5 Kasım 2017 Pazar

Eğitimde Başarının Anahtarı

ABD ve dünyanın önde gelen üniversitelerinden olan Harvard Üniversitesini ziyareti sırasında Abbas Güçlü, üniversite yetkilisine "Sizi diğer üniversitelerden farklı kılan nedir" diye sorar.

"Bizi farklı kılan bir şey yok…güzel binalar, iyi derslikler, donanımlı kütüphaneler, iyi hocalar, iyi öğrenciler birçok yerde var. Hepimiz aynıyız. Bizi farklı kılan, biz değil; bizi öyle gören" cevabı nı verir yetkili.

Ne zaman okullarımıza bu gözle bakarsak eğitimde başarılı oluruz. Başarının reçetesi budur. Yoksa hiçbir sistem bize çare olmaz. Her yeni sistem bize acı reçete sunmaya devam edecektir.

O zaman güzel bakıp güzel düşünmek gerekiyor. Olanı kabul edip olanla yetinmek, olanın en iyisi olmak için çabalamak gerekiyor. Olumsuz bakış açısı bizi bir yere götürmez. Sonu hüsrandır, hezimettir.

Bunun için tüm paydaşlar bakışımızı müspete döndürelim. Diyelim ki;
-En iyi okul, okuduğum okuldur,
-En iyi okul, görev yaptığım okuldur,
-En iyi okul, evime en yakın okuldur,
-En iyi öğrenci, okuttuğum öğrencidir,
-En iyi okul, mahallemdeki okuldur,
-En iyi yönetici, bizim yöneticimizdir,
-En iyi veli, bizim velilerimizdir,
-En iyi öğrenci, ihtiyacını bilen öğrencidir,
-En iyi öğrenci, sorumluluğunu taşıyan öğrencidir,
-En iyi veli, korumacı olmayan velidir,
-En iyi arkadaş, okulumdaki, sınıfımdaki öğrencidir,
-En iyi bakan, öğretmenine değer veren, onlara saygı gösterendir,
-En iyi paydaş, olanla yetinip üzerine koymaya çalışandır,
-En iyi sistem, mevcut sistemdir,
-En iyi personel, okulumuzun personelidir,
-En iyi çocuk, kendi çocuğumdur,
-En iyi iç ve dış paydaş, birbirine empati yapandır,
-En iyi iç ve dış paydaş, eleştiriye açık olandır,
-En iyi iç ve dış paydaş, işini ibadet aşkıyla yapandır,
-En iyi iç ve dış paydaş, birbirine çelme takan değil, birbirinin eksikliğini örten ve tamamlayandır,
-En iyi iç ve dış paydaş, birbirine faydalı olandır,
-En iyi eğitim, rızık endişesi taşımayan eğitimdir,
-En iyi eğitim iç ve dış paydaşların kenetlendiği okuldur,
-En iyi bakış açısı, olaylara olumlu bakmaktır,
-En iyi iç ve dış paydaş, dışarıdan destek ve takviye almayandır,
-En iyi iç ve dış paydaş, birbirindeki cevheri ortaya çıkarandır,
-En iyi sistem uzun soluklu olan, kaç nesli aynı kriterlerle mezun edendir,
-En iyi okul, paydaşları motive edendir,
-En iyi okul, notun hakkaniyet ölçüsünde verildiği yerdir, herkesin hakkına razı olduğu mekandır,
-En iyi okul, birbirinin hakkını koruyan, birbirinin hakkını çiğnemeyen okuldur,
-En iyi okul, paydaşlarını suçlamadan sorgulayan ve birbirine karşı vicdani sorumluluk çerçevesinde hesap veren okuldur,
-En iyi okul, problemi örten okul değil, çözmek için emek sarf eden okuldur...
 05.11.2017

Okullar Sahasında Nasıl Bir Numara Olur?

Liselere geçişle ilgili yeni açıklanan sisteme göre ortaokulu bitiren öğrencilerin % 90’ı adrese dayalı sisteme göre bölgesindeki okullara yerleştirilecek. Her sistemin olumlu-olumsuz yönleri olabilir. Çünkü hiçbir sistem kendi başına yüzde yüz doğru bir sistem değildir. Normal şartlarda adrese dayalı öğrenci yerleştirilmesini savunurum. Çünkü en iyi okul evine en yakın okuldur. Normal akışına bırakılırsa, ayrıca mahallemizdeki okula; öğrencisiyle, velisiyle, öğretmeniyle, idarecisiyle, mahalle sakinleriyle gereken önemi verilirse mahallemizdeki okul, pekâlâ başarılı olur. 

