14 Şubat 2017 Salı

Bu Suriyeli düşmanlığı neden?

Sözlerime, Birinci Dünya ve Kurtuluş savaşlarını bizzat yaşamış olan Mehmet Akif'in: "Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda! Canı, cananı, bütün varımı alsın da Huda, Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda." Kıtasıyla başlamak isterim. En kötü de olsa Allah kimseyi vatanından uzak kılmasın, işinden, gücünden etmesin.

Ülkesini beğenmeyenlere, kadir-kıymet bilmeyenlere 5 yıldır içimizde mülteci olarak yaşayan Suriyeliler'e bakmalarını söylemek isterim. Ne işleri var, ne de aşları. Ne evleri ne de barkları. Ülkelerinde iş ve aşları, ev ve barkları varken bir anda her şeylerini kaybederek ülkemize sığındılar. Hayata müflis tüccar misali sıfırdan başladılar. Nerede bir ağır iş var, orada çalışan Suriyelileri görmek mümkün. Hiçbir sosyal güvence ve haklara sahip değiller. En düşük ücrete çalışıyorlar. İş garantileri yok. Sağlıksız evlerde kalabalık bir şekilde yaşıyorlar. Çoğu kendi işini ve iş yerini açarak geçim mücadelesi veriyor. İçlerinde hayatın cenderesinden geçmiş sorumluluk sahibi kişilerin sayısı fazla. Az da olsa sorumsuz davrananları var. Bunu da çarşı ve pazarda görebiliyoruz.

Türkiye onlara kucağını açtı. Kimi iş verdi. Kimi evini kiraya verdi. Kimi yardım etti. Türkiye'nin çoğunluğunda bir sorun yok. İçimizdeki bazı kişiler ise bu durumdan hazımsız: " Ne işleri var burada, savaş kaçkını bunlar. Doldular, kaldılar. Devlet kendi insanına iş veremezken bunlara bakıyor, maaş veriyor, hastanede ücretsiz muayene ediyor, ilacını bedava veriyor. Bunları göndermek lazım. Ülkesine hayrı olmayanın buraya hayrı olur mu? Ülke yol geçen hanı oldu. Bunların içinde terörist olanlar da var. Baksana ülkede terör arttı. Ülkeleri yok, hala çocuk doğuruyorlar. Bunlara bir de vatandaşlık verilecek. Niyetleri iktidarda daha fazla kalmak için bunların oylarını almak. Bunlara iyilik yaramaz. Bunlar değil miydi I.Dünya Savaşında bizi arkadan vuran. Savaş bitse de gitmez bunlar..." şeklinde eleştiri getiriyorlar.

Gören de sanki tüm Suriyelileri bu tipler besliyor sanır. Belki de hiç yardımı olmamıştır böylelerinin. Namaz çıkışı cebindeki bozuk parayı atmıştır belki yardım diye. Allah kimseyi düşürmesin, memleketsiz bırakmasın. Oturduğumuz yerden eleştirmesi kolay. Adamlar savaşmaya gitse kiminle savaşacak? Kimin kimi öldürdüğü belli değil. Ölmemek için öldürmek zorunda. Çünkü orada bir iç savaş var. Kirli bir savaş. Yedi düvelin tüm kozlarını oynadığı bir savaş. Savaş bitince gitmezler derken çok iddialı konuşuyoruz. Ne biliyoruz gitmeyeceklerini? Çok mu keyif alıyorlar içimizde durmaktan?

Türkiye'nin müdahil olduğu bu savaşta güvenli bölge oluşturulduktan sonra büyük bir çoğunluğunun gideceğini düşünüyorum. İnşallah ülkelerinde devam eden kirli savaş biter de geri dönerler. Gitmezlerse de az sayıda dilenenin dışında kendi yağlarıyla kavrulmaya çalışıyorlar. Her olumsuz durumdan bir pay çıkaralım. Yarın biz de onların durumuna düşeriz düşüncesiyle memleketimizin kıymetini bilelim. Çoğu içimizde Türkçe öğrendi.  Zeka bakımından onlardan çok mu geriyiz? Kaçımız Arapça öğrendik? Yıllardır İngilizce öğreniyoruz, kaçımız konuşabiliyoruz bu dili?

