18 Ocak 2017 Çarşamba

Reina katiamcısını besleyeceğiz

Dün gece yılbaşı gecesi 39 kişinin ölümüne sebep olan Reina katliamcısı yakalandı. Güzel bir haber. Katili yakalamak için titizlikle izini süren ve sağ olarak yakalayan MİT ve emniyet yetkililerini tebrik etmek lazım.

Katilin başka bir eylem yapmadan yakalanması milletçe hepimize derin bir nefes aldırdı. Bu önemli bir başarı. Fakat esas başarı gerisindeki azmettirici ve bağlantılarını elde etmek için katili konuşturmada. Sırf bu işler için yetiştirilmiş profesyonel psikopat tipleri konuşturmak öyle kolay değil. Bu tipleri konuşturmak için dünyanın en ağır işkence türlerini uygulasan, hatta öldürsen konuşmazlar. İstersen serbest bırakmayı teklif etsen de yine konuşmazlar. Çünkü bu iş için hazırlanmadan önce nice testlerden geçmiştir. Farzedelim ki konuştu. Doğru konuşmazlar. Ya dinim için yaptım der, ya da yanıltmak için alakası olmayan birine suç atar, emri ondan aldım der. Ya da sık sık ifade değiştirir, kuşkulu ve çelişkili ifade verir. Hasılı arkasındaki zinde ve karanlık güç öğrenilemez.

Doğruyu söyleyemez. Çünkü derdi kendisi değildir. Ona bu görevi verenler yakalandığı takdirde ne şekilde ifade vereceğini de öğretmişlerdir. Doğru beyan verdiği takdirde bu ifadenin nelere mal olacağını, çoluk ve çocuğunun aynı anda yok edileceğini de bilir. Belki de katilin yerini katliam emrini verenler ifşa etmiş, polise bildirmiş olabilir. Çünkü has adamlarının görevini layıkıyla yaptığını, artık misyonunun bittiğini, kullandıklarını bir daha kullanmayacaklarını bilirler. Böylece zaten ölmesi mümkün olmayan katilden kurtulurlar, hem de böyle önemli bir katilin yerini istihbarat etmek suretiyle Türkiye devletinin güvenini kazanırlar. Böylece bir taşla iki kuş vurmuş olurlar. O yüzden işimiz zor. Devlet bu durumda ne yapacak, bunu da zaman gösterecek. Belki daha sorgulayamadan içeriden ayarladıkları birine öldürtecekler. Bekleyip görelim bakalım.

Nasıl yakalandı bilmiyorum. Belki de katil kendi kendini yakalattı.  Ceza versek bile idam edemeyeceğimiz bu caniyi biz içeride devlet olarak besleyeceğiz. Uçan kuştan korumak için güvenliği had safhaya çıkaracağız. Zira oralar belki de dışarıdan daha emniyetli onun için. Yani hapishanede bu hasta, ruhsuz tipe biz istesek de istemesek de paşalar gibi bakacağız. Biz ki 40 bin kişinin katilini bile besliyoruz. 39 kişinin katilini mi besleyemeyeceğiz? Şefkatini, merhameti izi ve acziyetimizi maalesef onlar da biliyor. Çünkü bizi bizden iyi tanıyorlar.  18.01.2017

17 Ocak 2017 Salı

İletişim yolunu kapatanlar uzaktan atış yaparlar

Aynı kulvarda aynı dava uğruna çalışan insanlar vardır. Aynı düşünce yapısına sahip olmasına rağmen hiçbir konuda anlaşamazlar. Birinin ak dediğine diğeri beyaz der. Aynı şeyi söyleseler de birbirlerini dinlemedikleri için farklı şey söylediklerini sanırlar.

Düşman kardeştirler bunlar. Ne ayrılıp kendi yollarına giderler, ne de biraraya gelirler. Ortada bir sorun yok deseler de alttan alta içleri kaynar. Birbirlerini alt etmek için kıyasıya bir mücadele içerisindedirler. Yeter ki birinin ayağı takılıp bir tökezlesin. Hemen diğeri, mal bulmuş mağribi gibi ben demiştim, dediğimi dinlemediler, beni dinleselerdi başlarına bu durum gelmeyecekti. İşte ben bu yüzden, bu yönetim tarzından dolayı eleştiri getiriyordum demeye başlar.

Aynı davaya gönül vermiş insanların kavgası kardeşlerin kavgası gibidir. Yıllar yılı devam eder gider. Aradaki sorunun  ne olduğunu kimse de anlamaz. Ya da anlamadıklarını sanırlar.  Çözmek için bir araya gelip konuşmayı da denemezler. Tek yaptıkları birbirine karşı uzaktan atış yapmaktır, kamuoyu oluşturmaktır, haklılıklarını ispatlama çabasıdır, egolarını tatmin etme yarışıdır.

Post kapma-postu deldirmeme savaşı diyelim. Öyle zannediyorum daha iyi anlaşılır. Bilinç altlarında olanı dışa farklı bir şekilde yansıtarak belli etmemeye çalışırlar. Post kavgasını dava adı altında yürütürler. Birbirlerine karşı biraraya gelip konuşacak öz güvenden ve cesaretten yoksundurlar.

