13 Haziran 2017 Salı

Gözümüz aydın! Eğitimde aranan suçlu bulundu...-III- *

Eğitim ve öğretimde öğretmenin sorun yok mu? Var elbette. Kimse öğretmende sorunun olmadığını söylemiyor. Öğretmen kendisini geliştirmiyor, yenilikleri takip etmiyor, okumuyor.

Çoğu etüt merkezlerinde gayri resmi ders vererek veya merdiven altı diyebileceğimiz şekilde özel ders verme yoluna gidiyor. Bugünün öğretmenleri ‘Tam Gün yasası’ çıkmadan önceki doktorların durumunu andırıyor. Dün doktorlar özel muayenehanesinde parayla hasta muayene ederek hastaneleri işlev görmez noktaya getirmişti. Bugünün bir kısım öğretmenleri de okul dışında parayla ders verme yoluna giderek okulların içini boşalttıklarının farkında değiller. Bu şekilde özel çalışan öğretmen suçlu olmaya suçlu. Pekiyi bunlara müşteri olanların hiç mi suçu yok? Okullar ‘Tam Gün Eğitim’e geçirildi de öğretmen bu duruma karşı mı çıktı? Getirin tam gün eğitimi…bakın öğretmenden nasıl verim alırsınız. Niyetiniz performans sistemine geçmek ise bunun yolu öğrenci ve velinin öğretmene not vermesi değil, öğretmenin öğrencinin hazır bulunuşluk durumunu nereden alıp nereye getirdiğinin ölçülmesidir esas performans. Bakanlık, “Kalan bir öğrencinin devlete şu kadar maliyeti var” diye hesap yapmasından ziyade getirsin yeniden eleme sistemini, bakın beğenmediğimiz okullarda ve öğretmenlerde kalite nasıl gelir.

Siz, etkinlik etkinlik, proje proje diye gece gündüz rüya gören milli eğimleri niçin sorun olarak görmüyorsunuz? Okula okumak için gelmeyen öğrenciyi niçin sorun olarak görmüyorsunuz? Hiç araştırdınız mı okula gelen öğrencilerin kaçta kaçı kahvaltı yaparak geliyor, ödevini yaparak geliyor? Öğrenciler bugün savaşa gitmek istemeyen Yeniçeri Ocağı gibidir. Ne kadar öğretmene ders işletmezse kar sayıyor. Ders işlemek isteyen öğretmene “Hocam ders mi işleyeceksiniz?” diyerek okulların son bir ayını film izleyerek geçirdiğini kaç kişi biliyor.

Öğretmeni masaya yatıralım, aynı zamanda diğer paydaşları da hesaba çekelim. Eğitim ve öğretimin bu hale gelmesinde akşamdan sabaha mevzuat değiştiren Bakanlığın hiç mi suçu yok?  Daha doğru dürüst öğretmen alım şartlarını belirleyememiş Bakanlık bu sorumlulukta kendisini nereye koyuyor? Okulun altını üstüne getiren çocuklar için onlara kol kanat geren aşırı korumacılıktan başka hiçbir şey yapmayan veli ve milli eğitim yetkililerinin hiç mi suçu yok? Milli Eğitim, sorunu gerçekten görmek istiyorsa kendi yaptığı TEOG sınavlarındaki ölçme ve değerlendirme  ile ÖSYM’nin yaptığı merkezi sınavlardaki uçurumu niçin masaya yatırmaz?

Öğretmenin yeterliliğini belirlemek için sınav yapılsın. Ama bu sınav ‘Öğretmen Strateji Belgesinde’ belirtildiği gibi sürekli olsun, hiç kaldırılmasın. Aynı sınav kamuda çalışan diğer kamu görevlilerine de yapılsın. Kamuda görev yapan üst düzey yöneticilere emri altında çalışanlar puan versin. Onların yeterliliğini görme gibi bir hakkımız niçin olmasın. Sanki diğer kurumlar dört dörtlük görevini yaptılar, bu ülkeye katma değer ürettiler de sadece öğretmen mi kaldı üretmeyen?

