23 Ocak 2017 Pazartesi

Müdürüm! Yine sen ağlayacaksın!..*

Sendikalar farklı zamanlarda çeşitli eylem kararı alır:
◆ Falan gün okullara gidilmeyecek.
◆ Falan hafta/lar nöbet tutulmayacak.
◆ Okula gidilecek, ders işlenmeyecek.
◆ Sevk eylemi yapılacak.
◆ Şurada şu saatte bildiri okunacak, protesto yapılacak....vs.
Bakanlık mevzuat çıkarır:
◆ Hamile olanlar doğuma yakın bilmem ne kadar süre önce ve doğum sonrası 1 yıl nöbet tutmazlar.
◆ Ücretli öğretmenlere nöbet görevi verilemez.
◆ 25 yılını dolduranlar nöbet tutmayabilir.
◆ Sevkli, raporlu vb gelemeyen öğretmenin nöbeti ve dersi için okul yönetimi tedbir alır.
◆ Öğretmen/ler gelmediğinde öğrenci evine gönderilmez.
◆Öğretmenler ilçe zümresine gidince okul idaresi yine gerekli tedbiri alır...vs.
* (Nasrettin hoca iki kızını gurbete gelin eder. Gel zaman git zaman hanımı, kızlarının durumunu öğrenmesi için hocayı yanlarına gönderir. Büyük kızı "Babacığım,100 dönüm tarlamız var. Ektik, mahsulün olması için yağmurun yağmasını bekliyoruz, eğer yağmazsa anam ağlar" der. Hoca diğer kızına misafir olur. Kızı da, "Biz çömlekçilik yapıyoruz, şu kadar çömleği kalıba döktük, eğer kurumadan yağmur yağarsa anam ağlar", der. Hoca evine döner. Hanımı, "Kızlarım nasıl" der. Hoca,"Valla hatun yağmur yağsa da sen ağlayacaksın, yağmur yağmasa da sen ağlayacaksın", diye cevap verir.)
Not:Hangi sendika olursa olsun, öğrenciler ardına geçerek eylem yapmamalı, Eylemler okulları olumsuz etkilememeli. Unutmayalım ki çocuklar bizlere emanettir. Kavgamızı, mücadelemizi büyüklerle yapalım; küçükler arasında değil. Bizim kültürümüzde kavga çocuklardan gizli yapılır, çocukların önlerine yapılmaz... 23/01/2015
* Öğretmenlere nöbet ücreti ödensin diye sendikaların eylem kararı alması üzerine kaleme alınmıştı. Şimdi nöbet ücreti ödeniyor artık. 

Fakir ülkemin rahatına düşkün zengin insanları ***

Devlet çok zengin değil ama millet çok zengin onu biliyorum. Bu yargıya nereden vardım diye merak edebilirsiniz. Trafiğin yoğun işlediği bir caddeye çıkın. Hareket halindeki araçlara bir bakın. İçinde kaç kişi var, kaç kişi yolculuk yapıyor? Bir göz atın.

Araçların % 90'ında tek kişinin işe gittiğini, işten geldiğini görürsünüz. İhtiyaç mı değil mi denmeden genelde her evin önünde bir araç var. Hatta bazı evlere ait birden fazla araç olduğunu da görebilirsiniz. Gayri safi milli hasıla bakımından bir çok Avrupa ülkesinden daha düşük bir gelire sahip olmamıza rağmen ekseriyetimizin toplu taşıma araçlarından ziyade bireysel araçları tercih etmesinin nasıl izahını yapabiliriz? Aracıyla tek başına yolculuk yapanların aynı zamanda trafikte seyir halinde iken diğer taraftan da cep telefonu ile görüşme yapmaya çalışması sanırım işlerinin çok acil olduğu, zamanla yarıştıkları görüntüsünü vermektedir. Hem tek başına yolculuk yapan hem de seyir halindeyken trafiği riske atarcasına telefonla görüşme yapanların çoğunun zamanla yarıştıkları falan yok. Toplu taşımayla yolculuk yapmayı kendimize yediremiyoruz, durakta beklemeye tahammül edemiyoruz. Rahatımıza düşkünlüktür bunun adı. Bu rahatımıza düşkünlük hem trafiği kalabalıklaştırıyor, çoğu zaman trafik kilitleniyor; otoparklar, yol kenarları araçla dolu. Aynı zamanda hava kirliliğine de sebebiyet veriyor. Haydi hepsinden geçtim. Kazandığımızın belirli bir miktarını maalesef ulaşım giderlerine gitmektedir. Aynı güzergahtan hem toplu taşıma araçları hem de biz işe gidiyoruz. Gerçekten normal bir durum mu bu? Bu kadar para harcamak doğru mu?

Kendi başına işine gidip gelenlerin yarısının maddi sıkıntı içerisinde olmasına rağmen toplu taşıma yerine hala kendi aracıyla gitmeleri garibime gidiyor. Bir çoğunun yakıt alma sıkıntısı var. Allah göstermesin büyük bir ekonomik kriz olursa, kazandığımızdan daha az kazanmaya başlarsak halimiz nice olur?

Toplu ulaşım araçları kullanılırsa belki biraz zaman kaybımız olabilir ama inanın, hem ulaşıma giden paranın maliyeti düşecek, hem yollar rahatlayacak, hem işimize zamanında gelip zamanında gitme planları yapacağız. Arabamıza güvenerek son anda evden hızla çıkmayacağız. Daha planlı bir hayatımız olacak, hava kirliliğe de zemin hazırlamamış olacağız. Cari açığın düşmesine katkımız olacaktır. Çünkü petrol ürünleri bakımından hep dışa bağımlıyız, sürekli dışarıdan yakıt almak zorundayız, ithalat ve ihracat dengesinde gözle görülür bir iyileşme olacaktır.

