmen elle yapıyormuş. Ne müdürlüğü devraldığım eski müdür ne de gelen müdür yardımcılığı yapan müdür yardımcısı biliyor. Hoş maaş ve ek dersi yapmayı da bilmiyor. İşin garibi program yapmayı ben de bilmiyorum. Neyse iş başa düştü. Bu program yapılacak.

Ben Sarayönü ilçesinde görev yapıyorum. Cihanbeyli'de müdürlük yapan bir arkadaşa telefonla öğretmen isimlerini ve girecekleri ders yükünü vererek program yaptırdım. Hafta sonu Konya merkezde buluşarak yapılan ders programını alıp pazartesi günü öğretmenlere verdim. Bir öğretmene salı günü tek ders konmuş. Öğretmene, hocam! Aceleyle bu program yapıldı, başkasına yaptırdım. Bir iki hafta idare edelim. Bu bir saat burada şık durmuyor dedim. Sağ olsun öğretmen anlayış gösterdi.

Birkaç hafta sonra bir firmanın okullara sattığı "Haftalık ders programı" ismini verdikleri programı satın aldım. Nasıl yapıldığını, ne şekilde kullanıldığını bilmediğim programın kullanılışını göstermek ve ders programını yapmak için Konya merkezden bir müdürü pazar günü okula (Sarayönü) götürdüm. Sağ olsun programı gösterdi ve bir program daha yapıverdi.

Her program değişikliğinde bir başkasını getirip program yaptırmak olmazdı. Çünkü taşıma suyla değirmen dönmezdi. Kısa zamanda uğraşa uğraşa kendimin de hoşuna giden ders programları yapmaya başladım. 

Ders programı değişeceği zaman şimdiki gibi whatsapp olmadığı için öğretmenlere imza sirküsü çıkararak "Ders programı yapımında istediklerinizi şu tarihe kadar alt tarafta bıraktığım boş kağıda yazmanızı rica ederim." şeklinde görüş istedim. 

Ders programı yapacağımda öğretmenlerin isteklerini programa komut verdim. Hiç istekte bulunmayan öğretmenleri de istekleri varmış gibi gözeterek sisteme işledim. İstediğim şekilde iyi bir program ortaya çıksın diye "programı yap" komutunu verdim. Saatlerce programın yapılmasını bekledim. Baktım olmayacak, alternatifleri devreye soktum, pencereleri birer artırdım, bazı blog dersleri ayırdım. Program yapılınca kaydetmeden her bir öğretmeni tek tek kontrol ettim. Hepsi güzel derken bir öğretmenin programını beğenmezdim. Programı bozar, yeni program yapardım. Bu şekilde 20-30 defa program yapar bozardım. Ama yorulduğuma değerdi. Çünkü ortaya herkesi memnun eden bir program çıkardı. Herkese göre programı bana göre biraz bozuk olan ders programı olursa öğretmene programını vermeden hocam! Sizin program istediğim şekilde olmadı. Diğer programda size öncelik vereceğim, kusura bakma derdim. İşin garibi benim beğenmediğim programı çoğu zaman öğretmen beğenirdi.

Benim yaptığım ders programlarında nöbetçi olduğu günün dışında hiçbir öğretmenin kolay kolay boş penceresi olmaz. Öğretmene tüm gün ders vermeyeceksem ya sabahı ya da öğleden sonrayı kapatır, araya öğle arası girmemesine özen gösterirdim. 11 yıl okul müdürlüğü yaptım. Bazı konularda bazı öğretmenlerle sorun yaşadım ama hiçbir öğretmen bana veya ardımdan çok kötü program yapardı demedi. Çünkü herkes verdiğim programı tasvip ederdi. Yapamadığım isteği hangi gerekçeyle yapmadığımı da izah ederdim.

Niyetim kendimi övmek değil. İyi idarelik yaptığım iddiasında da değilim. Ders Programı yaparken hassasiyetimi dile getirmeye çalıştım. Çok kötü program yapan idarecilere örnek olsun istedim. Başka bir amacım yok. Çünkü bir ders programı yüzünden insanlardaki adalet duygusunu yok etmemek lazım.


Haftalık Ders Programları (5)

Adana'da kadromun bulunduğu okulda toplam 11 saat olan ders yüküme girmeye devam ederken okulumuzun yakınına o zamanlarki adı düz lise olan yeni bir lise açıldı. Okulun benim branşımdan öğretmene ihtiyacı varmış. Girer misin dediler. Girerim dedim. Okulum perşembe günümü boşaltarak o okulda derse girebileceğimi söyledim.

4 saati maaş karşılığı olmak üzere toplam 7 saat derse girdim kadromun dışındaki okulda. 

Bu okulda programı bir öğretmen yapıyordu. Çünkü program yapmadan anlayan idareci yokmuş. Sağ olsun bu okul bana öyle bir program yapmış ki evlere şenlik. Sabahın yedisinde erkenden başlayan dersim ikili öğretim yapan bu okulda akşam yediye kadar devam etti. Toplam 12-14 saat dersin görüldüğü okulda ben sabahtan akşama bir saat girdim, üç saat boş bekledim. Sonra bir saat daha girdim, ardından tekrar boşa çıktım. Gören de bu adam akşama kadar derse giriyor sanır. Halbuki girdiğim ders toplamı yedi saat. Girdim mecburen. Çünkü girerim sözü ağzımdan çıkmıştı bir kere. Bir dönem boyunca hem beklemekten koruk oldum hem de Çin işkencesi gördüm.

