20 Mart 2016 Pazar

Bu yönetici daha şeffaf


Yöneticiler hesap verebilir ve şeffaf olmalı diye söyleriz ya hep. Nihayet biz böyle bir yöneticiye sahip olduk.  

19/12/2015 tarihinde (http://dilinkemigiyok.blogspot.com.tr/2015/12/ad-konmams-bir-hastalk-turu.html) adresimde paylaştığım mangal yakan kişi önceki yöneticimizdi. Çatıda mangal yaktığını karşı komşu zilime basıp “Çatınızda yangın var” demesiyle haberdar olmuş, çatıya doğru yöneldiğimizde az sonra kokusu çıkmıştı: Yöneticimiz çatıda mangal partisi yapıyordu. Bu sene o yöneticimiz evini satıp bir başka yere gitti. Apartman otomatiğinin aylık elektrik borcunu ödemesi için bir komşumuza sözlü görev vermiştik. O da şimdilerde “Apartmanın yöneticisiyim” diye dolaşıyor. Ama olsun. Zaman zaman dış kapıyı niçin açık bırakıyorsunuz. Yönetici olarak kapalı tutmanızı istiyorum” dese de  adam kendine bir  görev biçmiş. Artık yöneticimiz o.

Pazar günleri çarşıya çıkma alışkanlığım yok. Nedense bugün çıktım. Bir iki saat sonra eve döndüm. O da ne? Dört yol ağzındaki apartmanın kaldırımında herkese yaktığı dumanı teneffüs ettiren ve Pazarlarını zehir ettiren  biri var.  Baktım bizim yönetici. Mangalı yakmış, üzerine de tavuğunu koymuş: Pişiriyor. Bize de komşuda pişen olarak dumanı ve kokusu kaldı. Yol ağzından ikinci kattaki ev ahalisine emir yağdırması ve iş yapıyorum havası içerisindeki havası görülmeye değer gerçekten. Görüntüsünden yaptığı işin çok kötü olmadığına kendini inandırmış ve sorumlu koca havası vermesi ise ayrıca görülmeye değer. Aslında yaptığı haltı sizinle de paylaşmak isterdi ama kendisi Facebook özürlü. Siz de benim yazı ile yetinin.

Anlayacağınız her şeyiyle alın size şeffaf bir yönetici. Hep istemiyor muyduk; yöneticiler şeffaf olmalı , hesap verebilmeli diye. Buyurun her iki özelliğe sahip bir yönetici. Öyle zannediyorum. Tavuğun gelen kokusu  benim ağzımın suyunu akıtırken sizler de böyle bir yöneticiye sahip olamadığınız için kendinizi dünyanın en bahtsız apartman sakini olarak  bu yazıyı üzülerek okuyorsunuz.  Çok üzülmenize gerek yok. Eğer isterseniz böyle şeffaf bir yönetici sizlere bir telefon kadar yakınım. Beni ararsınız. Ben de elektrik parası yatırmanın dışında sorumluluk ve görev vermediğimiz yöneticimizi, sizin apartmanın yöneticiliğini de yapması için yönlendirebilirim.

Bu yöneticideki şeffaflığı ve kendisine karşı öz güveni görünce  çatıda mangal yakan yöneticiyi kınadım gerçekten. Çatısında ve apartmanının  kaldırımında  bir mangal dahi yakamayan sizleri daha şiddetli kınıyorum. Üstelik milli servet demeden aracınızla piknik yerlerine gidiyorsunuz. Ne gerek var. Üstelik apartman önündeki usul, daha hesaplı, daha ekonomik, daha ucuz. Hem de külfetsiz.  Yapamadınız, yapamazsınız biliyorum. Halbuki yapacağınız tek şey ar damarınızı  çatlatmak. Yok biz yapamayız diyorsanız; çatlayın emi!


Seçin, beğenin hangi yöneticiyi istersiniz. Çatıda mangal yakanı mı, yoksa meydan da mangal yakanı mı? Tercih sizin. Sizin için eğer isterseniz, şu anda yapabileceğim tek şey: duadır. Darısı başınıza… 20/03/2016

18 Mart 2016 Cuma

O bana vezir ol dedi. Ben rezil olmayı seçtim**

İşittim ve isyan ettim

Nisa 46 da Allah, Yahudileri anlatırken "İşittik ve isyan ettik" dediklerini belirtir. Okudukça, bu Yahudiler ne kadar da döneklermiş. Daha inandık der demez hemen ardından isyan ediyorlar. Hiç de omurgalı değillermiş, sözlerinin erleri hiç değiller derdim. Hiç üzerime almazdım Yahudileri anlatıyor diye. Ne de olsa ayet Yahudiler hakkında inmiş diye kendimi avuturdum.

