19 Haziran 2017 Pazartesi

MEB, 'Öğretmen Strateji Belgesi' hakkında bilgilendirme yapacakmış!

09 Haziran 2017 günü Resmi gazete'de yayımlanan Öğretmen Strateji Belgesi üzerine basında epey bir yorum yapıldı. Genelde eleştirel bir bakış açısı vardı bu değerlendirmelerde. Belgede geçen öğretmen yeterlilik sınavı ve performans değerlendirme ile ilgili yapılan yanlış değerlendirmeler üzerine Bakanlık 19/06/2017 günü yani Belgenin yayımlanmasından tam on gün sonra öğretmen ve idarecileri saat 10.00'da bilgilendirme yoluna gideceğini açıkladı.

Bakanlığın bilgilendirme yapması kadar doğal bir şey olamaz. Çünkü yanlış anlaşılan ve yanlış anlaşılmaya müsait, sağa ve sola çekilen yanlışlar varsa mutlaka yetkililer tarafından giderilmelidir. Kanaatimce Bakanlık açıklama yapma konusunda biraz geç kaldı gibi geldi bana. Yetkili ve yetkisiz herkesin Resmi Gazete'de yayımlanan Belge üzerine doğru ve yanlış yorum ve değerlendirmeler yapmasından sonra Bakanlık, yanlışların önüne geçmek için harekete geçti. Keşke Bakanlık hakkınca onca şeyler yazılıp çizilmeden önce personelini kendi içinde bir bilgilendirme yoluna gitseydi daha iyi olurdu diye düşünüyorum. Çünkü Bakanlığın bu aşamadan sonra söyleyeceği her şey savunma sadedinde olacaktır. 

Biliyorsunuz bu ülkede her şey doğru minval üzerine tartışılmaz. Herkes kendine doğru yontarak ve algı oluşturarak konuşur. On gündür kamuoyunda özellikle öğretmenler arasında oluşturulan bu algıyı Bakanlık yapacağı açıklamayla ne kadarını giderebilecek onu da zaman gösterecek. Eğitim ve öğretimimizi düzgün bir şekilde yürütmesi, yeni kararlar alması, eksik olan yönlerin revize edilmesi için Bakanlığın sorun olarak gördüğü alanlarda mevzuat çıkarması ve neşter vurması kadar doğal bir şey olamaz. Zaten bu, onların görevidir. 

Bakanlık müfredatın değişmesinden tutun da eğitim ve öğretim alanının birçok alanında sahanın içindeki insanlardan görüş aldı ve bunu da çok iyi yaptı. Böylece yapmak istediği hakkında tarafları işin içerisine dahil ederek hem görüşlerine başvurdu, hem de onlara değerli olduğu hissini verdi. Nedense öğretmenleri ilgilendiren bu Belge konusunda bildiğim kadarıyla Bakanlık öğretmenlere "Ben şöyle bir şeyler düşünüyorum, siz bu konuda ne dersiniz" demedi. Dediyse de benim haberim yok. Keşke bu Öğretmen Strateji Belgesini de öğretmenlere bir sorsaydı daha iyi olurdu kanaatindeyim. Kamuoyunda oluşan algıya göre öğretmen bu Belge ile kendisine neşter vurulacağı, kendisinin görevini tam yapmadığı ve kendisinin tek başına sorun olarak görüldüğü hissini edinmiştir. Öncelikle bu psikolojiden öğretmenlerin kurtarılması gerekiyor. Eğer bu algıdan kurtarılmazsa öğretmen bu psikoloji ile verimli olamaz. Çünkü hiçbir şey dışarıdan göründüğü gibi değildir. Öğretmen, eğitim ve öğretimde sorun olduğunu, mutlaka neşter vurulması gerektiğini biliyor. Ama bu sorunun çözümünde kendisinin de görüşünün  alınması gerektiğini  ve eğitim alanındaki sorunlarda kendisinin tek başına sorumlu olmadığını düşünüyor. İç ve dış paydaşların hepsine sorumlulukları çerçevesinde bir misyon yüklenmezse bu Belge akim kalır kanaatindedir. Yine de Bakanlığın bu Belge ile ilgili yapacağı açıklamayı öğretmen dört gözle beklemektedir.

Günümüzde her şeyin şeffaf olduğu ve tarafların işin içerisine katıldığı göz önüne alındığında eğitim ve öğretim alanında özellikle öğretmenden verim alınması konusunda öğretmenlerin de sorunun çözümünde işin içine katılmalıdır. Bakanlık yapacağı yenilikleri kamuoyu ile paylaşmadan önce aşağıdan yukarıya kendi personelini öncelikli olarak bilgilendirmelidir. Yani öğretmen kendi ile ilgili yapılacak olan bir tasarrufu önce görsel ve yazılı medyadan duymamalıdır. Öğretmeni öncelikli olarak bilgilendirmek öğretmenin kendini değerli hissetmesini sağlayacaktır ve onun onurunu korumaya yönelik olacaktır. Unutmayalım ki doğrular anlaşılamadığı, anlatılamadığı ve taraflar ikna edilemediği müddetçe doğru olmazlar. Yani anlatamadığın doğru, doğru değildir. 19/06/2017

Aşağıdaki yazının başlığı ne olsun?