Öncelikle tarafların mahallesindeki okuluna inanması ve kafalarındaki “Mahallemizdeki okul kötüdür” algısını değiştirmeleri gerekiyor. Bu değiştirilmediği müddetçe biz çok sistem eskittiğimiz gibi okul da eskitiriz. Aslında okulları okul yapan öğrencinin kendisidir, bakış açımızdır aynı zamanda. Bakış açımızı değiştirsek her şey hallolunur. Eğitim ve öğretimle ilgili yazılar yazan Sayın Abbas Güçlü, 19/08/2017 tarihli Milliyet gazetesindeki köşesinde “Harvard’ı dünyanın en iyisi yapan değerler ne?” başlıklı yazısında şu açıklamaya yer verir: Harvard’ı temsilen “Prof. Herschbach’a  … Harvard’ı farklı kılanın ne olduğunu sordum. “Bizi farklı kılan bir şey yok…güzel binalar, iyi derslikler, donanımlı kütüphaneler, iyi hocalar, iyi öğrenciler birçok yerde var. Hepimiz aynıyız. Bizi farklı kılan, biz değil; bizi öyle görenler” dedi.

Sayın Güçlü’nün ne demek istediği sanırım anlaşılmıştır. Harvard’ı Harvard yapan çevrenin, okumak isteyenlerin bakışı. Demek ki okul hakkında güzel düşünmüşler, meyvesini de güzel bir şekilde topluyorlar. Harvard’a bakan gözleri buraya getirelim, ya da biz Harvard’a bakan kişiler gibi okullarımıza bakalım, okullarımız başarı üstüne başarı yakalar. Mahallemizdeki okulu beğenmez, burun kıvırırsak okulumuzda dünyanın en iyi sistemi uygulansa, birinci sınıf öğretmen ve yönetici okulumuzda çalışsa inanın mesafe kat edilmez. Eğri oturup doğru konuşalım, her birimiz en iyi okul, en iyi öğretmen, en iyi müdür arayışı içindeyiz. Çoğumuz muhitimizdeki okulu beğenmeyip daha uzaklara çocuğumuzu kaydediyoruz. Çünkü “Bizim okul iyi değil, mahallenin çocuklarının seviyesi düşük, zaten buraya düzgün öğretmen gelmez” şeklinde bir algımız var. Biz hep uzağı severiz. Sanırız ki uzaktan gelen davulun sesi hoş çıkar misali. Evlenirken de böyle değil miyiz? Mahallemizde gelin adayı komşu kızı veya damat adayı oğlan vardır. Onu hiç görmeyiz. Gözümüzü uzağa dikeriz. Okullara bakışımız da maalesef böyledir.

Mahallesindeki okulu beğenmeyen, okul iyi olsun diye çabalamayan ve alıp çocuğunu ötedeki okula veren bir kişiye kusura bakmasın kendine Müslüman derim. Tüm mahalleli öncelikle kendi mahallesine, kendi çocuğuna, kendi öğretmen ve idarecisine inanmalıdır. Herkes önce kendi evinin önünü ve mahallesini temizlemelidir. Güzel gören güzel düşünür. Kafasındaki olumsuzlukları atamayan kişilerin eğitim ve öğretime verebileceği bir şey yoktur.

Çocuğumuz hangi okul türüne giderse gitsin her okulu sahasında en iyi yapmak için tüm paydaşların inanarak ellerini taşın altına koymalıdır. Hepsi inanırsa mahalle okulunda iyi bir sinerji meydana gelecektir.
Sonuç, kötü olarak gördüğümüz okul kötü, iyi olarak gördüğümüz okul iyi olacaktır. İnanmıyorsanız haydin hep birlikte deneyelim. Zaten denemediğimiz sistem kalmadı. Bunu da denersek bir şey kaybetmeyiz. 05/11/2017



Eyvah! Tüm Liselerimiz Fen Liseleri Seviyesine Çıkarılacakmış...

