30 Ekim 2016 Pazar

Ağzından çıkmaya görsün... Öğretmen seçimi

30.10.2014 tarihinde bir felaket tellalının öğretmen seçimiyle ilgili önerisi:

BİR OKULDA 8 YILINI TAMAMLAYAN ÖĞRETMENLER İÇİN.....
* ÖĞRETMENLERİN YETERLİ OLUP OLMADIĞINI TEST EDECEK HER İLDE BİR KOMİSYON KURULMALIDIR.
* ÖĞRETMENLER SÖZLÜ MÜLAKATA ALINMALIDIR.
* ROTASYON İÇİN ÖĞRETİM YILI SONU BEKLENMEMELİDİR.
* HER BİR ÖĞRETMENE 3 DAKİKADA 3 SORU SORULMALIDIR. KOMİSYON ÖĞRETMENİN FİZİĞİNİ, YETERLİLİĞİNİ...VB ÖLÇSÜN.
* YETERLİ OLMAYAN ÖĞRETMENİN GÖREVİNE SON VERİLEREK MEMUR OLARAK BİR DEVLET KURUMUNDA GÖREVLENDİRİLSİN VE ÖĞRETMEN ÜNVANINI BİR DAHA KULLANMASIN.
* BAŞARILI OLAMAYAN ÖĞRETMENLERİN YERLERİ MÜLAKATTA BAŞARILI OLAN ÖĞRETMENLERE TERCİHTE BULUNDURULSUN.
* BAŞARISIZ KILINAN ÖĞRETMENLERE, ATANINCAYA KADAR EĞİTİM VE ÖĞRETİM İÇERİSİNDE YAZ TATİLİ İZNİ KULLANDIRILSIN.
* BAŞARISIZ OLUP HERHANGİ BİR KURUMA ATANAN ÖĞRETMENLERİN YERİNE ÖĞRETMEN İHTİYACINI KARŞILAMAK İÇİN YENİ MEZUN OLANLARDAN MÜLAKAT YOLUYLA BAŞARILI OLANLARDAN ÖĞRETMEN OLARAK GÖREVLENDİRİLME YAPILSIN. BU MÜLAKATA DAHA ÖNCE ÖĞRETMEN OLUP DA BAŞARISIZ OLAN ÖĞRETMENLER DE BAŞVURABİLSİN.
* ÖĞRETMENLER İÇİN HER YIL YAPILMAKTA OLAN KPSS İSİMLİ YAZILI SINAV YAPILMASIN. 30.10.2014

Yakıt parasının yerini fotokopi parası aldı

Devletin yakıtını tam veremediği zamanlarda okullar öğrenci velilerinden yakıt parası isterlerdi. Devlet yakıtını tam verdiği zamanlar da bile okul yönetimi para istediği zaman veli bu parayı yakıt parası olarak bildi hep.

Kayıtlarda paralar alınmaya devam etti yine. Her kayıt döneminde Bakanlık, kayıt parası adı altında para alınmaması şeklinde uyarılar yaptı. Cazibe merkezi olan okullar velilerden yüklü miktarda kayıt parası almaya devam etti. Kenardaki okullar ise sembolik yardımlarla kayıt yapabildi. Bir zaman okullar pul parası, zarf parası adı altında para aldı. Hiç alamayan bir top fotokopi kağıdı istedi.

Bakanlık sonunda kayıtları otomatik olarak yapmaya başladı. veli oturduğu yerden çocuğunun hangi okula kayıt olduğunu sistemden öğrendi. Bakanlık her okulun yakıt, elektrik, telefon ve su giderlerini tamamen üstlendi. Temizlik ve kırtasiye giderlerinin ekseriyetini de karşılamaya başladı. Okullar artık para isteyen yerler olmaktan çıktı dense yeridir. Fakat yine de okullar eğitim ve öğretim yardımı adı altında velilerden para talebinde bulunmaya devam ediyor. Çünkü koskoca okulun ihtiyacı yakıt, kırtasiye, su, elektrik vb ihtiyaçlardan ibaret değildir. Veli bu konuda ikna edildiği takdirde alınan bu paraların çok da sorun olacağını sanmıyorum.

Dikkatimi çeken bir sorun var. bazı liselerde veya ortaokullarda öğrenciden öğretmen fotokopi parası istiyor. Çünkü okullar öğretmene şifre vermişler. Öğretmen de çektiği fotokopi ücretini öğrenciden istiyor. Garip bir durum gerçekten. Öğretmenin öğrencisinden 5-10 kuruş gibi bir parayı istemesi gerçekten çok ayıp. Düşünün ki bir çocuğun dersine 12 tane öğretmen giriyor. Her bir öğretmen ayrı ayrı öğrenciden para talep edecek. Yok mu bunun başka yolu...Zaten veliden belirli bir miktar yardım talep ediliyor. Fotokopi ücreti de eklenip istense ne olur, kıyamet mi kopar... 30/10/2016

Yok mu bu işin ortası?

