14 Ağustos 2017 Pazartesi

ÖSYM: "Öğrenciyi sevindirme/sevindirmeme yönetim merkezi"

15 dakika kuralıyla ciddi bir kurum olduğu imajını veren ÖSYM, yerleştirmede yeniden hesaplama yaparak yaptığı hesap hatasını düzeltti. Daha önce yerleştirdiğini 'pardon' diyerek kapı dışarı etti. Yerleştirmediğini yeniden yerleştirerek sevinen ve sevinmeyenlerin dengesini korudu. Önce sevindirdi sonra üzdü. Ardından tekrar üzdü, sonra sevindirdi.

Yaptığı bu yeni değerlendirme ile tekrar gündem olmayı başaran ÖSYM'yi tebrik eder, başarılarının devamını dilerim. Hata denirse yaptığı bu hata kadı kızında da olur. Ne kadar hata yaparsa yapsın, bir iyi yönün var. Hatasını hemen telafi ediyor, 15 dakika kuralı hariç...

Eksik olma ÖSYM! İyi ki varsın...

Madem yaptın yapacağını! Haydi bir iyilik daha yap. Açılımı, 'Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi' olan adını, 'Öğrenciyi Sevindirme/Sevindirmeme Yönetim Merkezi' olarak değiştir de tam olsun. İşte o zaman kimse eksiklik bulamaz sende. Ama ne yaparsan yap, 15 dakika kuralından hiç vazgeçme! 13.08.2017

Alametifarikam: Saçlarım

1994 
Görüntünün olası içeriği: 10 kişi, iç mekan
1990
Yandaki gördüğünüz fotom 1994 yılına ait. Yani 30'lu yıllarım. Saçların biraz daha seyrelmeye başladığı, yanlardaki saçların döküldüğü yıllar... Bu fotoğraftan, sanal alemdeki kapalı grupta eski öğrencilerimin:  "Bu hocayı tanıyan var mı" diye paylaştıkları zaman  bir vesileyle haberdar oldum.

Nereden nereye? İlkokula gitmemle beraber başkasının "Çilli" demesiyle yüzümü; boyalı, kınalı  denmesiyle saçımı tanıdım. Zaman zaman "Boyalı," "Kırmızı," "Sarı," "Turuncu," "Havuç kafa" dendi. Ben kendimi renk özürlü biliyordum. Farklı farklı tanımlamalardan bu özrün başkalarında da olduğunu gördüm. İsmimle değil de Allah Teala'nın "Sıbğatullah" boyasıyla boyadığı saçımın rengi ile zikredilmem özellikle küçüklüğümde zoruma giderdi. Çoğu zaman içime atar, üzülürdüm. Bazen de gözyaşı dökerdim ıssız, bucaksız köşelerde.

Tarak geçmez, sıkı, sert saçlarımdan berberler de nasibini aldı. Benim saçları keserken zorlanırlar, elleri yorulurdu. Her fanide olduğu gibi bendeki saçların dökülmeye ve seyrelmeye başlaması öyle zannediyorum, en fazla berberleri sevindirmiştir. Şimdilerde keserlerken fazla zorlanmıyorlar artık.

2016
Sağ yandaki 2016 model fotoma baktığınız zaman saçlardan eser kalmamış. Beni tanıyanlar, benden bir parça olan saçlarımla tanırdı. Askerde bile içtima yerini karıştıranlar benim sayemde yerlerinin tespitini yaparlardı.

Görüldüğü gibi ne turunculuk, ne havuçluk, ne  de kırmızılık kalmış. Alametifarikam olan saçlardan pek eser kalmamışa benziyor.

Ne gelirse O'ndan'dır. Dünkü boyamdan da razıyım. Bugünkü boyamdan da. Mühim olan huy güzelliği.

Bu arada 1994 yılında öğrencilerimin çektiği fotoğrafımda görünen kravat halen duruyor. Zaman zaman takarım. Olur ya belki merak edersiniz. 22/02/2016


13 Ağustos 2017 Pazar

Dama taşıyla oynar gibi oynuyor ÖSYM bizimle *

2017 yerleştirme sonuçlarını açıklamasının ardından iki gün sonra ÖSYM yeniden yerleştirme yaparak hata ve yanlış zincirlerine bir yenisini daha ekledi ve istatistiklerdeki yerini aldı. Bu açıdan zengin bir koleksiyona sahip. İleride bir brifing şeklinde açılışını yaparak hangi yılda hangi hataları yaptığını gösteren koleksiyonunu özel davetlilerine gösterirse iyi olur. Ki bunu fazlasıyla hak etti. Hatta bir müze açsa daha iyi olur. Zaten para sorunu da yok.