Öğretmenler objektif, ölçülebilir her türlü sınava varlar. Siz de var mısınız Bakanlığın kural koyucuları ve kamuda çalışan diğer kimseleri? Hep beraber var mıyız performans ölçen sınavlara? Bizim kağıt ve kalemimiz hazır… Ya sizin ki? Ya da boş verin sınavı, çocuklarınızın başında bir ay ders vermeye, onlara ders anlatmaya ne dersiniz? Öğretmenler tahtayı devretmeye hazırlar, haberiniz olsun. Eğer amacınız üzüm yemekse aklın yolu birdir, mutlaka bir orta yol bulunur. Ama önce eğitim ve öğretimin tek sorumlusu öğretmendir sendromundan kurtulmanız gerekiyor. Yok, hiç öz eleştiri yapmadan yine öğretmenlere vurmaya devam edecekseniz bu vuruşlarla, kaçak güreşle öğretmenler yola getirilemez. Çünkü sürekli eleştirilen ve topun ağzına konan kişilerden asla eğitim ve öğretime fayda gelmez.

Siz en iyisi ne yapın biliyor musunuz? Bugünün öğretmenlerinden toptan kurtulmaya çalışın. Aslında bunun yolunu iyi biliyorsunuz. Daha önce yapmadığınız bir şey mi bu. Hani siz 2014 yılında da okullarda sorun olarak müdür ve müdür yardımcılarını görmüştünüz. Bundan nasıl kurtuldunuz? Bir gecede bir kanun çıkararak dört yılını dolduran tüm idarecileri asli görevi değil diye öğretmenliğe döndürmüştünüz. Öğretmenleri de aynı şekilde değerlendirebilirsiniz. Hiç kimse doğuştan getirmediği bir haktan dolayı hak iddia edemez diyerek mevcut öğretmenlerin görevine son verirsiniz, görevine son verdiğiniz kişilere de öncekilerden ayırt etmek için 'Eğitim azmanı' dersiniz. Okullara sıfırdan her meslekten öğretmen seçimi yapabilirsiniz. Nasılsa dışarıda bugünkü öğretmenlerin alternatifi olan yüz binlerce öğretmen adayı var. Zaten bir kaç yıldır öğretmen seçim yöntemini de biliyorsunuz. Alırsınız karşınıza, onları tek tek mülakattan geçirirsiniz. Bence hiç uğraşmayın bugünkü kaşarlanmış öğretmenlerle. Onlar kırk yıldır kani idiler, bundan sonra da onlardan bir yani olmaz. Bakın bizde çözüm yolu her zaman için vardır. Bu kıyağımı da hiç unutmayın. 13/06/2017

* 21/06/2017 günü Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.


Gözümüz aydın! Eğitimde aranan suçlu bulundu...-II- *

Bakanlık, veli, öğrenci, kantinci, vatandaş; iyi öğretmen, iyi okul arayışında. Herkesin hakkıdır en iyisini bulmak. Bu konuda herkesin iyi niyet içerisinde olduğunu düşünüyorum. Fakat iyiyi arayan herkes "Niçin, ben ne kadar iyiyim?" diye kendisini sorgulamaz.