Ülkemi çok seviyorum diyenler! Haydin bu ülkeye sevginizi biraz gösterin. Zaten şu anda bir seferberlik halindeyiz. Rahatınızdan biraz ödün verin, toplu ulaşıma yönelin. Olur olmaz yere özel aracınızı kullanmayın. 22/01/2017

*** 24.01.2017 günü ladik.biz'de yayımlanmıştır.

22 Ocak 2017 Pazar

Mini anayasa değişikliğini nasıl değerlendirmeliyiz?

İdeal olmasa da  sistem değişikliği anlamına gelen kısmi anayasa değişikliği yapılması için en zor zamanda iktidar ve muhalefet bir araya gelerek anlaştıkları paketi meclisten geçirdiler. Şimdi kapıda referandum var, milletin hakemliğine gidilecek. Millet ne derse o olacak.

Kısmi anayasa değişikliklerine bakıldığı zaman seçilme yaşının 18'e indirilmesi, meclis üye sayısının 600'e çıkarılması tasvip ettiğim değişiklikler değildir. Devletin çift başlılıktan kurtulması, devlet kurumları arasındaki uyum, devletin hantallıktan kurtularak daha hızlı karar alabilme gibi durumları ise onay verdiğim değişiklikler olarak görmekteyim. Hele bir madde var ki, cumhurbaşkanlığı seçimi ile milletvekili seçiminin aynı gün yapılması başlı başına önemli bir değişikliktir. Daha önce bir yazımda değinmiştim.  Son bir kaç yıldır ortalama her iki yılda bir seçim yapar hale geldik. 2019 yılında cumhurbaşkanlığı, milletvekilliği ve belediye seçimleri olmak üzere önümüze üç sandık gelecek. Gerekli değişikliğin yapılarak milletin önüne tek sandığın getirilmesini önermiştim. 

Aslında iki seçimin aynı günde yapılmasına belediye seçimlerini de eklemek lazım. Çünkü her bir seçim bizde kriz olarak karşımıza çıkıyor. Seçim dolayısıyla hükümetler radikal kararlar alamıyor, seçim çalışmaları görüntü ve ses kirliliğine sebebiyet veriyor. Yine her seçim hazineden çıkacak paralarla yapılıyor. Bu seçimlerde harcanan paralar hep milletin cebinden çıkacak. 

Devletin daha hızlı çalışması için gücün tek elde toplanması düşünülürken taşrada özellikle mahalli idarelerde küçük küçük yönetimler söz konusu. Büyükşehir Yasası ile birlikte ilçe ve belde belediye başkanlarına da ihtiyaç kalmaması gerekir. Halihazırda büyükşehir kapsamına alınmış ilçe belediye başkanları sadece temsili bir görev icra etmektedir. İmar, alt yapı, asfalt, su, itfaiye vb hizmetler büyükşehirin uhdesine verilmiş durumda. Bu durumda ilçe belediyelerine sadece ilçenin temizliğini alma görevi kalmaktadır. Tüm önemli görevleri yapan/yapacak olan büyükşehir belediyesi ilçenin çöpünü mü alamayacak? Pekala yeni bir planlama ile ilçe belediyeleri lağvedilerek ilçede hizmetleri yürütecek bir müdürlük ihdas edilebilir. Başta ilçe belediyelerinin kaldırılması ve yapılacak olan üç seçimin tek seçimde yapılması kararları da inşallah kısa zamanda ülke gündemine gelir. Konum esas anayasa değişikliği idi.

Anayasa paketine evet/hayır diyecek olanlar yazılı ve görsel medyada boy göstermeye başladı. Orta yerde bir sandık varsa mutlaka evet veya hayır diyecek olanlar vardır. Bu da doğaldır. Kimseye darılmaca ve gücenmece olmaz. Fakat bir partinin kararı benim garibime gitti. Bunu paylaşmadan geçemeyeceğim. Köklerinden çıkmış bir parti bu ülkede dört dönemdir iktidar. Kendisi iktidar olduğu takdirde yapamayacağı bir çok şeye imza atmış durumda. Bu durumu baba takdir edeceği yerde köstek olmaya hazırlanıyor. Savruldukça küçülmeye devam ediyor. Ne yapmak istiyor, kime göz kırpıyor? Anlayabilen varsa beri gelsin. Benim bildiğim  genelde evlat yoldan çıkar, baba onu yola getirmeye çalışırdı. Evlat ne kadar sendelerse bir gün mutlaka kendini bulur, baba ocağına geri dönerdi. Burada ise baba yoldan çıkmış durumda. Bu duruma ne denir? İçinden nasıl çıkılır? Yine anlayan varsa izah ederse sevinirim. Sanırım intihar etme durumudur bu. Böylesi  hareket de ancak üzüntü ve elem verir, saadet değil.

Mini paketin mutlaka suistimal edilecek yönleri olabilir. Çünkü yönetecek olan insandır. İnsan kötü olursa her kanun, her anayasa kötü olur. İyi olursa hepsi iyi olur. Yani iş insanda bitiyor. Kötü yönleri var diye karşı çıkmak hayatta hiç risk almamak demektir. Bu yüzden değişime evet demenin hayır olacağını düşünüyorum. 22/01/2017