Konuşmaktan ve eleştirmekten başka bir iş arayışına girelim. Yaptığımız iyilik varsa başa kakmayalım. Yabancı ve Suriyeli düşmanlığı yapmayalım. Unutmayalım ki, kimse kimsenin rızkını/nasibini yiyemez. Herkes midesi kadar yer. 14.02.2017




İslam anlayışın batsın senin! **

Zaman zaman bazı kanallarda arzı endam eden bir zavallı var. Hangi konuda konuşuyor derseniz. Din alanıdır ilgi alanına giren. Değerlerimize vurdukça vuruyor. Din adına bildiğimiz ne varsa yok etmek için uğraşıyor. Mikrofon gördü mü, bir kanala çıktı mı, etrafında üç-beş dinleyici mi var. Artık zırvalarının ardı arkası kesilmez. Yumurtlar da yumurtlar.

Normal şartlarda farklı görüşleri severim, özellikle orijinal görüş serdedenleri. Bunun ki kendine özgü, tam orijinal. Yeter ki bir dinleyen görsün: "Namaz dinin direği değildir, bir ritüeldir, istemiyorsan kılma. Kur'an'da bahsedilen salat destek anlamına gelir. Bu kılınan namaz kişiyi kurtarmaz..." şeklinde atıyor, tutuyor. İsterseniz bir dinleyin. Tam bir beynamaz hali. Namazda gözü olmayanın camide işi olmaz misali. Yıllardır gelmiş bulunan müktesebatı yok etmek için kırıp döküyor, ağzından salyalar akıtıyor. Önüne de almış Kur'an'ı. Bu yeter sadece, başka bir şeye ihtiyaç yok, diyor. 14 asırdır kimsenin anlamadığı, yanlış uyguladığı namazı yok etmek uğraşıyor. Utanmasa veya ardından gelenlerin olacağını bilse Muhammed de yanlış anladı diyecek. Kendi aklına ve zekasına aşık olan bu adam hadis ve sünneti de kabul etmiyor, namaza savaş açmış durumda. Az ikna edici olsa veya insanlar biraz dinlese Peygamberimizin " Gözümün nuru" dediği, bizim nefsimize ağır gelen namazın yerinde yeller esecek. Bizde böylelerine "Yavaş at da civcivler yesin" denir.

Allah kimseyi saptırmasın, medya, mikrofon hastası ve meşhur olma budalası yapmasın. Nasıl gündemde kalırım psikolojisidir bu. Normal konuşsa, makul dini anlatsa kimse merak etmeyecek. Zekatı ön plana çıkaracağım derken namazı küçümseme yoluna gidiyor. Olsa da olur, olmasa da. Niye bir şeyin önemine işaret edeceğim derken bir başka umdeyi yıkma yoluna gidiyor?  Niyeti nedir, derdi nedir? Manidar gerçekten.

Nüfus memuru ailesine; veren el olsun, cömert olsun, ad aldığına çeksin diye eli açık demiş. Eli değil, dili açık demek gerekiyormuş. Çünkü zırvasının haddi hesabı yok.

Allah kendini, kişiliğini, kimliğini kaybetmiş, aklına aşık, medya budalası ilahiyatçılardan korusun bu milleti. Birilerinin projesi olan bu tip dini bildiğini iddia edenlerin şerrinden korusun. İnanın bu tiplerin İslam’a ve İslami değerlere verdiği zararı dünya bir araya gelse veremez.


Böyleleri bıraksın insanımıza din anlatmayı. Bu milletin bildiği, öğrendiği ve yaşamaya çalıştığı din yeter de artar bile. Bunlar bıraksın millete din anlatmayı önce kendileri –adam gibi- Müslüman olsun. 14.02.2017

** 20/02/2017 tarihinde kahta.soz gazetesinde yayımlanmıştır.

Yurtdışında* FETÖ ne durumda?