ÖSYM’in son düzeltmesiyle, 1110 adayın ilan edilen yeri değişmiş, daha önce herhangi bir programa yerleşemeyen 1628 aday yeni bir programa yerleştirilmiş, daha önce yerleştiği ilan edilen 1499 aday ise herhangi bir programa yerleşememiştir. Tabir yerindeyse dama taşıyla oynar gibi oynamış ÖSYM öğrencilerle. Sonu özürle biten bu düzeltme sonucunu değerlendirirsek sevinenlerin sayısında 129 kişilik bir artış söz konusu. Bu açıdan bakılırsa ÖSYM’nin hatasında müspet yön ağır basar. İster beğenin, ister beğenmeyin durum bu. Zaten ÖSYM övgü ve yergilere kapısı kapalıdır. Düzeltmesini yapar, yeteri kadar açıklamaya yer verir, sonra yapacağı diğer hatalara yoğunlaşmak üzere kabuğuna çekilir.

ÖSYM, hem sınav öncesi, hem sınav uygulaması, hem de sınav sonrası iş ve işleyişiyle hep gündemimizde maşallah!  Kah başarı sıralamasında hata yapıyor, kah soruların doğruluğu ve yanlışlığıyla, kah kopya skandallarıyla, kah sınav sorularını yayımlamamasıyla, kah yerleştirmede yaptıklarıyla tartışmaların odağı haline gelip zirveyi kimseye kaptırmıyor. Geçen seneden beri uyguladığı sınav öncesi 15 dakika kuralı ise binlerce öğrencinin o yıl sınava girememesine sebebiyet verdi. Çoğu kimsenin intizarını aldı, öbür dünyada öyle zannediyorum bilerek veya bilmeyerek yaptığı bu tasarruflarıyla sevap hanesi epey kabarık. Zira gelen dua ediyor onlara, giden duayı eksik etmiyor.

Hatadan dönmek ve hata yaptığını açıklamak bir erdemdir. Zira hatasız insan olmaz, insanlar da hata yapar, kurumlar da. Zira kurumlar da insanlardan oluşmaktadır. ÖSYM, öğrencinin yaptığı hatalarda acımasız davranabiliyor ve geri adım atmıyorken kendi yaptığı hatayı sessiz sedasız düzeltme yoluna gidiyor. Yıllardır hatasına hata ekleyerek her geçen yıl çıtasını yükselten ÖSYM’de işin garibi kimse bedel ödemiyor. Olan hep adaylara oluyor nedense. Ceremesini öğrenciler çekiyor. Nasıl 15 dakika kuralına takılan adaya, önümüzdeki sene sınava girmek üzere kendisine bir bardak soğuk su ikram edilirken ÖSYM’de de sorumluları kim ise kapının önüne konmalı, konmakla da kalınmamalı, hakkında idari ve adli soruşturma başlatılmalı. Aldığı ceza kamuoyu ile paylaşılmalıdır.

Son yapılan hatada daha önce bir program kazandığı ilan edilen 1499 adaya ayıp edilmiştir. Hiç şık olmamıştır. Pekala, bunun için bir alternatif bulunabilirdi. Bu adaylar boş kontenjanlara kaydırılabilir veya kazandığı söylenen programın kontenjanı artırılabilirdi. Zira büyüklük budur.

Hasılı, hatasıyla sevabıyla bir yerleştirmenin daha sonuna gelindi. ÖSYM de bizim bir kurumumuzdur, onu göz bebeğimiz gibi korumalıyız. Zira yıpratılırsa kimsenin güveni kalmaz. Ama ÖSYM de burnundan kıl aldırmamayı bir tarafa bırakıp yaptığı hatalardan ders alma yoluna gitmelidir. Sonuçları bir an evvel açıklayacağım diye acele etmemeli, yoğurdu üfleyerek yemelidir. Nasıl ki sınavlarda görevlilerin yapacağı iş ve işleyişler dakika dakikasına bir kitapçık halinde veriliyorsa aynı kitapçığı ÖSYM, kendisine de çıkarmalı, bir sonucu açıklamadan önce yapıp yapmadıklarının bir güzel kontrolünü yapmalıdır. Her şeyden emin olduktan sonra düğmeye basıp sonuçları açıklamalıdır. 13/08/2017

 16/08/2017 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.