1994
|
![]() |
1990 |
Nereden nereye? İlkokula gitmemle beraber başkasının "Çilli" demesiyle yüzümü; boyalı, kınalı denmesiyle saçımı tanıdım. Zaman zaman "Boyalı," "Kırmızı," "Sarı," "Turuncu," "Havuç kafa" dendi. Ben kendimi renk özürlü biliyordum. Farklı farklı tanımlamalardan bu özrün başkalarında da olduğunu gördüm. İsmimle değil de Allah Teala'nın "Sıbğatullah" boyasıyla boyadığı saçımın rengi ile zikredilmem özellikle küçüklüğümde zoruma giderdi. Çoğu zaman içime atar, üzülürdüm. Bazen de gözyaşı dökerdim ıssız, bucaksız köşelerde.
Tarak geçmez, sıkı, sert saçlarımdan berberler de nasibini aldı. Benim saçları keserken zorlanırlar, elleri yorulurdu. Her fanide olduğu gibi bendeki saçların dökülmeye ve seyrelmeye başlaması öyle zannediyorum, en fazla berberleri sevindirmiştir. Şimdilerde keserlerken fazla zorlanmıyorlar artık.
![]() |
2016 |
Görüldüğü gibi ne turunculuk, ne havuçluk, ne de kırmızılık kalmış. Alametifarikam olan saçlardan pek eser kalmamışa benziyor.
Ne gelirse O'ndan'dır. Dünkü boyamdan da razıyım. Bugünkü boyamdan da. Mühim olan huy güzelliği.
Bu arada 1994 yılında öğrencilerimin çektiği fotoğrafımda görünen kravat halen duruyor. Zaman zaman takarım. Olur ya belki merak edersiniz. 22/02/2016
ben buraya yorum yazmıştım. hocam bazen yorumlar spam'a düşer, siz o spam olan yorumları spamlıktan kurtarıp onaylayarak yayınlamak durumundasınız.
YanıtlaSilSpamda yorum yok. Dünkü yorumunuza uzunca cevap yazıp onayladım. Görüyorum ki yok. Sayfalar kısmındaki yorumları sanırım siliyor. Blogtaki yorumlar duruyor. Teknik bir durum söz konusu olabilir.
Sil