Herkesin aradığı bir suçlu. Bu da bulunduğuna göre sorun yok demektir. Kimsenin  kendisine bakmasına gerek yok. Nasılsa karşılarında bir şamar oğlanı var. Bakanlık bu konuda yalnız değil. Hemen hemen herkes öğretmeni suçlu olarak görüyor. Kimse kendisine toz kondurmuyor, burnundan kıl aldırmıyor. İşin mutfağında olan öğretmen bugün bir tavşan misalidir. Savunanı, destekçisi de yok. Gelen vuruyor, giden vuruyor. Tavşan hikayesini anlatarak konumuza devam edelim: "Her gün sabah ormanda içtima yapan aslan, içtima alanına kravatsız gelen tavşanı yanına çağırarak 'Nerede senin kravatın?' der, bir güzel dövermiş. Yardımcıları bir gün aslana, 'Efendim! Tavşanı her gün dövüyorsunuz. Üstelik aynı gerekçe ile yapıyorsunuz bunu. Artık dövme gerekçesini değiştirseniz.' demiş. Aslan, 'Tamam, yarından itibaren gerekçeyi değiştiriyorum, tavşan alana gelir gelmez onu sigara almaya göndereceğim,' demiş. Yardımcıları, 'İyi de efendim! Sigara yüzünden nasıl döveceksiniz' dediklerinde aslan, 'Ona parayı vereceğim, git bir paket sigara al gel diyeceğim, filtreli getirirse niçin filtresiz almadın, filtresiz getirirse niçin filtreli almadın? diye döveceğim' demiş. Ertesi günü içtima alanına koşarak gelen tavşanı aslan yanına çağırır, kendisine para verir, ‘Git bir sigara al gel,’ der. Parayı alan tavşan koşarak giderken geriye dönerek 'Efendim, sigaranız filtreli mi olacak yoksa filtresiz mi?’ diye sorunca bu duruma şaşıran aslan, tavşanı yanına çağırarak 'Gel lan buraya! Nerede senin kravatın?’ diyerek tekrar kaldığı yerden aynı gerekçe ile dövmeye başlar." Evet, hikayeyi okudunuz. Bugün öğretmenin durumu bu. Öğretmen hemen hemen herkesin gözünde suçlu. Semt pazarlarında sebze ve meyve satan pazarcıya varıncaya kadar öğretmen suçlu. Hiç unutmam bir gün karşılaştığım bir pazarcı, öğretmen olduğumu duyar duymaz 'Hiç sevmem öğretmenleri' dedi. Niçin dediğimde 'Ne iş yapıyorlar ki' dedi. Pazarcılar konusunda bu milletin ekseriyeti, onların çoğunun tezgahın önüne kötü malı koyup arkasından kötü mal verdiğini bilir. Buna rağmen pazarcı bile beğenmez öğretmeni. Fıkradan başladık yine bir fıkra ile devam edelim meramımızı anlatmaya: "Japonya ile Türkiye arasında beş kişilik bir mürettebat ile bir tekne yarışması yapılır. Yarışmayı Türkiye kaybeder, yenilen güreşçi güreşe doymaz misali Türkiye'nin itirazı üzerine yarışma yenilenir. Türkiye tekrar yenilir. Bunun sonucunda yenilginin nedenleri üzerine Türk yetkilileri yoğunlaşır. Japon teknesinde olan beş kişi de kürek çekerken Türk teknesinde ise tek kişi kürek çekmektedir. Çünkü teknedeki müdür, yardımcısına; yardımcı şefe, şef memura, memur da işçiye emir vererek küreği çekmesini emreder. Sonunda suçlu olarak işçi tespit edilir ve işçinin işine son verilir." Fıkradaki tekneyi eğitime benzetelim. Teknenin içindekileri de eğitimin paydaşları olarak düşünelim. Buradaki işçi olsa olsa öğretmen olur. 

Kimse kusura bakmasın, bu kadar kötülenen öğretmenden asla verim beklenemez. Öğretmenin yaptığı tatil bile milletin gözüne batar, durmadan tatil yapıyorlar diye eleştirir. Sanki öğretmen kendi başına buyruk istediği zaman tatil yapma yetkisine sahipmiş gibi. Kaldırsınlar tatili, istersen 12 ay boyunca eğitim yapsınlar. Öğretmen ben çalışmam mı diyecek? Öğretmen okumuyormuş. Kim okuyor bu toplumda? Öğrenci zayıf alır, öğretmen suçlu. Öğrenci bir yeri kazanamaz, yine öğretmen suçlu. Herkes yaygarayı basıyor, araya koymadık yetkili bırakılmıyor. Kimse oturup ne oluyoruz deme yoluna gitmiyor, herkes işin kolaycılığına kaçıyor. Çocuk 'Ben okumak istemiyorum, ilgi alanım değil' diyor biz 'Okuyacaksın' diye zorla sınıf ortamına girdiriyoruz. Madem sorun öğretmende idi, o halde ne diye maarif müfettişlerinin rehberlik ve denetleme amaçlı öğretmenin dersine girmesi kaldırıldı Bakanlık tarafından? Madem öğretmeni puanlayacak, o halde ne diye okul müdürünün ve ilçe milli eğitim müdürünün verdiği sicil puanı kaldırıldı? Öğrenci ve veli öğretmene puan verince mi düzelecek bu işler? 13/06/2017

* 19/06/2017 günü Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.