1960-1970'lerde tohumu atılan, 2000'li yıllarda atağa geçen FETÖ, 17-25 Aralık denemesinden sonra 15 Temmuz'da gerçek yüzünü gösterdi. Bu ülkenin mahremine saldırdı ve bir daha bu topraklarda neşvünema bulamayacak şekilde cinnet geçirerek intihar etti. Ne geçmişiyle övünebilecek ne de bu ülkeye girebilecek. Çünkü bu ülke hainlere geçit vermeyecek. Hâlâ ihanet özlemi içerisinde yaşayan kalıntıları varsa içlerinde gizledikleri kin, ve intikam ateşiyle birlikte yok olup gidecekler. Tıpkı Ebu Leheb'in kahrından çatlayıp öldüğü gibi.

Türkiye'de yok olmaya yok olacaklar da dünyanın her bir ülkesine dal-budak salmış bu sinsi yapı nasıl temizlenecek? Birçok ülke eğitimini bunlara teslim etmiş. Eğitim yoluyla her ülkede adanmış insan yetiştirerek ülkelerin bürokrasi ve siyasetinde söz sahibi olmuşlar, kadrolaşmışlar. Bu yapı ile mücadele edecek devlet FETÖ ile değil, CIA ile mücadele etmeyi göze almalıdır. Kaç ülke böyle bir riski göze alır? Kaç ülke CIA ile başa çıkabilir?

Geçen gün yurtdışında* görev yapan bir dostumla karşılaştım. Hal ve hatırdan sonra bulunduğu yerde hayatın nasıl gittiğini, alışıp alışamadığını sordum: " Alışmaya alıştım. Fakat 6 ay oldu gideli, hukuki süreç lehimize sonuçlanmasına rağmen hâlâ okulları teslim alamadık. Gittik gideli uğraşıyoruz, bir sonuç elde edemedik. 28 okulunda 11 bin öğrencisi var. Oranın en gözde okulları. Yıllardır bürokratın, zenginin ve siyasilerin çocuklarını yetiştirerek devletin her kademesine yerleştirmişler. Çok güçlüler. Para basıyorlar bu okullarda. Bavullarla para kaçırıyorlar. Okullar tepeden tırnağa o ülkenin FETÖ'cülerin elinde. Bizim buradan gitme bir kaç kişi var perde gerisinde işleri dizayn eden. Halk bizimle beraber, hükümet seçim öncesi oy kaybederim diyerek risk almıyor. Hükümetin inisiyatif alamamasında bazı konularda yumuşak karnı da var. Hukuken bize geçmiş olmasına rağmen okulları teslim etmiyor. Türkiye'yi de karşılarına almak istemiyor. Fakat CIA tamamen işin içinde. Gittik gideli dinleniyoruz ve her adımımız takip ediliyor...." dedi ayak üstü muhabbetimizin arasında.

Anladığım kadarıyla yapı bizdekinden farklı değil. Türkiye’nin, her devletin içerisinde çöreklenmiş bu derin yapı ile mücadele etmesi gerekecek, belki de çoğu devlet ile karşı karşıya gelecek. Yapı, her devletin derin devleti olmuş. Ülkelerin seçilmiş hükümetleri altlarını oyan, CIA'ya çalışan, arkasında ABD istihbaratı olan bu ajanlarla nasıl başa çıkabilecek? Bunu da zaman gösterecek. Bu yapının kök saldığı ülkelerin ve Türkiye'nin işi zor gerçekten.

Her geçen yıl gücüne güç katan devletimiz diplomaside daha sağlam adımlar atmalı, ikna olmayan ülkeler varsa belge ve delillerle birlikte diplomatik bir dil kullanarak ikna yoluna gitmelidir. Sağlam delillerle hukuki süreç başlatmalıdır. Teslim alınan okullar aynı şekilde kaliteyi yakalamalı, bulunduğu ülkelerin tercih edilen gözde okulları olmalıdır. Allah devletimize ve bu uğurda çaba sarf eden samimi insanların yardımcısı olsun. 14.02.2017

* Orada çalışan kardeşimizin başına herhangi bir şey gelmemesi için ülke adı verilmemiştir. Ülke ismi bende mahfuz.