2 Ocak 2017 Pazartesi

Kâl ehli olmaktan ne zaman hâl ehli olacağız?

"O, hiç kimseyi ayıplamaz, kötülüğe mukâbele etmez, af ve hoşgörülükle muâmele eder, kötülükten uzak kalırdı. Nefsi için bir kimseden intikâm almış değildir. Hiçbir köle ve hizmetçiyi, hattâ bir hayvanı bile incitmemiştir. Yanlış davranışları ise affetmiştir. Bir hâcet dileyen yoksulu boş çevirdiği vâkî değildir. Yanında bir şey bulunmazsa o vakit başka...

Onun ahlakı nasıldı diyenlere Hz Aişe:Siz Kur'an okumuyor musunuz,O'nun ahlakı Kur'an ahlakı idi cevabı verir. "Allah Teala: "Sen yüce bir ahlak üzeresin","Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar için Allah rasülünde sizin için güzel bir örneklik vardır" buyurmaktadır. Rasül, tek başına çıktığı tebliğ yolculuğunda kısa sürede 100 binleri ardında sürüklemişse, güvenilir bir kimse olmasından dolayı, güzel bir ahlaka sahip olmasından  ve samimiyetinden dolayı  olmuştur. 

14 asırdır anarız, kutlarız, peygamberi anlatırız, bir türlü sözden fiiliyata geçiremedik. Eskiden bir defa anarken şimdi yılda iki defa kutlar olduk. Peygamberimiz ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim buyurmaktadır. Zannımca edep örtüsüyle örtünmek peygamberimizi en güzel şekilde anmaktır. Hep geçmişi anmaktan yaşamaya zaman bulamadık, belki de sadece anmak nefsimize hoş geliyor, çünkü yaşamak zordur. 

Her yıl Mekke'nin fethini kutlarız; ama oluk oluk Müslüman kanı akmaya devam eder. Her yıl Peygamberi anarız ama yolundan gitmeyiz. Gelin kâl ehli olmaktan hâl ehli olmaya adım atalım. Bu tür anmalardan sanırım en fazla memnuniyet duyan telefon operatörleridir. 23/01/2013


Ekmek Bizim Her Şeyimiz

Fırına ekmek almak için gittim. Üç ekmek istedim. Bir taraftan da tanesi 90 kuruş olan ekmeğin parasını ayarlamak için  cebimden çıkardığım parayı denklemeye çalıştım. Bayan: "Ekmeğimiz 1 lira oldu" dedi. Ben de bu karda kışta evinden çıkıp gelene ekmek bedava diyeceksiniz diye düşünmüştüm, siz ise zam yapmışsınız, ne zaman zamlandı dedim. "bugün" dedi. Ekmeğimi alıp çıktım.

Gözümüz aydın olsun. Yeni bir yıl ile birlikte ekmeği zamlı yiyeceğiz ama artık bundan sonra ne ben bozuk para denkleyeceğim diye uğraşacağım, ne de fırındaki görevli parayı bozacağım diye uğraşacak. Hem fırında oyalanma olmayacak, sırada bekleyenin işi daha çabuk görülecek. Bardağın dolu tarafından bakmak buna denir.

Her sene yeni bir yıl ile birlikte zaten iğneden ipliğe zam gelirdi, buna alıştık. Bu sene son aylarda dış piyasadan kaynaklı dövizin fırlamasıyla birlikte daha fazla zam bekliyorduk. Şükür, fazla yansıtılmadı gördüğüm kadarıyla. Allah beterinden saklasın. Hepimize ödeme kolaylığı versin, kimseyi açlıkla, hayat pahalılığıyla, geçim derdiyle imtihan etmesin. Altından kalkamayacağımız bir yük yüklemesin.

Yılbaşı ile birlikte gelen diğer zamlara göre ekmeğe yapılan zammın fazla bir kıymeti harbiyesi yok. Ama ekmek bizim her şeyimiz. Katıksız yaşarız ama ekmeksiz asla. Ekmeksiz -dünyayı yesek- doymayız. Gerekirse ekmeğin içine ekmeği katık yaparak yeriz. Ortalama bir insan yılda 150 kilo ekmek yiyor bu ülkede. Kilo yapmasına, içerisine atılan katkı maddelerine rağmen.

Ortalama günde 5 ekmek alan bir ailenin ödeyeceği miktar aylık 150 lira. Dar gelirli, asgari ücretle çalışan için az para değil bu. Zaman zaman ekmek alırken bayat ekmek soranlar olur fırıncıya. "Alırsanız, şunlar var" diye ekmek gösterilir. Bazen de yok denir, adam gerisin geriye döner gider. Bir gün fırıncıya sordum, bu bayat ekmekleri niçin alıyorlar diye. "Genelde ailesi kalabalık kişiler alıyor" dedi. Anlaşılan maddi durumu kısıtlı kişiler taze ve sıcağına göre daha ucuz satılan ekmeğe yöneliyor günü kurtarmak ve öğün savmak için.

Hasılı yeni yıl, yenilikleriyle beraber geldi. İlk yeniliği de zamlar oldu. Biz yılbaşı kutlayacağız, yeni bir yıla gireceğiz diye sevinirken heybenin içindeki turpu unutmuşuz. Fırıncı gülerek hatırlattı sağ olsun... 02/01/2017

“Galiba Müslümanım!”*

Yılbaşı gecesini kutlamak amacıyla bir eğlence merkezinde toplanan, çoğunluğu yabancı insanların üzerine başkasının kukla ve maşası olan biri kurşun yağdırdı. Menfur saldırı sonucunda 39 kişi can verdi. 69 kişi de yaralandı. 