12 Haziran 2017 Pazartesi

Gözümüz aydın! Eğitimde aranan suçlu bulundu...-I- *

Gelen tüm iktidarların başarısız olduğu tek alan eğitim ve öğretim alanı. Bunu bilmeyenimiz yoktur. Geçmişten günümüze denenmedik sistem, metot, kredili sistem, ders geçme sistemi vb kalmadı dense yeridir. Bir oldu-bitti ile uygulamaya konulan yeni sistem ilk başta herkesin umudu olsa da bir müddet sonra yeni problemleri beraberinde getirdiği görüldü. Eğitim ve öğretimimiz Arap saçına döndü, kangren oldu, ülkenin önündeki en büyük problemi dense yeridir. Nasıl bir ülke, nasıl bir millet isek hiçbir sistem bizim yaramıza merhem olmadı. Mevcut durumumuzdan çıkmak için debelendikçe iyice batıyoruz, durumlar içinden çıkılmaz bir hal aldı her geçen yıl. Bunu bilen iktidarlar da eğitim ve öğretime bir neşter vurmak için kolları sıvıyor durmadan.

Bakanlık eğitim ve öğretimdeki sorunun ne olduğunu tespit etmiş olmalı ki neşter vurmak amacıyla 09/06/2017 günü itibariyle 32 sayfalık 'Öğretmen Strateji Belgesi'ni yayımladı. Emek sarf edilerek hazırlanan bu yeni belgeye göre "Öğretmenler dört yılda bir sınava tabi tutulacak, öğretmene rotasyon gelecek, öğretmenin performansını ölçmek için okul müdürü, meslektaşı, öğrencisi ve velisi öğretmene puan verecek, eğitim fakültesini seçen lisans öğrencileri komisyon tarafından değerlendirmeye tabi tutularak öğretmenliği yapamayacak olanları başka fakültelere kaydırılacak, öğretmen olmak için başka fakültelerden öğrenci alınabilecek. Yeni öğretmen seçiminde lisans başarısı, seçme sınav puanı, ürün seçki dosyası, öğretmenlik uygulaması değerlendirmesi ve mülakat gibi çoklu bir değerlendirmeye tabi tutulacak..." Bakanlığın bu belgesi 2017-2023 arası politikasını belirleyen bir yol haritası hüviyetinde.

Resmi Gazetede yayımladığı bu belgeye göre Bakanlık sorunu tespit etmiş. Eğitim ve öğretimin önündeki en büyük engel olarak öğretmeni görmektedir. Öğretmen yola getirilirse eğitim ve öğretimimiz düzlüğe çıkacak anlayışındadır. Ülke yönetimine yön verenlerin hakkıdır kural koymak ve uygulamak. Bize düşen hamama girip terlemek. İnşallah iyi düşünülüp ortaya konmuş bir yol haritasıdır diye temenni etmek istiyorum. Yetkililer bu belgeyi hazırlarken işin mutfağındakilere ne kadar sordu, burası da muamma. Keşke sorsaydı, iyi bir saha çalışması yapsaydı, daha iyi olurdu diye düşünüyorum. İnşallah bu uygulama bundan öncekiler gibi başlatılıp bir defa uygulandıktan sonra çöpe atılmaz. Bu belgenin eğitim ve öğretim alanında ne tür iyileştirmeler yapacağını, ne tür aksaklıklarının ortaya çıkaracağını hep beraber göreceğiz. Temenni ediyorum ki 2023’e varmadan çöpe atılıp yeni bir uygulama konmaz önümüze. Çünkü bu ülke bu konularda uygulama çöplüğüne döndü. Deneme-yanılma yoluyla doğru yolu bulacağız ama bunun için kaç nesli yok ettik/yok edeceğiz? Bunu da zaman gösterecek.

Belge daha uygulamaya konmadan samimi duygular içerisinde  bu konuda ve eğitim-öğretim alanında eleştirilerimi dile getirmek istiyorum. Bakanlık yetkililerinin şunu iyi bilmesi gerekir ki bir yerde sorun varsa sorun, tek taraflı olmaz. Paydaşların az veya çok etkisi vardır. Sadece oranları farklıdır. Gördüğüm kadarıyla Bakanlık eğitim ve öğretimde tek ve yegane sorun olarak öğretmeni görmektedir. Bakanlık, diğer paydaşlara dokunmadan sorunu tek taraflı çözme derdinde. Burada öğretmenin ev ödevleri bir bir sıralanırken eğitimin diğer iç ve dış paydalarının da sorumluluklarına yer verilmeliydi diye düşünüyorum. Bu belge o zaman mükemmele yakın bir belge olurdu diye düşünüyorum. Bu konu çok su götürür. Enine boyuna konuşulması gerekir. 12/06/2017

* 17/06/2017 günü Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.