Bir gün ders programını yapan öğretmeni gördüm. Sayın hocam kusura bakmayın. Ama böyle program yapılmaz. Yaptığın programda biraz empati yapmalısınız" dedim. "Olmuyor, ancak bu kadar olabildi" dedi. Sayın hocam, olmayacak olan ne? Nasıl komut verirsen program öyle çıkar.  Senin program nasıl düzgün çıkıyor? Lütfen suçu programa atmayalım. 7 saatlik derse siz 14 saatlik pencere açarsanız program böyle olur. Ama ben bir idareci veya programı yapan biri olsam düşmanıma bile böyle program yapıp vermem. Ayrıca Konya'da bir Anadolu Lisesine müdür olarak gidiyorum. Gittiğim zaman yaptığım programın bir örneğini size göndereyim. Bir program nasıl yapılırmış bir görün dedim. Ne mi dedi? Sessizlik. Başka ne diyecek? Adamın adı Hıdır, elinden gelen budur. Keşke beceremiyorum dese kalkıp sonundan öpecektim. Gerçi ne yaptığını bilmeyen çapsız  birinin neresini öpeceksiniz? Ağzınızı kirlettiğinize değmez. Adamın tek yaptığı yani program yapmadaki amacı kendi ve birkaç yandaşının programını en iyi şekilde yapmak. Ben de kim oluyorum? Yalova Kaymakamı kadar bile değerim yoktu onun nazarında.


Haftalık Ders Programları (4)

2001 yılında Adana merkezde bir Anadolu Lisesine nakil geldim. Okuldaki ders yüküm toplam 11 saat. Verilen ders programını elime bir aldım. Salı günü 7 saat, diğer günlerde birer saat ders verilmiş. Cuma günü biteceğim tek ders de cuma namazı saatine denk gelmiş.

Okul müdüründen imza karşılığı teslim aldığım ders programına göre derslerime girmeye başladım. Bir ara yolum programı yapan müdür başyardımcısının odasına düştü. Sayın hocam benim programım nasıl, istersen bir göz at, beğenecek misiniz bakalım dedim. Baktı. "Fıstık gibi program!" dedi. Anlaşılan sizin fıstık anlayışınızla benim fıstık anlayışım farklı dedim. Valla hocam kastım yok, program böyle çıkmış, seni severim dedi. Sayın hocam biliyorum kastınızın olmadığını. Ben de sizi sever sayarım. Kastınız olsa müdür başyardımcısı ile aram iyi değil, o yüzden programımı bozuk verdi derim. Üstelik bu programı diğer müdür yardımcısına gösterdim, ne dersin dedim. "Kasıt var" derim, dedi. Sonra program böyle yapmış olur mu? Nasıl komut verirseniz program ders programını öyle dağıtır. Haydi her şeyden geçtim. Ben cumaya nasıl gideceğim, dedim. Hocam, cumaya git dedi. İyi hocam cumaya gideyim ama zaten bir sınıfa haftada bir saat dersim var. Bu ders saatinde de cumaya gidersem bu dersi nasıl telafi edeceğim, dedim. Hocam en kısa zamanda değişiklik olursa cuma saatine ders vermeyeceğim dedi. Ders saatim az zaten. Ha cuma günümü boş bıraksan ne olur dedim. Boş gün verme prensibimiz yok dedi. Sma prensiplerinin arasında okulun Din Kültürü öğretmenine ders verme prensibin var dedim. Gülüştük.

Birkaç ay boyunca değişmeyen bu ders programına göre cuma namazına gittim. Nasıl mı? Bir önceki dersin teneffüs zili çalar çalmaz sınıfa giderek teneffüsü de alarak dersi işledim. Saat 12.00'ye kadar ders işledim. Ezanla beraber öğrencileri sınıfta bırakarak cumaya gittim. 45 dakikalık dersin en azından 30 dakikasını bu şekilde işledim.

Normal şartlarda kendi programım dışında bir başkasının ders programına bakmam. Ne moralim bozulsun ne de beni ilgilendiriyor. Ama ben öğretmenler odasında bomboş otururken bazı diğer öğretmenler geliyor okula. 4-5 saat dersine ardı arkası girip çekip gidiyor. Tüm suçum ders yükümün az olmasıydı. Ama dersi az ve okulun prensibi diye bir öğretmen de bir saatlik için okula getirtilmez. En azından salı günü yedi saat vereceğine her güne 2, bir gün de üç saat ders gelecek şekilde bir program yapılabilirdi.

Salı dışında diğer günlerde birer saat derse girdim. Bana hiçbir şey olmadı. Girip dersime, dersimi anlattım. Ne rapor ne sevk alma yoluna gittim. Kimseye ne kırıldım ne de üzüldüm. Bu benim ayıbım değildi. Gördüğünüz gibi bana bir şey olmadı, hala yaşamaktayım.