Yeni ortaöğretime geçiş sistemini açıklarken Sayın Bakan,  "Esas gayemiz sınavsız liselere geçişi sağlayabilmektir. Bunun için ne yapmak lazım? Bizim bütün liselerimizi fen lisesi ayarına, sosyal bilimler ayarına ve proje okulları ayarına çıkarmamız lazım. Bu yolda gerçekten çok büyük mesafe kat ettik, bunu gururla söyleyebilirim. Fen lisesi sayımız 302, öğrenci sayısı 120 binin üzerinde. 12 bindi öğrenci sayısı, 120 binin üzerine çıkardık. 10 kattan fazla arttırdık. Hiçbir bölümde böyle bir artış da yok." dedi. Türkçesi yeni sistemle hedeflerinin tüm liseleri fen liseleri ayarına çıkarmak. Kulağa hoş gelen bu cümleyi duyunca 'eyvah' dedim. Niçin mi?

Bakanın fen liseleriyle ilgili bu açıklaması bana Sabık MEB Bakanı Nimet Çubukçu'yu hatırlattı. O da tüm düz liseleri Anadolu Lisesine dönüştürme kararını vermişti. Amaç kangren haline gelen düz liselerden kurtulmaktı. Aklı sıra tüm okulları Anadolu statüsüne dönüştürerek Anadolu Lisesi seviyesine çıkarmaktı. Sınavsız öğrenci alan liselerin isimlerinin sonuna ...Anadolu Lisesi eklendi. Geldiğimiz noktada liselerimiz, Anadolu Liselerinin seviyesine çıkamadığı gibi Anadolu Liselerini aşağıya çekti. Yani Anadolu Liseleri düz lise seviyesine indi.

Sayın Yılmaz'ın tüm okulları fen liseleri seviyesine çıkarma düşüncesini yukarıda tüm liselerin adını Anadolu'ya dönüştürme fikir ve uygulaması ışığında düşündüğümüz zaman 'Anadolu liselerini bitirdik, şimdi sırada fen liseleri var. Onları da aşağıya çekersek bu iş tamam' demektir. Bakanlık, fen liselerinin akıbetini Anadolu Liselerinin akıbetine dönüştürmeyeceğiz diye düşünse bile siyasilerin, etkili ve yetkili kişilerin bölgelerine fen liseleri açtırmak veya bazı okulları fen liselerine dönüştürmek için girişimlerde bulunurlarsa hiç şaşırmam. Mevcut fen liselerinin sayısı bile fazlayken sayısının değişik saiklerle artırılması bu okulların da kalitesini iyice düşürecektir.

Tarafların iyi niyetinden hiç şüphem yok. Ama okullarımızla dama taşıyla oynar gibi oynamayalım. Getirdiğimiz her bir sistem bizi daha da geriye götürmektedir. Lütfen okulları kendi haline bırakalım. Gözde okulların sayısını artırarak, proje okulların sayısını çoğaltarak yazık etmeyelim. Herkesi, istediği okulda okutacağız; veliyi, öğrenciyi memnun edeceğiz oportünistliğinden vazgeçelim. Okulları kendi haline bırakalım. Su akar, mutlaka yatağını bulur. Tek yapacağımız sorumluluk verdiğimiz öğretmen ve yöneticiye yetki, başarı beklediğimiz öğrenci ve velisine sorumluluk verelim. Herkesi okutacağız, okullaşma oranını artıracağız psikolojisinden uzaklaşalım.

Eğitimin iç ve dış paydaşları kendini sorguya çekmeli, nefis muhasebesi yapmalı. Öğretmen ederinden fazla not vermemeli öğrenciye. Veli, ileride lazım olur, özel okullar tam puan veriyor, diye öğretmenin başına ekşimemeli. Olmayacak duaya nasıl amin denilmezse olmayacak öğrenci üzerine oyun kurulmamalı. Ders yönünden yeteneğini göstermeyen öğrencinin hep birlikte yeteneğini ve ilgisini tespit ederek kararımızı verelim. Çocuk 24 yaşına geldikten sonra hayatın acı yönüyle yüzleşeceğine 13-14 yaşında hayatın acı yönlerini görsün ve tedbir alınsın. Şişirilmiş notlar değil bizim reçetemiz. Herkes okullardaki sınav sistemine razı olsa, gerçek hakkını verse ayrıca merkezi sınava bile gerek yok. Şişirilmiş notlar sadece problemi öteler. Farkına varıldığı zaman hasta kangren olmuştur. 05/11/2017