Olayın üzerinden iki gün geçti, katliamı yapan hala yakalanamadı. Saldırıyı DAEŞ üstlenmiş. Saldırıda vefat edenler bir taraftan defnedilmeye çalışılırken eldeki delillerden hareketle devlet, katilin yakalanması için seferber oldu. Daha acımız taze iken sosyal medyada fütursuzca açıklamalar paylaşılmaya başlandı. Köşe başlarını tutmuş bazı kişiler de suçlu avına çıktı. Hepsi  suçlu arıyor. Aranan suçlu sonunda bulundu. Suçlu, yılbaşı gecesinden bir gün önce camilerde okunan cuma hutbesiydi. Bu kişileri tebrik etmek lazım bu titiz çalışmalarından ötürü. Suçluyu bulamasalar da polisten önce azmettireni buldular. Bu adamları devlet MİT’e almak suretiyle mutlaka faydalanmalıdır. 30/12/2016 tarihinde okunan hutbeyi açtım suç unsurunu bulmak için. Hutbede “Beş şey gelmeden önce beş şeyin değerini iyi bil: Ölümden önce hayatın, meşguliyetten önce boş zamanın, yokluktan önce varlığın, ihtiyarlıktan önce gençliğin ve hastalıktan önce sağlığın” hadisi şerifi konu edinilmiş. Hutbenin sonu, "Her yılın sonu, yeni bir yılın başlangıcıdır aslında. Öyleyse bu yeni başlangıcı vesile kılarak hadiste dile getirilen soruları kendimize yeniden soralım. Unutmayalım ki; ömür sermayesinden geçen bir yılın sonunda kendini ve yaratılış gayesini unutarak, değerlerimizle örtüşmeyen, insan hayatına katkısı olmayan gayr-i meşru tutum ve davranışlar sergilemek bir mümine asla yakışmaz. Yeni bir yılın ilk saatlerinin başka kültürlere, başka dünyalara ait yılbaşı eğlenceleriyle israfa dönüştürülmesi ne kadar da düşündürücüdür. Sevap-günah, hayır-şer konularında muhasebe yapılması gereken saatlerin, emek harcamadan zengin olmak arzusuyla kumar, piyango gibi şans oyunlarıyla heba edilmesi ne kadar da üzücüdür... " şeklinde bitirilmiş.

Siyah punto ile belirttiğim yerler bazılarının zoruna gitmiş. Yönünü camiye dönmeyen bazıları cinnet saldırısının ardından gözünü hutbeye çevirmiş. “Vay efendim kişilerin yaşam tarzı üzerine nasıl böyle bir hutbe okunur” diye atışlara başladı. Ne var bu hutbenin içeriğinde? Yüzde 99’u Müslüman dediğimiz  bir toplumun fertleri kültürel yozlaşmaya karşı uyarılmış. Bir kamu hizmeti yapılmış. Böyle bir günde bu şekilde bir hutbe i’rad edilmeyecek de neden bahsedilecek? İstedikleri etliye-sütlüye karışmayan sadece öldüğümüz zaman bizi defnedecek bir din içeriği anlaşılan. Kusura bakmayın ama bu din -beğenseniz de beğenmeseniz de- insanın doğumundan ölümüne kadar hayatın her alanına karışan bir dindir. Daha turpun büyüğü heybede...ahiretinize de karışacak. Bu din iyiyi, güzeli...yapmamızı; kötü şeylerden kaçınmamızı ister. Sadece insanları  uyarır. Tercih, aklını kullananlarındır.  İster inanır, ister inanmaz. İnanmadıkları için asla onlara baskı uygulamaz. Bu ülkede milyonlarca insan yılbaşı vb geceleri kutlar, bir o kadarı da kutlamamak için hassasiyet gösterir. İsteyen kutlar, isteyen kutlamaz. Bu durumda Diyanet görevini ifa etmiş. Ne diyecekti yani? Kutlayın, din bu konuda ne karışır mı diyecekti? Şakaysa yaptığınız...bunu anlarım -hatta severim- ama  şimdi zamanı değil. Ciddi iseniz vahim bir durum. Allah akıl noksanlığı vermesin kimseye.

Kültürel yozlaşma maalesef iliklerimize  kadar işledi. Ne tam batılı olabildik ne de doğulu kalabildik. Bir TV programında rahmetli Rauf DENKTAŞ, bir seçim çalışmasında başından geçen bir anısını paylaşmıştı: “Seçim çalışması yaparken bir kahvehaneye uğradım. İçeride propagandamı yaptıktan sonra çıkışta 15-16 yaşlarında bir kız çocuğunu gördüm. Boynunda Hristiyanların sembolü  ‘haç’ işareti olan bir kolye dikkatimi çekti. ‘Kızım, bu boynundaki ne?’ dedim. ‘Haaç’ dedi. Ardından ‘Sen Müslüman değil misin’ dedim. Bu soruma cevap vermek için epey düşündü. Sonra ‘Galiba Müslümanım’ dedi.”

Şimdi burada suçlu kim? Daha hiçbir şeyin farkında olmayan bu çocuk mu? Yoksa ona dini ve kültürel değerlerimizi camide, okulda, hutbede anlatmayan bizlerde mi? Karar sizin. Suçluyu arayalım ama doğru yerde arayalım, birbirimize girmeden. Zira istedikleri iç karışıklık. Aklımızı kullanalım. Bilinçaltında sakladıklarımızı ortaya çıkarmayalım. Yoksa çok gülünç duruma düşeriz. 02/01/2017

04/01/2017 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.