21 Haziran 2017 Çarşamba

Tilkinin dönüp dolaşacağı yer kürkçü dükkanı

Facebook'un cılkını çıkardık. Çünkü ayağa düştü. Yaşına başına bakmadan hepimiz yalı kılıç daldık içine. Ne olduğuna bile bakmadan. Kambersiz düğün olmaz diyerek ben de girdim. Bir müddet sonra bağımlılık yaptı. İrademe sekte vurup biraz uzaklaşayım diyerek facebook vasıtasıyla paylaşımlara biraz ara verdim. Çünkü ciddi şeyleri yazıp paylaşanların yanında büyük bir kalabalık gönül eğlendiriyor bu alemde. 

Twitter'in daha ciddi olduğunu işittim. Yıllar öncesinde açıp aktif olarak kullanmadığım twitter alemine yöneldim. Fakat bu alemin de facebook aleminden çok farklı olmadığını gördüm. Hatta daha beteri. Üstelik facebook, Twitter'a göre yunmuş yıkanmış. 

Twitter'deki paylaşımlar facebooka göre daha hızlı. Aynı anda yüzlerce tweet alabiliyorsun. Fakat eme yarar, sadra şifa olacak paylaşımın sayısı bir elin parmağını geçmeyecek kadar az. Ne kadar çapsız insan varsa bu alemde arzı endam ediyor. Yazılıp paylaşılanlara bakınca bunlar benim ülkemin insanı mı demeden edemiyor insan. İstisnaları var elbet. Üstelik faydalı da.  Maalesef gittiğimiz yeri belli ediyoruz. Hiç acemilik çekmeden dalıyoruz hemen. Adres alıp bu aleme girenlerin takip ettikleri ve takip edilenlere bakınca binleri geçen takip olayı var. Fakat çoğu paylaşımlar sinek avlıyor. Tanısın tanımasın herkes birbirini takip eder görünüyor ama herkes kendi paylaşımının derdinde. Çünkü herkes birbirine karşı körler ve sağırlara oynuyor. Beğeni rekorları kıran paylaşımlara bakıyorum, benim için bir anlam ifade etmiyor. Benim paylaşımlarım da başkası için bir mana ifade etmiyor. Yani aynı kazan içine atılmış, fakat kaynamayan kişiler gibiyiz. Düşünce, fikir, mantalite bakımından birbirine uyum sağlamayacak olanlar birbirini takip eder görünüyor güya. Adı-sanı belli olmayan sahte hesapların sayısı da az değil. Kimi hızını alamayıp ilanı aşk yapıyor bu alemde. Çoğu da aşkını arıyor, aradığını bir türlü bulamamış umutsuz vaka.  Kimi de gönül eğlendiriyor. Belden aşağı yazışmaların da sayısı epey yekün tutuyor. 

Bu da mı yazılır dedirtir cinsten paylaşımların sayısı çok. Kimsenin özeli kalmamış anlaşılan. Anladığım kadarıyla daha ciddidir diye düşündüğüm bu alem de bana yabancı. Hani bir yere gidince tanımadığın insanlar içinde sap gibi kalıyorsun ya. İşte benimki de öyle. Koca bir sanal alemin içinde duyarlılıkları farklı insanların içinde yabancı hissettim kendimi. Kim bilir belki de ben yanlış düşünüyorumdur, gerisinde kalmışımdır bu alemin. Bir ay boyunca o alemde hiç Bir şey görmedin mi derseniz? Gördüm görmeye. Bizim Facebook'ta paylaş dediğimize orada 'retweet' diyorlar. Bunu öğrendim.

Twitter'ı görünce Facebook alemine haksızlık yaptığımı düşündüm. Gerçekten facebook'ta bir seviye varmış. Burayı anlamak için biraz twitter'a takılmanız yeterli olur kanaatindeyim. İşte bu yüzden  bir ay boyunca ara verdiğim ilk gözümü açtığım bu aleme tekrar döndüm. Twitter aracılığıyla duygu ve düşüncelerimi yine buradan paylaşmaya devam edeceğim. Zaten bu alemden ayrılmamıştım. Paylaşım yapmasam da çoğu zaman iz bırakmadan göz atıp çıkıyordum birçok Facebook kullanıcısının yaptığı gibi.

Hasılı, benden kurtuluşunuz yok... Tilkinin dönüp dolaşacağı yer kürkçü dükkanı derler ya. İşte ben de dükkanıma döndüm tekrar. Mütevazı sayfamda sizi rahatsız etmeye devam... İyi ki varsınız. 01/07/2017

MEB'in EBA ile imtihanı

Milli Eğitim Bakanlığı son iki yıl içerisinde okullarımızı akıllı tahtalarla tanıştırdı. Bugün bu tahtalara sahip olmayan okul yok gibidir. Bakanlığın yüksek maliyetlerle okullara kazandırdığı bir proje dense yanlış olmaz. Derslik ihtiyacından dolayı birçok ilimizde ikili öğretimin yapıldığı bir ortamda akıllı tahtalar öncelikli bir ihtiyaç mıydı? Kanaatimce önceliklerimiz arasında değildi.  Bana göre önceliğimiz olmasa da Bakanlık tüm ülkeye bu teknolojiyi yaydı. 

Öğretmenin dersini anlatmasına büyük kolaylık sağlayan ve öğrencinin görsel bir şekilde dersi dinlemesine imkan veren ve ders esnasında internete erişimi sağlayan bir eğitim ve öğretim materyalidir. Kısa zamanda kara tahtaların yerini aldı. Sınıf ortamında yeri geldiği zaman televizyon görevi görmekte, yeri geldiği zaman dünyayı ayağına getirmektedir.

