7 Aralık 2015 Pazartesi

Kimin dudağı kimin yanağında?


Meryem Teyze balkondan aşağıya bakarken güpegündüz, işlek bir sokakta iki karşıt cinsin öpüştüğünü görür ve hemen " Ayıp değil mi gençler" diye seslenir. Erkeğin utancından yüzü kızarır, başı önde yürümeye başlar. Kızımız başını kaldırır ve " Kıskandın değil mi" diye cevap verir.... Sonra ne mi olmuş? Meryem Teyzenin yüzü kızarmış ve: " Terbiyesiz,, neyi kıskanacağım, benim 4 tane oğlum var. Fesübhânellah, ne günlere kaldık, ya Rabbi" diyerek içeri geçmiş.
✩✩✩
Otobüs durağında bekleyen 15-16 yaşlarındaki iki genç kızın yanına az ilerde duran iki gençten biri geldi. Kızı öptü. Kız beni gördü. Utandı sandım. Mutlu, huzurlu ve gülen yüzüyle o da gitti onu öptü, gelen otobüsün içindekilere, yoldan geçenlere ve durakta bekleyenlere aldırmadan. Ben ne mi yaptım. Meryem Teyze kadar olamadım. Sadece seyrettim ve bakakaldım. Hiçbir şey diyemedim.
✩✩✩
Lut peygamberin kavmi niçin helak oldu acaba? Sadece Lûtîlikten mi? Fuhşiyatı cadde, sokak, çarşı demeden herkesin gözü önünde aleni olarak yaptıklarından dolayıdır.


Bizim kültürümüzde eş bir yere giderken uğurlamaya gelenlerle sarılır, tokalaşır, eşine de uzaktan "Hoşça kal" derdi. Nereden nereye... Bindik bir alamete. Gidiyoruz kıyamete bakalım. Allah hakkımızda hayırlısını versin. Lut zamanında "Bari bu işi az ötede yapın" diyenler çıkarmış. Biz bugün hiçbir şey söyleyemiyoruz bile maalesef. Allah bu tür neslin anne-babalarına ve çocuklarımıza yardım etsin.


Toplumun bozulmasının iki nedeni: 

1.Namazı terketmek.
2.Şehvetlerine uymak...

Gün bugün maalesef.

★ Ben yazarken utandım.Ya siz?
26.08.2015

Âmâları nasıl biliriz?

Baştan söyleyeyim, ben bu âmâların yaptıklarına hayran kaldım.
Kemal Öztürk Yenişafak'taki 26/08/2015 tarihli köşesinde kör bir arkadaşlarının durumunu şu şekilde açıklamıştı: 

"Kanada'da kaldığım zamanlarda, Toronto'da bazen yolumuzu kaybederdik. Görme özürlü arkadaşımız Kenan Önalan, hepimizin şaşkın bakışları arasında bize yolu tarif ederdi de, öyle evin yolunu bulurduk. Harika bir yön ve kavrayış yeteneği vardı. Sonradan tanıdığım bir çok görme özürlüde bir derinlik, içsel bir zenginlik ve muhakeme yeteneği olduğunu fark ettim. Allah bir kapı kapatınca, başka kapılar açmış onlara."
Yazının etkisinde kalmıştım, bir âmâ nasıl yol tarif eder diye. Ertesi gün işe gitmek için otobüse bindim. Ardımdan bir âmâ bindi. Şoförün ardındaki oturağa oturdu. 2-3 durak sonra bir başka âmâ bindi. Arka tarafa doğru giderken kolundan tutup yanıma oturttum.10 dakika gittikten sonra yanımdaki âmâya diğer oturaktaki âmâ: "Nasılsın, Mustafa Abi "demez mi. Sonra beyefendice muhabbete daldılar, kimseyi rahatsız etmeden.
Mübarek, otobüsün çalışmasının dışında ses yok. Nasıl hissettin. Valla helal olsun, sizin gibi âmâlara. İnecekleri yere gelince de kimseye sormadan, kimseyi rahatsız etmeden indiler. Birbirinin koluna girerek yola revan oldular.
Milli Eğitim Müdürlüğünün telefon santrallerinde genellikle âmâlar çalışır. Aradığımız şube müdürü yerinde olmayınca cep numarasını isteriz. Anında teklemeden verirler.
Rabbim bize mükemmel organlar vermiş, kendi cep numaramızın dışında kimsenin numarasını bilmeyiz. Adamlar biz gözü olanlara yol ve yön tarif ediyorlar. Tanıdığını görmeden hissediyorlar.
Bizim gibi bakar kör, bizim gibi yön özürlü, bizim gibi balık hafızalı değiller. Görüntüleriyle pozitif enerji vermeye devam ediyorlar.
Çok şükür ama, mükemmel sandığımız görüntümüzle eksilerdeyiz maalesef. Ben bu âmâları görünce onlara gıpta ettim ve kendimden utandım. 29/08/2015

Sana iyi hayır'lar efendim!


-Üstad, öncelikle seni tebrik ederim.
-Niçin
-Bunca yıl siyasette bir ileri, iki geri nasıl durdun?Siyaset zamana, zemine ve olaylara göre politika geliştirmedir. Proje geliştirmek gerek tutunmak için.
-Bundan kolayı ne var. Ben hiçbir şey yapmadan devam ediyorum siyasetime.
-Nasıl becerdin bunu?
-Sorumluluk almayarak...
-Nasıl yani?
-Her şeye karşı çıkarak.
-İyi şeylere de mi?
-İyi-kötü her şeye muhalif olmak benim vazifem. Her şeyde bir hin oğlu hinlik, bir Çapanoğlu, bir art niyet ararım.
-Sana İrem Bağları bağışlansa da mı?
-Evet ona da karşıyım.
-Sen aynı zamanda iyi bir niyet okuyucusun o zaman?
-Aslında herkes benden her zaman bir konuda ne diyeceğimi merak eder. Şaşarım onların aklına. Çünkü bende evet yoktur. Hep " hayır hayır hayır" vardır. Hatta bana bir dostum olarak soru sordun ya sen bile art niyetlisin benim nazarımda. Git başımdan yoksa seni de düşman bellerim.
-Sana iyi hayır'lar efendim.
29.08.2015