Müslümanların ve İslam dünyasının içler acısı durumunu düşününce Allah, Yahudiler üzerinden insan psikolojisini, insanın tiyniyetini anlatıyormuş da hiç oralı olmamışım. Bugünkü yaşantıma bakıyorum ve benim tavrım Yahudi zihniyetinden farklı değil. Teoride "İşittik ve itaat ettik" diyorum. Pratikte ise isyanlara oynuyorum. Zira Allah:

-Adam öldürme diyor. Ben öldürüyorum. Hatta katliam yapıyorum.
-Kendi kendini öldürme diyor. Ben canlı bomba oluyor, başka masumları da helak ediyorum.
-Aklını kullan diyor. Ben başkasının aklıyla hareket ediyorum. Onların emir eri oluyorum.
-Zinaya yaklaşmayın diyor. Ben zina, taciz dahil,  her türlü tecavüze yelken açıyorum.
-Gıybet etme. Çünkü gıybet, ölmüş kardeşinin etini yemek gibidir diyor. Ben üç öğün yemekten fazla dedikodu yapıyorum.
-İftira atma diyor. Ben iftirayı da geçtim. Artık algılar oluşturuyorum.
-Pişman olmamak için bir haberin doğruluğunu araştır diyor. Kullanacağım  bir haber ise eğer balıklama atlıyorum; rakibimi alt etmek için.
-Birbirinizle tanışasınız diye farklı halk ve kabileler olarak yarattım diyor. Ben ırkımı üstünlük emaresi olarak kullanıyor. Bir başkasına Zenci muamelesi yapıyorum.
-Şüphesiz kulak, göz ve kalp yaptıklarından sorumlu tutulacaktır diyor. Ben cahil cesaretiyle tüm vücudumu kullanıyorum bir başkasını ezmek için.
-Emanetleri ehline verin diyor. Ben, benden olana veriyorum.
-Birine olan düşmanlığınız adaleti elden bırakmanıza sebebiyet vermesin diyor. Ben, elde ettiğim makam gücünü başkasını ezmek, yok etmek için kullanıyorum.
-Ben tövbe edenleri ve temizlenenleri severim diyor. Ben hafif bir hata, hafif bir yalpasında ezip geçiyorum hata ve yanlış yapanı.
-Faiz yiyenler Allah ve Resulüne harp açmış gibidir (kazanamazsınız) diyor. Ben adını değiştirip mecburum diye afiyetle yiyorum, harcıyorum. Üstelik fetva veren akıl hocalarım var. Tek umudum, ya yenersem ümidiyle yaşamak.
-Saçıp savuranlar Şeytan'ın kardeşleridir diyor. Ben her şeyi ihtiyaç diyerek haceti asliyeden kabul ediyorum. Harcadıkça harcıyorum.
-İyiliği emret, kötülükten sakındır diyor. Ben , bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyorum.
-Çalmayın diyor. Ben özellikle kamu malını kendime ya da başkasına peşkeş çekiyorum.
-Emir olunduğun gibi dosdoğru ol diyor. Ben, bu doğruluğu başkasından bekliyor ve kendimi alemin doğru, dürüstü görüyorum…

Hasılı Rabbim, “İşittik ve itaat ettik deyin” diyor. Ben “İşittim ve isyan ettim” diyorum. Emirlerine kulak asmadığıma yüzlerce örnek verebilirim. Bu şekilde kendi başıma buyruk yaşadığım İslam beni vezir mi yapar, yoksa rezil mi? Ben ve içinde bulunduğum İslam dünyasının yerlerde sürünen yaşantısını görünce rezil olduğum anlaşılıyor. Eğer “İşittim, itaat ettim” deyip O’nun emirlerine uygun hareket etseydim, O ve gönderdiği İslam beni vezir yapacaktı. Ama ben rezil olmayı seçtim. Evet yaşadığım bu İslam beni rezil etti maalesef.


Tercihlerimiz bizim yapıp ettiklerimize göre şekillenmiyor mu? Sünnetullah budur. Kendi düşen ağlamaz. Bende bu isyan azmi oldukça vezirlik kim ben kim? Rezil olmaya devam. Çünkü “Bir topluluk kendini değiştirmediği müddetçe Allah hiçbir topluluğu değiştirmez.”

"Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Şayet Sen bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmez  isen biz hüsrana uğrayanlardan oluruz." (Zaten olduk.) 18/03/2016

** 18/03/2016 tarihinde Kahta Söz Gazetesinde "İşittik ve isyan isyan ettim" ismiyle yayımlanmıştır.

17 Mart 2016 Perşembe

Nasıl bir ruh hali bu?*

13 Mart Pazar  günü bildiğiniz gibi  Ankara’da  meydana gelen canlı bomba  terörü sonucunda 37  insanımız can verdi. 71 kişi de yaralandı. Bu menfur olayla ilgili bir gazetenin verdiği  haber ve haberin altına yazılmış yorumu paylaşmak istiyorum sizlere:

Gazete haberi: "Seneye öğretmen olacaktı… Gazi Üniversitesi 4.sınıf İngilizce öğretmenliği (başörtülü) öğrencisi Feyza Acısu, dün yaşanan  patlamada hayatını kaybetti."
” Bu habere yapılan I. yorum: “Hiç yoksa bunun öğretmen olup bağnaz bir nesil yetiştirme olasılığının ortadan kalkmış olması ufak bir tesellidir. Kimse kusura bakmasın, kafasındaki o çaputla herhalde astronot yetiştirmeyecekti.”
II. yorum: “Türkiye’de 3 tane ana kesim var, Yobazlar, kürtler ve Atatürkçüler. Artık kardeşlik zamanı diye kendimizi kandırmayalım. Zayıflık göstermek sonumuz olur. Bu yüzden can düşmanımız olan yobazlardan birisinin ölmüş olmasına üzülemem. Kusura bakmayın. Yarın bunun yetiştirdiği nesil de  ışidin canlı bombası olacaktı.” (Yazım ve imla yanlışları yorumcuya aittir.)

Ne dersiniz bu yoruma? Üzüldüğünüzü, hayıflandığınızı düşünüyorum. Az bir vicdanı olan bir insanın böylesi bir yoruma hayıflanmaması mümkün mü? Sanal alemde bu yorumu görünce tıpkı sizin gibi üzüldüm. Sözün bittiği yer dedim. Gerçekten ne denirdi böyle bir yoruma. Bu nasıl bir psikoloji? Bu nasıl bir ruh hali? Dünyanın en kötü eğitim sistemi bile bu psikolojiye sahip bir nesil yetiştirmeyi aklının ucundan geçirmez. Eli kanlı, gözünü kan bürümüş deriz şiddet yanlısı kişilere. Bunun durumunu anlatmaya cümleler yetmez. Olsa olsa beyni kanlı denebilir. Bu tür hastalıkların da pek tedavisi olmaz. Kansere rahmet okutur. Kanser olan sıkıntıyı kendi çeker. Böyleleri cümle aleme çektirir.

Bu yorumu yazan maalesef bizden biri.  Aynı ülkede yaşıyoruz. Tıpkı bizim gibi iki eli, iki ayağı, gözü, kulağı olan insan -görünümlü- birisi. Otobüste, takside, parkta, yol ve caddede bu ve benzerleriyle belki de yan yana  aynı havayı teneffüs ediyoruz.

Bir yerimiz ağrıdığında doktora gideriz tedavi olalım diye. Psikolojik hasta olduğumuzda ise bir psikolog ya da psikiyatriste gitmeyi düşünmeyiz. Çünkü hasta olduğumuzu kabul etmeyiz. Kendi fikrimize, zikrimize aşığız neredeyse. Yıllar önce okulun altını üstüne getiren 5. sınıf bir öğrencimiz vardı. Tüm personel onun vereceği zarardan emin olmak için her yolu-metodu denedik. Son çare durumu babasına anlatıp çocuk psikiyatrisine götürmesini istedik. Fakülte hastanesini arayıp Pazartesi saat 09.00'da randevusunu da  alıverdim.  Pazartesi okula geldim bizim öğrenci okulda. Senin şu anda hastanede olman gerekiyordu. Yoksa unuttun mu dedim. "Hayır unutmadım hocam" dedi. Peki niye gitmedin dediğimde: " Ben deli miyim hocaaam" cevabını verdi. Evet cevap tanıdık. Bu tip hastaların kendilerinin hasta olduğunu kabul ettiklerini hiç görmedim. Çok zeki olan bu çocuğun verdiği cevap çok masumane. Büyüklerin verdiği cevaplar tıpkı bu çocuğun verdiği cevabın tıpatıp aynısı.

Bu tür yorum yapan zihniyete sahip olanların sayısının fazla olmadığını ümit etmek istiyorum. Ama az da olmadığını hissediyorum maalesef.  Bu küçük toprak parçasında 72 milletten fazla olduğumuzu, cins cins insanlarla olduğumuzu düşünüyorum. Ya bu yorumu yayınlayan editöre ne demeli? Editörün denetiminden geçmiyor mu bu tür yorumlar? Şayet okumadan yayımlamışsa gaflet içerisinde olmalı. Okuyup da yayımlamışsa işte esas fecaat o zaman ortaya çıkar. Basın ahlak, etik kuralları vardır bu yazılı ve görsel medyanın. Bağlı oldukları konseyleri vardır. Eğer işletmiyor iseniz bu kuralları, gölge etmeyin ne olur!

Rabbim azınlıkta olan aktif kötülerin şerrinden çoğunlukta olan pasif iyileri korusun. Ne günlere kaldık…17/03/2016

* 26/03/2016 tarihinde Anadoluda Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.