1 Ben bir dereye abdest almaya gidiyorum.
2 Bu dere hangi dere?
3 Kanlı elma...
4 Evleneceğin eşte hangi özelliklerin olmasını istersin: Kör, sağır, dilsiz ve kötürüm...
5 Elmanın Ağırlığı
6 Elmanın diyeti
7 İmtihanın Sonu
8 Boğazdan haram lokma geçerse...
9 Numan'ın gelişi...)
"İmam-ı Azamın babası Sabit küçük yaştan beri ahlakı temiz, takva ve vera sahibi bir şahsiyet idi.
Bir gün dere kenarında abdest alırken suda bir elma gördü. Elma suda çürüyüp gidecekti. Abdestini aldıktan sonra elmayı yedi. Elmayı yerken tükürüğünde kan gördü. Daha önce hiç başına gelmemiş bir durum idi. Bunun sebebini yediği elmanın şüpheli olmasına yorarak elmanın sahibini bulup helallik istemek üzere yola düştü.
Nihayet yediği elmaya benzeyen bir meyve bahçesi gördü. Sahibini sordu. Bu zatın gayet cömert ve ihsan sahibi olduğunu, hatta ağaçta bulunan bütün elmalar toplayıp götürülse yine bir şey demeyeceğini, bir elmanın ne ehemmiyeti olacağını söylediler.
Helallik istemek üzere yola düşmüştü anlatılanlara rağmen fikrini değiştirmedi Sabit. Elmanın sahibini bulup meseleyi anlattı. Ya hakkını helal et ya da parasını ödeyeyim dedi.
Bahçe sahibi tek şartla hakkını helal edeceğini o şartın da kızı ile evlenmesi olduğunu söyledi.
Fakat kızının özellikleri ha deyince kabul edilebilecek özellikler gibi durmuyordu. Bahçe sahibi kızını kör, sağır, dilsiz ve kötürüm diye tarif etmişti.
Kör, sağır, dilsiz ve kötürüm bir kızla evlenme karşılığı helal edilecek elmanın diyeti ağır gibi gözükse de, öbür dünyaya kul hakkı ile gitmek istemeyen Sabit tamam diyerek teklifi kabul eder.
Sabit hazretleri düğünden sonra gelinin duvağını açınca neye uğradığını şaşırır. Odada dünya güzeli bir kız vardır. Hemen kayınpederine koşup, Efendim, bir yanlışlık var galiba, içeride sizin bahsettiğiniz vasıflarda bir kız yok der. Kayınpederi tebessüm ederek, Evladım o benim kızımdır, senin de helalindir. Ben sana kör dediysem, o hiç haram görmemiştir. Sağır dediysem, o hiç haram duymamıştır. Dilsiz dediysem, o hiç haram konuşmamıştır. Kötürüm dediysem, o hiç harama gitmemiştir. Var git helalinin yanına, Allah’ü Teâlâ mübarek ve mesut etsin der.
Velhasıl İmam Azam Ebu Hanife Hazretlerinin anne ve babasının vasıfları böyleydi..
Bizim temel sorunumuz şu: Ahlakın başlangıcının titizlik bahsi olduğunu unutuyoruz. Titizlik bahsini kendi nefsimiz üzerinden değil başkalarının davranışlarını denetlemek üzere devreye sokuyoruz." Fatma Barbarosoğlu 19/06/2015


İmam dediğin böyle olmalı!

Bir caminin duyuru sayfasına görevlinin yazdığı bir duyuru herkesin dikkatini çekmiş olmalı ki sosyal medyada epey ses getirdi. Sizin ne kadar dikkatinizi çekti bilmiyorum ama bana enfes bir duyuru geldi. Böyle bir yazıyı akıl edip duyuru sayfasına yazan  görevliyi tebrik etmek lazım. 

Durumumuzu en güzel şekilde ifade eden bir yazı. Kimseyi kırmadan, dökmeden, kimseyi suçlamadan ince bir gönderme imamın yaptığı. İnce bir zekanın ürünü desem çok abartmış olmam. Helal olsun bu görevli kardeşime. Nazik bir üslup. Özellikle din görevlilerinde olması gereken bir bir dilin yazıya dökülmesi. Buram buram zeka kokuyor. 

Bu görevli kimdir, necidir, hangi ilin hangi camisinin görevlisidir, cemaatiyle arası nasıldır, dini bilgisi, satıcılığı ne kadardır bilmem ama sadece gördüğüm bu yazı bana bu cami cemaatinin çok şanslı olduğunu anlatıyor. Ramazan ve cumalarda camileri dolduran bizlere ince bir gönderi var bu yazıda. Sekiz cümlede anlatmış maksadını.  "Muhterem kardeşlerim! Sizleri sadece cuma, bayram ve teravihlerde değil diğer vakit namazlarında da görmek istiyoruz. Şu anda şenlendirdiğiniz gibi sair günlerde de sizleri aramızda görmek isteriz." demek istemiş. Bunu da nazik bir üslupla kısa ve öz olarak ifade etmiş. Bu imam usul biliyor. Çoğu zaman iyi niyetle yaptığımız birçok davranışımız cemaati kendimizden soğutuyor. Çünkü çoğu zaman  vusulsüzlüğümüz usulsüzlüğümüzden kaynaklanır. "Gelmiyorsunuz, gitmiyorsunuz, sadece ramazanlarda selam veriyorsunuz, ramazan Müslümanlığı gibiyiz..." şeklinde cemaate karşı suçlayıcı bir dil kullanırız. İşin garibi camiye gelenlere kızarız. Hep onları muhatap alırız. Camiye gelmeyenlere karşı hiç mesajımız olmaz.

İmam kardeşimizin kısa, nezih sözüyle çok şey ifade ettiği bu notu inşallah tüm cami görevlilerimize ve din adına söz söyleyenlere örnek olur. Çünkü dini anlatmada, nasihat etmede güzel ve tatlı üslup önemlidir. 

Rabbim! Sayılarını çoğaltsın böylelerinin... 19/06/2017