Perakende alışverişi sevmeyiz. Toptancıyız toptancı. Bizim için bir şey ya vardır ya da yoktur. Hiç ortası olmaz. Hep kenarlardayız. Aşırı uçtur bizim mesken edindiğimiz yerler. Bereket inananlar arasında ortak bir Allah'a inanıyoruz. Allah nazardan saklasın.

Allah'a inanıyoruz ama nasıl bir Allah? Daha işin başında başlıyor bizim ayrılığımız. Kader anlayışımız zaten evlere şenlik. Ne anlatan anlattığını anlar ne de dinleyen. Kafamızdaki problemler çözüleceği yerde iyice sarpa sarar. İman esaslarından mı değil mi? Kabir hayatı var mı yok mu? Hz Muhammed, son peygamber. Şükür bir ortak noktamız daha. Fazla sevinme dur hele. Peygamberin şari yönü var mı/yok mu? Hadisleri nereye koyacağız? Sahih mi/uydurma mı/zayıf mı/ amel edilir mi? Kur'an tek başına bize yeter/yetmez.

Tarikat/cemaat/şefaat/keşif/tasavvuf/keramet vardır/yoktur. Mehdi/Mesih/Deccal gelecek mi? Kıyametin alametleri olur/olmaz. Teravih diye bir namaz vardır/yoktur. Recm var/yok. Mürted öldürülür/öldürülmez. İctihat kapısı kapandı/kapanmadı.

Uzar gider bizim meselelerimiz. Niyetimiz sona erdirmek değildir. Muhabbetini severiz. Konuştukça konu konuyu açar. Herkes diğerini kendi görüşüne inandırmaya çalışır. İnanmazsa makbul biri değildir. Kimse doğruyu bulmak için konuşuyor değildir. Herkesin amacı öbürünün görüşünü alt etmektir. Kendi yumuşak karnını koruma altına almaktır. Bu bazen savunma bazen de saldırı ile olur. Baktı ki karşı tarafı ikna edemiyor, ya adamı mürted ilan ederiz. Ya da gücümüz yetiyorsa şiddet uygularız. Dışlarız. Arkamızdan gelenlere "Falan sapıktır, uzak durun, sakın dinlemeyin" diye  sıkı sıkıya tembih de bulunuruz. Derdimiz ardımızdan gelenlerin gözünde sıfırlanmamak ve onları yanımızda tutmaya devam etmek. Bu şekilde yuvarlanır gideriz. Kendimizin düşüncesi dışındaki insanlara hayat hakkı tanımayız. Gücü ele geçirirsek  bastırırız, gerekirse yok ederiz, ezer geçeriz. Amacımız nedir bizim gerçekten? Üzüm yemek mi bağcıyı dövmek mi? Gördüğüm kadarıyla kimse üzüm yeme niyetinde değil. Hep germek, hep germek.

Nedir bizdeki bu hastalığın adı? Tedavisi var mı bunun? Bir olmak için binlerce ortak noktamız varken bu kadar gayrılık niye? Yetmedi mi dışımızdakilerin gözünde gülünç duruma düştüğümüz? Eskiden cehaletten dert yanardık. Şimdi herkes allameyi cihan maşallah! Cahil meseleyi kavga gürültüyle çözerdi, bugün okumuşlar ve köşe başını tutmuşlar vatandaşı birbirine geriyor. Aynı gemide ateş ve barut yolculuk yapıyoruz.

Neden farklı fikre sıcak bakmıyoruz? Niçin herkesi kendimiz gibi düşünsün diye mahalle baskısı yapıyoruz. Eğer bir konuda hepimiz aynı düşünürsek bu kadar insan olması normal mi? Bırakın da insanlar farklı farklı düşünsünler. Saygıya ve anlamaya dayalı farklı fikirlerin bize faydası olur, zararı olmaz. Allah bile emrine karşı gelen Şeytan'a kıyamete kadar insanları saptırmak için mühlet verdi. Bırakın da farklı fikirler şiddet ve baskıya yol açmadığı müddetçe içimizde devam etsin.

Bırakalım da herkes ahiret azığını hazırlasın. Orada herkes, bu dünyada ektiklerini biçecektir. Kimin doğru yolda olduğunu mahşerde hesaba çekileceğimiz zaman görsek. Bu acelecilik niye? Yoksa ahirete de mi inanmıyoruz? Ahiret inancımızda da mı sorun var?

Oturup konuştuk. Anlaşamadık. "Senin dinin/düşüncen; fikrin sana, benim ki de bana" demek yetmesin mi? Yok mu bu işin orta yolu ey Allah'ın kulları! 30/10/2016