Bunların arasındaki adı konmamış kavga geri planda çözülmeyince olan da camiaya oluyor. Yazık gerçekten!..

Ya bir araya gelin, çözün meselenizi. Ya da kendi işinize koyulun. Doğru yoldaysanız haklılığınız er veya geç anlaşılır. Yarışı kaybetmişsen bir nefer gibi bayrağı taşıyanlara destek ol. Saman altından su yürütme. Her şeyden nem kapma. Yanlış görmüşsen git kapısını çal, yanlışı orada ifade et.

Camiayı yönetme  işini üstlenenler! Yöneticilik eleştirilere açık olmak demektir. Bu işi yapıyorsanız alınmayacaksınız. Doğru yoldaysanız üzülmeyin. Yanlış yapmış ve eleştiri almışsanız  başka bir niyet aramayın. Kardeşinize teşekkür edin, yanlışınızı düzeltin, yolunuza devam edin. Şeffat olun, biraz geniş karınlı olun. Yaptığınızın doğruluğundan eminseniz izah edin ve tekrar yolunuza devam edin.

Sizi dışarıda eleştiren bir kardeşiniz varsa   makamınıza davet edip orada dinleyin, konuşmasına fırsat verin. Gelmeyip uzaktan eleştiriyorsa bu ikinizin ayıbıdır. Demek ki iletişim kapıları kapalı. Önce bu kapıyı açık tutmayı deneyin. Hiçbir hata tek taraflı olmaz. Sadece hata oranları farklı olabilir.

Kavganız devam edecekse bu Kavganız başkalarını alet etmeyin. Gazanız mübarek olsun.  Allah iyi niyetli olanların yollarını açık etsin... 17.01.2017

Her Şeyden Nem Kapan Alıngan Tipler *

Bazı insanlar vardır, sanırsın ki yunmuş yıkanmış. Hiç üzerlerine toz kondurmazlar. Kendilerini mükemmel gördükleri için eleştiriye açık değillerdir.

En ufak bir eleştiriye dahi katlanmazlar. Aşırı alıngandırlar. Kendilerini kastetmesen bile mıknatıs gibi çekerler. Her şeyden nem kaparlar. Aynı zamanda iyi bir niyet okuyucusudurlar. Senin ne dediğin önemli değildir. Onun ne anladığıdır önemli olan. Kendisini çok zeki sanır. Zekâsına hayran olmamak elde değil. Çünkü hiç kastetmediğini anlar. Sadece kendisiyle ilgili olması şart değil. Herhangi bir konuda senin kim olduğuna yarım aklıyla hemen karar verir ve seni damgalar. O damgadan da kurtulamazsın. Ben onu kastetmemiştim desen bile kurtulamazsın. Hatta yemin etsen bile. Tüm dünya bir araya gelse, bu adam bunu kastetmedi. Sen yanlış yargıya varmışsın. Bunun doğrusu şu. Gel istersen kalbini yarıp bakalım desen de nafile. Nuh der peygamber demez. Çünkü akıl ve zekâsına âşıktır. Gerekli açıklamaya ikna olsa bile ser verir, sır vermez. İnadı akıl ve ferasetinin önüne geçer. Çünkü hata yaptığını kabullenmek istemez.

Böylelerini görünce aslı var mı yok mu bilmem ama II. Abdülhamit Dönemi ile ilgili anlatılan ilginç ve manidar bir fıkra aklıma gelir: Malumunuz üzere o dönemde muhalifleri kontrol  ve takip etmek için bir hafiye teşkilatı var.  Yönetime muhalif şairlerden biri yağmur yağacak diye yazdığı bir şiirinden dolayı zaptiye tarafından padişahımıza hakaret ettin diye derdest edilir. Şair hakaret etmedim dediyse de tutuklanmaktan kurtulamaz. Şair ile zaptiye arasında şu konuşma geçer.
-Ben yağmur yağacak diye bir şiir yazdım.
-Şiirinde padişahımıza uzun burunlu demek istedin.
-Şiir burada. Neresinde uzun burunlu geçiyor, bu anlamı nereden çıkardınız?
-Yağmur yağınca ne olur? Yerler ıslanır, çukurlar su ile dolar, göletler oluşur. Göletler oluşunca ördekler yüzmek için göletlere girer. Ördek nasıl bir hayvan? Uzun burunlu. İşte gördün mü? Sen padişahımıza direk uzun burunlu diyemediğin için buradaki uzun burunlu ördekle padişahımıza uzun burunlu demek istedin. İşte bu yüzden seni tutukladık.

Ben, bu hikâyenin  Abdülhamit döneminin baskıcı olduğunu göstermek için muhalifleri tarafından uydurulduğunu düşünüyorum. Hikâyeyi uydurma kabul etsem de günümüzde bazı insanları anlatmak için bundan iyi bir hikâye bulamazdım.

Sahi, var mı etrafınızda böyleleri? Varsa eğer, oturup ağla. Çünkü yapılacak bir şey yok. Çekecek çilen varmış demek ki. Bu senin imtihanındır.  Yoksa eğer, Rabbimin en bahtiyar kulusun, haline şükret! 17.01.2017

* 21/10/2017  tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.