Akıllı tahtalarla birlikte Bakanlık açılımı 'Eğitim Bilişim Ağı' demek olan EBA'yı yürürlüğe koydu. Birçok öğretmen EBA'ya bağlanmak suretiyle dersini bu şekilde işlemeye başlamıştır. Öğretmen öğrencilerine ödev verirken yine EBA'yı kullanmaktadır. Verdiği ödevin yapılıp yapılmadığını öğretmen bu sistem vasıtasıyla takip edebilmektedir. Faydalı mı? Yerinde, yeterince kullanıldığı takdirde faydalıdır. 

Bakanlık da özellikle mesleki çalışmalar döneminde öğretmenlerini bilgilendirmek amacıyla EBA'dan faydalanma yoluna gitmektedir. Aynı anda tüm öğretmenler okullarından veya evlerinden ilgili kişiyi canlı olarak izlemektedir. Tabii izleyebilirse. Çünkü "Saat 10.00'da müsteşar konuşacak, izleyin" deniliyor. Tüm öğretmenler akıllı tahta marifetiyle EBA'dan izlemek için sınıf veya çok amaçlı salonda yerini alıyor. Ama maalesef yetkilinin konuşmasını takip edemiyor. Ya açılmıyor, ya açılıyor; ses gelmiyor, ya sesi kısık geliyor, ya da donuyor... Yetkilinin konuşması bittikten sonra EBA, kendine geliyor. Anladığım kadarıyla alt yapı aynı anda tüm öğretmenlerin izlemesini kaldırmıyor. İşin garibi bu bir değil, iki değil, üç değil. Her defasında izler gibi yapılıyor. Bakanlığın bu durumdan haberi yok mu acaba? Haberi olsa öyle zannediyorum yetkililer tedbir alır. O zaman yukarıya geri bildirim gitmiyor, ya da yukarı geri bildirim istemiyor, gidiyorsa da Bakanlık gerekli tedbiri almıyor. O zaman problem yok. Herkes durumundan memnun anlaşılan. 

Bari, hiçbir şey yapamıyorlarsa hiç olmazsa bölge bölge yayın yapsalar, her bölgeye izlemeleri için saat ve süre verilse geçici çözüm olur kanaatindeyim. 21/06/2017


Bu, sağlıklı bir üslup olmasa gerek


Sanal alemde bazı kişilerin fotoğraflarına yer verilmiş ve adı geçen kişilerin  görüşlerinden birer cümle seçilerek ok işaretiyle gösterilmiş ve ‘Sapık görüşlerinden bazısı’ denerek sosyal medyada paylaşıma sunulmuş, resmin altında da adı geçen kişilerin görüşlerine yer vererek haklarında hüküm verilmiş. Yani bu kişilere anladığım kadarıyla sapık denmek isteniyor.

Baştan söyleyeyim resimde olan kişileri ve görüşlerini savunma gibi bir niyetim yok. Ayrıca bu resimde gördüğüm bazı kişilerin bırakın fotoğraflarını, isimlerini anmayı bile zül addederim. Bazıların görüşlerine katılmadığım gibi görüşlerinden de hiç hazzetmem. Görüşün doğruluğunda ve yanlışlığında değilim. Bu sözleri söylemişse bu kişiler mutlaka kendi zaviyelerince bir açıklamaları  vardır. İster katılır, ister katılmazsınız. Katılmazsınız olur biter. Üzüldüğüm, bu resmi oluşturup bu kişileri hedef gösterenler ve bu resmi alıp paylaşanlar ne yapmak istiyorlar? Niyetleri nedir? Üzüm yemek mi yoksa bağcıyı dövmek mi? Sonra yakışıyor mu insanlara bir çırpıda sapık damgası vurmak. Eskiden tekfirciler vardı -ki hala varlar- gördükleri her insana kafir damgası vururlardı. Şimdi bunlar da ellerine almışlar bir mühür, "Şu, şöyle dedi. O halde bu sapıktır. Bu, böyle dedi. O halde sapıktır." diyerek damgalamaktadır. Bu üslup, bu metot, bu bakış yakışıyor mu bir Müslüman'a? Bu bakış klasik Aristo mantığıdır, düz mantıktır, bilim dünyası bu dar bakış açısını terk edeli çok oldu. Üstelik kimseye de faydası yok, kılıçları çekmekten başka. 

İnsanımız niçin bir fikri tartışmanın içerisine girip işin doğrusunu söylemez de böyle önüne geleni sapıklıkla itham ediyor? Sosyal medyadan bu servisi yapanlar bu insanları bu şekilde zan, töhmet altında bırakmaktansa bu konularda işin doğrusu ne ise onu ortaya koysalar, insanımızı doğru bilgilendirseler olmaz mı? "Efendim, bu konuda işin aslı şudur, falan kimse bu konuda farklı bir yorum yapıyor, ben bu görüşe katılmıyorum. Üstelik bu görüşü falan ayete, falan hadise aykırı" dese ne olur? Daha iyi olmaz mı? Bir araya gelmeden, uzaktan atışlarla insanları sapık ilan etmek bize ne kazandırır? Ya da biz bu bakış açısıyla kendisine sapık dediğimiz insanları bu sapıklıklarından vazgeçirebilecek miyiz? Sanmıyorum, Hazırında bu insanların bu görüşlerini daha ateşli savunmalarına imkan sağlamış oluruz diye düşünüyorum. 

Müslümanlar, katılmadıkları görüşlere karşı bu şekilde bir üslup kullanmaktan ziyade Kur'an'ın "Onlarla en güzel şekilde mücadele et" metodunu benimseyerek nazik ve kibar bir üslup geliştirseler daha iyi olmaz mı?    21/06/2017